Bizi takip edin
Bizi takip edin
Ekonomi

Buğdayda dışa bağımlılık artacak



6.05.2019 14:03:33
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Atalık, buğday ve arpa alım fiyatlarının yetersiz olduğunu ifade ederek, ithalata bağımlılığın artarak süreceğini söyledi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarının yetersiz olduğunu dile getirerek ithalata bağımlılığın artarak devam edeceği öngörüsünde bulundu.

Tahıl üretimi içinde son derece önemli yere sahip bu iki ürünün 2019 yılı alım fiyatı geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmıştı. Buna göre sert ekmeklik buğdayın 2018 yılında 1050 lira/ton olan alım fiyatının yüzde 29 artış ile 1350 liraya, makarnalık buğdayın 1100 lira/ton olan alım fiyatının yüzde 32 artışla 1450 liraya, arpanın 825 lira/ton olan alım fiyatının yüzde 33 artışla 1100 liraya çıkarılmıştı.

Atalık, açıklamasında bu alım fiyatlarının çiftçinin sürekli gerileyen alım gücünü telafi edebilecek düzeyde olmadığını belirterek, "Bu veriler gerek buğday gerekse arpa ekim alanlarının gelecekte de küçüleceğini, ithalata bağımlılığın artarak devam edeceğini göstermektedir" dedi.

Atalık, beklentileri karşılamayan alım fiyatlarının önümüzdeki dönemde iki üründe fiyat artışlarına yol açacak bir sürece neden olacağını savundu.

Atalık, şöyle devam etti: “Açıklanan fiyatların ithalat fiyatlarının oldukça altındadır. Bu durum buğday ve arpanın hammadde olarak kullanıldığı ürünlerde kaçınılmaz olarak fiyat artışını da beraberinde getirecektir. Zira, ithalat bağımlılığımız ve ithal ürünün fiyatının da sürekli ve hızlı bir artış eğiliminde olması iç piyasadaki fiyatları da arttıracaktır. Buna karşın ihracat için üretim yapan sanayinin, ithal ürün fiyatlarındaki artış nedeniyle yerli üretime yönelmesi de fiyatları arttıracaktır. Diğer yandan tarım politikaları ve ithalat nedeniyle sürekli satış fiyatı baskılanan ve emeğinin karşılığını bulamayan çiftçinin ekim alanlarını azaltması da fiyat artışına neden olacaktır.”

OLUMSUZLUKLARI LOBİ FAALİYETİ OLARAK GÖRMEK...

Atalık’ın açıklamasının tamamı şöyle:

“Hava şartlarının uygun gitmesi durumunda tahıl hasadına Mayıs ayının ortalarından itibaren başlanacaktır. Toplam tarım arazileri içinde tahıl ekilen alanlar 2018 yılı itibarıyla yüzde 47, ekilen tarım arazileri içinde ise yüzde 71 paya sahiptir. Tahıl ekim alanı içinde ise buğday yüzde 67, arpa yüzde 24 yer kaplamaktadır.

Buğday insan beslenmesinde en temel gıda hammaddesidir. Bu yönüyle diğer tarımsal ürünlere göre daha fazla önem arz etmektedir. Arpanın ise büyük bir bölümü yem sanayinde kullanılırken, bir kısmı doğrudan hayvan yemi olarak, bir kısmı bira sanayinde ve çok az bir kısmı da gıda olarak kullanılmaktadır.

TÜİK`in son 30 yıllık verilerini incelediğimizde 1993 yıllında 9,8 milyon hektara ulaşan buğday ekim alanı 2,5 milyon hektar daralmayla 2018 yılında 7,3 milyon hektara gerilemiş, kaliteli tohumlukların kullanılması sayesinde üretim 20 milyon ton civarında sabit tutulabilmiştir. Aynı şekilde, 1998 yılında 3,8 milyon hektar olan arpa ekim alanı ise 1,2 milyon hektar daralmayla 2018 yılında 2,6 milyon hektara gerilemiş, 9 milyon ton olan üretim ise 7 milyon tona düşmüştür.

