Bizi takip edin
Bizi takip edin

İmamoğlu: Kanal İstanbul, cinayet projesidir

2.12.2019 11:15:14
<p>İstanbul&rsquo;un &ouml;n&uuml;ndeki en b&uuml;y&uuml;k felaketlerden deprem konusunun ele alındığı &ldquo;Deprem &Ccedil;alıştayı&rdquo;, İstanbul Kongre Merkezi&rsquo;nde başladı. Konunun t&uuml;m bileşenlerinin katılımıyla ger&ccedil;ekleştirilen ve 2-3 Aralık tarihleri arasında ger&ccedil;ekleştirilecek &ccedil;alıştayda ilk konuşmayı, İstanbul B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Y&ouml;netimi ve Kentsel İyileştime Daire Başkanı Tayfun Kahraman yaptı. Kahraman&rsquo;ın ardından mikrofonu alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul&rsquo;un, etkilediği yerleşimler nedeniyle d&uuml;nyanın en fazla risk oluşturan deprem fay hatlarından birinin &uuml;zerinde kurulmuş olduğunu vurguladı. İmamoğlu, bu &ccedil;alıştayda kentin net bir yol haritası &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in bir araya geldiklerini belirtti. Ge&ccedil;miş d&ouml;nemde İstanbul&rsquo;da işlerin ya hi&ccedil; y&uuml;r&uuml;mediğini ya da olması gerektiği gibi y&uuml;r&uuml;mediğini kaydeden İmamoğlu, &ldquo;İşlerin durmasının veya durma noktasına gelmiş olmasının elbette &ccedil;eşitli nedenleri var. Ama en &ouml;nemli neden &lsquo;Biz&rsquo; değil &lsquo;Ben&rdquo; diyen y&ouml;netim şekli, &ldquo;Ben bilirim&rdquo; yaklaşımıdır&hellip;<br />Milletin sesine ve iradesine kulak tıkayan anlayıştır. Bu nedenle, y&ouml;netime geldiğimiz g&uuml;nden beri ortak aklı harekete ge&ccedil;irecek bir y&ouml;netim i&ccedil;in yola &ccedil;ıktık. Hayatın her alanıyla ve Istanbul&rsquo;un her ihtiyacıyla ilgili &ccedil;alıştaylar yapmaya başladık. Konunun ilgililerini, uzmanlarını, ortaklarını ve faydalanıcılarını bir araya getiriyoruz&rdquo; dedi.</p> <p><strong>&ldquo;BUG&Uuml;NE KADAR YAPTIĞIMIZ&nbsp;&nbsp;&Ccedil;ALIŞTAYLARIN EN &Ouml;NEMLİSİ&rdquo;</strong></p> <p>Şehrin yapboz alanı olmaması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, bu nedenle demokratik katılımı, aklı ve bilimi rehber edindiklerini vurguladı. Etkinliğin &ouml;nemine, &ldquo;Bug&uuml;ne kadar yaptığımız &ccedil;alıştayların en &ouml;nemlisi&rdquo; s&ouml;zleriyle dikkat &ccedil;eken İmamoğlu, &ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bir belediye y&ouml;netiminin ve bir belediye başkanının birincil g&ouml;revi, o şehirde yaşayan her bir yurttaşın can ve mal g&uuml;venliğini sağlamaktır. Yani &ouml;nce can, sonra mal. Diğer b&uuml;t&uuml;n alanlardaki ihtiya&ccedil;lar, projeler ve hizmetler ancak ondan sonra gelebilir. &Ouml;te yandan &ouml;yle bazı alanlar vardır ki, o alanlarda ne yaptığınız, ne kadar &ccedil;aba harcadığınız veya neleri başardığınız &ccedil;oğu kez anlaşılmaz. &Ccedil;ok bilinmez. &Ccedil;ok &ouml;nemsenmez. Doğrusu o alanlarda harcağınız emeğin, zamanın ve kaynağın siyasette oya tahvil edilmesi de m&uuml;mk&uuml;n değildir. Deprem ve afete hazırlık alanı da işte o alanlardan biri.