Bizi takip edin
Bizi takip edin

İmamoğlu, Kanal İstanbul’a neden karşı olduğunu 15 maddede açıkladı

25.12.2019 11:46:10
<p>İstanbul B&uuml;y&uuml;kşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, son d&ouml;nemin en tartışmalı konularından &ldquo;Kanal İstanbul&rdquo; ile ilgili basın toplantısı d&uuml;zenledi. Toplantıya, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu ve İBB &uuml;st y&ouml;netimi tam kadro olarak katıldı. İBB&rsquo;nin Sara&ccedil;hane&rsquo;deki merkez binasında ger&ccedil;ekleştirilen toplantıyı, yerli ve yabancı basını temsilen &ccedil;ok sayıda gazeteci izledi. İmamoğlu, kanal ile ilgili kuşkularını, neden karşı olduklarına dair gerek&ccedil;elerini ve itirazlarını, &ldquo;16 milyonun temsilcisi olarak se&ccedil;ilmiş tek kamu otoritesi&rdquo; sıfatıyla dile getirmek istediğini belirtti. &ldquo;Bu basın toplantısında ortaya koyacağım nedenler, asla benim şahsi nedenlerim değildir&rdquo; diyen İmamoğlu, toplantının siyasi ama&ccedil;la d&uuml;zenlenmediğini kaydetti. İmamoğlu, &ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, sadece bug&uuml;n hayatta olan 82 milyon i&ccedil;in değil, &ccedil;ocuklarımız, torunlarımız ve bu &uuml;lkenin t&uuml;m geleceğini tehlikeye atan b&uuml;y&uuml;k bir risk ile karşı karşıyayız&rdquo; dedi.</p> <p><strong>&ldquo;KİMLERE NE RANT VAAT EDİLMİŞ&nbsp;&nbsp;OLURSA OLSUN; VAZGE&Ccedil;İLMELİDİR&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Ge&ccedil;tiğimiz pazartesi g&uuml;n&uuml;, İBB olarak Kanal İstanbul protokol&uuml;nden &ccedil;ekildiğimizi ilan ettim&rdquo; diyen İmamoğlu, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:</p> <p>&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilim insanlarıyla konuştuk&ccedil;a ortaya &ccedil;ıkıyor ki, Kanal İstanbul bir ihanet projesi değil, ne yazık ki bir cinayet projesidir. 16 milyonun varlığına, 82 milyonun g&uuml;venliğine y&ouml;nelik bir felaket projesidir. Kimlere ne s&ouml;z verilmiş olursa olsun. Kimlere ne rant vaat edilmiş olursa olsun, derhal vazge&ccedil;ilmelidir. Şimdi asla polemik yapmadan. Asla siyasi retorik yapmadan, y&uuml;zlerce g&uuml;venilir bilim insanının ortaya koyduğu bilimsel ger&ccedil;ekleri ve &ouml;nemli kamu kurumların ortaya koyduğu dayanakları tek tek sıralayacağım. İBB&rsquo;nin farklı daire başkanlıklarından Devlet Hava Meydanları İşletmesi&rsquo;ne (DHMİ), İSKİ&rsquo;den Devlet Su İşleri (DSİ) Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;ne kadar uzmanlığı, g&ouml;rev alanı ve sorumluluğu bu konuyla ilişkili olan kurumlarımızın, devletimize sunduğu raporlar &uuml;zerinden, t&uuml;m&uuml;yle resmi raporlar &uuml;zerinden Kanal İstanbul projesinden &ccedil;ekilmemizin dayanağı olan ve projenin &uuml;lkemiz i&ccedil;in barındırdığı en &ouml;nemli 15 tehdidi, 15 madde halinde sizlere anlatmaya &ccedil;alışacağım.&rdquo;</p> <p>İmamoğlu, bu 15 tehdidi ş&ouml;yle sıraladı:</p> <p><strong>Madde 1: KANAL İSTANBUL DEMEK, SUSUZLUĞA MAHKUMİYET DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Projedeki kanal; yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda, 20,75 metre derinliğinde ve en dar yerinde 275 metre genişliğinde bir kanal. Kanal İstanbul projesi yapıldığı takdirde, 8 bin 500 yıldır var olan İstanbul, sonsuza kadar yer altı ve yer &uuml;st&uuml; su kaynaklarını kaybedecek. Bundan sonra sıralayacağım 14 maddeyi bir kenara koyun; sadece bu madde bile bu projenin derhal rafa kaldırılmasını emrediyor. Akıllı, mantıklı, ger&ccedil;eklerden uzaklaşmamış hi&ccedil;bir kamu y&ouml;neticisi, hi&ccedil;bir siyaset&ccedil;i, b&ouml;yle bir riskin varlığını bile bile bu projenin inşaatını destekleyemez. Kendi &uuml;lkesine, kendi şehrine, kendi insanına bu ihaneti d&uuml;ş&uuml;nemez.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Belediyemizin &ccedil;eşitli daire başkanlıklarının, DSİ&rsquo;nin ve İSKİ&rsquo;nin raporları, projenin inşa edilmesi halinde karşılaşacağımız felaketin boyutlarını tek tek anlatıyor. Bunlara g&ouml;re projenin getirdiği en b&uuml;y&uuml;k tehlike, Terkos G&ouml;l&uuml;&rsquo;ne karışacak tuzlu su ile g&ouml;l&uuml;n, ebediyen su kaynağı sıfatını yitirecek olması &ouml;nemli bir ihtimalidir. Terkos G&ouml;l&uuml; havzası, İstanbul ve &ccedil;evresi i&ccedil;in bir depolama alanıdır. Binlerce yıldır Avrupa yakasındaki en hayati, en b&uuml;y&uuml;k su deposudur. Kanal İstanbul inşa edilirse, her şeyden &ouml;nce bu muazzam su kaynağı yok olacak. Bir milli yatırım olarak, değeri 2 milyar liranın &uuml;zerinde olan Sazlıdere Barajı, aynen apar topar kapatılan Atat&uuml;rk Havalimanı gibi, t&uuml;m&uuml;yle işlevsiz kalacak. Kanal İstanbul projesiyle, Terkos G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n doğusundaki 20 kilometrelik su toplama havzası da devre dışı kalıyor. Şu anda Sazlıdere - İkitelli sistemi ile Terkos, ikisi birlikte İstanbul&rsquo;un t&uuml;m su ihtiyacının y&uuml;zde 29&rsquo;a yakınını karşılıyor. 