Bizi takip edin
Bizi takip edin

Samir Amin: 'Büyük İnsanlığın' kurtuluşuna adanmış, harika bir yaşam...

19.08.2018 23:53:27
<p>Samir Amin, ikisi de hekim ve ikisi de ilerici, Mısırlı bir baba ve Fransız bir annenin &ccedil;ocuğu olarak 1931 yılında d&uuml;nyaya geliyor. İlk, orta ve liseyi Mısırda, bir Fransız okulunda okuyor. &Ccedil;ok erken yaşlarda politikleşiyor, daha 17 yaşındayken kendini &lsquo;kom&uuml;nist&rsquo; olarak tanımlıyordu ve Mısır Kom&uuml;nist Partisi&rsquo;nin en gen&ccedil; &uuml;yelerinden biriydi. Bu konuda ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;Sosyal realitenin Marksist tahliline, &ccedil;ok erken, lise ve &uuml;niversite &ouml;ğrenim yıllarında katıldım ve sosyalizmin kapitalizmin her t&uuml;rl&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerine, iğren&ccedil;liklerine karşı yegane kabul edilebilir ve gerekli cevap olduğuna daha o zaman inandım&rdquo;&hellip; [1]</p> <p>Liseyi bitirdikten sonra Fransa&rsquo;ya gitti ve Fransa&rsquo;nın &ldquo;B&uuml;y&uuml;k Okullarına&rdquo; hazırlayan &uuml;nl&uuml; Henri IV Lisesi&rsquo;ne devam etti oradan da ikinci baccalaur&eacute;at&rsquo;yı kazandı. Aslında fizik ve matematikte &ccedil;ok başarılıydı ve normal olarak hocaları onu fizik okumaya y&ouml;nlendiriyorlardı ama Samir kararını değiştirdi ve iktisat okumayı se&ccedil;ti&hellip; Hocaları anne babasının onu fizik okumaya ikna etmesini istiyorlar, anne-baba Samir&rsquo;in tercihine m&uuml;dahale etmiyor&hellip; Yaptığı tercihin politik-entellekt&uuml;el-militan etkinliğiyle uyumlu olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor&hellip;</p> <p><strong>PARİS&rsquo;TE ORTADOĞU&rsquo;YLA TANIŞTI&hellip;</strong></p> <p>Samir Amin 1947-1957 yılları arasındaki Paris&rsquo;teki &ouml;ğrencilik yılları boyunca, kom&uuml;nist ve anti-kolonyalist &ccedil;evrelerle sıkı ilişkiler kurmuştu, bu ilişkiler ilerleyen yıllarda ona &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k yararlar sağlayacaktı. Zaten Fransız Ulusal &Ouml;ğrenci Birliği&rsquo;nin [UNEF], Fransız Kom&uuml;nist Partisi&rsquo;nin, aynı şekilde anti-kolonyalist &ouml;ğrenci derneklerinin en aktif militanlarındandı. O d&ouml;nemde Paris&rsquo;te Mısır dahil, Arap &uuml;lkelerinden, Asya ve Afrika &uuml;lkelerinden, aralarında Vietnamlı, Kuzey Afrikalı ve Sahra-altı Afrika &uuml;lkelerinden &ccedil;ok sayıda &ouml;ğrenci bulunuyordu. İşte bu d&ouml;nemde, bağımsızlık sonrasında Kara Afrika&rsquo;nın ilk y&ouml;neticileri olacak bir &ccedil;ok &lsquo;frankofon&rsquo; Afrikalıyla, aynı şekilde, aralarında &ccedil;ok sayıda Suriyeli ve Iraklının bulunduğu Ortadoğuluyla tanışma imk&acirc;nına kavuşmuştu&hellip;</p> <p>Samir, 20 yaşında Kapital&rsquo;i okuyor ve ondan sonra da her 20 yılda yeniden okuyor. &Uuml;stelik işe en zor olandan, Kapital&rsquo;i okuyarak başlıyor ve daha sonra daha kolay olanları okuyor. Bu okumalar a&ccedil;lığını gidermiyor ve aklına şu soru takılıyor: L&acirc;net olası kapitalizm neden &Ccedil;in&rsquo;de, M&uuml;sl&uuml;man-Arap