Bizi takip edin
Bizi takip edin
Afrin Harekâtı

"Afrin Harekâtı'nın hedefi Suriye'nin toprak bütünlüğü olmalı"



24.01.2018 17:27:04
CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, MYK toplantısından sonra yaptığı basın açıklamasında Zeytin Dalı Harekatı'nı değerlendirdi.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, MYK toplantısı sonrasında basın açıklamasında konuştu. Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin Tezcan şunları söyledi:

"HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ BALTALAYAN EMPERYALİST BİR KORİDORDUR"

Bölgede oluşturulmak istenen koridor halkların kardeşliğini baltalayan emperyalist bir koridordur. Halkların barışı ve bir arada yaşamasına hizmet eden bir proje değil, tam tersine onların arasında bariyer oluşturacak bir projedir. Bölge içerisinde Suriye'yi, Irak'ı, Ortadoğu'yu etnik ayrışmalar ve inanç ayrışmaları üzerinden atomize edip, yeniden tahrif etmeye çalışan bir emperyalist proje vardır. CHP olarak bu projeye başından beri karşı çıktık. Hedef Ortadoğu'yu etnik veya mezhepsel ayrışmalarla çatışma içine sokup güvensiz bir ortam yaratma ve güvensiz ortamı kontrol etmektir. Bu aynı zamanda Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden bir projedir. Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'nda hedef, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü sağlayacak bir siyasi çözümün bu harekatın sonunda ağırlıklı olarak gündeme oturması olmalıdır. Bu çerçevede bir siyasi çözüme odaklanmak zorunludur. Bölgede Suriye'nin egemenliğinin tahrip edilmiş olmasının sancılarını yaşıyoruz.

"HEDEF SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ OLMALI"

Zeytin Dalı Harekatı'nda hedef Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü sağlayacak bir siyasi sonucun, çözümün bu harekatın sonunda ağırlıklı olarak gündeme oturması olmalıdır. Bu çerçevede siyasi çözüme odaklanmak zorunludur. Bölgede Suriye'nin egemenliğinin tahrip edilmiş olmasının sancılarını yaşıyoruz. Ne yazık ki AK Parti iktiranının bugüne kadar ki Suriye, Ortadoğu politikası şu geldiğimiz tabloda çok açık biçimde çökmüştür. Bir şeye hassasiyet ile dikkat etmemiz gerekiyor; bu terörle mücadele eksenidir burada sınırlıdır bununla sınırlı kalmalıdır. Herhangi bir şekilde ırkçı bir dile, ırkçı bir söyleme, şoven bir söyleme ve savrulmaya fırsat vermemek zorundayız

"FETÖ İLE MÜCADELE İÇİN OHAL'E İHTİYAÇ YOK"

FETÖ tarafından kurulan "proje davaların" halen devam ettiğini savunan Tezcan, Enes Berberoğlu davası ile Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri davalarının birer proje dava olduğunu iddia etti. OHAL’in FETÖ ile mücadele için ilan edildiğini hatırlatan Tezcan, “18 ayda bu örgütle hala mücadeleyi nasıl bitiremediniz? Hala OHAL yetkilerine niye ihtiyaç duyuyorsunuz. Millet biliyor ki FETÖ ile mücadele etmek için OHAL’e ihtiyacınız yok. Bunu iktidar da çok iyi biliyor. Mesele OHAL’le mücadelede OHAL yetkilerini istemede asıl ihtiyaç duydukları şey FETÖ ile mücadele değil, iktidarın kontrol edilemez sınırsız yetkilerine hala ihtiyaç olmaları. Önümüzdeki süreçte OHAL’in olmadığı, hukukun üstünlüğünün sağlandığı bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız” dedi.

"BİLGİ VERMEK İÇİN NEDEN 30 OCAK'I BEKLİYORSUNUZ?"

Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Tezcan, Zeytin Dalı Harekatı sırasında Meclisin bilgilendirilmemesi ve kapalı olmasıyla ilgili soru üzerine şunları kaydetti:

“Bu kabul edilebilir bir şey değil. Daha önce de söyledik. Zeytin Dalı Harekatı bir parti operasyonu değildir, bir siyasi parti harekatı değildir, bir iç siyaset malzemesi değildir. Bunu tek bir partinin merkezindeymiş gibi gösterip parti kongrelerinde açıklamak ve parti kongreleri üzerinden ülkeyi bilgilendirmek kabul edilebilir bir şey değildir. Yapılması gereken şey milletin temsilcisi olan TBMM’yi derhal toplantıya çağırıp orada bilgi vermekti. 30 Ocak’ta bilgi vereceklerini söylüyorlar. Niye 30 Ocak’ı bekliyorsunuz? Bu kadar önemsiz bir mesele mi? Hem soruna 'milli sorun' diyeceksiniz hem de milletin Meclisini bilgilendirmek için harekatın üzerinden neredeyse 10 gün geçtikten sonra Meclise konuyla ilgili bilgi vereceksiniz. Başından itibaren düzenli olarak TBMM’nin ve muhalefetin bilgilendirilmesi gerekirdi. Başbakan, Genel Başkanımıza ve diğer muhalefet partisi liderine bu konuda bilgilendirme yapmıştır. Ama parlamentonun hızla bilgilendirilmesi gerekirdi. 30 Ocak’ı beklemenin bir anlamı yoktur. Meseleyi bir siyasi parti meselesi tekeline sıkıştırmamak gerekir.”



İLGİLİ HABERLER