Bizi takip edin
Bizi takip edin
Emek Dünyası

Madenler Soma'dan önceki durumda



27.10.2017 14:47:32
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, madenlerin şu anki durumunu yurt dışındaki bir meslektaşının “Kaza olmaması mucize” sözüyle aktarıyor.

Evrensel'in haberine göre Soma’dan sonra uygulamaya konulan maddelerin işçi ölümlerini engellemekten çok, sektörün sorunlarını çözmeye yönelik olduğuna dikkat çeken Yüksel, "Soma’dan önce ve sonraki 2 yılda yaşanan kazalara baktığımızda aynı rakamları görüyoruz. 2012 yılındaki Başbakanlık genelgesinden sonra madencilikte geriye gidildi. Üretim miktarlarına ve işçi sayılarına baktığımızda ölüm sayılarının düşmesi gerekiyordu ama arttı. Dünyadaki diğer örneklere de bakarak Soma’nın bir milat olmasını istedik. Benzer olaylarda diğer ülkelerde çok köklü değişikliklere gidiliyor. Madencilik yasası, iş güvenliği yasası komple değiştiriliyor. Sorunun nerede olduğunun tespiti için bilimsel araştırmalar yapılıyor. Mesela ABD’de büyük bir kaza olmuştu ve sadece kazanın sebeplerinin araştırılması için yaklaşık 10-15 milyon dolarlık bütçeler ayrıldı. Hukuki olarak hesap vermesi gerekenlerin dışında asıl olarak bu faciaların nedenlerini tespit edelim ve yeni bir kaza olmasın. Türkiye tarihine baktığımızda Kozlu, Sorgun, Yeni Çeltek, Karadon, Soma, Ermenek, Şirvan ve Şırnak kazaları var. Bunların arasında birkaç işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerini saymıyorum bile. Madencilikte yılda 60-70 kişi iş cinayetinde hayatını kaybediyor zaten." açıklamasında bulundu.

Yerin altında bulunan madenlerin dışında, yerin üstünde bulunan açık madenlerde de kazalar yaşanmaya başladığını belirten Yüksel, "Biz Zonguldak’ta bir kaza beklerken Şırnak’ta bir kaza meydana geldi. Soma’dan sonra bazı değişiklikler yapıldı ama bunlar sonuca dönük değil, pansuman niteliğinde tedbirlerdi. Soma faciasından sonraki ocak-şubat aylarında Maden Kanunu’nda değişiklikler yapıldı. Hepsi sektörün sıkıntılarına yönelikti ve biz bunların Soma’yı çözmeyeceğini söyledik. İş güvenliği yönetmeliklerinde bazı değişiklikler meydana geldi ancak bunlar da palyatif çözümlerdi." açıklamasında bulundu.

Soma’dan sonra madencilik kanunu anlamında çıkmış tek önemli gelişmenin teknik nezaretçiliğin kaldırılıp yerine daimi nezaretçiliğin gelmesi olduğunu ifade eden Yüksel, "Teknik nezaretçilik neydi kısaca anlatayım; Teknik nezaretçilik ülkede yeterli sayıda maden mühendisi olmadığı dönemde bir maden mühendisine on sahaya kadar bakabilme yetkisi verilmesiydi. Bu yasa 1954 yılında çıkmıştı ve Maden Mühendisleri Odası da o yıl kurulmuştu. Türkiye’de maden mühendisi sayısı 232 kişiydi. Yine bu kadar maden de vardı Türkiye’de. Ancak Soma’ya geldiğimizde ülkemizde 17 binin üzerinde maden mühendisi var işsiz de çoktu. 1990’lı yıllardan itibaren her ocakta en az bir maden mühendisi olması gerektiğini dile getirdik. Mühendislik bilim ve tekniğinin bu ocaklara girmesi ve iş kazalarının olmaması, çevreye duyarlı madencilik yapılmasını istedik. Ayrıca bunlar rezervdir ve Anayasamıza göre madenler halkındır. Rezervlerin de ziyan edilmemesi gerekiyor. Sektör ne yazık ki bu işe maliyet gözüyle baktı." diye konuştu.

Madenlerde yaşanan faciaların önüne geçmek için üniversiteler, sendikalar, meslek odaları, emekten yana örgütler ve kamu kurumlarının bir masa etrafında buluşması gerektiğini dile getiren Yüksel, "Burada rant değil, insan yaşamı öncelikli politikalar belirlenmeli. Bu politikaların hayata geçirilmesi için de bir altyapı kurulması gerekli." dedi.



İLGİLİ HABERLER