Orta-Doğu&rsquo;da değil de Avrupa&rsquo;da doğdu? Marx&rsquo;da bu sorunun cevabını bulamadığını s&ouml;yl&uuml;yor. Daha sonra Engels&rsquo;in Ailenin, &Ouml;zel M&uuml;lkiyetin ve Devletin K&ouml;keni&rsquo;ni okuyor&hellip; Orada da sorusuna cevap bulamıyor. Grundrisse&rsquo;in ilk baskısı Fransızca&rsquo;da yayınladığı g&uuml;n (1960) hemen alıp okuyor ve sorusu cevapsız kalmaya devam ediyor&hellip; Samir Amin&rsquo;in ondan sonraki entellekt&uuml;el ser&uuml;veni işte bu sorunun peşine takılmak oluyor.</p> <p><strong>&lsquo;SORULARIMI BİR MİLİTAN OLARAK SORUYORDUM&rsquo;</strong></p> <p>Samir bu sorunla ilgili olarak ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;İşte ondan sonradır ki, bu benim t&uuml;m yaşam programım olacaktı: &Ouml;yle bir anlama denemesine girişmeliydim ki, kapitalizmin neden Avrupa&rsquo;da ortaya &ccedil;ıktığı sorusuna ve bu &ouml;nemli olayın d&uuml;nyanın geri kalanındaki sonu&ccedil;larına dair tatmin edici bir a&ccedil;ıklama sunabilsin&hellip; İşte kendime sorduğum sorular bunlardı. Tabii kendime bu soruları, odasına &ccedil;ekilmeye karar veren, kimseyi g&ouml;rmeden, evrensel tarihe dair yazılmış her şeyi okuyan, hep okuyan, kendi kendine d&uuml;ş&uuml;nen bir &uuml;niversite &uuml;yesi, bir akademisyen olarak sormuyordum. O soruları kendime bir militan olarak soruyordum. Zira pek &ouml;ğ&uuml;nmeden s&ouml;yleyebilirim ki, bende teorik refleksiyon eylemden hi&ccedil; bir zaman ayrılmış değildir. Bu &ouml;yleydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ekte var olan k&uuml;reselleşmiş kapitalizm bu devasa kutuplaşmayı yaratmıştı ki, tartışmasız insanlığın bir numaralı sorunu haline gelmişti&hellip;&rdquo;</p> <p>Samir, bir Marksolog değil, bir Marksistti. Onu, d&ouml;nemin bir &ccedil;ok teorisyeninden ayıran, onun Marx&rsquo;tan hareket etme ama Marx&rsquo;da durmama ilkesiydi&hellip; Yaşamının geri kalanını Marksist d&uuml;ş&uuml;nceyi zenginleştirmeye adadı. Her şeye rağmen Marx&rsquo;da daha az olsa da, Batı Marksizminin Avrupa-merkezcilikle mal&ucirc;l olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu&hellip;</p> <p>Samir, başlığı &lsquo;D&uuml;nya &Ouml;l&ccedil;eğinde Birikim&rsquo; olan doktora tezini 1956 yılında tamamlıyor ama Mısır devlet Başkanı Cemal Abd&uuml;l-Nasır&rsquo;ın S&uuml;veyş Kanalı&rsquo;nı millileştirmesine İngilizlerin ve Fransızların Mısır&rsquo;a savaş a&ccedil;arak cevap vermeleri &uuml;zerine, &uuml;lkesi Mısır&rsquo;a d&ouml;n&uuml;yor. Tez savunması 1957&rsquo;de m&uuml;mk&uuml;n oluyor. Aynı anda INSEE [Istitut National de la Statistique et des &Eacute;tudes &Eacute;conomiques] den de mezun oluyor ve &uuml;lkesi Mısır&rsquo;a d&ouml;n&uuml;yor&hellip;</p> <p><strong>K&Uuml;RESELLEŞMEYİ YARIM Y&Uuml;ZYIL &Ouml;NCE S&Ouml;YLEDİ</strong></p> <p>Samir Amin&rsquo;in daha sonra kitap olarak yayınlanan doktora tezi, D&uuml;nya &Ouml;l&ccedil;eğinde Birikim, kapitalizm, emperyalizm, azgelişmişlik ve kalkınma sorunlarına son derece &ouml;nemli bir m&uuml;dahale ve katkı demeye