15 yıl sonra ise 7,5 milyon insanın su ihtiyacını karşılayacak. Kanal İstanbul inşa edilince, mevcut bu sistem tamamen devre dışı kalacak.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Sadece yer &uuml;st&uuml; su kaynaklarımız değil, yer altı su kaynaklarımız da yok olacak. Bu işe kendini adamış bilim insanları bakın DSİ&rsquo;nin raporunda bu konuda ne s&ouml;yl&uuml;yor: &lsquo;Zemin et&uuml;d&uuml; ve sondajlar yapılsa da her zaman beklenmedik durumlar ortaya &ccedil;ıkar. Ayrıca kayalardaki &ccedil;atlak ve kırıklar sondajla tespit edilemez. Bu &ccedil;atlaklardan Kanal İstanbul&rsquo;un tuzlu suyu Terkos&rsquo;a girer ve Terkos, su kaynağı olmaktan &ccedil;ıkar. İstanbul&rsquo;un b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; susuz kalır. 427 milyon metrek&uuml;p i&ccedil;me suyu rezervi elden &ccedil;ıkar. Kaybedilecek su kaynağının alternatifi de yakın b&ouml;lgede bulunmamaktadır.&rsquo; DSİ&rsquo;nin belirttiği gibi b&ouml;lge zeminindeki kayalarda var olan kırık ve &ccedil;atlaklar, felakete kapı a&ccedil;acak durumda. Susuzluktan daha b&uuml;y&uuml;k felaket, iklim değişikliğinden daha b&uuml;y&uuml;k felaket d&uuml;nyada konuşulmuyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; inşa edilecek kanalın 5.2 kilometrelik zemini, tamamıyla kire&ccedil; taşı. Bu durumda t&uuml;m yer altı sularına ve Terkos G&ouml;l&uuml;&rsquo;ne tuzlu suyun karışacağı aşikar.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Buradaki tek tehlike susuzluk değil. Strateji ve g&uuml;venlik &ccedil;er&ccedil;evesinden de durum felaket. DSİ diyor ki; &lsquo;İnşa edilecek olan kanal g&uuml;zergahı, acil eylem planı &ccedil;er&ccedil;evesinde saklı-stratejik rezerv alanıdır&rsquo;, &lsquo;Yeraltı sularına tuzlu su karışma ihtimali ile savaş ve doğal afetlerde y&uuml;zey suları kullanılamayacak durumda olabilir&rsquo;. Bu durumda stratejik rezerv olan yeraltı sularını kaybetme riski ile karşı karşıyayız. En zor koşullarda bize yaratacağı problem. Su kaynaklarımızı besleyen Istıranca Dağları&rsquo;ndan gelen yer altı suyunun da yolunu kesiyor ve kaybediyoruz. Peki, stratejik su kaynaklarımızı kaybedeceğiz de karşılığında ne kazanacağız? Su gitt, ne alacağız? S&uuml;kse yapacağız. Koca bir hi&ccedil; alacağız.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 2: KANAL İSTANBUL DEMEK, DEPREM RİSKİNİ TETİKLEMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;İstanbul var olduk&ccedil;a, var olmaya devam edecek &ouml;nemli sorunlardan biri de deprem. Bilindiği gibi K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece G&ouml;l&uuml;&rsquo;nden 3 sığ fay hattı ge&ccedil;iyor. Ne diyeyim? &Ouml;yle raporlara, &ouml;yle değişiklikler geliyor ki bir gecede; &lsquo;Fay hattını değiştirdik&rsquo; de diyebilir h&uuml;k&uuml;met. Tarihsel d&ouml;nem ve 120 yıllık veri incelendiğinde, kanal g&uuml;zergahı boyunca yapılacak yapılaşma, insan yaşamı i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k risk yaratıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; deprem, bu b&ouml;lgenin değiştirilemez bir ger&ccedil;eği. Zemin yapısı heyelanlara m&uuml;sait. Bu b&ouml;lgede b&uuml;y&uuml;k m&uuml;hendislik projeleri i&ccedil;in pek &ccedil;ok geoteknik sorun s&ouml;z konusu. Proje 1., 2., ve 3. derece deprem b&ouml;lgelerinde kalıyor. 11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu fay hattı, 30 kilometre mesafeden &Ccedil;ınarcık fay hattı ge&ccedil;iyor. Bilim insanları, Kanal İstanbul Projesi&rsquo;nin, yery&uuml;z&uuml; ve yeraltı gerilme dengelerini bozacağını s&ouml;yl&uuml;yor. İnşaat ile ortaya &ccedil;ıkacak aşırı y&uuml;klemelerin, yeni depremleri davet edeceğini, depremlerin şiddetini artıracağını s&ouml;yl&uuml;yor. Plana g&ouml;re; kanalın Marmara girişi olan Avcılar Denizk&ouml;şkler&rsquo;de 631 bin metrekarelik denize dolgu ile konteynır limanı yapılacak. Bu liman da risk altında. Neden? Olası b&uuml;y&uuml;k İstanbul depreminin, 6 metre y&uuml;kseklikte dalgalar yaratacağı konusu bilim adamlarınca ortaya konuluyor. Tsunamiyle o liman da sular altında kalacak. Bilim insanları hepimizi ikaz ediyor. Akıldan ve bilimden uzaklaşan herkese, Allah akıl fikir versin. G&ouml;z g&ouml;re g&ouml;re, kendi elimizle, kendi b&uuml;t&ccedil;emizle felakete niye davetiye &ccedil;ıkarıyoruz diye. Ben de soruyorum: Niye yapıyoruz bunu?