Bizi takip edin
Bizi takip edin

Kendi krallığını yıkan insan: YILMAZ GÜNEY

9.09.2018 10:21:27
<p><em>"sanatın apolitik olması egemenlerle işbirliği&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;yaptığı anlamına gelir"&nbsp;<strong>- Bertolt Brecht-</strong></em></p> <p>&nbsp;</p> <p>80&rsquo;li yılların sonlarıydı. Yatılı b&ouml;lge okulunda ortaokul &ouml;ğrencisiydim. Video furyası s&uuml;r&uuml;yordu. Kasabadaki videocudan en &ccedil;ok&nbsp;<strong>C&uuml;neyt Arkın</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>Bruce Lee</strong>&nbsp;filmleri kiralanırdı. Yılmaz G&uuml;ney ise yasaklıydı. Bir toplama kampını andıran yatılı okulda Yılmaz G&uuml;ney videosunu alıp topluca seyretmek hayaldi.Ancak buna rağmen okulun erkek &ouml;ğrencileri<strong>&nbsp;&ldquo;Yılocular&rdquo;</strong>&nbsp;<strong>&ldquo;Cinocular</strong>&rdquo; diye neredeyse ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Bir tarafta televizyonda, videoda filmleri g&ouml;sterilen Cino (C&uuml;neyt Arkın) diğer tarafta yasaklı olan Yılo&hellip; (Yılmaz G&uuml;ney).</p> <p>Kasabanın kenar sokaklarının birinde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir d&uuml;kkan vardı. &Ccedil;ay, oralet, ayran tost bulunurdu. Bir ka&ccedil; &ccedil;eşit de yemek olurdu. Hafta sonu &ccedil;arşı izninde Yılocular bu d&uuml;kkana doluşurdu. Tahta taburelerde oturur, olduk&ccedil;a y&uuml;kseğe kurulmuş televizyonda Yılmaz G&uuml;ney filmlerini&nbsp;&nbsp;videodan izlerlerdi. Daha doğrusu izliyorlarmış &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben daha g&ouml;rmemiştim. Anlayacağınız hi&ccedil;bir filmini g&ouml;rmeden ben de Yılocu olmuştum.</p> <p>Bir g&uuml;n okulun koridorlarında hızla bir&nbsp;<strong>&ldquo;kasaba efsanesi&rdquo;</strong>&nbsp;yayıldı: &ldquo;C&uuml;neyt Arkın ile Yılmaz G&uuml;ney&nbsp;&nbsp;Boğaz K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nde buluşup teke tek kavga etmişler. Yılo bir yumrukta Cino&rsquo;nun burnunu dağıtmış. Cino&rsquo;nun burnu bu nedenle yamukmuş. ( işin ger&ccedil;eği C&uuml;neyt Arkın 1960&rsquo;lı yıllarda bir burun ameliyatı ge&ccedil;irmiş) Biz Yılocular kendimizi bu efsaneye &ouml;yle kaptırdık ki &ccedil;arşı izninin gelmesini d&ouml;rt g&ouml;zle bekleyip bir Cumartesi &ouml;ğle sonrası kendimizi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k video d&uuml;kkanına atıverdik. Yalnız video seyretmek i&ccedil;in bir şeyler yiyip i&ccedil;mek şarttı. Parayı anca denkleştirip beş kişi bir tabak kuru fasulye aldık. Beşimiz bir yandan ekmek banıp aynı tabaktan fasulye yiyorduk, bir yandan da videodan Yılo&rsquo;nun filmini seyrediyorduk. Yılmaz G&uuml;ney yasaklı olduğu i&ccedil;in yaptığımız bir bakıma illegal bir eylemdi. Eylem g&ouml;zc&uuml;s&uuml; niyetine sokağın girişinde bir kişi beklerdi. Polis o y&ouml;ne doğru gelince haber verirdi.