geliyordu&hellip; [Benim Samir&rsquo;le ilk tanışmam o kitapla olmuştu]. Aslında Samir Amin kapitalizmi bir d&uuml;nya sistemi olarak g&ouml;r&uuml;yordu&hellip; Ulusal ekonomilerin bir toplamı değil&hellip; Bu bakımdan Samir, Wallerstein&rsquo;dan epey &ouml;nce &ldquo;d&uuml;nya sistemi analizini&rdquo; geliştirmiş bulunuyordu&hellip; Oradaki temel tez: &ldquo;Kapitalizmin eşitsiz gelişmiş ulusal kapitalizmlerin toplamı olarak değil, bir d&uuml;nya sistemi olarak anlaşılabileceğidir&hellip; Şimdilerde moda olan &ldquo;k&uuml;reselleşme&rdquo;, Samir tarafından yarım y&uuml;zyıl &ouml;nce dillendirilmişti bile&hellip;</p> <p>Samir Amin, emperyalizmin kapitalizmin &lsquo;belirli bir gelişme aşamasında&rsquo; ortaya &ccedil;ıkmadığını, bidayetten itibaren emperyalist olduğunu ileri s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;&hellip; Onun Kopuş, [d&eacute;connextion] &lsquo;hur&ucirc;&ccedil; tezi de son derece &ouml;nemlidir. Hur&ucirc;&ccedil;, kapitalist d&uuml;nya sisteminin &ccedil;evresinde yer alan &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; D&uuml;nya &Uuml;lkeleri&rsquo;nin, kapitalizmden kopmadan bir geleceği olmadığı anlamına geliyor. Zira, kapitalizmin kutuplaştırıcı karakteri &ccedil;evre-merkez eşitsizliğini derinleştirmeden yol alamaz. Entellekt&uuml;el Yolculuğum adlı eserinde ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;Ger&ccedil;ek kalkınmanın dış ilişkilerin kontrol&uuml;n&uuml; gerektirdiği mantik&icirc; sonucuna varıyordum. Başka t&uuml;rl&uuml; ifade edersek, kopuşu gerektiriyordu ve kopuş olmadan girişilecek yapısal reformların başarısızlığı ka&ccedil;ınılmazdı.&rdquo;</p> <p>İlerleyen d&ouml;nemde yazdığı, Eşit Olmayan Gelişme, Değer Yasasının K&uuml;reselleşmesi, Eşit Olmayan Değişim ve Değer Yasası, Ulus ve Sınıflar, Birikim&rsquo;de ele aldığı temaları daha da&nbsp;geliştiren, zenginleştiren kitaplardır. O kitap aslında d&ouml;nemin reva&ccedil;ta kavramı, olan kalkınma sorununa &ccedil;ok &ouml;nemli bir itirazdı&hellip; Samir o konuda ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;&Ccedil;ok erken bir tarihte, D&uuml;nya &Ouml;l&ccedil;eğinde Birikim&rsquo;i yazdığımda s&ouml;yledim ki, kalkınma politik bir kavramdır. Teknik bir kavram değildir. Kalkınma Gayri Safi Yurti&ccedil;i Hasıla (GSYH) artışının sinonimi [eş anlamlısı] değildir. Kalkınma politik bir kavramdır, yani i&ccedil;e d&ouml;n&uuml;k, halk sınıflarının bir futbol ma&ccedil;ındaki gibi lafla değil, ger&ccedil;ek bir bilin&ccedil;li dayanışma projesine sahip bir &uuml;retici sistemi ger&ccedil;ekleştirebilmektir. Halk sınıflarının yararına işleyen bir dayanışma projesi.&rdquo;</p> <p>Samir Amin&rsquo;in 1988&rsquo;de yazdığı Avrupa-merkezcilik, Bir İdeolojinin Eleştirisi, sosyal d&uuml;ş&uuml;ncede deprem yaratan eserlerinden biridir. O eserde Avrupa-merkezciliğin neden olduğu ideolojik-entellekt&uuml;el tahribata dikkat &ccedil;ekiliyor&hellip; &lsquo;Kaos İmparatorluğu&rsquo; başlığını taşıyan eseri de, kapitalizmin 1974-75 de genelleşen &ldquo;yapısal krizi&rdquo; sonrası d&ouml;nemin harika bir tasviridir&hellip;</p> <p>Samir Amin&rsquo;in sorunlara n&uuml;fuz etmekteki istisnai yeteneğinin bir nedeninden de s&ouml;z etmek gerekiyor. Mısır&rsquo;da, Mali&rsquo;de bazı başka Afrika &uuml;lkelerde kalkınma ve planlama &ouml;rg&uuml;tlerinde yaptığı &ccedil;alışmalar, onun kalkınma sorunuyla reel temasını sağladı. 