Bizi takip edin
Bizi takip edin
Blog

Eğitim-Bir-Sen’in Cumhuriyet rahatsızlığı



10.01.2017 09:16:27
15 Temmuz darbe girişimini henüz yaşamış, terör saldırılarında ve terörle mücadelede hergün onlarca şehit verilen bir ülkede eğitim programlarınızdan vatanı, birliği, milli değerleri ve kurucu önder Atatürk'ü kaldırırsanız ülke parçalanır.
 
"Gecikmiş Bir Reform Müfredatın Demokratikleştirilmesi" başlıklı 132 sayfalık bir metin internete düştü. Bazı ekranlarda bir grup insanın bu metnin ne kadar önemli ve değerli olduğunu anlattıkları da izlendi. "Eğitim Programları ve Öğretim" alnında 40 yıldan fazla emek vermiş, "Öğretimin Demokratikleştirilmesi", "İnsan Hakları Eğitimi" konularında araştırmalar yapmış, yayınlamış ve henüz emekli olmuş bir profesör olarak bugün artık kullanılmayan "müfredat" sözcüğü ile "Eğitim Programları"nı kastettiklerini düşündüm ve görüşlerimi yazmam şart oldu.
Metni Eğitim-Bir-Sen hazırlamış.
 
PROGRAM BAŞLANGIÇTA İHTİYAÇ ANALİZİ YAPILARAK GELİŞTİRİLİR

Program geliştirmeye, uygulanmakta olan programı bilimsel yöntemlerle değerlendirerek ve ihtiyaç analizi yaparak başlanır. Başarılı ülkelerin programlarını taklit ederek, farklı dillerden çeviri yaparak yazılan program taslakları ile bir yere varılmaz. MEB'in 2005'den beri yaptığı hiçbir program öncesi ihtiyaç analizi yapılmamış, programa uygun altyapı düzenlenmemiş, öğretmenler programların uygulanması konusunda yeterince eğitilmemiş, programın uygulanma sürecinde ve bitiminde sistematik değerlendirmeler yapılmamıştır.
2012'de uygulamaya konan 4+4+4 yapılanması programları da, öğrencileri de perişan etmiştir.
Metnin Atilla Olçum imzalı "Teşekkür" sayfasında 45 kadar akademisyene "içerik ve teknik katkıları için teşekkür" edilmiştir. Teşekkür edilenler arasında akademik çalışmaları program geliştirme/program değerlendirme olan birine rastlanmamıştır.
 
CUMHURİYET RAHATSIZLIĞI

"Yönetici Özeti"ne ayrılan 5-6 sayfada, Eğitim-Bir-Sen'in bu çalışmayı ne söylemek için yaptığı, nelerden rahatsız oldukları özetlenmiştir:
*"Cumhuriyet elitleri, dini bağların güçlü olduğu ümmetçi bir toplumdan seküler bir Türk ulusu inşa etmeyi kendilerine hedef olarak tanımlamışlardır."                                             
*"Kemalizm, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze eğitimsistemi üzerindeki etkisini sürdürmektedir. Bu ideoloji, devleti bireye önceleyen, farklılıklara izin vermeyen ve tek tipçi bir eğitim anlayışını dayatmaktadır."                                                                                  
*"Anayasa'daki hükümler, eğitime ilişkin yasalar ve yönetmelikler, eğitimin Atatürk ilke ve inkılaplarının ötesinde farklı değerlerle eğitim yapılamıyacağı belirtilmiştir."           
*"Türkiye'nin başta ilgili mevzuat olmak üzere eğitim sisteminin insan haklarına duyarlı ve muhtelif toplumsal kesimleri dışlamayan bir şekilde yeniden kurgulanmasına ihtiyaç vardır."
*"Türkiye'deki mevcut eğitim düzenlemelerinde, müfredatında ve ders kitaplarında toplumun temel değerleriyle tezat teşkil eden ifadeler yer almaktadır."                       
*"Türkiye eğitim sisteminin temel kurucu ilkesinin yeniden tasarlanması gerekmektedir."
*"Yeni Türkiye ve demokratikleşme vizyonu, öğretim programlarıyla bütünleştirilmelidir."
*"Talim ve Terbiye Kurulu yeniden yapılandırılmalıdır."                                                         
*"Din eğitimi toplumsal talepler temelinde yeniden yapılandırılmalıdır. Türkiye'de  din ve ahlak eğitimi OECD ülkelerinde olduğu gibi(yanlış bilgi) birinci sınıftan itibaren verilmelidir."

EĞİTİME GİRİŞ DERSİ ALMAMIŞLAR

Türkiye'de eğitimin temelleri ve endoktrinasyon başlığı altında;
*Cumhuriyetin ümmetçibir toplumdan laik Türk Ulusu oluşturulması,                  
*Anayasadan resmi dinifadesinin çıkarılması,                                                                          
*Arapça ve Farsça derslerinin programlardan kaldırılması,                                                      
*Harf devriminin yapılması,                                                                                                     
*Pozitivist bir bilim anlayışının, aklın ve bilimin temele alınması kötü uygulamalar olarak nitelendirilmiştir.

