Bizi takip edin
Bizi takip edin

Gösterişçi tüketim ve yeni zenginler

08.10.2017 17:55:53
<p>Norve&ccedil; asıllı bir Amerikalı olan Thorstein Bunde Veblen, liberal iktisat &ccedil;evrelerinin g&ouml;rmezden geldiği radikal iktisat&ccedil;ılardan biridir. Kurumsal iktisat ekol&uuml;n&uuml;n de &ouml;nc&uuml;lerinden sayılan Thor&rsquo;un oğlu Veblen&rsquo;in sosyal bilimlere yaptığı en &ouml;nemli katkı g&ouml;steriş ama&ccedil;lı t&uuml;ketim &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesidir.</p> <p>&nbsp;Liberal (neoklasik) iktisat paradigmasının fayda-değer teorisine g&ouml;re, piyasadaki bir malın değerini t&uuml;keticiye sağladığı marjinal fayda belirler. Marjinal faydası y&uuml;ksek olan malların piyasa fiyatı y&uuml;ksek, d&uuml;ş&uuml;k olanların fiyatı d&uuml;ş&uuml;k olacaktır. Ayrıca talep yasasına g&ouml;re bir malın fiyatı artarsa, artan fiyatla birlikte marjinal faydanın da artması gerektiğinden, t&uuml;ketim miktarı da azalmak durumundadır. Bireyler &ldquo;zaten&rdquo; rasyoneldir; dolayısıyla kendilerine fayda sağlamayan mallara boşu boşuna fazla para vermezler. Falan fistan&hellip;</p> <p><strong>Veblen&rsquo;in ekonomi politiği</strong><br />Veblen, neoklasik iktisadın temelleri sarsan bir &ccedil;&ouml;z&uuml;mleme yapar. Kapitalizmin erken d&ouml;nemlerinde bireysel sermaye birikimleri hen&uuml;z &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k seviyelere ulaşmamıştır. Kapitalistler hem sermayenin sahibidirler hem de işletmelerinin başında durarak y&ouml;neticilik yaparlar. Bakkalının başında duran k&uuml;&ccedil;&uuml;k burjuva buna &ouml;rnek olarak g&ouml;sterilebilir. Fakat sermaye biriktik&ccedil;e ve iş b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e şirketi y&ouml;netmek hem zorlaşır hem de gereksizleşir. Bu noktada kapitalist, şirketin başına y&uuml;ksek &uuml;cret ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir hisse verdiği bir y&ouml;netici koyar. B&uuml;t&uuml;n &uuml;retim işini asgari &uuml;cretli iş&ccedil;iler yaparken (&ccedil;&uuml;nk&uuml; daha iyi bir se&ccedil;enekleri yoktur), &ldquo;organizasyonel&rdquo; işleri de parazit y&ouml;netici grubu yapar. Sermayenin sahibi olan kapitalistin artık hi&ccedil;bir iş yapmasına gerek yoktur. B&ouml;ylece ortaya Veblen&rsquo;in &ldquo;aylak sınıf&rdquo; dediği yeni bir toplumsal katman &ccedil;ıkar.</p> <p>Veblen&rsquo;e g&ouml;re kapitalizmde &ccedil;alışmak, &uuml;retim yapmak, topluma faydalı olmak stat&uuml; g&ouml;stergesi değildir. Aksine, esas stat&uuml; hi&ccedil; &ccedil;alışmadan şatafatlı bir hayat s&uuml;rmekten gelir. Bug&uuml;n 7-haneli bir CEO bile, &ccedil;ok zengindir ama, l&uuml;ks hayatını s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in &ccedil;alışmak zorundadır. Varlık balonları patlayıp işsiz kaldığında, hazıra dağlar dayanmaz, bireysel birikimiyle aynı şaşaayı en fazla birka&ccedil; sene s&uuml;rd&uuml;rebilir. Sonrasında standartlarını d&uuml;ş&uuml;rerek &uuml;st-orta sınıf seviyesine d&uuml;şer ki bu &ccedil;oğumuz i&ccedil;in erişilmez bir nokta olsa bile bir CEO i&ccedil;in m&uuml;thiş bir dramdır.