Bizi takip edin
Bizi takip edin
Dünya

Trump'ın IŞİD stratejisi Anti İran koalisyonu



7.04.2017 13:45:57
Aydınlık yazarı Fikret Akfırat, Trump yönetiminin attığı adımları değerlendirirken çarpıcı noktaların altını çizdi

Fikret Akfırat'ın bugün Aydınlık'ta yazdığı yazı şu şekilde:

Suriye'de devam eden 6 yıllık yıkım operasyonunda yeni bir propaganda dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye'nin Hatay iline komşu İdlip ilinin Han Şeyhun ilçesi sınırlarında gerçekleşen kimyasal silah tezgâhının zamanlaması, arkasındaki gücü ele veriyor.

Önce Suriye'deki cihatçı örgütlerle bağlantılı olduğu düşünülen bir kişi, Rusya'nın ikinci büyük şehri St. Petersburg metrosunda bomba patlatıyor. Hemen ertesi gün, Rusya ve Suriye uçaklarının bombardımanıyla İdlip'te kimyasal silah kullanıldığı servis ediliyor. Ölen, can çekişen çocuk görüntüleri, ardı ardına medyada döndürülüyor.

Bu tür olaylarda ilk servis edilen bilgi akıllarda kalır. Daha sonraki açıklamalar, somut kanıtlar ortaya konsa dahi bir kere oluşturulmak istenen algı oluşturulmuştur: “Saldırının sorumlusu Rusya ve Suriye!”

Nasıl senaryo ama?

Peki Rusya, Türkiye ve İran ile birlikte yürüttüğü ateşkes masasında ABD'yi devredışı bırakarak mevzi kazanmışken, bu eylemi neden yapsın? Suriye, aynı sürecin sonunda kontrolü altında bölgeleri genişletirken ve ABD yönetimi daha birkaç gün önce, “Önceliğimiz Esad yönetimi değil, IŞİD” demişken neden bütün şimşekleri üzerine çekecek bu eylemi gerçekleştirsin?

YENİ IŞİD STRATEJİSİ

Biz senaryoyu bir kenara bırakalım ve maddi olgular üzerinden olayı incelemeye çalışalım. Trump göreve gelir gelmez 4 Şubat'ta kabine üyeleri ve Pentagon'a, 30 gün içinde hayata geçirilecek yeni bir IŞİD stratejisi hazırlama talimatı verdi. ABD Savunma Bakanı James Mattis 28 Şubat'ta planı Trump'a sundu. Pentagon Sözcüsü Davis hazırlanan planın ‘sadece askeri olmadığını’ ve Suriye-Irak ile sınırlı olmayıp kapsamlı ve ‘küresel’ olduğunu duyurdu. Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da planın hem siyasi hem de askeri nitelikli olduğunu söyledi.

MÜTTEFİKLERLE YENİLENMİŞ KOALİSYON

Yeni stratejinin ipuçları, Dışişleri ve Savunma Bakanları'nın göreve gelirken Senato'da yaptıkları sunumlarda mevcut. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Senato’nun Dış İlişkiler komitesinde şunları söylemişti:

 

“Atmamız gereken ilk adım bölgedeki geleneksel müttefiklerimiz ve dostlarımızla tekrar çalışmak olmalıdır. Tekrar geri döndüğümüzü onlara gösterip, bir planımızın olduğunu anlatmalıyız. Şu anda bulunduğumuz noktada hiçbir şey yapamayız.

"Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la tekrar çalışmalıyız. Türkiye bizim çok eski bir NATO müttefikimizdir. Türkiye, bölgede ABD’nin eksikliğinden kaygılandı ve yüzünü Rusya’ya döndü. Rusya kalıcı bir müttefik değildir. Rusya’nın kalıcı bir müttefik olmadığını açıkça göstermek gerekiyor. Türkiye'nin müttefiki ABD’dir."

SOPA VE HAVUÇ DENGESİ

Tillerson'un bu ifadesinden, ABD'nin en önemli önceliklerinden birinin Türkiye'yi Rusya'dan uzaklaştırmak ve yeniden ABD ile yan yana getimek olduğu görülüyor. Peki Washington'dakiler bunu nasıl başaracak? ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Washington Yakındoğu Politikaları Enstitüsü (Washington Institute for Near East Policy) için Soner Çağaptay ile birlikte hazırladığı raporda şöyle bir formül öneriyor:

“Sonuç olarak Washington, [Türkiye'ye] daha çok sopa yerine daha fazla havuç önerecek olursa, [kazandıkları karşısında] çok az şey kaybedecektir. Sopalarda arz yetersizliği mevcut: ABD ve Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var; buna karşılık Türkiye ve Erdoğan da Amerika Birleşik Devletleri'ne

ihtiyaç duyuyorlar."

