Bizi takip edin
Bizi takip edin
Blog

ABD, K.Kore tehdidiyle G.Kore ve Japonya’da varlığını meşrulaştırıyor



13.09.2017 09:01:23
Kore Tarihi Uzmanı Doç. Dr. Suzy Kim: Kuzey Kore, 1953’te ateşkesle durdurulan savaş sonrası defalarca barış anlaşması talep etti. ABD’nin “savaşı Kuzey Kore istiyor” suçlaması yanlış. ABD, K.Kore tehdidiyle 1950’den beri Güney Kore ve Japonya’daki askeri varlığını meşrulaştırıyor.

ABD-Kuzey Kore krizi tırmanmaya devam ederken, Washington’un bastırmasıyla Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Pyongyang’a yeni yaptırımları oybirliğiyle kabul etti. Yaptırımlar, Kuzey Kore’nin nükleer programına para ve kaynak sağlamasını engellemeyi amaçlıyor. ABD’nin hazırladığı karar tasarısında olduğu gibi tam bir petrol ambargosu uygulanması yerine, Kuzey Kore’ye sağlanan ham petrolün şu anki sınırda tutulmasına ilişkin kural getiriyor. Kuzey Kore’ye petrolün büyük bir kısmını Çin sağlıyor. Yaptırımlar Pyongyang için önemli bir gelir kaynağı olan tekstil ürünlerinin ihracatını da yasaklıyor. Kuzey Kore’ye mümkün olan en ağır yaptırımların getirilmesini isteyen ABD, Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un’un yurtdışındaki hesaplarının dondurulmasını da önermişti. Kuzey Kore, yeni yaptırımların kabul edilmesi durumunda ABD’nin ‘bedel ödeyeceğini’ söylemişti. Gerginliğin askeri çatışmaya dönüşmesi, bölge halkı başta olmak üzere tüm dünya için tehdit.

Rutgers Üniversitesi’nde Asya Dilleri Ve Kültürleri Bölümü’nden Doç. Dr. Suzy Kim, Amerikan Üniversitesi Nükleer Çalışmalar Enstitüsü’nün Direktörü Vincent Intondi ve Güney Kore’de yayın yapan Korea Expose’un editörü gazeteci Haeryun Kang’la krizin ABD boyutunu konuştuk.

Uzmanlar sorunun çözümü için bu temelin anlaşılması gerektiği görüşünde. Rutgers Üniversitesi’nde Asya Dilleri Ve Kültürleri Bölümü’nden Doçent Dr. Suzy Kim, Amerikan Üniversitesi Nükleer Çalışmalar Enstitüsü’nün Direktörü Vincent Intondi ve Güney Kore’de yayın yapan Korea Expose’un editörü gazeteci Haeryun Kang’la krizin ABD boyutunu konuştuk.

Suzy Kim: Soğuk Savaş bağımlısı ABD, krizden besleniyor
“Kuzey Kore Devriminde Gündelik Yaşam 1945–1950” kitabının yazarı Suzy Kim, Kore tarihi konusunda uzman. ABD-Kuzey Kore arasındaki “düşman” hukukunun başlangıcını şöyle anlatıyor: “KDHC, Sovyet blokunun dağılması sonrası 90’ların başında nükleer kapasitesini geliştirmeye başladığı sırada, Amerikan politik diskuruna düşman olarak girdi. 1994’te ABD ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) mutabık kaldığı çerçeve kapsamında, Kuzey Kore’nin nükleer silah programı ilişkilerin normalleşmesi ve yakıt yardımı vaadi karşılığında durduruldu.”

Kim’e göre ABD-Kuzey Kore arasındaki gerginlik George W. Bush 2002’de Kuzey Kore’yi “şer ekseni” diye tanımlayana kadar “teröre karşı savaş retoriğinin uygulandığı” ideolojik bir çatışmaya dönüşmemişti.

Kim’e göre resmi retorikte KDHC de açıkça ABD’yi düşman olarak resmediyor: “ABD’yi ‘yangın denizi’ne çevirmekten bahsediliyor. Fakat bu tehditler koşula bağlı; ABD, KDHC’ye saldırırsa, ABD “yangın denizine” dönüştürülecek, gibi. Kuzey Kore, ABD ile çatışmanın tarihsel olarak, bitmeyen Kore Savaşı’na dayandığı gerçeğini biliyor.” Kore Savaşı, 1953’te resmi bir barış anlaşması yerine geçici bir ateşkesle durduruldu. Kim’e göre, “Kuzey Kore, Kore Savaşı’nı bitirmek ve ilişkileri normalleştirmek için sürekli olarak barış anlaşması talep etti.”