</p> <p>Yani modern d&ouml;nemde zengin olma durumundan ziyade zenginliğin kaynağı &ouml;nemlidir. Eğer şatafatlı hayatınızın kaynağı &ccedil;ok &ccedil;alışmak ise bu size o kadar da b&uuml;y&uuml;k bir stat&uuml; kazandırmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;n&uuml;n&uuml;zde aynı şatafatı, hatta fazlasını, &ccedil;alışmak zorunda kalmadan yaşayan bir aylak sınıf vardır.</p> <p>1910&rsquo;lu yılların İngiltere&rsquo;sinde ge&ccedil;en Downton Abbey dizisi bu meseleyi gayet iyi anlatır. Dizinin esas ailesi olan Crawley&rsquo;ler İngiltere&rsquo;nin aristokrat ailelerinden biridir. D&uuml;kler, d&uuml;şesler, kontlar, kontesler, hizmet&ccedil;iler, valeler, m&uuml;thiş bir zenginlik ve şaşaa&hellip; Bir akşam yemeği sırasında, malikanenin m&uuml;stakbel varisi, kuzen Matthew Crawley zorlu şehir hayatını &ouml;ğrenmek i&ccedil;in bir muhasebecinin yanında &ccedil;alışacağından bahseder:</p> <p><em><strong>Matthew:</strong>&nbsp;Ripon&rsquo;da bir iş buldum. Yarın başlayacağımı s&ouml;yledim.</em></p> <p><strong>Lord Grantham:</strong>&nbsp;Bir &ldquo;iş&rdquo; mi? Seni malikanenin işleriyle ilgilenmen i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; biliyorsun değil mi?</p> <p><strong>Matthew:</strong>&nbsp;Merak etmeyin, g&uuml;n boyu malikaneyle ilgilenecek &ccedil;ok vaktim olacak. Ve tabii hafta sonu bana kalacak.</p> <p><strong>Kontes Violet Crawley:</strong>&nbsp;(şaşırmış bir şekilde) Hafta sonu da ne?</p> <p>Muazzam değil mi? Ger&ccedil;ekten de zengin aylaklar i&ccedil;in salı ile cumartesinin bir farkı yoktur.</p> <p>&ldquo;Hafta sonu&rdquo; sadece &ccedil;alışan insanlar i&ccedil;in anlamı olan bir kavramdır.</p> <p>Benzer bir aylak sınıf g&ouml;sterişini Paris Hilton bir &uuml;t&uuml; masası g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde &ldquo;bu ne b&ouml;yle?&rdquo; diye sorarak yapmıştı. Hafta sonu ve &uuml;t&uuml; masası orta-alt sınıfları bağlar. Bu bakıma Maggie Smith&rsquo;in yıldızlaşarak oynadığı kontesin sorusu &ccedil;ok ger&ccedil;ektir. Kontesinki kadar Lord Grantham&rsquo;ın &ldquo;bir iş mi?&rdquo; sorusuna da dikkat etmek gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar i&ccedil;in kutsal bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml; olan &ldquo;&ccedil;alışmak&rdquo; kapitalizmde aşağı ve hor g&ouml;r&uuml;len bir şey haline gelmiştir. İdeolojik aparatlar burjuvazinin kontrol&uuml;nde olduğundan modern kapitalizmde &uuml;retenler değil girişimci parazitler, y&ouml;neticiler ve &uuml;nl&uuml;ler y&uuml;celtilir. Ağır ve elzem işler yapan &ccedil;&ouml;p&ccedil;&uuml;lerin, inşaat iş&ccedil;ilerinin ya da madencilerin topluma katkıları &ccedil;ok y&uuml;ksek olsa da tek vasfı babadan zengin olmak olan Paris Hilton kadar saygınlıkları yoktur.