&nbsp;&nbsp;Hemen Yılmaz G&uuml;ney filminin video kaseti &ccedil;ıkarılır&nbsp;<strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k Ceylan</strong>&rsquo;ın filmi konurdu videoya. Polis gidince tekrar Yılmaz G&uuml;ney kaseti battaniyenin altından &ccedil;ıkarılır videoya konurdu. Bu şekilde film birka&ccedil; kez b&ouml;l&uuml;n&uuml;rd&uuml;. &Uuml;stelik her seferinde film nerede kalmıştı diye,&nbsp;&nbsp;ileri geri dakikalarca sarıp dururdu d&uuml;kkanın bir g&ouml;z&uuml; k&ouml;r şişko sevimli sahibi&hellip;</p> <p>***</p> <p>Prof. Dr. M. Şehmus G&uuml;zel&rsquo;in&nbsp;<strong>&ldquo;İnsan Yılmaz G&uuml;ney&rdquo;</strong>&nbsp;kitabının daha kapağına bakar bakmaz &ccedil;ocukluğumdan kalan işte yukarıdaki bu hikayeyi hatırladım. Şehmus G&uuml;zel&rsquo;in kitabının ilk baskısı&nbsp;&nbsp;1994 yılında yayımlanmış. Kaynak Yayınları&nbsp;&nbsp;kitabın ikinci baskısını &ldquo;İz Bırakanlar&rdquo; serisinden tekrar yayımladı.</p> <p>İyi ki de yayımlamış. &Ccedil;&uuml;k&uuml; bu kitap Yılmaz G&uuml;ney hakkında yazılan en objektif kitaplardan biri. Belki de birincisi.</p> <p>Kendisi de Fransa&rsquo;da yaşayan Şehmus G&uuml;zel, Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;i 1950&rsquo;li yıllardan itibaren &ouml;l&uuml;m&uuml;ne kadar edebiyat, sinema, sanat &ccedil;evrelerinde ve hapishane yıllarında tanımış Ali Dede Altuntaş, Erdem Buri, T&uuml;lay German, Mehmet G&uuml;ven, Ali Bucak, Kazım Binali Akpınar, Bekir Yunus Dost, Necdet Nakiboğlu, Yılmaz Sağlık&ccedil;ı, Erdoğan Sezgin, İsmail Yıldırım, Mehmet, Ko&ccedil;, Doğan Yurdakul, Abidin Dino, Marie Christine Malbert&nbsp;&nbsp;ile saatlerce, g&uuml;nlerce s&uuml;ren s&ouml;yleşiler yapmış.</p> <p>Yılmaz G&uuml;ney hakkında yazılan kitapları titiz bir şekilde okuyup inceleyen Prof. G&uuml;zel, &ldquo;İnsan Yılmaz G&uuml;ney&rdquo;i&nbsp;&nbsp;bize sunarken zengin ve değişik a&ccedil;ılardan anlatımlara yer veriyor. Bizi Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;in i&ccedil; d&uuml;nyasına doğru &ccedil;ekiyor. Bunca filmin, hikayenin, senaryonun arkasındaki sırrı anlatıyor. Tam anlamıyla Yılmaz G&uuml;ney ger&ccedil;eğiyle baş başa bırakıyor okuyucuyu.&nbsp;</p> <p><br style="font-weight: 400;" />***</p> <p>Peki, nedir Yılmaz G&uuml;ney ger&ccedil;eği ve bu ger&ccedil;ek g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasında ne ifade ediyor?</p> <p>&Ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinden 34 yıl ge&ccedil;miş olmasına rağmen gencinden yaşlısına neredeyse t&uuml;m kuşakların belleğinde hala dipdiri varlığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor Yılmaz G&uuml;ney. O, yaşamını yitirirken&nbsp;&nbsp;daha doğmamış olan ve şimdi 30&rsquo;lu yaşlarının ortalarında olan nice insandan tutun da &uuml;niversite, lise &ouml;ğrencilerine kadar milyonlarca gencin d&uuml;nyasında heyecan fırtınaları yaratmaya devam ediyor.</p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n sanat, siyaset, toplumsal sorunları hakkında Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;in enerjisi, duruşu, &ccedil;alışkanlığı hala g&uuml;n gibi taze. Deyim yerindeyse &ldquo;modası ge&ccedil;memiş&rdquo; ge&ccedil;meyecek bir sanat&ccedil;ı, bir devrimci, bir aydındır Yılmaz G&uuml;ney. Her t&uuml;rl&uuml; yasaklama, karalama, yok etme &ccedil;abalarına rağmen sağcı iktidarlar O&rsquo;nu halkın g&ouml;z&uuml;nden d&uuml;ş&uuml;remediler. Marjinalleştiremediler.