‘Şeytan’ komünist Doğu ve ‘iyi’ kapitalist Batı diye ayırdılar
Kim, ABD’nin Kuzey Kore’ye yaklaşımını “Soğuk Savaş” anlayışı çerçevesinde değerlendiriyor: “Soğuk Savaş dünyayı ‘şeytan’ komünist Doğu ve ‘iyi’ kapitalist Batı şeklinde çerçeveliyordu. ‘Bitişinden’ sonra bu yeniden şekillendi ve dünya ‘şeytan teröristler; yaramaz rejimler’ ve ‘normal’ dünya şeklinde ayrıldı.”

E.P Thompson’dan alıntılayarak, ABD’nin Soğuk Savaş’a dair “bağımlılığı” olduğunu söylüyor Kim. Bağımlılıktan kasıt ‘yerleşik çıkarlar.’ Hem ABD’nin hem de Kuzey Kore’nin bu gerilimden nasıl faydalandığını sorduğumuzda şöyle konuşuyor: “Çatışma durumundan faydalanan ordu ve savunma endüstrileri gibi yerleşik çıkarlar var. Öte yandan güvensiz liderler her türlü zorluk için dış koşulları suçlayarak da bu durumdan faydalanabilirler. Dış tehditlere odaklanarak iç politikalarıyla ilgili eleştirilerden kurtulurlar. Kuzey Kore’de özel savunma endüstrisi yok, kâr amaçlı kuruluşlar aynı ölçüde dış politikayı etkilemiyor. Fakat Doğu Asya’da Soğuk Savaş’ın jeopolitiğini değiştirmek zor. ABD ve Çin arasında bölgede etkiye ilişkin rekabet artıyor. Bazıları ABD’nin “Asya’ya dönüşünü” Yeni bir Soğuk Savaş olarak tarif ediyor. ABD’nin Kore’deki çatışmayı çözerek elde edebileceği çok az çıkar var çünkü Kuzey Kore tehdidiyle 1950’den beri Güney Kore ve Japonya’daki askeri varlığını meşrulaştırıyor.”
Japonya ve Almanya’dan sonra Güney Kore en çok ABD askerinin bulunduğu ülke. 85 noktada 35 bin personel konuşlanmış durumda. ABD için Kuzey Kore ile olan bu gerginlik yalnızca askeri varlığını sürdürülmesi için değil nükleer silahlanmanın desteklenmesi için de avantaja dönüşüyor.

Intondi: Krizin ve savaşın bedelini yoksullar ödeyecek
Tarihte nükleer silah kullanan tek devlet olan ABD, bugün Rusya ile birlikte dünyadaki nükleer silahların yüzde 90’ına sahip. ABD Başkanı Donald Trump nükleer kapasiteyi artırmak istiyor.

Amerikan Üniversitesi Nükleer Çalışmalar Enstitüsü’nün Direktörü Tarihçi Vincent Intondi, “Kuzey Kore gerginliğinden ve nükleer cephaneliğin genişlemesinden sadece nükleer silah üreticileri, ırkçılar ve milyonlarca Koreli’nin öldüğünü görmek isteyenler faydalanacak” diyor. Ona göre, nükleer cephaneliği genişletmek için harcanması planlanan 1 trilyon dolarlık bedeli de yoksullar ödeyecek. Çünkü kesinti ilk olarak Reagan döneminde olduğu gibi sosyal programlardan yapılacak. Trump, ordu harcamalarından kesecek ya da zenginlerden daha fazla vergi alacak değil…”

Intondi’ye göre ABD’de mevcut kurulu sistem başkanı nükleer silah kullanmak için tek yetkili olarak işaret ediyor. Kongre’nin onayı gerekmiyor. Oylama yok. Trump’ın nükleer silah kullanma olasılığına ilişkin ne düşündüğünü soruyoruz: “Trump tekrar tekrar nükleer bombaları neden kullanamıyoruz diye sordu, düşmanları ‘fena bombalayacağını’, ailelerini öldüreceğini söyledi, nükleer testleri yeniden başlatacağından bahsetti, diğer ülkelere kendi nükleer silahlarını üretmelerini önerdi. Tabanını tatmin etmek ve iktidarda kalmak için ne gerekiyorsa yapar gibi görünüyor. Eğer 11 Eylül gibi bir saldırıya uğrarsak, hiç şüphem yok ki ciddi ciddi nükleer silah kullanmaya niyet eder…”

