Bizi takip edin
Bizi takip edin

Rutkay Aziz: Türk solu kendi içinde bugünkü kadar dönek çıkarmadı

30.12.2018 15:30:18
<p>"D&uuml;zenin adamı olmamıştı sanat&ccedil;ı, daima muhalif duruşunu g&ouml;stermişti" diyen Rutkay Aziz, "T&uuml;rk solu kendi i&ccedil;inde bug&uuml;nk&uuml; kadar d&ouml;nek &ccedil;ıkarmadı" eleştirisinde bulundu.&nbsp;</p> <p>Aziz, "Ben tanık olmadım, ama Ruhi Su&rsquo;yu anmak isterim, ona sormuştum 12 Eyl&uuml;l&rsquo;den sonra d&ouml;neklerin g&uuml;ndeme gelmesini, Ruhi Bey ışıklar i&ccedil;inde yatsın 'Evladım, bazı insanlar aslında r&uuml;cu etmek i&ccedil;in bazı tarihleri beklerler' dedi. Demek ki onlar da bekliyorlarmış" diye konuştu.</p> <p>Aziz, bazı sanat&ccedil;ıların 'biat' ettiğini ifade ederek tepkisini, "Bug&uuml;n sanat&ccedil;ıların bir kısmının biat ettiğini, maddi &ccedil;ıkarları veya korkuları nedeniyle B&uuml;y&uuml;k Birader&rsquo;e teslim olduklarını g&ouml;r&uuml;yoruz" s&ouml;zleriyle aktardı.</p> <p>Yılın son g&uuml;nlerinde izleyiciyle buluşan,&nbsp;<strong>Taner Barlas</strong>&rsquo;ın kurguladığı, Rutkay Aziz&rsquo;in y&ouml;netmen koltuğunda oturduğu ve her ikisinin de rol aldığı &ldquo;1984 (B&uuml;y&uuml;k G&ouml;zaltı)&rdquo; 20. y&uuml;zyılın en &ouml;nemli romanlarından birini tiyatro sahnesine taşıyor.</p> <p>Cumhuriyet'ten<strong>&nbsp;Emrah Kolukısa</strong>'nın sorularını yanıtlayan Rutkay Aziz ve Taner Barlas'ın yanıtları ş&ouml;yle:</p> <p><strong>George Orwell &ldquo;1984&rdquo;&uuml; yazdığında aslında o d&ouml;nemdeki totaliter rejimleri eleştirmek i&ccedil;in kaleme almıştı ama ilgin&ccedil; bir şekilde o g&uuml;nden bu yana hemen her d&ouml;nemde ve neredeyse d&uuml;nyanın her coğrafyasında ge&ccedil;erli bir eleştiri oldu. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rkiyesi i&ccedil;in de bu ge&ccedil;erli, değil mi?</strong></p> <p><strong>R.A:&nbsp;</strong>Ben her zaman başta AST&rsquo;de (Ankara Sanat Tiyatrosu) olduğum s&uuml;re i&ccedil;indeki yaklaşık 40 k&uuml;s&uuml;r yıl, ondan sonra da her zaman kurulu d&uuml;zene karşı muhalefetin bir sanatı ve sanat&ccedil;ısı olmayı se&ccedil;mişim ve bundan da onur duyuyorum. Bug&uuml;n sayın Cumhurbaşkanı&rsquo;nı dinledim, 16 yıllık demokrasi ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerden s&ouml;z ediyor, bu nasıl demokrasi ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r ki daha &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce Metin&rsquo;in ve M&uuml;jdat&rsquo;ın başına gelenler... Havaalanındaki iş&ccedil;ilerin durumu, talebelerimizin i&ccedil;eride olması ve Tabipler Birliği y&ouml;neticilerinin barış istedikleri i&ccedil;in yargılanıyor oluşu... Bu nasıl bir demokrasi ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r? Ger&ccedil;ekten muhalefetin sanatı ve sanat&ccedil;ısı, yaşanılan ger&ccedil;eklerle hem &uuml;lkesinin hem de d&uuml;nyanın ger&ccedil;eklerini sorgulamakla hesabını sormakla y&uuml;k&uuml;ml&uuml;d&uuml;r. Aslında bu oyunu se&ccedil;memizin temel nedenlerinden biri de bu. Ha, burada asıl bizim talebimiz &ccedil;ok &ouml;zen g&ouml;sterdiğimiz bir şey; tiyatro sahnesi vaaz miting yeri değildir, tiyatroca yapılmalıdır, tiyatronun estetiğiyle sanatıyla, ışığıyla, m&uuml;ziğiyle, aksesuvarıyla, rejisiyle... Bunu becermekle y&uuml;k&uuml;ml&uuml;yd&uuml;k, kaldı ki becerdiğimize inanıyorum a&ccedil;ık&ccedil;ası.