</p> <p>***</p> <p>Şehmus G&uuml;zel&rsquo;in &ldquo;İnsan Yılmaz G&uuml;ney&rdquo; kitabı Yılmaz P&uuml;t&uuml;n&rsquo;&uuml;n Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;e d&ouml;n&uuml;şmesini anlatıyor. Duygularının, ilişkilerinin, sevin&ccedil;lerinin, kızgınlıklarının, kısacası&nbsp;&nbsp;kişiliğinin kılcal damarlarına &ccedil;ekecek ayrıntılar sunuyor bize.</p> <p>Kitabın son sayfasını okuyup kapağını kapattığımızda 47 yıllık &ouml;mr&uuml;n&uuml;n d&ouml;rtte birinden fazlasını hapiste ve s&uuml;rg&uuml;nde ge&ccedil;irirken nasıl oluyor da bu kadar &uuml;retebiliyor. Bu kadar insanı tanıyabiliyor, etkileyebiliyor, &ouml;rg&uuml;tleyebiliyor diye d&uuml;ş&uuml;nmekten kendimizi alıkoyamıyoruz.</p> <p>Evet, nasıl oluyor?</p> <p>Bir kere Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;in b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;retme enerjisi var. Bu &ouml;yle bir enerji ki&nbsp;yetenek ve &ccedil;alışkanlıkla harmanlanmış, atak, cesur kişiliğinin derinliklerinde b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;zg&uuml;vene d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z aydınının yorgun, i&ccedil;e d&ouml;n&uuml;k, bohem yaşamının tam tersidir Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;in &uuml;retme becerisi. O&rsquo;nda edebiyat, sinema, siyaset bir tutkudur.</p> <p><strong>&nbsp;&nbsp;<em>&ldquo;Hayatımız,&nbsp;&nbsp;farkına varmadığımız binlerce hikaye, binlerce film ile dolu. Onları, kimsenin g&ouml;remediği,&nbsp;&nbsp;ya da &ouml;nemsemediği şeylerin filmini yapacağım sevgili&rdquo;</em></strong></p> <p>Yoksul bir ailede d&uuml;nyaya gelmiş, yoksul bir &ccedil;evrede b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, ama bu yoksulluğu b&uuml;y&uuml;k bir zenginliğe &ccedil;evirmeyi başarmıştır. Halkı kategorize etmeden, itelemeden, ayırmadan&hellip; İ&ccedil;ten gelen bir duyguyla sevdiği halk da O&rsquo;na bu sevgisini misliyle geri vermiş, karşılıklı sevgi artarak b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. D&ouml;nemin Adalet Partisi&rsquo;nin kalesi olan Isparta&rsquo;da bile O&rsquo;nun halka, halkın O&rsquo;na olan sevgisinde bir azalma olmamış.</p> <p>&nbsp;<strong><em>&ldquo;Ortaokul, ilkokul &ccedil;ocukları toplanıp ziyarete gelirdi. Davraz Mahallesi&rsquo;nin kadınları b&ouml;rek, &ccedil;&ouml;rek yapar getirirlermiş. Isparta gibi bir yerde kadınların bunu g&ouml;ze alması bence &ouml;nemlidir.&rdquo;</em></strong></p> <p><strong><em>(&hellip;)&rdquo;Bu arada 25 yıllık sivil polis Sabri de Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;i ziyarete gidiyor. Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;e durum anlatılıyor. O Sabri&rsquo;yi alaya alıyor. Daha sonra Sabri emekli olunca bir halı emanet deposu a&ccedil;ıyor. İsmi: G&uuml;ney&rdquo;</em></strong></p> <p>Ancak, Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;in halka olan sevgisi k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne bir sevgi değildir. Aşama aşama gelişen bilinciyle sevgisini birleştirmesini bilmiş, bu bilin&ccedil; halkı b&uuml;t&uuml;n ger&ccedil;ekliğiyle kavramasını sağlamıştır. Evet halk i&ccedil;in m&uuml;cadele etmiştir ama kafasında yarattığı, idealize ettiği hatta g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bazı &ccedil;evrelerin kutsallaştırdığı, bazılarının ise aşağıladığı bir halk değil bu. İş&ccedil;i, memur, &ouml;ğrenci, l&uuml;mpen, kabadayı, burjuva, aydın&hellip; Herkesle ilişki kurmuş herkesin d&uuml;nyasına girmiş, herkesi dinlemiş, etkilemiş, etkilenmiş.