</p> <p><strong>Aylak sınıf ve&nbsp;g&ouml;steriş&ccedil;i t&uuml;ketim</strong><br />Ayranı iki liralık cam bir bardaktan da i&ccedil;ebilirsiniz, 1500 liralık altın varaklı bir bardaktan da&hellip; 70 liralık kol saati de aynı zamanı g&ouml;sterir, 700 bin dolarlık saat de&hellip; D&uuml;z akıllı telefona da aynı uygulamaları indirirsiniz, pırlanta taşlı telefona da&hellip; Her iki durumda da elde edilen fayda aynı. Mantıklı olan aynı faydayı d&uuml;ş&uuml;k bir bedelle elde etmek iken neden bardak gibi basit bir şeye 1500 lira verilir? Neoklasik iktisadın &ccedil;ok matematiksel sa&ccedil;malıkları bunu izah edemiyor. Veblen bunu g&ouml;steriş&ccedil;i t&uuml;ketim (conspicuous consumption) kavramıyla a&ccedil;ıklıyor. Kapitalizmde aylak sınıf stat&uuml;s&uuml;n&uuml; g&ouml;stermek i&ccedil;in t&uuml;ketim yapıyor.</p> <p>Mesela 19. y&uuml;zyıldaki aristokrat kadınların tek başına giymesi imk&acirc;nsız, ağır ve konforsuz elbiseleri sırf stat&uuml; g&ouml;stergesi olarak giyilir (bkz. Anna Karenina). Kadınların tırnaklarını uzatıp renkli ojeler s&uuml;rmesi k&ouml;m&uuml;r madenlerinde &ccedil;alışmadıklarını ya da evde ağır iş yapmadıklarını g&ouml;sterir. Yine kadın g&ouml;mleklerinde d&uuml;ğmelerin ters tarafta olmasının sebebi ilikleme işini hizmet&ccedil;ilere yaptırmalarıdır.</p> <p><br />Arabaları parlak jantlarla modifiye etmek, k&uuml;rk montlar, pahalı yemek takımları b&uuml;y&uuml;k oranda g&ouml;steriş i&ccedil;in yapılan t&uuml;ketimlerdir. Fakat g&ouml;steriş sadece mallar &uuml;zerinden değil boş zaman ve deneyimler &uuml;zerinden de yapılır. Cem Yılmaz&rsquo;ın bir g&ouml;sterisinde makarasını yaptığı &ldquo;business class&rdquo; u&ccedil;uşlar da buna bir &ouml;rnektir. Basit&ccedil;e farklılaştırılmış bir deneyim 3000 dolar etmez, o bilet fiyatı g&ouml;sterişin bedelini yansıtır. Nisan ayının ortasında bronz tenle okula gelmek b&uuml;y&uuml;k oranda g&ouml;steriştir; ya solaryuma gitmişsinizdir ya da Yunan adalarında bir hafta sonu &ldquo;ka&ccedil;amağı&rdquo; yapmışsınızdır. Şubat ayında kamp&uuml;ste siyah bacak ateli ve koltuk değnekleriyle gezmek Kartalkaya&rsquo;da kayak yaptığınızın g&ouml;sterişidir. G&uuml;n boyu golf oynamak aylak sınıfın boş zaman g&ouml;sterişidir.</p> <p><strong>Para konuşur, servet fısıldar&hellip;</strong><br />Tabii bu g&ouml;steriş konusunda eski ve yeni zenginlerin davranışlarını ayırmak gerekir. Cem Uzan&rsquo;dan bayrağı başarıyla devralan Ali Ağaoğlu, Yeni T&uuml;rkiye&rsquo;nin g&ouml;steriş&ccedil;i t&uuml;ketim distrib&uuml;t&ouml;r&uuml; olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Ka&ccedil; tane arabası olduğunu hatırlamaz, on binlerce dolarlık saatler takar, kendinden 30 yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k &uuml;&ccedil;-beş tane sevgilisi vardır, s&uuml;rekli g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ndedir, fakirler karanfil bırakırken o g&uuml;l