Bizi takip edin
Bizi takip edin
Emek Dünyası

Sanık patron istedi, mahkeme 3 kez ertelendi! Soma davası ne zaman?



28.3.2018 10:55:55
Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen mahkeme bir türlü sonuçlanamıyor. Son duruşması 26 Mart'ta görülen davada sanık patron Can Gürkan'ın talebiyle mahkeme tarihi 3 kez ertelendi. Mahkeme çıkışında herkes birbirine 'bir sonraki dava ne zaman?' diye sordu...

Son duruşmada Mahkeme Başkanı Salih Pehlivanoğlu, duruşma öncesi ulaşan belgeleri okuduktan sonra Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ve Alp Gürkan'ın avukatlarının, "Olayın FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerince sabotaj olarak gerçekleştirilmiş olabileceği"ne yönelik suç duyurusunun ek bilirkişi raporuna dayanarak "Var olan delillerin daha önce sunulan ve reddedilen bilgilerden ibaret olduğu" gerekçesiyle reddedildiğini belirtti.

Duruşmada söz alan mağdur ailelerin avukatları da sabotaj ihtimali yönündeki suç duyurusunun asıl davayı sabote ettiğini, yargılamanın 14 ay uzamasına neden olduğunu, bir an önce savcılığın esas hakkındaki mütalaasını verdikten sonra mahkeme heyetinin de kararını açıklamasını beklediklerini dile getirdi. Avukatlar, ayrıca sanıkların serbest kalabilmek için de 5 yıllık tutukluluk süresine ulaşmak istediklerini, uzatma çabalarının bundan kaynaklandığını ileri sürdü.

ALP GÜRKAN İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ

Duruşma savcısı Süleyman Topan, esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.

Sanıklara yönelik suçlamalarda bulunan savcı Topan, Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, yönetim kurulu üyeleri Mustafa Yiğit, Hayri Kebapçılar, Genel Müdür Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik ile İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı hakkında "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılmalarını istedi.

Savcı Topan, Alp Gürkan ile Mustafa Yiğit'in tutuklanmasını, 33 sanığın beraatini, aralarında Ertan Ersoy, Hilmi Kazık, Mehmet Ali Günay Çelik ve Yasin Kurnaz 11 sanığın ise "Taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılmalarını talep etti.

MAHKEMENİN NE ZAMANA ERTELENDİĞİ TARTIŞMALI!

Madenci aileleri Soma davasında, Can Gürkan’ın talebi üzerine duruşmayı önce nisana, mayısa, sonra 19 Haziran’a öteleyen Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi hakimine tepki gösterirken duruşma çıkışı davanın ertelendiği tarih konusunda büyük bir belirsizlik yaşandı. Ailelerin avukatları ve davayı takip eden Demokratik Kitle Örgütleri, mahkeme tarihinin sanığa göre ayarlanmasına ve 3 kez ertelenerek davanın uzatılmasına tepkilerini dile getirdi.

Savcı ise cezaların düşmesi anlamına gelen olası kasıt yerine bilinçli taksirle ceza istediği için ailelerin hedefinde.

‘301 KİŞİYİ ÖLDÜRMENİN CEZASI AĞIR OLMALI’

Soma’da eşi Ali Yüksel’i yitirmiş Aygül Yüksel. “Bunun çok da farklı olmayacağını biliyorduk ama savcının mütalaasını kabul etmiyorum. Olası kastla yargılanıyorlardı zaten. Bunu bilinçli taksire çevirdiler” diyor:
“Bu cezaların azalacağı demek. Bir ekmek çalan çocuğa senelerce yıl hapis veriliyorsa 301 kişiyi öldürmenin cezasının biraz daha ağır olması lazım.”

Sanık avukatlarının başka davalardan örnek vermelerini hatırlatıyor Yüksel:
“Bize Ermenek, Zonguldak diyorlar. Zaten buraya gelen hakim de yargılananları salan hakim. Baştan beri bu işlerin bilinçli yürütüldüğünü düşünmüştük zaten. Büyük bir haksızlık var burada.”