<br />Ancak ve ancak bir depremle veya afetle karşılaştığınız zaman, daha &ouml;nceki hazırlıklarınızın ne denli &ouml;nemli, ne denli stratejik olduğu ve ne denli hayat kurtarıcı olduğu anlaşılır. Belki de bu y&uuml;zden siyaset&ccedil;iler, &ouml;zellikle de pop&uuml;list siyate&ccedil;iler bu alanları pek &ouml;nemsemezler, pek &ccedil;aba harcamazlar. Aynen k&uuml;resel ısınma ve karbondioksit salınımı meselesini de &ouml;nemsemedikleri gibi. Biz o t&uuml;r siyaset&ccedil;ilerden değiliz&rdquo; diye konuştu. Beylikd&uuml;z&uuml; Belediye Başkanlığı d&ouml;neminde deprem konusunda yaptıkları &ccedil;alışmalara değinen İmamoğlu, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:</p> <p><strong>&ldquo;BU ŞEHRİN EN &Ouml;NEMLİ RİSKİ DEPREMDİR&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Biz başımızı kuma sokamayız. Sokmayacağız. Bu şehrin en &ouml;nemli riski depremdir. Ve bu risk &ouml;yle k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir risk değildir. &Uuml;stelik bu risk sadece İstanbul&rsquo;un de riski değildir. T&uuml;m T&uuml;rkiye&rsquo;nin riskidir. Hayatın duracağı, ekonominin b&uuml;y&uuml;k hasar alacağı bir b&uuml;y&uuml;k kaos ve ulusal felaket ihtimalinden bahsediyoruz. Hali hazırdaki 1.2 milyon yapının karşın karşıya olduğu b&uuml;y&uuml;k bir riskten bahsediyoruz. 48 bin binanın ağır hasar g&ouml;receği ve onbinlerce civarında vatandaşımızın hayatını kaybedebileceği bir riskten bahsediyoruz. Bu nedenle yeni y&ouml;netim olarak, İstanbul&rsquo;u afetlere ve &ouml;zellikle depremlere dayanıklı bir şehir haline getirmek bizim &ouml;ncelikli hedefimiz. Uluslararası ve ulusal &ouml;l&ccedil;ekteki t&uuml;m bilimsel &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ouml;nerilerini dikkate alarak bir yol haritası &uuml;retmek en somut amacımız. Bilimsel veriye dayanan ve ilgili t&uuml;m paydaşların g&ouml;r&uuml;şlerini dikkate alan bir yaklaşım bulmak ve harekete ge&ccedil;mek istiyoruz.&rdquo;</p> <p>İstanbul&rsquo;a deprem konusunda &ccedil;ok zaman kaybettirildiği saptamasında bulunan İmamoğlu, &ldquo;Bir toplum bu denli b&uuml;y&uuml;k bir riskin altındayken nasıl bu kadar vurdum duymaz olunur; aklım almıyor&rdquo; dedi. Daha fazla vakit kaybetmek istemediklerini vurgulayan İmamoğlu, &ldquo;&Uuml;niversitelerin, enstit&uuml;lerin, sivil toplum kuruluşlarının, merkezi ve yerel kamu kuruluşlarının hepsi; yetkileri, eğitimleri ve uzmanlıkları &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde bu s&uuml;rece katılmalıdır. &Ouml;nleyici ve rehabilite edici t&uuml;m s&uuml;re&ccedil;lerde herkes yer almalıdırlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu bir seferberliktir&rdquo; diye konuştu.</p> <p><strong>&ldquo;SINIRLI BİR B&Uuml;T&Ccedil;ENİZ VARSA, NASIL HARCARSINIZ?