(bkz. Raporun geniş özeti ve değerlendirmesi için Birol Güger'in aydinlik.com.tr'deki yazısı: https://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-ocak/trump-a-sunulan-turkiye-raporunun-kapsamli-ozeti)

Jeffrey, 8 Şubat'ta Senato Dış İlişkiler Komitesinde bölgedeki faaliyetleriyle  İran ve Rusya’nın, ABD’nin çıkarlarını IŞİD ile eşit ölçüde tehlikeye soktuğunu savunmuştu.

ABD'DE İÇ MÜCADELE

 

IŞİD stratejisi, Trump'ın göreve gelmesinden itibaren ABD derin devletinin bir kesimiyle giriştiği güç mücadelesi açısından da önemli. Bu güç mücadelesinde Trump'un beyni konumunda yer alan Michael Flynn'ın, Rusya ile ilişkileri bahane edilerek görevden el çektirilmesi karşı cephenin kazandığı bir mevziydi. Trump'ın Rusya ile uzlaşma arayışı içinde olmasına bu kesimler itiraz ediyor. Ayrıca, geçen hafta içinde resmi açıklamayla duyurulan “Suriye'de öncelik Esad yönetimini değiştirmek değil, IŞİD ve cihatçılık” şeklindeki,  Trump'ın seçim kampanyası dönemi boyunca savunduğu politika, onlar için kırmızı çizgi. Trump'ı farklı noktalardan sıkıştırarak bu politikadan vazgeçirmeye çalışıyorlar. Bu çerçeve içinde, İdlip'te tezgâhlanan kimyasal saldırı komplosunun sonucunda Trump'un çıkıp, “Fikrimi değiştirdim. Benim için birden fazla kırmızı çizgi aşılmıştır” demesini, bu hedefe varmak isteyen kesimlerin kazandığı bir başka başarı olarak kaydetmek gerekiyor.

İRAN'A KARŞI KOALİSYON

Trump ile mücadele ettiği kesimler, Rusya ve Esad konusunda ters düşüyor ancak bir noktada ortaklaşıyor: ABD'nin İran'a karşı sertleşmesi. IŞİD'i eksen alan ancak ABD'li yetkililerin tarifiyle küresel düzlemde olan stratejide Ortadoğu'da İran bir numaralı tehdit olarak değerlendiriliyor. O nedenle Türkiye ile İran'ın arasının açılması, hatta “İran tehdidi”ni Türkiye ile birlikte bertaraf edilmesi hesabı yapılıyor.

Şubat ayındaki Münih Güvenlik Konferansı'ndan bu yana ABD Türkiye'yi ve diğer müttefiklerini İran karşıtı çizgiye getirmeye çalışıyor. 23 Mart'ta ABD Dışişleri bakanı Rex Tillerson'un evsahipliğinde Washington'da yapılan IŞİD'e karşı koalisyon toplantısının da perde gerisindeki ana gündemi buydu.

Peki Ankara'dakiler bunun için ne diyor? Tillerson, 30 Mart'taki Türkiye ziyaretinde Çavuşoğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında ABD ve Türkiye'nin, “İran'ın bölgedeki yıkıcı potansiyelini azaltma hedefini paylaştığını” söyledi. Tayyip Erdoğan'ın ve Mevlüt Çavuşoğlu'nun, İran'ı hedef alan açıklamaları Tillerson'u teyit eder nitelikte.  

OYUNU BOZMAK İÇİN

Büyük devletlerin oyunu çoktur. Siz, o büyük devlete elinizi değil nerdeyse gövdenizi kaptırmışsanız, o oyunlara düşersiniz. Hele de, o büyük devletin istihbarat örgütünün sizin ülkenizde kurduğu ve halen faal olan operasyon odasından, devlet olarak altına imza attığınız bölgesel çözüm baltalanıyorsa; ülkenizin altını oyan, Irak ve Suriye'yi parçalama planının nihai vuruşlarını yapan o büyük devletin uçaklarına ve özel operasyon birimlerine üslerinizi kullandırmaya devam ediyorsanız...

Oyunu bozmak için İncirlik ve Diyarbakır'daki ABD faaliyetleri durdurulmalı, Suriye'deki terörü yönlendiren CIA operasyon odasının Türkiye'deki varlığına son verilmelidir. Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarını sağlamak için ilk adım bu olmalıdır. Türkiye'nin önünde, kendisi ile birlikte ABD'nin saldırısının hedefi olan başta Suriye olmak üzere Irak, İran ve Rusya ile ortak çıkarlar temelinde biraraya gelmek dışında bir seçenek yoktur.



İLGİLİ HABERLER