Eşine kavuşmasının imkansız olduğunu söylüyor Yüksel, ama “Ölen öldü zaten” demeyip her duruşma mahkemeye gelmesinin nedenini açıklıyor:
“Benim elime bir şey geçmeyecek belki ama bir daha Ali Yüksel’ler ölmeyecek. Bir daha gaz sensörlerini kapatamayacaklar. Bir daha ihmalsizce davranamayacaklar. Biz bugün Türkiye’nin her yerinde çalışan madenciler için de mücadele ediyoruz. Çünkü bizim için verilen her karar onları da etkiliyor.”

4 yıla yakın bir zaman geçti katliamın üzerinden. Aygül Yüksel “4 sene geçti ama ben günde 5 tane hap kullanıyorum. Çocuklarımı sürekli psikologa götürüyorum” diyor.

'ADALET ARAMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Naciye Kaya da eşi Mustafa Kaya’yı kaybetmiş katliamda. Mütalaa lafını duyar duymaz ‘facia’ diyor:
“Çünkü karşı tarafın istediği şekilde düzenlenmiş. En fazla 22,5 yıl alacaklar savcının istediği gibi olursa. Yattıkları süre göz önüne alınacak. İyi hal indirimi uygulayacak. Geri kalanı da para cezasına çevirecek, Elbistan’da yaptığı gibi.”

Son dönemlerde daha sık karşılaştığımız bir kavram adalet. Somalı ailelerden bir kez daha duyuyoruz. Kaya, “Soma’da da memlekette de adalet diye bir şey bırakmadılar. Daha önce benim ağabeyim de madende öldü. 3-5 kişinin zaten değeri olmadığı için içeride tutuklu bile yok. Peki biz boş ver mi diyeceğiz? Tabii ki hayır. Müebbet verseler bile bizi tatmin etmez. Çünkü bizim eşlerimiz gitti. Ama biz adalet aramaya devam edeceğiz. Bir daha 301 kişi ölmesin diye. Her geçen gün iş kazaları devam ediyor, önlemler alınmıyor” diyor.

‘BİZ YİNE BURADAYIZ’

İsmail Çolak, Uğur Çolak’ın babası. Aynı madenden emekli olmuş: “Kendi ellerimle götürdüm çocuğumu madene koydum. Baba ‘Ben evleneceğim’ dedi. Ben de götürdüm madene. Evlendi, sonra da zaten…” Sonrasını söylemeye dili varmıyor. Bundan dolayı kendinde suç aramış Çolak:
“Keşke dedim götürmeseydim madene, aç kalsaydı da o madene girmeseydi. Ben kendimde suç ararken bunlar suçsuzuz diyor. Savcı ceza istiyor gibi gözüküyor ama ceza istemiyor aslında.”

Baştan beri davanın bu aşamaya geleceğini bildiklerini söylüyor Çolak:
“Bilmediğimiz bir şey değildi tabii. Ama biz adalet istemeye devam edeceğiz. Babalar, anneler, çocuklar, gelinler bir aradayız. Katılmadığım hiçbir duruşma olmadı. Kaç defa gece 12’lerde çıktık bu salonlardan. Şimdi yine uzatmaya çalışıyorlar. Önce nisan denildi, sonra mayıs sonra haziran. Can Gürkan ne istediyse onu yaptılar. Ne kadar ötelerse ötelesinler biz yine buradayız.”