</p> <p><strong>T.B:&nbsp;</strong>Oyun aslında bir &uuml;topya bir bilimkurgu şeklinde, var olmayan bir &uuml;lke ve orada bir faşizm olgusu var ve buna direnmeye &ccedil;alışan insanlar, ama sonu&ccedil;ta yok olan insanlar var. Romanın sonunda romanın kahramanı Winston, B&uuml;y&uuml;k Birader&rsquo;e teslim olur, bizim buradaki yorumumuz bu anlamda &ccedil;ok &ouml;nemli, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bizim d&uuml;ş&uuml;ncemize g&ouml;re ne y&uuml;reğimizden sevgimizi ne de d&uuml;ş&uuml;ncemizden &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k sevdamızı yok edebilirler. Ne işkenceyle ne de zorbalıkla... Biz oyunun sonunda bunu vurguluyoruz a&ccedil;ık&ccedil;ası, eğer iki kere iki d&ouml;rt eder demek bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kse biz iki kere iki d&ouml;rt eder ve biz bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; iki kere iki d&ouml;rt eder diye yaşarız diyoruz.</p> <h3>"İşkence zihin boşaltmaktır"</h3> <p><strong>R.A:&nbsp;</strong>Bir şey var tabii, &ccedil;ok hınzır bir şey o işkence bildiğimiz bir işkence değil. Asıl temel işkence insanın zihnini boşaltmaktır ve onun zihnini istediğin bi&ccedil;imde yeniden bi&ccedil;imlendirmektir. Ve biz birtakım telkinlerle onu yeniden eğitiyoruz, ve i&ccedil;i boşalmış birtakım insanlar yaratıyoruz ki h&uuml;kmedelim. Onun i&ccedil;in de savaş barıştır diyor, cehalet &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r diyor, B&uuml;y&uuml;k Birader g&uuml;&ccedil;t&uuml;r diyor. Beyin yıkama, asıl tehlike bu.. Yıllar yıllar &ouml;nce biz &ldquo;Cumhuriyet&rdquo; filmini &ccedil;ekerken&nbsp;<strong>Savaş Din&ccedil;el&rsquo;</strong>le &Ccedil;ankaya&rsquo;daydık,&nbsp;<strong>S&uuml;leyman Demirel</strong>&nbsp;de Cumhurbaşkanı&rsquo;ydı, paşalarla filan konuşuyorduk o aralar. Aczimendiler olayı &ccedil;ıkmıştı anımsarsan, &ccedil;ay i&ccedil;meye gitmiştik paşalara. Savaş sordu paşalara Aczimendilerle ilgili ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz paşam diye, onlar &ouml;nemli değil dedi. Asıl bu tehlike dedi, bu dediği FET&Ouml;&rsquo;yd&uuml;, Fethullah dosyasını g&ouml;sterdi. Adamlar neden tehlikeliydiler? İnsanı eğittiler, yeniden bi&ccedil;imlendirmek adına bir &ouml;rg&uuml;tlenmeye girdiler hem T&uuml;rkiye&rsquo;de hem uluslararası alanda. İşte b&uuml;t&uuml;n bunların &uuml;st&uuml;ne giden bir yorumla, her t&uuml;rl&uuml; baskıya, her t&uuml;rl&uuml; faşizan uygulamaya karşı yine de biz &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k &ccedil;ığlığını atacağız. Sen istediğin kadar faşizan birtakım baskılar kur, demokrasi k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, demokrasi savaşı kendisine akacak yol bulur. İnancımız bu.</p> <p><strong>Oyunda sizi en &ccedil;ok zorlayan ne oldu?</strong></p> <p><strong>R.A:&nbsp;</strong>Valla, iyi ki Hayri İn&ouml;n&uuml; ve iyi ki biz N&acirc;zım Hikmet K&uuml;lt&uuml;r ve Sanat Evi&rsquo;ni kurmuşuz da prova yapacak yer bulmuşuz. Bizi en &ccedil;ok zorlayan bu oldu, reji, oyunculuk, dekor değil, bu.</p> <h3>"B&uuml;y&uuml;k Birader&rsquo;e teslim oldular&rsquo;"</h3> <p><strong>&Ouml;zellikle 60&rsquo;lı ve 70&rsquo;li yıllarda politik tiyatro &ccedil;ok canlıydı T&uuml;rkiye&rsquo;de. Bug&uuml;n maalesef bunu g&ouml;remiyoruz. &Ccedil;ok da ihtiya&ccedil; olduğuna ş&uuml;phe yok oysa ki... Neden b&ouml;yle sizce?