&rdquo;</p> <p><strong>Madde 3: KANAL İSTANBUL DEMEK, İSTANBUL&rsquo;UN DOĞASINI SONSUZA KADAR KATLETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Katrilyonlar harcayarak milli ve stratejik su kaynaklarımızı kurutacaksınız. Milyonlarca İstanbulluyu susuz bırakacaksınız. Peki &ccedil;evreye ve eko sisteme nasıl bir zarar vereceksiniz? Sayın Cumhurbaşkanı&rsquo;nın animasyon filmle millete izlettiğine g&ouml;re; &lsquo;G&ouml;rm&uuml;yor musunuz? &Ccedil;ok g&uuml;zel&rsquo; diye tariflediğini de g&ouml;rd&uuml;m. Kanalın etrafında 50-60 katlı dev g&ouml;kdelenler, dizi dizi dizilmişler. Kim tarafından tasarlanmış? Burada Meclis&rsquo;te, &lsquo;Etrafında tek bir konut yok&rsquo; diyenler oldu. Kendi raporlarında, 1 milyon 150 bin n&uuml;fus dedikleri rakamı, Bakan, &lsquo;500 bin kişilik bir akıllı şehir&rsquo; olarak a&ccedil;ıkladı. Şu an 16 milyon, akılsız bir şehirde yaşıyor. 500 bin kişilik bir akıllı şehri, projenin bir par&ccedil;ası olarak anlatıyor. O 60-70 katlı binaları, &lsquo;Bakın, ne kadar g&uuml;zel&rsquo; diye anlatıyor. G&uuml;zellik kavramı, insana g&ouml;re değişir. İnsanların bunu değerlendirmesini istiyorum. Kimisi o g&uuml;zelim coğrafyaya, tarım alanlarına bakar ve &lsquo;G&uuml;zel&rsquo; der, kimisi de 60-70-80 katlı binalara, &lsquo;G&uuml;zel&rsquo; der. Ticaret alanları, lojistik alanlar ve donatılar gelecekmiş. Yine beton, yine rant, yine &ccedil;evre katliamı. Bakın, &lsquo;1 milyon 200 bin kişi diyor ya, siz onun altını 2 milyon olarak &ccedil;izin. Bu işin sonu yok, onu s&ouml;yleyeyim. Pazartesi g&uuml;n&uuml; yayınlanan s&ouml;z&uuml;m ona &Ccedil;ED raporunu hazırlayanlar ya da hazırlatanlar, b&ouml;lgedeki yapılaşmadan bahsetmiyorlar. Yani &ccedil;evre etki değerlendirme raporunda bu yapıların ne t&uuml;r &ccedil;evresel sorunlara mal olacağı sorusuna cevap verilmiyor. Bir aldanma geleneğiniz olabilir ama bizi aldatamazsınız. Rapor, sanki b&ouml;lge imara a&ccedil;ılmayacakmış gibi, sanki b&ouml;lgede yapılaşma olmayacakmış gibi hazırlanmış. İnşa edilecek kanal &ccedil;evresindeki yapılaşma, kısa zamanda sıcaklık-nem-r&uuml;zgar rejimini değiştirerek, İstanbul&rsquo;u bir ısı adasına &ccedil;evirecek. Felaket &uuml;st&uuml;ne felaket gelecek. Bu, benim s&ouml;zlerim değil, bilim insanları s&ouml;yl&uuml;yor. Oysa ki, &Ccedil;evre D&uuml;zeni Planı kapsamında, İstanbul&rsquo;un plansal gelişiminde şuna dikkat etmek zorundasınız: B&uuml;y&uuml;kl&uuml;k ve b&uuml;y&uuml;menin y&ouml;netilebilirliği. Bu kapsamda, İstanbul&rsquo;daki her arazi kullanımının, &ouml;z&uuml;nde kentin doğal ve ekolojik yapısına katkı vermesi gerekir. Zaten &lsquo;Bu kente ihanet ettik&rsquo; diyenler, bu hayati yasaya hi&ccedil; dikkat etmedikleri i&ccedil;in, bug&uuml;n İstanbul&rsquo;un başı doğa ile dertte.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Kanal projesi ile, projenin inşaatıyla, 23 milyon metrekare orman alanı, 45 kilometre uzunluğunda ve ortalama 150 metre genişliğinde 136 milyon metrekarelik &ccedil;ok verimli tarım ve orman alanı, sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olacak. Allah aşkına, &ouml;m&uuml;r gelip ge&ccedil;iyor değil mi? Biz, İstanbul&rsquo;un son 50-60-70 senesini yaşıyoruz. Bitecek. Geleceğe ne bıraktığımız konuşulacak. İşte herkesin hayali başka. Biri 60-70-80 kat bina hayal edebilir, ben de orada, İstanbul&rsquo;a, o 136 milyon metrekare alanda daha fazla sağlıklı gıdayı nasıl oluşturabiliriz, orada insanlar hayata daha fazla umutla bağlanabilir, ben de onu hayal ediyorum. Yok edeceğiniz su, tarım ve orman alanları, bu şehrin yaşam destek sistemi. Kanalın inşa edilmesiyle; K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Lag&uuml;n&uuml;&rsquo;nden Sazlıdere Barajı&rsquo;na kadar olan sulak ve bataklık alan, yok edilecek. İstanbul&rsquo;daki manda pop&uuml;lasyonu kalmadı. Bunu arttırmak zorundasınız ama yok ediyorsunuz. B&ouml;lge kuşların g&ouml;&ccedil; yolu, &uuml;reme ve dinlenme b&ouml;lgesi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Lag&uuml;n&uuml;, yarı tuzlu suya sahip olduğu i&ccedil;in, deniz canlılarının &uuml;reme noktası. Deniz canlıları, lag&uuml;n boğazından dereye ulaşıp, yumurtalarını bırakıyorlar. Yok olacak ormanlık ve sulak alanlar yaban hayvanlarının yuvası. Bu kentin balığından kuşuna, yaban hayvanlarından bitkisine sahip &ccedil;ıkmazsak, nasıl hayatta kalabiliriz? Hayatta kalamayız. Bu şehirde nefes almadan, su i&ccedil;meden, beslenmeden milyonlarca insan nasıl yaşayacak? Onun i&ccedil;in feryat ediyoruz.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 4: KANAL İSTANBUL DEMEK, İSTANBUL&rsquo;UN TARİHİ TALAN ETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;O denli komik ki; Boğaz&rsquo;ın tarihi dokusunun korunması, proje i&ccedil;in gerek&ccedil;e olarak g&ouml;steriliyor. Kanalın bitmesiyle Boğazi&ccedil;i trafiği azaltılacakmış. O da Boğaz&rsquo;daki tarihi dokunun korunmasını sağlayacakmış. Boğaz trafiği ile ilgili olarak da dikkatinizi &ccedil;ekmek isterim. &Ccedil;ED Başvuru Dosyası&rsquo;nda, Boğaz trafiğinde iddia edildiği gibi yıllara g&ouml;re bir artış değil, tam tersine &ouml;zellikle son 10 yılda y&uuml;zde 22,46&rsquo;lık bir azalış g&ouml;zlenmektedir. Oysa ki, projeyle birlikte 17 milyon metrekarelik SİT alanı etkilenmektedir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece G&ouml;l&uuml; kıyısında yer alan Bathenoa Antik Kenti olsun, İstanbul&rsquo;daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları olsun, daha bilmediğimiz toprak altındaki nice antik hazineler olsun, muazzam bir tarihi zenginlik proje tarafından yutulacak. Tarihe ve tarihi değerlere neden zulmediyorsunuz? İhanete fırsat tanımayacağız.