&rdquo;</strong></p> <p>Deprem gibi yakıcı bir konu varken, &ldquo;Kanal İstanbul&rdquo; projesinin g&uuml;ndeme getirilmesini eleştiren İmamoğlu, &ldquo;T&uuml;m İstanbullulara sormak isterim: Sınırlı bir b&uuml;t&ccedil;eniz varsa, o b&uuml;t&ccedil;eyi nasıl harcarsınız? Aile fertlerinizi doyuracak gıdayı almakta zorlanıyorsanız. &Ccedil;ocuklarınızı iyi ve sağlıklı bir bi&ccedil;imde beslemeye ve okutmaya yeterli geliriniz yoksa. Evinize gereksiz ve l&uuml;ks bir mobilya almak i&ccedil;in borca girer misiniz veya bankadan bor&ccedil; alıp tatile gider misiniz? Bir aile, bir baba, bir anne olarak kendi b&uuml;t&ccedil;enizi harcamayı planlarken neleri &ouml;nemsersiniz? Eğer esnafsanız, t&uuml;ccarsanız, iş adamıysanız nasıl davranırsınız? Akıllı birer esnaf, t&uuml;ccar veya akıllı iş adamı olarak kazandıklarınızla yat kat mı alırsınız? Yoksa şirketinizin hayatta kalmasını sağlayacak yatırımlara mı y&ouml;nelirsiniz&rdquo; şeklinde sorular y&ouml;neltti. Bu sorulara verilecek cevapların belli olduğunu belirten İmamoğlu, şunları s&ouml;yledi:</p> <p><strong>&ldquo;&Ouml;NCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL OLABİLİR Mİ?&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;B&uuml;t&ccedil;eleri kısıtlı sorumlu ebeveynler, sorumlu iş insanları her bir kuruşu harcamadan &ouml;nce on kere d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Ayranı yok i&ccedil;meye diye başlayan s&ouml;zdeki insan tipi gibi hareket etmez. Peki ama akıllı bir kamu y&ouml;neticisi, akıllı bir siyaset&ccedil;i kamusal b&uuml;t&ccedil;enin harcanmasını nasıl planlamalıdır? &Ouml;ncelik milletin hayata kalitesinin y&uuml;kseltilmesi, istihdam, &uuml;retim, eğitim ve sağlık değil midir?<br />Ekonomi darda ise, yakın gelecekte ise &ccedil;ok daha darda olacağı aşikarsa ne yaparsınız? Milletin kaynaklarını bir ham hayale harcar mısınız? Bu şehirde bir s&uuml;redir bir Kanal İstanbul projesidir konuşuluyor. Bize sordular mı hi&ccedil;? Bizim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;z&uuml; aldılar mı? Bunca millet evladı y&uuml;zbinlerce gen&ccedil;, 4 milyon yetenekli insan işsizken ve umutsuzken. Bunca insan yoksulken. Bunca &uuml;retim ihtiyacı ortadayken. Bunca fabrika kurma ihtiyacı varken. 16 milyonluk bu şehrin, bu koca şehrin geleceği olan &ccedil;ocuklar yeterince beslenemezken. &Ccedil;ok ağırlıklı b&ouml;l&uuml;m&uuml; okul &ouml;ncesi eğitim alamazken. Kalabalık sınıflarda eğitim g&ouml;r&uuml;rken bizim &ouml;nceliğimiz Kanal İstanbul olabilir mi?&rdquo;</p> <p>Kanal İstanbul&rsquo;un sadece bir deniz yolu ulaşımı projesi olmadığını vurgulayan İmamoğlu, projenin kentin hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler i&ccedil;erdiğine dikkat &ccedil;ekti. İmamoğlu, konuşmasında bu riskleri ş&ouml;yle sıraladı:</p> <p><strong>&ldquo;UCUBE PROJE!