Bizi takip edin
Bizi takip edin

Ankara’nın taşına bak

5.12.2017 06:28:08
<p>Gen&ccedil;liğimizde belleğimize yerleşen o t&uuml;rk&uuml;y&uuml; Ruhi Su s&ouml;ylerdi, sesi okul kantinlerinde ve miting meydanlarında &ccedil;ınlardı:&nbsp;<strong>&ldquo;Ankara&rsquo;nın taşına bak / G&ouml;zlerimin yaşına bak / Biz d&uuml;şmanı esir ettik, şu feleğin işine bak.&rdquo;</strong></p> <p>Ankara&rsquo;nın &uuml;&ccedil; belediye başkanı oldu: Vedat Dalokay (1973-1977), Ali Din&ccedil;er (1977-1980) ve Murat Karayal&ccedil;ın (1989-1993). Şu feleğin işine bakın ki bu donanımlı, şehir mimarisinden anlayan, halk&ccedil;ı ve entelekt&uuml;el belediye başkanlarının g&ouml;rev yaptıkları d&ouml;nemde milyonlarca dolar şimdiki gibi ışık hızıyla d&uuml;nyanın &ccedil;evresinde fırıl fırıl d&ouml;nm&uuml;yordu. Belediyelerin dışarıdan bor&ccedil;lanma imk&acirc;nı yok denecek kadar azdı. Altyapı dahil b&uuml;t&uuml;n hizmetlerde belediye h&uuml;k&uuml;metin eline bakıyordu. İktidara sağcılar h&acirc;kimdi. &Uuml;lke koalisyonlarla y&ouml;netiliyordu.</p> <p>Dalokay ve Din&ccedil;er Viyana Metrosu&rsquo;nu &ouml;rnek alan bir projeyi benimsediler. Kızılay&rsquo;da metro inşa &ccedil;ukurları a&ccedil;arak h&uuml;k&uuml;metleri zorlamaya &ccedil;alıştılar. Fakat olmadı. Para yoktu. Ağır saldırılar altında &ccedil;ukurları kapattılar. Karayal&ccedil;ın bu kısıtlı durumdan &ccedil;ıkışı yakaladı (&Ouml;zal d&ouml;nemi). Uluslararası sermaye piyasasına tahvil sattı. Batıkent&rsquo;i kurdu. Demirel bile bu yeni yerleşim alanının&nbsp;<strong>&ldquo;Cumhuriyet&rsquo;in ilk on projesinden biri&rdquo;&nbsp;</strong>olduğunu s&ouml;yledi.</p> <p>Melih G&ouml;k&ccedil;ek milyon dolarların havada u&ccedil;uştuğu, bor&ccedil;lanma imk&acirc;nlarının neredeyse sınırsız olduğu bir d&ouml;nemin başında belediye başkanı oldu ve 23 yıl Ankara&rsquo;yı y&ouml;netti. Hayır, yaptıklarını ve yapmadıklarını tartışacak değilim. &Ccedil;ok daha &ouml;nemli bir şey var...</p> <p>Melih G&ouml;k&ccedil;ek, se&ccedil;imle g&ouml;reve gelen ve sınırsız bor&ccedil;lanabilen bir belediye başkanının kent estetiğini kendi beğeni seviyesine nasıl d&uuml;ş&uuml;rebileceğini g&ouml;steren tarihi bir &ouml;rnek oldu. Şehrin estetiğiyle tıpkı legolarıyla oynayan haşarı bir &ccedil;ocuk gibi oynamış, sanatın i&ccedil;ine t&uuml;k&uuml;rm&uuml;ş ve Ankara&rsquo;yı kasabalaştırmıştır.</p> <p>Bu y&uuml;zden sadece onu su&ccedil;layamayız elbette. AKP, taşradan getirdiği bir memur ve esnaf ordusuyla Ankara&rsquo;ya yerleşti ve şehir bu ordunun estetik anlayışına, alışveriş eğilimlerine uygun bir değişim ge&ccedil;irdi. En merkezi semtler, don g&ouml;mlek, ıvır zıvır satan d&uuml;kk&acirc;nların istilasına uğradı ve şehrin &ccedil;evresi yabancı markaların teşhir edildiği, insanların&nbsp;<strong>&ldquo;şahane hayat yanılsaması&rdquo;</strong>yla vakit &ouml;ld&uuml;rd&uuml;kleri r&uuml;k&uuml;ş AVM&rsquo;lerle