</p> <p><strong><em>&ldquo;G&uuml;&ccedil;l&uuml; sezgileri ve duygularıyla hayatı, hayatın işleyiş yasalarını, en can alıcı yanlarından yakalıyor, kavrıyor, aktarıyordu. G&uuml;&ccedil;l&uuml; g&ouml;zlemciliği sayesinde yaşamın ger&ccedil;ekliğiyle hep i&ccedil; i&ccedil;e oluyordu. O her yarattığı eserinde daima yaşanandan yola &ccedil;ıkacak, toplumsallığı, bilimselliği ve sanatsallığı birlikte yoğuracaktı&rdquo;</em></strong></p> <p>İşte bu &ouml;zelliğidir ki Yılmaz G&uuml;ney&rsquo;i halkın g&ouml;z&uuml;nde Kral (&Ccedil;irkin de olsa Kral) mertebesine &ccedil;ıkarmıştır. T&uuml;rkiye n&uuml;fusunun 30 milyon olduğu 1968&rsquo;de &lsquo;Seyithan&rsquo; filmini 8.5 milyon kişi izlemiş, Yılmaz G&uuml;ney adeta bir halk hareketine d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r.&nbsp;</p> <p>Ancak, G&uuml;ney, b&uuml;y&uuml;yen bu sevgiyi niteliksel olarak irdelemiş, gerektiğinde halkın beğeni ve isteklerine karşı durması gerektiğini de kavramış, cesur davranmıştır. Kendi krallığını kendisi yıkmış, &ldquo;İnsan Yılmaz G&uuml;ney&rdquo; olmuştur. Yeni bir anlayış, yeni bir tarz, yeni bir ger&ccedil;eklikle yola devam etmiş, eskiyi yıkmadan yeniyi yaratamayacağı bilinciyle yepyeni bir hayat kurmasını başarmıştır. Bunu da yine sinemasıyla yapmıştır. &lsquo;Arkadaş&rsquo; filmi ile &ldquo;&Ccedil;irkin Kral&rdquo; efsanesini adeta yerle bir etmiş, filmin kadın karakterinden dayak yemesi halkın g&ouml;z&uuml;ndeki kabadayı, ma&ccedil;o Yılmaz imajına atılan bir dayak olmuştur.</p> <p><strong><em>İnsan hayatı &ccedil;eşitli hatalarla doludur. Bunun i&ccedil;in kimsenin kimseyi mahkum etmeye hakkı yoktur. Biliyorum ben kendimi, yaşadığım hayatı geldiğim yeri. İyi şeyler yanında &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; huylar edindiğimi, basit bir takım kurgular i&ccedil;inde olduğumu huzursuzluk kaynaklarımı, hepsini biliyorum. Bunları &ccedil;ok kısa zamanda d&uuml;zeltmem m&uuml;mk&uuml;n m&uuml; değil mi, zamana kalmış.</em></strong></p> <p><em><strong>***</strong></em></p> <p>Yılmaz G&uuml;ney, sanatsal yaşamında d&uuml;nya &ccedil;apında başarılar elde etti. Sinemasını, okuma yazma bilmeyen ev kadınından, Paris&rsquo;teki profes&ouml;re kadar her kesimden milyonlarca kişi izledi, benimsedi, sevdi. G&uuml;ney, &ldquo;devrimci sanat&rdquo; nasıl olmalı sorusuna sinemasıyla net yanıtlar verdi.</p> <p>Sadece bir akt&ouml;r, bir oyuncu, bir yazar olarak değil, aktif bir devrimci olarak da m&uuml;cadeleye atıldı. Bug&uuml;n hala solun en b&uuml;y&uuml;k sorunlarından olan b&ouml;l&uuml;nme, par&ccedil;alanma, fraksiyon ve hiziplere ayrılma konuları &uuml;zerine b&uuml;y&uuml;k &ccedil;abalar i&ccedil;ine girdi. Solu b&uuml;t&uuml;nleştirme, bir araya getirme gibi bir misyon edindi adeta.