AVUKAT ASLAN: SİYASİ MÜDAHALE VAR, YARGI SERMAYENİN YANINDA

Savcının mütalaasının bu kadar tepki çekmesi, olası kast-bilinçli taksir tartışmasının teknik bir konu gibi durmasının ötesinde olması. Daha önce olası kastla yargılanan sanıklar ölen ve yaralanan her bir işçi için ceza alacaktı. Bilinçli taksir ise toplam 22.5 yıl hapis cezası anlamına geliyor. Hem de azami sınır. Savcının mütalaasını değerlendiren davanın avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Sekreteri Nergiz Tuba Aslan, “Uzun bir gerekçe bölümü var mütalaada. Olayın gerçekleştiği yerin önceki sahiplerinden itibaren anlatılan bir süreç var. Soma AŞ’nin hangi şartlarda devralındığını, hangi tehlikenin bilindiğini, öngörüldüğünü ve daha önceki şirket Park Teknik’in neden devrettiğini uzun uzun anlattı. Soma AŞ yetkililerinin her şeyin farkında olduğunu, sorumluluklarını belgeleriyle aktardı. Birçoğu bizim de dillendirdiğimiz hususlar. Bu anlamda hiçbir problem yok. Ama sonuç bölümüne baktığımızda, gerekçelerle sonucun hiçbir alakasının olmadığını gördük” diyor.

İddianame düzenlenirken özellikle üst düzey sorumlular olası kastla öldürmekten yargılanıyorlardı. Aslan şu bilgileri veriyor:

“Bu kadar karartılan deliller, sahte haritalar, TKİ’ye sunulup yapılmayan projeler, başlarına geleceklerin farkında olan yöneticilerin sahte yönetim kurulu üyeleri uydurmaları… Tüm bunlar göz göre göre anlamına gelir ve bu tam da olası kast tarifidir. Ama savcı dedi ki ‘Bu kadarını da yaptıklarını düşünmüyorum. Ölmelerini göze alamaz. Olsa olsa bilinçli taksirdir.’ Hatta ‘Ölmelerini isteselerdi bunlar madene inmezdi’ dedi. Burada bir kafa karışıklığı yaşıyor savcı galiba bunu bilmiyoruz. Olası kast öldürmeyi istemeyi içinde barındırmaz. Olası kastla bilinçli taksiri birbirinden ayıran en önemli şey şudur: İkisinde de öngörü vardır. Birinde sonucu istemez, diğerinde olursa olsun der. Bu dosya tam da ne olursa olsun dosyasıdır. Çok fazla kâr hırsıyla, madenden daha fazla kömür çıkarmak için ne olursa olsun denilerek, organize bir suç örgütü gibi çalışmışlar. Oradaki işçilerin canını hiçe sayarak… Onun için savcının mütalaasına katılmak mümkün değil.”

SAVCI OYALAMA TAKTİĞİ İÇERİSİNE GİRDİ

1.5 yıl önceye kadar seri ve doyurucu bir yargılamanın olduğunu dile getiren Aslan, yaşadıkları süreci şöyle anlatıyor:

“Önceki Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’yı hepimiz takdir ettik. Şahsen tanımayız, zaman zaman taleplerimizi reddetmişliği, gerilmişliğimiz vardır. Ama dosyaya gerçek anlamda hakimdi. Ve yargılamada sona doğru gelinmişken, bilirkişi raporları incelenmiş, bütün tanıklar, sanıklar, mağdurlar dinlenmişken birdenbire dosyaya siyasal iktidar tarafından müdahaleler yapıldı. Öncelikle baştan beri incelemelere, keşfe katılan savcı Diyarbakır’a gönderildi. Yerine iki savcı geldi. İkinci savcı bundan 1 yıl 2 ay önce ‘Benim mütalaam hazır sunacağım’ dedi. Aradan sonra ‘Ben mütalaamı daha sonra sunacağım’ deyip sunmadı. Yerine bu savcı atandı. Bu savcı da her seferinde mütalaa vermesi gerekirken bir oyalama taktiği içerisine girdi.”

“Sanık tarafı da artık uzun tutukluluğa oynamaya başladı” diyen Aslan şöyle devam etti: “Uyduruk bir soruşturma dosyası açılmasını sağladılar. Bir buçuk yıl boyunca o da bizden saklandı. Nihayetinde siz de mahkemede gördünüz bu sabotaj iddialarına ilişkin hiçbir delilin olmadığını mahkeme söyledi.”



İLGİLİ HABERLER