Haeryun Kang: G. Kore, K. Kore’ye dair bilgi alış verişini kısıtlıyor
Kuzey Kore ile gerginliğin savaşa dönüşmesi halinde Güney Kore’nin başkenti Seul yok olabilir. Oysa Güney, konu ABD-Kuzey Kore gerginliğine gelince meselede söz sahibi olan kilit ülkelerden biri bile değil. Peki Güney halkı bu son kriz konusunda ne düşünüyor? Güney’de yayın yapan Korea Expose derginin editörü Haeryun Kang, ağustos ayında Guardian’a, Güney halkının bu krizi ABD kadar mesele etmediğini yazmıştı. BirGün’ün ulaştığı Kang bunun nedenini şöyle anlattı: “ABD toprağına dair tehdit çok yeni. Öte yandan Güney, 50’lerden beri bu tehditle yaşıyor.”

Kang’ın anlattığına göre Güney, Kuzey’e dair bilgi alış verişini kısıtlıyor: “Güney’de, Kuzey’in internet siteleri engelli. Aklı ‘kirletebilecek’ tehlikeli içerik olarak görülüyorlar. Bunun nedeni hâlâ devam eden komünizm korkusu. ABD’de ya da başka bir yerde Kuzey Kore’yle ilgili açık bir diyalog yürütmek çok daha kolay. Örneğin, Shin Eun-mi, blogunda Kuzey’e seyahatlerinden bahsettiği için Güney’den sınır dışı edildi. (2015) Kuzey birasının lezzetinden, insanlarının sıcaklığından bahseden, orta yaşlı bir kadındı. ”

Güney, Kuzey’e dair bilgi alış verişini kısıtlıyor: “Güney’de, Kuzey’in internet siteleri engelli. Aklı ‘kirletebilecek’ tehlikeli içerik olarak görülüyorlar. Birleşmeye Güney Kore Cumhurbaşkanı bile cevap veremez. Mesele ABD, Çin, Rusya gibi güçler tarafından yönlendiriliyor. “Güney’in üstesinden gelemediği daha büyük bir küresel atmosfer var” diyor

Kang’a göre, Güney medyasındaki Kuzey anlatısı Batı medyasındakinden çok farklı değil. Tek fark ise Kuzey’in ‘aile’ olduğuna dair de bir anlatı oluşu. Kore’nin bölünmesi sonrası ailesinin bir bölümü diğer tarafta kalan pek çok kişi var. Kang, Güney’in çoğunluğunun farklı ölçülerde de olsa yeniden birleşmeyi istediğini belirtiyor. Birleşmenin mümkün olup olmayacağı sorusuna yanıtı ise ilginç: “Buna Güney Kore Cumhurbaşkanı bile cevap veremez.” Ona göre mesele ABD, Çin, Rusya gibi güçler tarafından yönlendiriliyor. “Güney’in üstesinden gelemediği daha büyük bir küresel atmosfer var” diyor.

Ülkede Kore Savaşı’nın ve bölünmenin dış ülkeler tarafından dayatılan bir karar olduğuna dair bir fikir olduğunu belirten Kang’a göre, Güney halkı, diplomasi konusunda daha büyük bir oyuncu olmak istiyor. ABD ile Kuzey Kore arasında olası bir savaş konusunda ise şöyle konuşuyor Kang: “ABD’nin Güney’de büyük bir üssü var, Güney’den izin alması söz konusu değil. Buna dair de rahatsızlık var.”

Trump’ın gerginliği artıran açıklamaları Güney’de nasıl karşılanıyor, diye soruyoruz. Kuzey’i düşman olarak gören muhafazakâr kesimlerin beğenisini kazanırken daha ılımlı bir ilişki isteyen liberal çevrelerde hoş karşılanmıyor, diyor. Ancak ekliyor “Açık söylemek gerekirse Güney, şu anda Trump ya da Kuzey Kore yerine ekonomi konuşmayı tercih ediyor.”

 

Ömür Şahin Keyif

Birgün/ Washington



İLGİLİ HABERLER