Buğday üretimimiz ülke ihtiyacını karşılamakta olup ihracata yönelik kaliteli buğday ithalatı yapılmaktadır. Bu kapsamda ithalat bir önceki yıla göre yüzde 16 artışla 2018 yılında rekor düzeye ulaşarak 5,8 milyon ton olmuş ve 1,3 milyar dolar ödenmiştir. Arpa ithalatımız da bir önceki yıla göre yüzde 71 artışla 2018 yılında 655 bin tona ulaşmış ve 150 milyon dolar ödenmiştir. Son 16 yılda 52,2 milyon ton buğday ithalatına 14,1 milyar dolar, 3,2 milyon ton arpa ithalatına 794 milyon dolar ödenmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü Müdürlüğü, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve TÜİK verilerine göre son 5 yılda çiftçinin 1 ton buğdayını satış fiyatı 740 TL’den yüzde 30 artışla 2018 yılında 960 TLye yükselmiştir. Arpasını satış fiyatı da 620 TLden yüzde 39 artışla 860 TL’ye yükselmiştir. Buna karşın aynı süreçte DAP gübresinin fiyatı yüzde 52, mazotun fiyatı yüzde 31, tohumluk fiyatı ise yüzde 30 artış göstermiştir.

Aynı dönem için buğdaya ton başına verilen prim desteği 50 TL ve sertifikalı tohum desteği 30 TL’de sabit kalmıştır. Toprak analizi desteği 10 TLden 3 TLye, gübre desteği 30 TL’den 20 TL’ye gerilemiştir. Mazot desteği 20 TL’den 60 TLye yükselmiştir. Bu kapsamda buğdaya ton başına verilen toplam destek 140 TL’den 5 yılda yüzde 16 artışla ancak 163 TL’ye çıkmıştır.

Arpada ise ton başına verilen prim desteği buğdayda olduğu gibi 50 TL’de sabit kalmıştır. Toprak analiz desteği 11 TLden 3 TL’ye, gübre desteği 27 TLden 15 TLye gerilemiştir. Sertifikalı tohum desteği 27 TLden 32 TLye, mazot desteği 20 TLden 56 TLye yükselmiştir. Bu kapsamda arpaya ton başına verilen toplam destek 135 TL’den 5 yılda yüzde 16 artışla ancak 156 TL`ye çıkmıştır.

Bitkisel üretim ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiye 2018 yılında 14,5 milyar TL tarımsal destek verilmiştir. Tarımda yaklaşık 4 milyar litre mazot kullanılmaktadır. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü 2018 yılı mazotun litre fiyat ortalamasını 5,80 TL olarak vermiştir. Buna göre çiftçi kullandığı mazota 23 milyar 200 milyon TL ödemiştir. Mazot fiyatının yüzde 55-60’ının vergiden oluştuğu dikkate alındığında çiftçinin kullandığı mazota ödediği vergi yaklaşık 13 milyar TL’dir. Yani çiftçiye verilen desteğin neredeyse tamamı kullandığı girdilerden sadece biri olan mazotun vergisi ile geri alınmıştır.

Çiftçi dolaylı vergi yükleri ve girdi maliyetleri artışı altında ezilmektedir. Mevcut desteklere karşın emeğinin karşılığını alamayan çiftçi son 5 yılda buğday ekimini 7,9 milyon hektardan 7,3 milyon hektara 600 bin hektar, arpa ekimini de 2,8 milyon hektardan 2,6 milyon hektara 200 bin hektar küçülmüştür.

Tahıl üretimi içinde son derece önemli yere sahip bu iki ürünün 2019 yılı alım fiyatı Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Buna göre sert ekmeklik buğdayın 2018 yılında 1.050 TL/ton olan alım fiyatının yüzde 29 artış ile 1.350 TL’ye, makarnalık buğdayın 1.100 TL/ton olan alım fiyatının yüzde 32 artışla 1.450 TLye, arpanın 825 TL/ton olan alım fiyatının yüzde 33 artışla 1.100 TL’ye çıkarıldığı duyuruldu.

