Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

Karamollaoğlu 21 maddelik 'Eğitim Manifestosu'nu kamuoyuyla paylaştı



21.9.2020 17:30:26
Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, okullarda yüz yüze eğitimin başladığı gün, partisinin 21 maddelik 'Eğitim Manifestosu'nu kamuoyuyla paylaştı. Karamollaoğlu, okulların teknik açıdan yetersiz olduğunu söyledi ve iktidara önerilerde bulundu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, düzenlediği basın toplantısında partisinin hazırladığı eğitim raporunu açıkladı. Yapılan kamuoyu araştırması sonucu 21 maddelik bir manifesto duyuran Karamollaoğlu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a duyulan güvenin ve iyimser algının azalmaya başladığını söyledi.

‘POTANSİYELDEN YARARLANAMIYORUZ’

“Bir ülkenin en büyük serveti ne doğalgazı, ne petrolü, ne uçağı, ne de gemisidir. Bir ülkenin en büyük serveti gençliğidir. Genç nüfusudur. Biz Türkiye olarak Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkesiyiz. Bakınız, Türkiye’de okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde 18 milyon 241 bin 881 öğrenci var. Örneğin Almanya’da 8 milyon civarı genç varken, bizde sadece 18 milyon öğrenci var. Şimdilerde, aramızın gergin olduğu Yunanistan’da da 1 milyon civarında genç var. Sadece bu rakamlar bile, Türkiye’nin genç nüfus açısından, sahip olduğu potansiyeli, zenginliği ortaya koymak için yeterli. Peki, bu potansiyelden, bu cevherden, bu zenginlikten yeterince yararlanabiliyor muyuz? Maalesef hayır.”

YAPANLAR DA KENDİLERİ ŞİKAYET EDENLER DE

Gençlik bir cevherse, o cevherin işleneceği süreç de eğitim sistemidir. 18 yıldır ülkeyi aynı iktidar, aynı anlayış yönetiyor. Ama 18 yılda eğitimde 7 kere bakan, neredeyse 77 kere de sistem değişti. Değişen bakanların hepsi de, bir önceki sistemi eleştirip, yeni bir sistem getireceğini söyleyerek göreve başladı. Sonuç? Hepsi hüsran. Hepsi hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Maalesef Cumhuriyet tarihinin bu konuda en çok yanılan iktidarıyla karşı karşıyayız. Bizzat kendileri istisnasız, hemen her konuda “yanılmışız” dediler. Reform diye getirdikleri her sistem bir öncekini mumla arattı. Gariplik şurada ki; yapanlar da kendileri şikayet edenler de… Ancak eğitim başka yanlışlara benzemez. Eğitimde yapılan bir yanlış gelecek 50 yılınızı, gelecek 100 yılınızı etkiler.

EĞİTİM PARTİLER ÜSTÜ BİR KONU

LGS, OKS, SBS, TEOG, YDS, YGS, LYS, DGS, TUS, DUS, LES, ALES, KPDS, KPSS… Sayarken dilimiz bile dönmüyor. Bunlar Türkiye’de uygulanan sınav sistemlerinin isimlerinden bazıları… Çocuklar at yarışı gibi bir sınavdan öbürüne koşturuluyor. Sınavlara hazırlanmaktan bir türlü hayata hazırlanamıyorlar.

Hepimiz biliyoruz ki; eğitim 7’den 70’e toplumumuzun tamamını ilgilendiren bir konudur. Uzun yıllardır kapsamlı ve bütüncül politikalar üretilemediği için maalesef ülkemizde eğitim meselesi adeta bir kangrene dönüşmüş bulunuyor. Gönül isterdi ki eğitim deyince ülkemizin başarılarından, dünyaya model olmasından bahsedelim ama maalesef önümüzdeki veriler böyle bir tablo ortaya koymaktan oldukça uzaktır. Eğitim geleceğimizdir ve milli eğitim memleketin en önemli meselelerindendir. Saadet Partisi olarak milli eğitimi, memleketimizin en başta gelen meselesi olarak görüyoruz ve bu konuda atılması gereken adımların, ülkemizin bekası gözetilerek, siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