&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;G&ouml;ller, havzalar, tarım alanları, yaşam alanları, yer altı suyu sistemi ve şehrin t&uuml;m ulaşım sistemi projeden kritik şekilde etkileniyor. Tarım arazilerinin yok olması bir yana, İstanbul Boğazı ile yeni a&ccedil;ılacak kanal arasına oluşacak olan adaya 8 milyonluk bir n&uuml;fusun hapsedilmesi gibi bir durum ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu ucube projeyle, &uuml;lkenin deprem riski en y&uuml;ksek b&ouml;lgesine 8 milyon hapsedilmiş olacak. Deprem anında bu denli y&uuml;ksek bir n&uuml;fusu başka bir coğrafyaya nakledecek hi&ccedil;bir devlet yoktur d&uuml;nyada. Bu nasıl bir projedir Allah aşkına? Bu neyin aklıdır? Bakın konuşulan projedeki kanal yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda, 20,75 metre derinliğinde ve en dar yerinde 275 metre genişliğinde bir kanal. Sazlıdere ve Terkoz Havzaları i&ccedil;inden ge&ccedil;en bir kanal. Yani proje Sazlıbosna ve Terkoz Havza Alanlarını yok ediyor. Yer altı suları ve Terkoz G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n tuzlanması riski taşıyor. İstanbul&rsquo;un i&ccedil;me suyu ihtiyacı i&ccedil;in m&uuml;thiş bir tehdit oluşturduğu net olarak anlaşılıyor. Tek başına bu bile, bu projenin yapılmaması i&ccedil;in yeterli bir gerek&ccedil;edir! İstanbul halkı deniz suyu mu i&ccedil;ecek? &Ouml;te yandan proje b&ouml;lgeye 1,1 milyon yeni n&uuml;fus getirecek. <br />Yani 6 adet Beşiktaş veya 5 adet Bakırk&ouml;y il&ccedil;esi n&uuml;fusu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde yeni n&uuml;fus eklenecek. Bu proje y&uuml;z&uuml;nden 3.4 milyon yeni yolculuk oluşacak. İstanbul trafiği en az y&uuml;zde 10 artacak. 23 milyon metrekare orman alanı, 136 milyon metrekare tarım alanı yok olacak. Sazlıdere Barajı kalmayacak. Devlet Su İşleri (DSİ) bu y&uuml;zden projeye olumsuz raporu verdi. Rapora g&ouml;re su ihtiyacını karşılayan havzaların y&uuml;zde 29&rsquo;u yok olacak. Kanal inşaatı ile birlikte devasa hafriyat oluşacak. TMMOB raporuna g&ouml;re 2.1 milyar metrekğp hafriyat &ccedil;ıkacak. İstanbul trafiğine g&uuml;nl&uuml;k 10 bin hafriyat kamyonu katılacak. Hafriyatın nereye d&ouml;k&uuml;leceği belirsiz! &Ccedil;ıkan hafriyat, &ouml;rneğin; G&uuml;ng&ouml;ren-Esenler-Bağcılar il&ccedil;elerinin &uuml;zerine d&ouml;k&uuml;lse bu il&ccedil;eler yaklaşık 30 metre y&uuml;kselecek.&rdquo;</p> <p><strong>&ldquo;İSTANBUL BOĞAZ TRAFİĞİNDE AZALIŞ VAR!&rdquo;</strong></p> <p>Projenin 1., 2., ve 3. derece deprem b&ouml;lgelerinde kaldığını belirten İmamoğlu, &ldquo;11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu Fayı, 30 kilometre mesafeden &Ccedil;ınarcık Fayı ge&ccedil;iyor. Bilim insanları Kanal İstanbul Projesi&rsquo;nin, yery&uuml;z&uuml; ve yeraltı gerilme dengelerini bozacağını, aşırı y&uuml;klemelerin yeni depremleri davet edeceğini s&ouml;yl&uuml;yor. Boğazın tarihi dokusunun korunması proje i&ccedil;in gerek&ccedil;e olarak g&ouml;steriliyor. Oysa ki projeyle birlikte, 17 milyon metrekare SİT alanını etkilemektedir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece G&ouml;l&uuml; kıyısında yer alan Bathenoa Antik Kenti ve ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları proje alanında. Boğaz trafiği ile ilgili olarak ta dikkatinizi &ccedil;ekmek isterim. &Ccedil;ED başvuru dosyasında Boğaz trafiğinde iddia edildiği gibi, yıllara g&ouml;re bir artış değil, tam tersine &ouml;zellikle son 10 yılda y&uuml;zde 22,46 oranında bir azalış g&ouml;zlenmektedir&rdquo; dedi. Olumsuzlukların İstanbul&rsquo;la sınırlı kalmayacağını ifade eden İmamoğlu, Marmara Denizi ve B&ouml;lgesi&rsquo;nin de ciddi tehlike altında olduğunu vurguladı:</p> <p>&ldquo;45 kilometre uzunluğunda ve ortalama 150 metre genişliğinde &ccedil;ok verimli tarım ve orman alanı sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olacak. İstanbul Yarımadası Trakya&rsquo;dan ayrılacağı i&ccedil;in yeni bağlantı k&ouml;pr&uuml;lerine ihtiya&ccedil; duyulacak. Proje dolayısıyla Karadeniz&rsquo;den Marmara&rsquo;ya oluşacak tek yanlı akıntı dolayısıyla Marmara Denizi aşırı kirlenecek. Bu durum Marmara&rsquo;daki canlı yaşamını tehlikeye attığı gibi balık&ccedil;ılığı ve bu işle ge&ccedil;inen insanları da zor duruma sokacaktır. Kanal aynı zamanda iklim değişikliklerine de yol a&ccedil;acak. Yok edilen arazi ile birlikte oradaki yaban hayatı da yok edilmiş olacaktır.&rdquo;</p> <p><strong>&ldquo;BU PROJE BİTTİĞİNDE, İSTANBUL BİTMİŞ OLACAK&rdquo;</strong></p> <p>Kanal İstanbul&rsquo;a harcanacak para ile &uuml;lkede bir&ccedil;ok cazibe merkezi şehir, fabrika, okul ve iş imkanları yaratılabileceğine dikkat &ccedil;eken İmamoğlu, &ldquo;A&ccedil;lık sınırındaki milyonlarca yurttaşımızın kendi yaşadıkları kent ve k&ouml;ylerinde istihdam edilebileceği bir diğer konudur. &Ouml;zetle bu proje İstanbul&rsquo;a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul i&ccedil;in gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul bitmiş olacak. Bu şahane şehir yaşanamaz bir kent olacak. Temiz hava, su altyapı trafik a&ccedil;ısından &ccedil;&ouml;z&uuml;lemez sorunlarla başbaşa kalacaktır. Ne boğaz ge&ccedil;işi, ne deniz deniz trafiği ge&ccedil;işi, ne de ekonomik olarak b&ouml;yle bir ihtiya&ccedil; s&ouml;z konusu değildir. Sadece yeni rant alanları yaratmak uğruna hazırlanmış, yol a&ccedil;acağı yıkıcı sonu&ccedil;lar hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmemiştir. Birileri para kazanacak diye bu kadim şehrin doğal &ccedil;evresinin, yaşam alanlarının ve su havzalarının yok edilmesine izin veremeyiz, vermeyeceğiz. Sizlerin uzmanlığı, duyarlığı ve cesareti ile yanlışları &ouml;nleyeceğiz.<br />Sizlerin ortaya koyacağınız ortak akıl ile 16 milyon i&ccedil;in şehrimizi daha g&uuml;venli, daha yaşanır ve daha cazip hale getireceğiz. Sağ olun, var olun&rdquo; dedi.</p> <p>Konunun uzmanı katılımcılar, 2-3 Aralık tarihleri arasında ger&ccedil;ekleştirilecek oturmularla, İstanbul&rsquo;da deprem konusunu masaya yatıracak.</p>