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 5: KANAL İSTANBUL DEMEK, 82 MİLYONUN SIRTINA EN AZ 110 MİLYAR LİRALIK YENİ VERGİ Y&Uuml;K&Uuml; BİNDİRMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Bakın DSİ durumu nasıl anlatıyor: &lsquo;Kanaldaki taşınmazların bulunduğu rezerv alan imara a&ccedil;ılırsa, DSİ olarak 1.450 kamulaştırmasız el atma davası ile karşı karşıya kalırım. Buradan &ccedil;ıkacak mali y&uuml;k, DSİ tarafından karşılanamayacak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ktedir&rsquo;. Yani bırakın inşaat maliyetini, &ouml;zel şahıslara ait m&uuml;lklerin kamulaştırma bedelleri bile milletin sırtına y&uuml;klenecek. Oradaki arsa manip&uuml;lasyonları da ayrı boyut. &Uuml;lke ekonomisi bunca dardayken, &uuml;lke n&uuml;fusunun yarısı yoksulluk sınırında yaşarken, işsizlik almış <br />başını gitmişken, &uuml;niversiteli gen&ccedil;lerimiz her yerde iş arıyorken siz, devlet olarak ayakta durabilmek i&ccedil;in varlık vergisi benzeri değerli konut vergilerine bel bağlayacak noktaya gelmişken, kimi kandırıyorsunuz? Bakanlığın ilk tahminlerine g&ouml;re 75 milyar maliyet ve bunun yanı sıra İBB&rsquo;ye y&uuml;klediğiniz 23-35 milyarlık maliyetle bu gereksiz işe kalkıyorsunuz.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Şimdi diyecekler ki &lsquo;Kanalın millete maliyeti yok. Proje, kendi kendini finanse ediyor&rsquo;. Biz, bu masalı iyi biliyoruz. Hatırlayın; bize k&ouml;pr&uuml;lerin, şehir hastanelerinin de kendi kendini finanse edeceği s&ouml;ylenmişti. &lsquo;Gerekirse &ouml;deriz&rsquo; edebiyatını g&ouml;r&uuml;yoruz. Ne oldu g&ouml;rd&uuml;k. Deli Dumrul hesabı gibi, kullansın kullanmasın 82 milyon hep birlikte &ouml;d&uuml;yoruz o projeleri. Bal gibi &ouml;d&uuml;yoruz. Hem de kat kat fazlasıyla 4-5 şirkete milyarlar &ouml;d&uuml;yoruz. Bu da &ouml;yle olacak, en ufak bir ş&uuml;pheniz olmasın. Milletin sırtına ne i&ccedil;in yeni y&uuml;kler y&uuml;kl&uuml;yorsunuz?&rdquo;</p> <p><strong>Madde 6: KANAL İSTANBUL DEMEK, İBB&rsquo;NİN SIRTINA 23-35 MİLYARLIK L&Uuml;ZUMSUZ MALİYET Y&Uuml;KLEMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Kanal İstanbul inşaatı ile İSKİ&rsquo;nin 3 isale hattı da devre dışı kalacak. Şimdiye kadar yapılmış arıtma sistemlerinin de bazıları yok olacak. İSKİ verilerine g&ouml;re; bu &uuml;&ccedil; ishale hattının yerine en az 11 milyar lirayla yeni arıtma tesisinin inşa edilmesi gerekecek. Kanal inşaatı, ayrıca 3 farklı lokasyonda da t&uuml;m&uuml;yle İGDAŞ hatlarını ortadan kaldıracak. İGDAŞ raporuna g&ouml;re; bu hatların yerine de yine milyarlarca liralık ek maliyet y&uuml;k&uuml; gelecek. B&ouml;ylelikle İBB&rsquo;nin sadece 2 kurumuna bile milyarlarca liralık maliyet &ccedil;ıkıyor. Tahsisler ve yol yapımları y&uuml;z&uuml;nden, Kanal İstanbul projesinin sadece İBB&rsquo;ye maliyeti milyarlarla, eski parayla katrilyonlarla ifade ettiğimiz rakamlar. Bu rakam, İBB&rsquo;nin 2020 yıllık b&uuml;t&ccedil;esinden neredeyse y&uuml;zde 50 fazladır. Pazartesi itibariyle Kanal İstanbul protokol&uuml;nden &ccedil;ekilerek, kundaktaki bebekten, 90 yaşındaki Ayşe Teyzeye kadar; her bir İstanbulluyu 2 bin 200 liralık yeni bor&ccedil;tan kurtardık. Yani her bir İstanbulluyu asgari &uuml;cret kadar bir &ouml;demeden, 4 kişilik her bir aileyi, yaklaşık olarak 5.000 liranın &uuml;zerinde gereksiz bir vergi y&uuml;k&uuml;nden korumuş oluyoruz.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 7: KANAL İSTANBUL DEMEK, GELİR R&Uuml;YASI G&Ouml;RMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Diyebilirler ki; &lsquo;Orta Amerika&rsquo;da Panama Kanalı, Mısır&rsquo;da S&uuml;veyş kanalı yapıldı. O &uuml;lkeler buradan b&uuml;y&uuml;k para kazandı. T&uuml;rkiye&rsquo;nin kazanmasını istemiyorsunuz.&rsquo; En b&uuml;y&uuml;k kandırmacalardan biri bu. Panama Kanalı, gemilerin yolunu 13 bin kilometre kısaltıyor. S&uuml;veyş Kanalı, Akdeniz ve Kızıldeniz &uuml;zerinden Hint Okyanusu&rsquo;nu birbirine bağlıyor ve gemilerin yolunu 6000 kilometre yolunu kısaltıyor. Gemiler, o y&uuml;zden iki kanala para &ouml;deyerek o kanallardan ge&ccedil;iyorlar Peki Kanal İstanbul? Kanal İstanbul&rsquo;da gemiler i&ccedil;in yoldan tasarruf s&ouml;z konusu değil ki? Kanal İstanbul&rsquo;dan ge&ccedil;mek ile İstanbul Boğazından ge&ccedil;mek aynı şey. Aynı mesafe. Hatta yukarıdan aşağı gelen 6 knot g&uuml;c&uuml;ndeki akıntı nedeniyle, Marmara&rsquo;dan Karadeniz&rsquo;e gidiş en az &uuml;&ccedil; - d&ouml;rt saat s&uuml;recek. Gemiler, İstanbul Boğazı&rsquo;ndan bedavaya ge&ccedil;mek varken, neden para vererek Kanal İstanbul&rsquo;dan ge&ccedil;sin? Hangi akıllı kaptan, karını d&uuml;ş&uuml;nen hangi şirket buna evet diyecek?