"Bu ideoloji devleti bireyi önceleyen, farklılıklara izin vermeyen ve tek tipçi bir eğitim anlayışını dayatmaktadır" denmektedir.

Kendisine eğitimci diyen bu grup Eğitim Bilimine Giriş dersi almış olsaydı, eğitimin politik temelleri konusunda, her politik düzenin bu düzeni geliştirerek yaşatacak bireyler yetiştirmesi gerektiğini, yetiştiremez ise politik düzenin sarsılacağını, bu durumun sürdürülmesi halinde sonlandırılacağını bilirlerdi.
Mustafa Kemal önderliğinde halkın da örgütlenerek  başardığı "Kurtuluş Savaşı"nın ardından, hatta henüz savaş devam ederken Türkiye Cumhuriyeti devleti, yetiştirmeyi hedeflediği çağın insanının özelliklerini belirlemiştir. Devletin ve milletin bütünlüğünün ancak eğitim sisteminin bütünlüğü ile sağlanabileceğini vurgulayan büyük önder, 3 Mart 1924'te Eğitim Birliği Yasası'yla eğitim sisteminde birliği sağlayacak büyük bir adım atmıştır.
Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda başlatılan eğitim seferberliği dünyaya örnek olacak bir başarı göstermiştir. 1923-1950 yıllarına sürdürülen bu seferberlik bazı politikacıların aymazlığı ile tökezlemiştir. Bugün müfredatın demokratikleştirilmesi başlığı altında önerilenler  cumhuriyet ilkelerinin yok edilmesi talebinden başka bir şey değildir.
 
SENDİKA KİMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIYOR?

"Müfredat reformuna ihtiyaç" başlığı altında programların 2012'ye kadar Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda hazırlandığı, ulusal değerleri geliştirmeye yönelik olduğu eleştirilmiş, nihayet 2012 programları ile "Andımız'ın okutulmasının kaldırılması, Milli güvenlik dersinin kaldırılması, 19 Mayıs kutlamalarının okullardan kaldırılması" iyi örnekler olarak övülmüştür.  Program reformuna neden ihtiyaç duyulduğu, nereden parasal destek aldığı bilinen "bir ders kitabı inceleme araştırmasının" bulguları gerekçe göstererek savunulmuştur. Bu araştırmada, kitaplarda "vatanım için ölürüm" ifadesi, insan hakları ihlali olarak değerlendirilmiş, kitaplar "Kemalist ve aşırı milliyetçi"  bulunmuştur. 15 Temmuz darbe girişimini henüz yaşamış, terör saldırılarında ve terörle mücadelede hergün onlarca şehit verilen bir ülkede eğitim programlarınızdan vatanı, birliği, milli değerleri  ve kurucu önder Atatürk'ü kaldırırsanız ülke parçalanır. Bu sendika kimlerin değirmenine su taşımaktadır?
 
RAPORU YAZANLARIN PROGRAM OKUR YAZARLIĞI YETERSİZ

"Raporun amacı ve kapsamı" başlığında yürürlükteki öğretim programlarını kendi belirledikleri ölçütlere göre değerlendirmeyi, öneriler getirmeyi amaçladıkları yazılmıştır.
Çalışma gruplarının yazdıkları incelendiğinde;
*Bu raporları yazanların, program okur yazarlığı, öğrenme öğretme kuramları ve ölçme değerlendirme konularında bazı sorunları ve yetersizlikleri olduğu anlaşılmaktadır. 
Örnek: Öğretim Programı'ndan öğretmenin nasıl yararlanması gerektiğini, öğretmenin bir teknisyen olmadığını, öğretmenin programı her sınıftaki öğrencisinin hazır bulunuşluk düzeyine göre düzenleme yetkisinin olduğunu, okuttuğu sınıfın gereksinimlerine göre ön öğrenmelere dönmesi gerektiğini, uyguladığı programın ölçme araçlarını da hazırlayabileceğini bilmeleri, 'kazanımlar işlenirken' gibi yanlış bir dil kullanmamaları gerekirdi.
Biliniz ki dünyaya model olan Türk inkılapları bu gün bazı sarsıntılar geçiriyor olsa da, Cumhuriyet eğitiminin yetiştirdiği vatanseverlerin çabalarıyla sonsuza kadar gelişerek yaşayacaktır. 1950'lerde tamamlanmasına engel olunan Türk inkılapları tamamlanacak ve Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün gösterdiği "Muasır Medeniyetlerin Üzerine" çıkacaktır. Kurtuluş Savaşı vererek ülkeyi dıştan gelen saldırılara karşı nasıl kurtardıysak, demokratikleştirme maskesiyle yapılan iç saldırılarla da başedilecektir. Dünyada Mustafa Kemal Atatürk gibi bir deha yetiştirmiş başka bir ülke yoktur.
 
Prof.Dr.F.Dilek Gözütok
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları Bölümü E. Öğretim Üyesi
 
Aydınlık


İLGİLİ HABERLER