Bizi takip edin
Bizi takip edin
Güncel

Türkiye yoksa sol da yok



13.10.2017 11:34:25
Zihinler Amerikancı dincilerin-liberallerin sözleriyle kirletildi. Solcu olmak için önce yurtsever olmak gerektiğini belirten Attila İlhan için bu ikisini aynı anda mümkün kılan kavram anti-emperyalizm idi. Bugün kimileri salt Erdoğan nefreti ve etnisite sebebiyle solculuktan vazgeçiyor!

Ezberden…

Klişeden…

İdare-i maslahatçılıktan hoşlanmam. Bunlar aydının düşmanıdır. Tembelleştirir, sıradanlaştırır, vasata mahkum eder, düşünceyi öldürür.

Aydın arayan insandır. Yıkıp kurandır. Aydın, kalemiyle yüksek tepelere tapınaklar inşa edendir.

12 yıl önce 11 Ekim'de kaybettiğimiz Attila İlhan aydına iyi örnektir. Şiir, hikaye, roman, senaryo ve gazete yazıları yazan salt bir edebiyatçı değildi. Fazlasıydı.

Nazım Hikmet hayranlığıyla solla ve itibarıyla hapishaneyle tanıştı. Gittiği Fransa'da solu ararken Atatürk'ü keşfetti: “İçlerinden bir arkadaş bana dedi ki: ‘Sizin devrimci bir lideriniz var. Adı Kemal miydi, neydi? Onun ideolojisi nedir? Ben birdenbire çok fena bozuldum. Çünkü ‘yurtta sulh cihanda sulh'tan başka doğru dürüst hiçbir şey bilmiyoruz!

Çok şaşırdım: ‘Biraz zaman ver, ben sana bunu anlatacağım' dedim.

Ondan sonra Fikret Uray'a yazdım, Mustafa Kemal Paşa'nın Söylev ve Demeçleri'ni Nutuk'u toparla, yolla dedim. O da eksik olmasın, hemen gönderdi.

Geceleri oturdum, Gazi'yi okuyorum, orada başladım Gazi'yi okumaya…” Bu okumalar Attila İlhan'ı sol'un tarihi kökenlerini araştırmaya yöneltti. “Önce Mustafa Kemal'i ve Kemalizmi tanımış olsaydım, sosyalist düşünceye ilgi duymazdım” diyen Attila İlhan, bu tanıma sürecinin ardından bir “Kemalli” olarak kendisini, Türkiye'ye Mustafa Kemal ve Kemalizmi öğretmeye adadı…

Attila İlhan'a bugün ne çok ihtiyacımız var.

Malum…

Türkiye, TSK'nın İdlib operasyonunu tartışıyor. Bazıları nedense buna burun kıvırıyor. Hatta daha da öteye geçeyim, operasyona karşı çıkıyor. Oysa Türkiye, son 6 yılın Suriye politikasında en doğru tavrı gösteriyor. Uluslararası meşruiyet var mı? Var. Uluslararası Astana Konferansı'nda yapılan uzlaşmayla operasyon yapılıyor.

TSK işgalci mi? Hayır.

Aksine sürece Suriye'deki meşru hükümetin desteği var.

TSK, gayrı meşru bir savaş mı yürütüyor? Hayır.

Aksine sınırı için tehlikeli olan terör gruplarını İdlib'den çıkarmaya çalışıyor. Öyleyse bu operasyona neden karşı çıkılıyor?

İki kesim var: Biri, bu sürecin Suriye'nin kuzeyinde devlet hayalleri kuranların işine gelmediğinin farkında. Rusya ve İran destekli Astana sürecinin ABD'nin elini zayıflattığını görüyor.

Diğerleri ise “depresif muhaliflik” hastalığından muzdarip! AKP'ye güvenleri öyle kayboldu ki, “yaptılarsa vardır bir hata” diyerek karşı çıkıyorlar!

Bunları biraz anlıyorum. Ama… Bakınız… Atilla İlhan olaylara “iktidarda AKP mi, CHP mi var” gözlüğünden bakmazdı. “Hangisi milli”; “hangisi ezilen halkların yararına” diye sorup tavır alırdı.

Zira…

Sömürgecilerin hedefindeki mazlum milletlerin çıkarları ortaktı. Biri için iyi olan hepsi için de iyiydi.

Yani…

Binlerce insanını kaybetmiş Suriye için iyi olanı desteklemenin AKP'ci filan olmakla ilgisi yok! Zihinler Amerikancı dincilerin-liberallerin sözleriyle kirletildi. Solcu olmak için önce yurtsever olmak gerektiğini belirten Attila İlhan için bu ikisini aynı anda mümkün kılan kavram anti-emperyalizm idi. Bugün kimileri salt Erdoğan nefreti ve etnisite sebebiyle solculuktan vazgeçiyor! “Türkiye yoksa sol da yoktur” diyordu Attila İlhan…

Attila İlhan'ın “milliyetçiliği” hep altını çizdiği gibi yurtseverlikti.

Kana, soya, bağa değil yurdun varlığına ve yükselişine dayanıyordu: “Türk olmak, ırk ayrıcalığı değildir; Türk olmayı, böyle alma ve böyle koymaksa, düpedüz faşistliktir. Ama bunun tersi de doğru: Kürt olmak, Rum olmak, Ermeni olmak da ırk ayrıcalığı değildir; bunu böyle almak ve koymak da düpedüz faşistliktir…”

Kuşkusuz…

Mazlum milletlerin enternasyonal birliğine inanan Attila İlhan'dan başka tavır beklenmezdi. “Ne Amerika, ne Rusya, ne Avrupa Topluluğu, her şeyden önce, hepsinden önce Türkiye!” diyebilen bir aydındı o.

Şu tespiti, sorunun kaynağının emperyalizm olduğunun delilidir: “Türkiye geri kalmış değil, geri bırakılmıştır!” Onun hayali… – Ümmetçilikten kopmuş bir dindarlık… – Şablonculuktan çıkmış bir solculuk… – Irkçılıktan kurtulmuş bir milliyetçilikti… Tanzimat alışkanlıklarından kurtulup kendi topraklarının devrimciliğiyle buluşmuş Atatürkçülük bizi ulus/millet yapacak şemsiyeydi.

Ve kuşkusuz Attila İlhan… Her yere Mustafa Kemal büstleri dikip, altına sözlerini yazıp sonra tam aksini yapan gardrop Atatürkçüsü iktidarlarla-partilerle de kavgalıydı: “Onlar için Mustafa Kemal zararsız bir puttu, her yere heykelleri dikilir, döviz olarak etkisini yitirmiş bazı beylik sözleri meydanlara çekilir; ama hiç kimse, hiçbir yerde yaptığı devrimi gerçek yerine oturtmaya o kadar zengin ve keskin çizgili söylev ve demeçlerini ele alıp sistemleştirmeye çalışmazdı.”

Yani…

Atatürkçülük lafla olmaz. Mazlum milletler lehine, emperyalizm aleyhine olan her tavır desteklenmelidir. Attila İlhan'ı ölümsüz yapan bu görüşleridir.

 

Soner Yalçın

Sözcü



İLGİLİ HABERLER