&rdquo; Kanal İstanbul, gemilerin yolunu kısaltmıyor ama İstanbulluların hayatını kısaltıyor.</p> <p><strong>Madde 8: KANAL İSTANBUL DEMEK, İSTANBULLULARI TRAFİKTE İKİ KAT PERİŞAN ETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;İstanbul Ana Ulaşım ve İstanbul Lojistik planlarında hen&uuml;z Kanal İstanbul yer almıyor. Planlarda yer almadığı i&ccedil;in, Kanal İstanbul&rsquo;un, İstanbul ulaşımına olacak etkisini kestirmek m&uuml;mk&uuml;n değil. Ama kanal &ccedil;evresinde planlanan konut alanları, kanal nedeniyle kopacak ve sonra k&ouml;pr&uuml;lerle tadil edilmeye &ccedil;alışılacak ulaşım hatları, yeni ulaşım talepleri demektir. İstanbul yarımadası, Trakya&rsquo;dan ayrılacağı i&ccedil;in yeni bağlantı k&ouml;pr&uuml;lerine ihtiya&ccedil; duyulacak. İnşaatın başlamasıyla TEM ve E5, sık sık trafiğe kapatılacak. 6-7 yıllık inşaat s&uuml;recinden bahsediyorlar. İstanbul trafiğinde yaşanacak problemlerin boyutu belirsiz. Ayrıca Kanal İstanbul projesi ile halen planlanmış olan Mahmutbey-Esenyurt ve Sefak&ouml;y &ndash; T&Uuml;YAP - Beylikd&uuml;z&uuml; metro hatlarını de etkileniyor. Bu b&ouml;lgelere hızla metro getirmemiz gerekirken, milyonlarca insanın ulaşımını kolaylaştıracak 2 hatta daha fazla metro hattını inşa etmek varken, neden milyonlara trafikte zulm&uuml; reva g&ouml;r&uuml;yorsunuz?&rdquo;</p> <p>&ldquo;Yalnızca karayolu değil, havayolu i&ccedil;in de hi&ccedil; bir hayrı yok. Her ne kadar &ldquo;sehven&rdquo; denilerek değiştirilse bile; DHMİ Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n 15 Mart 2018 tarihli Kanal İstanbul Projesi &Ccedil;ED başvuru dosyası hakkında bakanlığa yazdığı yazıya bakalım. Aynen ş&ouml;yle: &lsquo;Bu proje ile İstanbul yeni havalimanının u&ccedil;uşa a&ccedil;ılması imkansız olacaktır.&rsquo; Raporun sonundaysa aynen ş&ouml;yle diyor: &lsquo;T&uuml;m pistler kullanıma a&ccedil;ıldığında, g&uuml;nde 3 bin 500 u&ccedil;ak trafiği olacağı &ouml;ng&ouml;r&uuml;len Asrın Projesi&rsquo;ne g&ouml;lge d&uuml;ş&uuml;rmemesi a&ccedil;ısından, projedeki koordinatlarda Kanal İstanbul projesi yapımı uygun g&ouml;r&uuml;lmemektedir.&rsquo; Ama gelin g&ouml;r&uuml;n ki, yalnızca 1 hafta sonra, yani 22 Mart 2018 tarihinden aynı kurum, &Ccedil;ED başvuru dosyası hakkında bakın neler s&ouml;yl&uuml;yor: &lsquo;&Ccedil;ED başvuru dosyası hakkındaki ilgi (a) yazınıza cevaben yazılmış olan ilgi (b) yazımız, sehven yazılmış olup, s&ouml;z konusu proje ve projeye ait &Ccedil;ED başvuru dosyasına ilişkin &ccedil;alışmalarımız devam etmektedir.&rsquo; Yuvarlak. Kişiye g&ouml;re rapor. &Ccedil;alışmaya devam etmişler! Yalnızca 5 g&uuml;n sonra, yani 27 Mart 2018 tarihinde de ş&ouml;yle demişler: &lsquo;... mania planlarını ihlal etmemeleri halinde Atat&uuml;rk Havalimanı ve İstanbul Yeni Havaalanı i&ccedil;in sağlanan/sağlanacak hava trafik hizmetleri &uuml;zerinde olumsuz bir etkinin oluşmayacağı tespit edilmiştir.&rsquo; Dedim ya; &lsquo;Fay hattını da değiştirirler&rsquo;. Fay hattı değişti bak! Artık ne olmuşsa olmuş, başta Kanal İstanbul&rsquo;un olumsuz etkisi olacağına ilişkin g&ouml;r&uuml;ş bildiren DHMİ, sonra bir anda fikrinden d&ouml;nm&uuml;ş. Yine de aynı raporun sonuna kendilerini kurtaracak bir c&uuml;mle eklemeyi ihmal etmemişler: &lsquo;Yapılaşma kriterine uyulması, kanal aydınlatmasında u&ccedil;akları yanılgıya d&uuml;ş&uuml;recek herhangi bir sistemin kullanılmaması gerektiği &hellip;&rsquo; Soruyorum sizlere; kimler kimlere neleri dikte ediyor? Nelerle uğraşıyorlar? Ben, anlamış değilim. 16 milyonun canının s&ouml;z konusu olduğu bir meselede bile resmi raporlar bir anda k&ouml;kten değişiveriyor? Onun i&ccedil;in &lsquo;Allah akıl fikir versin&rsquo; diyorum.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 9: KANAL İSTANBUL DEMEK, 50 YILLIK HAFRİYAT DEMEK</strong><br /> <br />&ldquo;Kanal İstanbul projesini yapmak i&ccedil;in ortaya &ccedil;ıkacak hafriyat ise tam bir muamma. Ulaştırma uzmanları, bunun sim&uuml;lasyonunu yapamazlar. Sim&uuml;lasyon da bile kamyonlar birbirine &ccedil;arpar. Kamyonlar i&ccedil;in yapılacak yeni yollardan, 38 kilometrelik Karadeniz sahil dolgusuna kadar, insan aklını dehşete d&uuml;ş&uuml;recek nitelikte işler var. Marmara gibi Karadeniz girişinde de liman kurulacak ve liman yanına 17.5 milyon metrekarelik dolgu alana da lojistik merkez yapılacakmış. Yani hafriyatın &ccedil;oğunu Karadeniz&rsquo;e taşıyacaklar ve d&ouml;kecekler. Yalnız t&uuml;m bunları yapacağını yazanlar, dip tarama malzemesi nasıl susuzlaştırılacak, hafriyat mevzuatlara uygun olarak nasıl bertaraf edilecek, rapora bunu yazmamışlar. Muamma. Bakarız.