bırakır, canlı yayında cebindeki paraları saydırır&hellip; Oysa Rahmi Ko&ccedil; t&uuml;ketim alışkanlıklarıyla hava atmaz ya da B&uuml;lent Eczacıbaşı&rsquo;nın hi&ccedil;bir zaman gen&ccedil; sevgilileri olmamıştır. Fark, Ali Ağaoğlu&rsquo;nun yeni zengin (new money / nouveau riche) olmasıdır. Vaktiyle yaptığı &ldquo;sonradan g&ouml;rme değilim&rdquo; a&ccedil;ıklaması da aslında yeni zengin olduğunu doğrular. Demek &ouml;yle bir g&uuml;ndem var ki bu savunmayı yapma ihtiyacı duydu.</p> <p>Yeni zenginler, hen&uuml;z yeni zengin olduklarından, zenginliklerini her fırsatta g&ouml;sterme ihtiyacı hissederler. B&ouml;ylece cemiyete dahil olabileceklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Mesela cemiyet hayatının olmazsa olmazlarından biri sergi a&ccedil;ılışlarıdır. Yeni zenginler a&ccedil;ılışa tam zamanında gelip kokteylin sonuna kadar dururlar. Herkesle konuşurlar; paparazzilere poz verirler; b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;kilerden i&ccedil;erler; her gelen aperatifi yerler; &ldquo;25 adımda sanat&rdquo; gibi kitaplar okuyup kestirmeden edindikleri entelekt&uuml;el birikimle ahk&acirc;m keserler. Eski zenginler (old money / vieux riche) ise galeriye a&ccedil;ılıştan yarım saat sonra gelirler; aldıkları bir kadeh i&ccedil;kiyle bir kenarda sessizce takılırlar; kalabalığa pek karışmazlar; şampanyalarını yarım bırakıp erkenden &ccedil;ıkıp giderler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu etkinlik yeni zenginler i&ccedil;in kendilerini g&ouml;sterebilecekleri havalı bir olayken eski zenginler i&ccedil;in nezaketen katıldıkları sıradan ve sıkıcı bir şeydir.</p> <p>Mesela platin sa&ccedil;lı kokoşların konken partilerinde yeni zenginler kazanmaya &ccedil;alışırken eski zenginler kaybederler. Bunu da dert etmezler, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kumarda esas g&ouml;steriş kazanmak değil kaybetmektir. Hatta bazen kazanacakları eli kasten kaybettikleri bile olur. Poker masalarında kaybetmeyi hazmedemeyip hırs yapanlar genelde yeni zenginlerdir. Eski zengin bir milyon dolar kaybedip hi&ccedil;bir şey olmamış gibi odasına gider.</p> <p>Fitzgerald&rsquo;ın Muhteşem Gatsby romanında, eski zenginlerden Tom Buchanan g&ouml;rkemli bir hayat yaşayan Jay Gatsby gibilerinden &ldquo;istedikleri kadar zengin olsunlar, hi&ccedil;bir zaman bizim gibi olamayacaklar&rdquo; minvalinde bahseder. Ger&ccedil;ekten de bug&uuml;n Bill Gates, Jeff Bezos ve Donald Trump gibi d&uuml;nyanın en zengin insanları istedikleri kadar zengin olsunlar hi&ccedil;bir zaman Astor, Vanderbilt, Rockerfeller ya da Du Pont gibi ailelerle yan yana konmazlar. Hatırlarsanız, g&ouml;rg&uuml;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;yle bilinen, Mark Zuckerberg birka&ccedil; sene evvel 30 milyon dolar verip kendi evinin etrafındaki d&ouml;rt evi satın alarak yaşadığı muhiti kapatmıştı.