</strong></p> <p><strong>R.A:</strong>&nbsp;Ama o 27 Mayıs darbesiyle gelişen 60 Anayasası&rsquo;nın getirdiği bir şeydi. Aynı anda 42 tiyatro vardı İstanbul&rsquo;da. Ve o zamanki politik ortam da farklıydı, iş&ccedil;i sınıfının &ouml;rg&uuml;tlenmesi, sendikaların g&uuml;c&uuml;, sivil toplum &ouml;rg&uuml;tleri ister istemez daha &ccedil;ok politik tiyatro ve politik sinemayı da bir bi&ccedil;imde kam&ccedil;ıladı. Şimdi bunlar biraz gerilerde kaldı gibi, biz kendimizi fazla abartmayalım ama siyasal bir tiyatro yaptığımıza inanıyorum. Genco da bu konuda &ouml;zen g&ouml;steriyor, bu konuda &ouml;rnek g&ouml;sterilebilecek bir iki tiyatrocu arkadaşımız var haksızlık etmeyelim ama gerektiği kadar değil, o da var.</p> <h3>"Aslına r&uuml;cu edenler"</h3> <p><strong>T.B:</strong>&nbsp;80 &ouml;ncesi ve sonrasındaki tiyatroyla g&uuml;n&uuml;m&uuml;z tiyatrosu ve sanatı arasındaki en b&uuml;y&uuml;k farklardan biri sanat&ccedil;ıların muhalif duruşunun bir anlamda b&ouml;l&uuml;nmesi, par&ccedil;alanması. Hi&ccedil;bir zaman, yaşadığımız 12 Eyl&uuml;l&rsquo;de de, sonrasında da, sanat&ccedil;ılar hi&ccedil; bu kadar par&ccedil;alanmamış ve karşı karşıya gelmemişti. D&uuml;zenin adamı olmamıştı sanat&ccedil;ı, daima muhalif duruşunu g&ouml;stermişti, g&ouml;stermek durumundaydı ama bug&uuml;n sanat&ccedil;ıların bir kısmının biat ettiğini, maddi &ccedil;ıkarları veya korkuları nedeniyle B&uuml;y&uuml;k Birader&rsquo;e teslim olduklarını g&ouml;r&uuml;yoruz.</p> <p><strong>R.A:</strong>&nbsp;Daha a&ccedil;ık ve net s&ouml;ylemek gerekirse 12 Mart&rsquo;ı yaşadık, 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml; de yaşadık, koalisyon d&ouml;nemlerini de yaşadık, şimdiyi de yaşıyoruz... T&uuml;rk solu kendi i&ccedil;inde bug&uuml;nk&uuml; kadar d&ouml;nek &ccedil;ıkarmadı. Ben tanık olmadım, ama Ruhi Su&rsquo;yu anmak isterim, ona sormuştum 12 Eyl&uuml;l&rsquo;den sonra d&ouml;neklerin g&uuml;ndeme gelmesini, Ruhi Bey ışıklar i&ccedil;inde yatsın &ldquo;Evladım, bazı insanlar aslında r&uuml;cu etmek i&ccedil;in bazı tarihleri beklerler&rdquo; dedi. Demek ki onlar da bekliyorlarmış.</p> <p><strong>İzleyici nasıl karşıladı oyunu?</strong></p> <p><strong>T.B:&nbsp;</strong>Zaman zaman, oyunda birinci perde bittiği zaman bir sessizlik oluyor, bu sessizliği anlamlandıramadım a&ccedil;ık&ccedil;ası. Ya belki ışık ve oyun kurgusundaki bir hata ya da oyunun geldiği noktada seyirciyi biraz sarsması olabilir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ama oyunun finalinde, yani &ldquo;&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k iki kere iki d&ouml;rt eder&rdquo; diye haykırdığımız zamanki coşkulu alkış ve herkesin ayağa kalkması oyunun &ccedil;ok &ouml;vg&uuml;yle karşılandığını g&ouml;steriyor.</p> <p><strong>Metin Akpınar ve M&uuml;jdat Gezen&rsquo;in başlarına gelenler i&ccedil;in neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p> <p><strong>R.A.:</strong>&nbsp;Metin&rsquo;e ve M&uuml;jdat&rsquo;a bir bi&ccedil;imde dava a&ccedil;ılması, bir bi&ccedil;imde haftada bir imza atmaları veya yurtdışına &ccedil;ıkış yasağı konması ger&ccedil;ekten talihsizliktir, insan inanmak da istemiyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben her ikisinin de ger&ccedil;ekten bir vatansever, yurtsever olduklarına inanıyorum ve &ccedil;ok &ouml;nemli iki g&uuml;ld&uuml;r&uuml; ustası olduklarına da inanıyorum. B&uuml;t&uuml;n bu yapılanlar ve uygulananlar, hukuk adına bir talihsizliktir. Dilerim en kısa zamanda ger&ccedil;ek anlamda bu dava uygun bir bi&ccedil;imde sonu&ccedil;lanır. Ama T&uuml;rkiye şundan kurtulmalı, barışın su&ccedil; olduğu bir koşul anlaşılır bir koşul değildir bu kadar savaş &ccedil;ığlıklarının atıldığı bir şekilde barış istemek su&ccedil; olamaz.</p>