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Kanal İnşaatından &ccedil;ıkacak hafriyatın 2 milyar metrek&uuml;pe ulaşmasını bekliyoruz. İstanbul&rsquo;un yıllık hafriyat hazmetme kapasitesi 40 milyon metrek&uuml;p. 2 milyar nere, 40 milyon nere? İstanbul&rsquo;da 50 yılda &ccedil;ıkabilecek hafriyat toplamı sadece Kanal İstanbul&rsquo;dan &ccedil;ıkıyor. Bu hafriyatı denize d&ouml;kmekten başka &ccedil;are yok. Yine TMMOB raporuna g&ouml;re 2.1 milyar metrek&uuml;p hafriyat &ccedil;ıkacak. &Ccedil;ıkan hafriyat; &ouml;rneğin G&uuml;ng&ouml;ren-Esenler-Bağcılar il&ccedil;elerinin &uuml;zerine d&ouml;k&uuml;lse, bu il&ccedil;eler yaklaşık 30 metre y&uuml;kselecek. Bu &uuml;&ccedil; semtin bir anda 10 katlı bina kadar y&uuml;kseldiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bu kadar b&uuml;y&uuml;k bir faciadan bahsediyoruz. Bunun yaratacağı doğal sorun ise muazzam. Bu hafriyat, 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınacak. Yani İstanbul trafiğine g&uuml;nl&uuml;k, 10 bin hafriyat kamyonu daha katılacak. Şu an İstanbul&rsquo;da 7 bin 200 ruhsatlı hafriyat kamyonu var. En az 5-6 yıl boyunca 10.000 kamyonun daha ilave edildiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bu kamyonların doğaya vereceği zarardan bahsetmiyoruz bile. Allah aşkına biz, bunu niye yapıyoruz?</p> <p><strong>Madde 10: KANAL İSTANBUL DEMEK, İSTANBUL&rsquo;A 1,2 MİLYONLUK YENİ N&Uuml;FUS DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Kanal İstanbul inşa edildiğinde, yapılacak olan yeni yerleşim birimlerine 1.2 milyon yeni n&uuml;fus gelecek. Bu, 1.2 milyonla kalmaz. Ben, &ldquo;2 milyon olur bu&rsquo; dedim ama beni dinlemediler. Onlar, bilimi ve aklı dinlerler. Beni dinlamasinler zaten. 6 tane Beşiktaş il&ccedil;esi n&uuml;fusu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde yeni bir n&uuml;fus İstanbul n&uuml;fusuna eklenecek. Sadece proje y&uuml;z&uuml;nden İstanbul trafiği i&ccedil;inde 3.4 milyon yeni yolculuk oluşacak. Bu da İstanbul trafiğinin en az y&uuml;zde 10 artması demek. Bu şehirde, 1 milyonun &uuml;zerinde de konut stoku var. Kaynaklarımızla bu şehrin kangren olmuş trafiğini &ccedil;&ouml;zmek varken, neden trafiği t&uuml;mden durduracak yeni sorunları bu kente sağlama &ccedil;abası i&ccedil;erisindesiniz? Neden bu kaynağın daha akılcı kullanımıyla, İstanbulluların hayat kalitesini y&uuml;kseltmiyoruz? Neden bu şehrin yaratıcılığını ve enerjisini doğru kullanmıyoruz?&rdquo;</p> <p><strong>Madde 11: KANAL İSTANBUL DEMEK, 8 MİLYONLUK N&Uuml;FUSU BİR ADAYA HAPSETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Konuşulduğu kadarıyla proje, İstanbul&rsquo;un hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler i&ccedil;ermekle kalmıyor, İstanbul Boğazı ile yeni a&ccedil;ılacak kanal arasına oluşacak olan adaya, 8 milyonluk bir n&uuml;fusun hapsedilmesi gibi bir durum da ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu akıldışı projeyle, akıl tutulmasıyla dayatılan bu projeyle, &uuml;lkenin deprem riski en y&uuml;ksek b&ouml;lgesine 8 milyon insanı hapsetmiş oluyorsunuz. Deprem anında bu n&uuml;fusun g&uuml;venliğini nasıl sağlayacaksınız? Tam bir can pazarına d&ouml;necek o kritik anda milyonlarca İstanbulluyu başka bir coğrafyaya nasıl nakledeceksiniz? Vazge&ccedil;tim mal g&uuml;venliğini; vatandaşlarınızın canını nasıl koruyacaksınız? Bu proje hem İstanbul&rsquo;un g&uuml;venliği i&ccedil;in hem de Trakya&rsquo;nın savunması i&ccedil;in stratejik bir ihanet projesidir. Hakikaten bizden bu projeye &lsquo;Evet&rsquo; dememizi nasıl bekliyorsunuz?</p> <p><strong>Madde 12: KANAL İSTANBUL DEMEK, MONTR&Ouml; R&Uuml;YASI G&Ouml;RMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Gelelim meşhur Montr&ouml; Antlaşması&rsquo;na. &Ouml;ncelikle Anayasa&rsquo;mızın 90. maddesine g&ouml;re, uluslararası s&ouml;zleşmeler kanun h&uuml;km&uuml;nde. Bu arada Kanal İstanbul&rsquo;un yaratacağı denizsel ve karasal etkiler, bizi Montr&ouml; dışında 7 tane daha uluslararası s&ouml;zleşmeyle de bağlıyor. Montr&ouml; s&ouml;zleşmesi, gemi ge&ccedil;işi ile ilgiliyken, diğer 7 uluslararası s&ouml;zleşme de doğal alanları koruma, &ccedil;evre, iklim, Karadeniz ve Akdeniz&rsquo;in korunması ile ilgili. Montr&ouml; hari&ccedil; diğer s&ouml;zleşmeleri de ihlal ediyoruz. Biz, d&uuml;nyanın barışa d&ouml;n&uuml;k teminatıyız. B&ouml;ylece ihlal ediyoruz bunu. Ama madem hep Montr&ouml; &uuml;zerinden gidiyoruz o zaman anlatalım: Montr&ouml; s&ouml;zleşmesi anlatıldığı gibi olumsuz değil, T&uuml;rkiye&rsquo;yi ve Karadeniz&rsquo;e kayısı olan &uuml;lkeleri koruyan bir s&ouml;zleşmedir. Unutmayın; iki Alman zırhlısı Boğaz&rsquo;dan girip Sivastopol&rsquo;u bombaladığı i&ccedil;in Osmanlı 1. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;na girdi. Bakın bu anlaşma sayesinde, neredeyse 90 yıldır Karadeniz, bir barış denizi.