</p> <p><strong>***</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Her koşulda sanat yapmayı, sanatını halk ile buluşturmayı ve sanatın da &ouml;tesinde halkın sorunları ile birebir ilgilenmeyi başarmış ender sanat&ccedil;ılardandır Yılmaz G&uuml;ney.&nbsp;&nbsp;</p> <p>&lsquo;S&uuml;r&uuml;&rsquo; filmine sinemalar tarafından ambargo uygulanması &uuml;zerine G&uuml;ney, yer altı sineması projesini ortaya atmış, etkili kısa filmler &ccedil;ekerek mahallelerde duvara yansıtarak halk ile buluşmayı tasarlamıştır.</p> <p style="font-weight: 400;">Yılmaz G&uuml;ney, d&uuml;nya &ccedil;apında &uuml;nl&uuml; bir akt&ouml;r iken Siverekli &Ouml;ğrenciler Yardımlaşma Derneği&rsquo;nin kurucusu ve başkanlığını yapmaktaydı. &Ouml;ğrenci kantinlerinde, yurtlarında&nbsp;&nbsp;gen&ccedil;lerle birlikteydi.</p> <p style="font-weight: 400;">50 kişinin idam edildiği, y&uuml;zlerce kişinin işkencede &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;, her t&uuml;rl&uuml; &ouml;rg&uuml;tlenmenin yok edildiği 12 Eyl&uuml;l koşullarında &lsquo;Yol&rsquo; filmi &ccedil;ekildi. Yılmaz G&uuml;ney askerden ve cezaevinden film y&ouml;neten d&uuml;nyadaki ilk, belki de tek y&ouml;netmendir.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong><em>***</em></strong></p> <p style="font-weight: 400;">Şehmus G&uuml;zel&rsquo;in &ldquo;İnsan Yılmaz G&uuml;ney, kitabının daha kapağını g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez, ilk kez Yılmaz G&uuml;ney filimi seyrettiğim, &ccedil;ocukluğumdaki hikayeyi hatırladığımı yazının başında anlattım. O hikayenin ufak bir devamı daha var. Ortaokul, lise, &uuml;niversite ve meslek yaşamı derken yirmi yıl sonra o k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k kasabadaki okuluma gittim. Harabeye d&ouml;nm&uuml;ş, yıkılmak &uuml;zereydi. İl&ccedil;e merkezinde, tek tabak kuru fasulyeye beş &ldquo;Yılocu&rdquo;nun ekmek banıp yediği ve film seyrettiği eski video d&uuml;kkanı hala duruyor mu diye merak edip baktım.</p> <p>İnanmayacaksınız ama d&uuml;kkan da, sahibi de yerindeydi. Video d&uuml;kkanı zamana ayak uydurarak &ouml;nce atari solunu, sonra internet kafe olmuştu. Ortaokul, lise &ccedil;ağındaki &ccedil;ocuklar bilgisayar başında g&ouml;zleri ekrana &ccedil;ıkılı dalıp gitmişlerdi. Sokağın başında, polis geliyor mu diye g&ouml;zc&uuml;l&uuml;k yapan da yoktu. Yılmaz G&uuml;ney bir kez daha yasağı yenmişti. Posteri internet kafenin duvarında asılıydı. Aynen bug&uuml;n milyonlarca facebook, twitter, cep telefonu kullanıcısının ve blog yazarının kişisel sayfalarındaki, ekranlarındaki&nbsp;&nbsp;Yılmaz G&uuml;ney fotoğrafları, filmleri, posterleri gibi.</p> <p><strong><em>&ldquo;G&uuml;n Gelecek, d&uuml;nya sinemasında s&ouml;z&uuml; edilecek şeyler yapacağım. Yaptığımız filmler yıllarca afişlerde kalacak, &ccedil;ok sonra da g&ouml;sterilmeye devam edecek. Hayata o kadar g&uuml;venle bakıyorum, geleceğin o kadar parlak olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ki&hellip;&rdquo;</em></strong></p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Erdal Emre</strong></p> <p><a href="https://twitter.com/erdalemre"><strong>@erdalemre</strong></a></p>