3 BİN 863 KİŞİYLE GÖRÜŞTÜK

Eğitim konusunun öneminden dolayı Saadet Partisi olarak bu konuya ilişkin kapsamlı bir kamuoyu araştırması yaptık. Bu çalışmanın sonuçlarını kısaca paylaşmak, akabinde konuya ilişkin kanaatlerimizi ve önerilerimizi somut olarak ortaya koymak istiyorum. Saadet Partisi olarak 1 Ağustos – 17 Eylül 2020 tarihleri arasında Türkiye’deki 81 ilde ikamet eden bin 333 öğrenci, bin 197 öğretmen, bin 333 veli olmak üzere toplam 3 bin 863 kişiyle bir saha çalışması gerçekleştirdik. Söz konusu araştırmanın sonuçlarının tamamını toplantımızın hemen akabinde bir rapor olarak basın mensuplarımızla paylaşacağız; fakat ben önemli birkaç hususun altını çizmek istiyorum: Türkiye’de eğitimin ciddi bir nitelik sorunu bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın yüzde 72,6’sı Türkiye’de nitelikli eğitim yapılmadığını ifade etmektedir. Bu oran öğretmenler arasında yüzde 78’e kadar yükselmektedir.

ÖĞRETMENLER DE EĞİTİMİN HAYATA HAZIRLAMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Eğitimdeki eşitsizlik gözle görülür ve tüm kesimler tarafından fark edilir hale gelmiştir. Vatandaşlarımızın yüzde 81’i tüm öğrencilerin kaliteli bir eğitime ulaşamadıklarını düşünmektedir. Bu oranın bu derece yüksek olması çok düşündürücüdür ve birçok toplumsal sorunun işaretidir. Gerçek hayattan kopuk olan bir eğitim sistemi çocuklarımızı hayata hazırlayamamaktadır. Vatandaşlarımızın 4’te 3’ü eğitim sisteminin çocukları hayata hazırlamadığını ifade etmektedir. Bu oran öğretmenler arasında bile yüzde 80’leri aşmaktadır. Öğrencilerimiz, akademik başarı için okul dışındaki aktörlere muhtaç ve mahkum edilmektedir. Katılımcıların yüzde 67’si, okulda verilen öğretimin akademik başarı için yeterli olmadığını düşünmektedir.

OKULLAR VE İMKANLAR YETERSİZ

Okullar spor salonu, bina, bahçe gibi fiziki özellikler ve laboratuvar malzemesi, eğitim araç gereçleri gibi teknik donanımlar açısından yeterli değildir. Okulların fiziki özellikler ve teknik donanım açısından yetersiz olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 70’leri aşmaktadır. Eğitim sistemimiz her geçen gün daha da kötüye gitmekte ve vatandaşlarımız sisteme ilişkin güvenlerini kaybetmektedir. Vatandaşlarımızın yaklaşık 4’te 3’ü eğitim siteminin eskiye nazaran kötüye gittiğini ifade etmektedir.

ÖĞRETMENLER İTİBAR KAYBEDİYOR

Adrese dayalı kayıt sistemi okulların kalitesinde denklik sağlanmadığı için mağduriyetler ortaya çıkarmaktadır. Vatandaşlarımızın yüzde 62’si çocuğunu en yakın devlet okuluna gönül rahatlığı ile kayıt ettiremeyeceğini söylemektedir. Öğretmenlik mesleği uygulanan politikalar nedeniyle sürekli itibar kaybetmektedir. Öğretmenlerimiz, maaşlarını ve özlük haklarını yetersiz bulmaktadır. Ücretli/sözleşmeli, kadrolu gibi ayrımlar da başka bir eşitsizlik durumu ortaya çıkarmaktadır.

SELÇUK’A DUYULAN GÜVEN AZALIYOR

Bu tablo göstermektedir ki; eğitim sistemimiz büyük bir kaos ve belirsizliğin içine yuvarlanmıştır. Eğitimimiz gerçek hayattan kopmuştur ve vatandaşlarımız ümitsizliğe sürüklenmiştir. Ortaya konulan süslü lafların aksine birçok okulumuz teknik ve fiziksel olarak yetersiz durumdadır. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’a duyulan kısmi güven ve var olan iyimser algı da, beklentilerin somut adımlarla desteklenmemesi nedeniyle zamanla azalmaya başlamıştır.

LİYAKAT EN ÖNEMLİ PROBLEM

Esasında problemlerin en önemli nedenlerinden bir tanesi ehliyet ve liyakate önem verilmemesidir. Öğretmenlerin mülakata mahkûm edildiği, yönetici atamalarının siyasi partilerden referans bulmaya kaldığı, yöneticilerin keyfi kriterlerle belirlendiği bir ortamda eğitim sisteminin bu noktaya sürüklenmesi kaçınılmazdır.



İLGİLİ HABERLER