&rdquo;</p> <p>&ldquo;Montr&ouml; Anlaşması&rsquo;na g&ouml;re, Karadeniz&rsquo;e kıyısı olmayan &uuml;lkelerin gemileri, Karadeniz&rsquo;de en fazla 21 g&uuml;n kalabilir. Ayrıca u&ccedil;ak gemisi, denizaltı ve farklı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;klerde gemilerin de ge&ccedil;işi, s&ouml;zleşmeyle yasaklanmıştır. Koruyucudur. Yani savaş &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in ihtiya&ccedil; duyulan bir askeri filo, Montr&ouml; sayesinde, Karadeniz&rsquo;e giremez. Kanal İstanbul a&ccedil;ıldığı takdirde, bu koruma kalkanı ortadan kalkacak. Ayrıca Montr&ouml; S&ouml;zleşmesi&rsquo;nin 2. maddesi ve diğer uluslararası kurallara g&ouml;re; gemiler, Kanal İstanbul&rsquo;dan ge&ccedil;işe zorlanamaz. Montr&ouml; fesih edilse dahi, T&uuml;rkiye, boğazlarından ticari gemi ge&ccedil;işini yasaklayamazsınız. Yani, kanalla T&uuml;rkiye para kazanacak savı, uluslararası hukuk karşısında ge&ccedil;ersiz. Hayaldir. Uydurmadır. Aldatmacadır. Siz r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;yor olabilirsiniz, ama bizim işimiz ger&ccedil;eklerle. Bizim s&uuml;kse yapmak gibi bir derdimiz yok. Bizim, bu &uuml;lke insanlarına mutluluk getirmek gibi derdimiz var.</p> <p><strong>Madde 13: KANAL İSTANBUL DEMEK, KARADENİZ BALIKLARINI VE BALIK&Ccedil;ILIĞINI YOK ETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Karadeniz - Marmara su ge&ccedil;işinde, Marmara Denizi&rsquo;ndeki ilk 25 metrelik su, az tuzlu Karadeniz suyu. Yani bol oksijenli, balıkların &ccedil;ok sevdiği su. Boğaz l&uuml;ferinin yakalandığı Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nden, kuyulardan istavrit tutulan su bu. Geri kalan 1.400 metrelik &ccedil;ukurda, bol tuzlu Akdeniz suyu var. Bu derin kısımda oksijen &ccedil;ok daha az olduğu i&ccedil;in verimli değildir. Kanalın inşa edilmesiyle binlerce yıldır var olan doğal denge bozulacak. Bunu su bilimcileri s&ouml;yl&uuml;yor. Karadeniz&rsquo;de tuzlu su miktarı artacak ve doğal dengesi bozulacak. Hem Marmara&rsquo;da hem de Karadeniz&rsquo;de balık da yok olacak balık&ccedil;ılık da bitecek. Az oksijenli su Marmara&rsquo;yı kaplayacak ve t&uuml;m Marmara, bir zaman Hali&ccedil;&rsquo;in koktuğu gibi kokacak. &Ccedil;ok da hızlı olacak bu s&uuml;re&ccedil;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kanaldaki akıntı nedeniyle, K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Lag&uuml;n&uuml;&rsquo;n&uuml;n dip &ccedil;amuru da olduğu gibi Marmara denizine akacak. Lag&uuml;nle ilgili bir &Ccedil;ED raporu da yok hen&uuml;z. Silivri&rsquo;de, Tekirdağ&rsquo;da yazlığı olanlar, Yeşilk&ouml;y&rsquo;den Menekşe&rsquo;den deniz sefası yapanlar, Yalova&rsquo;dan Armutlu&rsquo;dan Erdek&rsquo;ten yani t&uuml;m Marmara&rsquo;dan yararlanan milyonlarca insan bundan etkilenecek. T&uuml;m vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Allah İstanbul&rsquo;umuzu bu kadar g&uuml;zel ve dengeli donatmışken, onun kurduğu bu d&uuml;zeni yok etmeye &ccedil;alışmanın vebali o kadar b&uuml;y&uuml;k ki. Allah esirgesin. İstanbul&rsquo;umuzun suyuna, ormanına, balığına, kuşuna, bitkisine, buradan ge&ccedil;im sağlayan y&uuml;zbinlerce insanın helalini yok etmeye &ccedil;alışmak, doğaya bu denli zarar vermek haramdır. Bu, inancımızın tarifidir.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 14: KANAL İSTANBUL DEMEK, MANEVİYATI YOK ETMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Mezarlıklar M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;m&uuml;z&uuml;n verdiği rapora g&ouml;re; kanal projesiyle Arnavutk&ouml;y&rsquo;deki Baklalı, Roman ve Yenik&ouml;y Mezarlıkları &ccedil;ok net proje alanında kalıyor. Bunlarla ilgili yazı yazıldı ama yanıt bile verilmedi. Yani burada yakınları yatan insanlar, bu mezarları başka bir yere nakletmek zorunda kalacaklar. &Ouml;l&uuml;ye bile rahat yok. Bitmedi. Tehlikede olan sadece 3 mezarlık değil. Arnavutk&ouml;y il&ccedil;esinde bunlar dışında 8 mezarlık daha, K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece&rsquo;de Altınşehir mezarlığı ve Başakşehir&rsquo;de Kayabaşı mezarlığı &Ccedil;ED inceleme alanında kalıyor. Yani birinin i&ccedil;inden yol ge&ccedil;me, &ouml;b&uuml;r&uuml;n&uuml;n altında isale hattı ge&ccedil;me riski var. &Ouml;zetle Arnavutk&ouml;y, K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece ve Başakşehir il&ccedil;elerinde pek &ccedil;ok mezarın taşınmak zorunda kalması vicdanlarda da yara a&ccedil;acaktır. Hi&ccedil;bir millet, ecdadına b&ouml;yle davranamaz. Yapmayın bu zulm&uuml;.