doldu. Kızılay ve Sakarya&rsquo;daki bazı sokaklar gecenin bir vaktinde kılık değiştiren batakhanelere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Kitap&ccedil;ılar ve tiyatro binaları azaldı, birahaneler ve sarhoş muhabbeti &ccedil;oğaldı. Ayrıca bir şehrin her sokağında, Kuğulu Park&rsquo;ın i&ccedil;inde bile kebap&ccedil;ı olur mu? Ulus&rsquo;taki tarihi Akman pastanesi (Akman bozası!) nasıl kebap&ccedil;ı oldu? Kebap arz ve talebindeki artış neyin g&ouml;stergesidir?</p> <p>Şimdi o geri zek&acirc;lı lale Kızılay&rsquo;ın g&ouml;beğinden kaldırıldı diye, dev futbolcu ve aptal dinozor heykellerini artık g&ouml;rmeyeceğiz diye seviniyoruz. Şu feleğin işine bakar mısınız? Yarın o heykellerin yerine daha beter şeylerin, yeni belediye başkanının zevkine g&ouml;re Miki Maus, S&uuml;permen, &Ouml;r&uuml;mcek Adam, hatta İskilipli Atıf, Abd&uuml;lhamit, Reis vs heykellerinin dikilmeyeceği ne mal&ucirc;m?</p> <p>Şehrin meydanlarını ve ana caddelerini panayırlardaki korku t&uuml;nelleri gibi yanıp s&ouml;nen cart kırmızı ya da fosfor yeşili reklam panolarıyla donattılar; duvarlarda elli metrekarelik tesett&uuml;r giyimi ilanları...</p> <p>Eskiden Ankaralı, Zafer Meydanı ile Akay Kavşağı arasındaki b&ouml;lgeye &ldquo;Bulvar&rdquo; derdi. Bulvara &ldquo;&ccedil;ıkılır&rdquo;dı. Bulvar&rsquo;da gezilirdi. Yol boyunca uzanan, yaz aylarında masaları kaldırıma taşan, &ldquo;Yeşim,&rdquo; &ldquo;Yaprak&rdquo; gibi T&uuml;rk&ccedil;e isimleri olan, hem &ccedil;ay hem konyak i&ccedil;ebileceğiniz, herkese g&ouml;re her t&uuml;rl&uuml; yiyeceğin bulunduğu, g&uuml;zel hafif m&uuml;zikler &ccedil;alınan, i&ccedil;i şık ve &ouml;zenli, dışı tenteli mek&acirc;nlar vardı.</p> <p>Kızılay&rsquo;daki&nbsp;<strong>&ldquo;G&ouml;kdelen&rdquo;</strong>in terasına Set Kafetarya denirdi. Yaz geceleri Pekin Kırgız orada opera şarkılarını t&uuml;rk hafif m&uuml;ziğine ve napoliten par&ccedil;alara katarak s&ouml;yler, sesi b&uuml;t&uuml;n Kızılay&rsquo;a yayılırdı. Binanın, şimdi bir telefon şirketinin adi reklam panosuyla kasten (KASTEN!) kapatılan bir duvarında parlak metal harflerle,&nbsp;<strong>&ldquo;Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve y&uuml;ksek seciyeli muhafızlar ister&rdquo;</strong>&nbsp;yazısı g&ouml;ze &ccedil;arpardı.</p> <p>Ankara&rsquo;yı ilk kez 1959 yılının karlı bir Şubat gecesi İstasyon&rsquo;dan ailece bindiğimiz bir faytonla Maltepe&rsquo;ye giderken g&ouml;rd&uuml;m. Kim ne derse desin 60&rsquo;lı yıllar Ankara&rsquo;nın en umut dolu, en canlı, en &ouml;zg&uuml;r d&ouml;nemiydi. Şimdi Devlet Opera ve Balesi Binası&rsquo;nı satılığa &ccedil;ıkarıyorlarmış. Altını mescit, &uuml;st&uuml;n&uuml; kebap sarayı yapmalarını &ouml;neriyorum!</p> <p>Yazıya başlarken aklımda başka şey vardı aslında. Kafa karışık olunca konu dağılıyor.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Yavuz Alogan</strong></p> <p><strong>Aydınlık</strong></p>