Destekleneceği belirtilen 2019 yılı tahıllarının ekimi 2018 yılı sonbaharında yapılmıştır. Bir önceki yılın aynı dönemine göre mazot fiyatı 2018 yılı Eylül-Ekim aylarında yüzde 33-35, üre gübresinin fiyatı yüzde 82-99, DAP gübresinin fiyatı yüzde 93-102, tarım ilacı fiyatı da ortalama yüzde 70 civarında artış göstermiştir. Bu tabloya göre buğday ve arpa için açıklanan alım fiyatları çiftçinin sürekli gerileyen alım gücünü telafi edebilecek düzeyde değildir. Bu veriler gerek buğday gerekse arpa ekim alanlarının gelecekte de küçüleceğini, ithalata bağımlılığın artarak devam edeceğini göstermektedir.

Ancak, ithalat da sorunlu hale gelmiştir. Geçen yılın aynı dönemine göre 2019 yılının ilk 3 ayında makarnalık buğdayın 1 kilogramının ithalatı için ödenen dövizin TL karşılığı 0,97 TL’den yüzde 53 artışla 1,48 TL’ye, diğer buğdaylarınki 0,80 TLden yüzde 70 artışla 1,36 TL’ye, arpanınki 0,84 TL’den yüzde 71 artışla 1,44 TL’ye yükselmiştir.

AÇIKLANAN FİYATLAR İTHALAT FİYATLARININ ALTINDA

Açıklanan 2019 yılı buğday ve arpa fiyatları ithalat fiyatlarının oldukça altındadır. Bu durum buğday ve arpanın hammadde olarak kullanıldığı ürünlerde kaçınılmaz olarak fiyat artışını da beraberinde getirecektir. Zira, ithalat bağımlılığımız ve ithal ürünün fiyatının da sürekli ve hızlı bir artış eğiliminde olması iç piyasadaki fiyatları da arttıracaktır. Buna karşın ihracat için üretim yapan sanayinin, ithal ürün fiyatlarındaki artış nedeniyle yerli üretime yönelmesi de fiyatları arttıracaktır. Diğer yandan tarım politikaları ve ithalat nedeniyle sürekli satış fiyatı baskılanan ve emeğinin karşılığını bulamayan çiftçinin ekim alanlarını azaltması da fiyat artışına neden olacaktır.

Buğdayın son 5 yıl ortalama verimi hektara 2.700 kg olup çiftçinin ekmekten vazgeçtiği 2,5 milyon hektarlık alanın üretimde kullanması halinde sağlayacağı ilave üretim 6 milyon 750 bin ton olacaktır. Bu durumda ihracat amaçlı da olsa buğday ithalatına gerek kalmayacaktır.

Arpanın da hektara ortalama verimi 2.640 kg olup çiftçinin ekmekten vazgeçtiği 1,2 milyon hektarlık alanda arpa ekilmesi halinde sağlayacağı ilave üretim yaklaşık 3,2 milyon ton olacaktır ki, bu miktar 2018 yılında ithal ettiğimiz 655 bin tonun çok üzerindedir.

Çiftçinin üretime yönlendirilmesi ile 2018 yılı için buğday ithalatına ödediğimiz 1,3 milyar dolar ile arpa ithalatına ödediğimiz 150 milyon doların ülkemizde kalacağı, üretim fazlamızın da ülkeye döviz katkısı sağlayacağı göz ardı edilmemelidir.

Üretimde verimi ve kaliteyi arttırmada sulamanın önemi büyüktür. Ekonomik ölçütlerde sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım arazimizin bugüne kadar 6,2 milyon hektarı sulamaya açılabilmiştir. Modern sulama yöntemlerinin kullanılmasıyla sulanabilecek arazi miktarını 12 milyon hektara çıkarmak mümkün olacaktır. Tahıl üretimimizin büyük kısmının kuru tarım arazileri üzerinde yapıldığı dikkate alındığında dışa bağımlılıktan kurtulabilmek için sulama yatırımlarının en kısa sürede bitirilmesi şarttır.

Kaliteli yemlik ve maltlık arpa için ürünün fiziksel kalitesini yükseltecek verim ve kalite özelliklerine sahip, hastalık ve zararlılara dayanıklı, çevresel streslere dirençli yeni çeşitlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle ıslah programları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

Tüm bu hususları göz ardı ederek yaşanabilecek olumsuzlukları lobi faaliyeti olarak görmek ve çözümü ithalatta aramak ülke tarımını daha da olumsuz bir yöne götürecek, fiyatları daha da tırmandıracaktır.”



İLGİLİ HABERLER