</p> <p>Aynı şekilde Ali Ağaoğlu da 3 milyon dolar verip g&uuml;r&uuml;lt&uuml; yapan komşusunun evini almıştı. D&uuml;nyanın en zengin insanı da olsan fark etmez, yeni zenginlerde g&ouml;steriş ve g&ouml;rg&uuml;s&uuml;zl&uuml;k hep yan yana gider. Bu neredeyse bir kuraldır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni zenginler bu şekilde zenginliklerini hisseder ve hissettirirler.</p> <p><strong>Zenginlere &ouml;zenen yoksullar</strong><br />Uzaktan bakıldığında Marx&rsquo;inkine benzeyen bir kapitalizm eleştirisi yapan Veblen sonu&ccedil; noktasında Marksist &ccedil;izgiden tamamen kopar. Marx kapitalizmin i&ccedil; &ccedil;elişkileri ve istikrarsızlığı &uuml;zerinden ilerlerken Veblen kapitalizmin, ekonomik parametreler a&ccedil;ısından değilse de sosyolojik olarak, kendi i&ccedil;inde bir denge yarattığını &ouml;ne s&uuml;rer.</p> <div class="article-inline-advertisement">Veblen&rsquo;e g&ouml;re, kapitalizmde, yoksul iş&ccedil;iler zenginlere karşı ayaklanıp devrim yapmak değil, &ouml;z&uuml;nde onlar gibi yaşamak isterler. Zenginler gibi yaşayamıyorlarsa da onları taklit ederler. Bu &ouml;yk&uuml;nme &ouml;zellikle t&uuml;ketim alışkanlıklarında kendini belli eder. Bir markanın orijinalini alamıyorsa bile gider &ccedil;akmasını alır. Son model akıllı telefonu almak i&ccedil;in b&ouml;breğini satar (&Ccedil;in&rsquo;de bunun bir &ouml;rneği yaşanmıştı). Kapitalist sistem, hem teoride hem pratikte, sanki ezeli ve ebedi bir veriymiş gibi alındığından, bireyler sistemi değiştirmek yerine onun i&ccedil;inde sonu olmayan bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışına girerler.</div> <p>Amerikalıların, aslında farkında olmadan liberalizm eleştirisi yapan, &ldquo;Zengin ol ya da bu uğurda &ouml;l&rdquo; diye bir deyişi vardır. Zengin olmak elbette zordur ama sistem, &lsquo;yeni zengin&rsquo; olma hevesindeki insanlara kişisel gelişim palavralarıyla &ldquo;yardım&rdquo; eder. Bu tezg&acirc;ha d&uuml;şen fırsat&ccedil;ıların &ccedil;oğu hayatını zengin olmak uğrunda harcarlar. Batarlar, &ccedil;ıkarlar, iflas ederler, tekrar girişirler, tam zengin olacakken yine batarlar&hellip; Kapitalist sistemin eşitsizlik ve adaletsizliklerini kesinlikle ciddi manada sorgulamazlar, sistemi değiştirmeyi zaten akıllarının ucundan dahi ge&ccedil;irmezler. Hayattaki en b&uuml;y&uuml;k ama&ccedil;ları 7 adımda zengin olmaktır. T&uuml;ketim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; pekiştiren reklam ve pazarlama sekt&ouml;r&uuml; de bu tezg&acirc;ha &ccedil;anak tutar. Bu yanlış bilincin kapitalizmin &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzattığı konusunda Veblen&rsquo;in haklılık payı olsa da sistemin daha derinlerindeki temel &ccedil;elişkileri ortadan kaldıramadığını da g&ouml;rmeliyiz.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Anıl Aba&nbsp;</strong></p> <p>Tyumen &Uuml;niversitesi İleri Araştırmalar Okulu</p> <p>&nbsp;</p> <p>Bu yazı 1 Ekim Birg&uuml;n Pazar&rsquo;da yayınlanmıştır.</p>