1973&rsquo;den itibaren, &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; D&uuml;nya Forumu&rsquo;nun [FTM] başkanıydı, 1999&rsquo;da Kahire&rsquo;de kurulan benim de kuruluşuna katıldığım, D&uuml;nya Alternatifler Forumu&rsquo;nun [FMA] da başkanıydı&hellip; Afrika&rsquo;da bir &ccedil;ok başka &ouml;rg&uuml;t&uuml;n de kurucusuydu. Afrika Ekonomik Kalkılma ve Planlama Enstit&uuml;s&uuml;, [IDEP], ENDA, [Afrika Kalkınma &Ccedil;evresi&hellip;] CODESRIA [Afrika Sosyal Bilimler Araştırmalarını Geliştirme Konseyi]&hellip; Son d&ouml;nemde de eskilerin tekrarı olmayan yeni bir enternasyonalin yaratılmasına odaklanmıştı&hellip;</p> <p>Kırktan fazla kitap yazdı ve yazdığı kitaplar onlarca dile &ccedil;evrildi. D&uuml;nya&rsquo;da ayak basmadığı, bir etkinliğe katılmadığı &uuml;lke &ccedil;ok azdır&hellip; Sonuncusu 2014&rsquo;de olmak &uuml;zere defalarca T&uuml;rkiye&rsquo;ye de geldi, konferanslar verdi. Son gelişinde onunda uzun bir s&ouml;yleşi de yapmıştım&hellip; Ankara Kalesi&rsquo;ne gidip Oltu Kebabı da yemiştik&hellip; İki ciltlik Fikret Başkaya&rsquo;ya saygı kitabının ikincisi i&ccedil;in bir yazı da yazdı&hellip;</p> <p>Samir Amin. Marx i&ccedil;in &lsquo;kıyısı olmayan&rsquo; derdi&hellip; Aslında Samir&rsquo;in de kıyısı yoktu&hellip; Ger&ccedil;eğin, [hakik&acirc;tin] b&uuml;t&uuml;nde olduğunu biliyordu. O bir uzman değildi, bir iktisat&ccedil;ı, tarih&ccedil;i, sosyolog, antropolog, politolog, filozof&hellip; değildi&hellip; Aynı Marx gibi bunların &uuml;st&uuml;nde/&ouml;tesinde konumlanmıştı&hellip; Aksi halde Samir Amin diye m&uuml;stesna bir fig&uuml;r olmazdı&hellip; Verimli yaşamını Marksizmi ve sosyal d&uuml;ş&uuml;nceyi zenginleştirmeye, ezilen ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len sınıfların kurtuluşuna [emansipasyonuna] adadı&hellip; Dolayısıyla, B&uuml;y&uuml;k İnsanlığın neyi kaybettiğini s&ouml;ylemeye gerek yok&hellip;</p> <p>Samir, &lsquo;Kriz &Uuml;zerine&rsquo;, yazısında: Marx, d&uuml;nyayı anlamak ve onu değiştirmek i&ccedil;in hi&ccedil; bu kadar gerekli, yararlı olmadı, belki bu g&uuml;n d&uuml;nden daha da &ccedil;ok&rdquo; demişti. Biz de, Samir&rsquo;in ardından, kapitalist d&uuml;nya sistemi şimdilerde bir &ccedil;&ouml;k&uuml;ş ve kaos ortamına s&uuml;r&uuml;klenmişken, Samir Amin&rsquo;i okumanın, yeniden okumanın tam zamanı diyebiliriz&hellip;</p> <p><em>[1] Bu yazıdaki alıntılar, Demba Moussa Dembel&eacute;, Samir Amin, Ezilen Halkların, S&ouml;m&uuml;r&uuml;len Sınıfların Organik Aydını, Ceviri: Fikret Başkaya, &Ouml;zg&uuml;r &Uuml;niversite Kitaplığı, 98&rsquo;den yapılmıştır&hellip;</em></p> <p><em>Fikret Başkaya - Duvar</em></p>