&rdquo;</p> <p><strong>Madde 15: KANAL İSTANBUL DEMEK, BU MİLLETİ SEVMEMEK DEMEK</strong></p> <p>&ldquo;Milleti sevmemektir. Kendini sevmektir. Kamu adına karar verenlerin &ouml;nceliği milletin canını malını, geleceğini korumaktır. &Ouml;yle olmalıdır. Kamu adına iş yapanlar, siyaset&ccedil;iler, b&uuml;rokratlar &ccedil;evreyi, tabiatı, denizleri, sahilleri, tarihi, k&uuml;lt&uuml;r ve tabiat varlıklarını korumak zorundadır. Milletini seven bir siyaset&ccedil;inin &ouml;nceliği milletinin mutluluğunu sağlamaktır. Bunca gen&ccedil; işsizlikten inlerken, bunca insan yoksulken, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir &uuml;retim, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir istihdam ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir refah i&ccedil;in bunca fabrika kurma ihtiyacı varken, 16 milyonluk bu şehrin geleceği olan &ccedil;ocuklar yeterince beslenemezken, bizim &ouml;nceliğimiz Kanal İstanbul olamaz.&rdquo;</p> <p><strong>&ldquo;YA KANAL YA İSTANBUL&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Akıldan ve vicdandan tamamıyla uzak olan bu projeyle, d&uuml;nyanın g&ouml;zbebeği biricik İstanbul&rsquo;umuz yaşanamaz bir kent olacak. Temiz hava, su, altyapı ve trafik a&ccedil;ısından &ccedil;&ouml;z&uuml;lemez sorunlarla baş başa kalacak. Ne boğaz ge&ccedil;işi ne deniz trafiği ge&ccedil;işi ne de ekonomik olarak b&ouml;yle bir ihtiya&ccedil; s&ouml;z konusu değildir. Birileri para kazanacak diye, bu kadim şehrin doğal &ccedil;evresinin, yaşam alanlarının ve su havzalarının yok edilmesine t&uuml;m hukuki m&uuml;cadelemizi vererek izin veremeyiz, vermeyeceğiz. İstanbul&rsquo;un g&uuml;venliğini, 16 milyonun canını ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin stratejik g&uuml;venliğini riske eden Kanal İstanbul projesine kimse, 16 milyon insanı ikna edemez. Bizi hi&ccedil; ikna edemez. Bu proje her y&ouml;n&uuml;yle felaket, ihanet ve cinayet projesidir. &Ouml;zetle diyoruz ki; ya Kanal ya İstanbul.&rdquo;</p> <p><strong>&ldquo;BU B&Uuml;T&Ccedil;EYLE İSTANBUL&rsquo;DAKİ T&Uuml;M OKULLAR SIFIRDAN İNŞA EDİLEBİLİR&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Kanal i&ccedil;in sadece merkezi h&uuml;k&uuml;metin harcayacağı para, &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı&rsquo;nın kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me ayırdığı paranın tam 7 katıdır. Sayın Bakan bunu biliyor mu, bilmem. Bu b&uuml;t&ccedil;e ile en az 9 Marmaray inşa edilebilir. İstanbul&rsquo;daki b&uuml;t&uuml;n ilk okullar, orta okullar ve liseler sıfırdan yeniden inşa edilebilir. İstanbul&rsquo;daki deprem sorunu olan ne kadar riskli yapı varsa, t&uuml;mden yeniden yapılabilir. 150 yataklı tam 1.650 tane hastane veya y&uuml;zbinlerce gencimizin istihdam edileceği y&uuml;zlerce fabrika inşa edilebilir. Bu proje nereden bakılırsa bakılsın, bir israf projesidir. Haramdır. &Uuml;lke kaynaklarını har vurup harman savurma projesidir. İstanbul&rsquo;a katmerli ihanet projesidir. İstanbul B&uuml;y&uuml;kşehir Belediye Başkanı ve 3 &ccedil;ocuğu olan vatandaş Ekrem İmamoğlu olarak, &uuml;lkemize b&uuml;y&uuml;k zararlar getirecek olan bu proje sevdasından derhal vazge&ccedil;menizi &ouml;neriyorum.</p> <p><strong>&ldquo;YANLIŞIN NERESİNDEN D&Ouml;N&Uuml;LSE KARDIR&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Yanlışın neresinden d&ouml;n&uuml;l&uuml;rse kardır. İşte biz, bu 15 gerek&ccedil;eyle, daha &ouml;nce İBB ve ilgili bakanlıklar arasında hazırlanmış ve imza altına alınmış olan hukuksuz protokolden onun i&ccedil;in &ccedil;ekildik. Protokol hukuksuzdu, &ccedil;&uuml;nk&uuml;, atanmış İBB Başkanı tarafından, yetkisiz şekilde imzalanmıştır. 1 Ağustos 2018 tarihinde yangından mal ka&ccedil;ırırcasına ve meclis kararı alınmadan imzalanan protokol, 5393 sayılı Kanun&rsquo;un 75. maddesinin (a) bendi uyarınca, yetkili organ kararı olmadan imzalandığı i&ccedil;in, zaten hukuken ge&ccedil;ersizdir. Sakattır. Sonradan şekli, şartı tamamlamak i&ccedil;in, 12.10.2018 tarihinde meclis kararı alma yoluna gidilmiştir. Ama bu durum, hukuksuzluğu ve yetkisizliği ortadan kaldırmaz. Ge&ccedil;ersiz bir protokol&uuml;n Meclis tarafından onaylanmış olması, o protokol&uuml; ge&ccedil;erli kılmaz. Dolayısıyla hukuka aykırı bu işlemi geri almak, benim yetkim dahilindedir. Ben de bunun i&ccedil;in meclis kararı gerekmeyeceğini iyi biliyorum. Bir derse d&ouml;n&uuml;yor konuşmalarımız ama Sayın Bakan&rsquo;ın d&uuml;nk&uuml; demeci t&uuml;m&uuml;yle bilgisizlik &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Ayrıca protokolde &ccedil;ok sayıda hukuksuzluklar ve İBB adına &ccedil;ok sayıda maliyet &uuml;stlenmeleri de s&ouml;z konusudur. &Ccedil;ekilme gerek&ccedil;emizin hukuksal dayanaklarını sizlere dağıttık. Oradan g&ouml;rebilirsiniz. 23 Haziran&rsquo;da, millet bize demiş ki; &lsquo;T&uuml;m yanlışlara, eksikliklere bir g&ouml;z at. Bu şehirde yapılan birtakım yanlış hareketleri analiz et.&rsquo; Bu bakımdan hem hukuksuzluğu giderdik hem de 16 milyon insanın bize emanetine ihanet etmedik.&rdquo;</p> <p><strong>&ldquo;İSTANBUL SAHİPSİZ DEĞİLDİR&rdquo;</strong></p> <p>&ldquo;Ocak başında yapacağımız iki &ccedil;alıştaya, &lsquo;Su &Ccedil;alıştayı&rsquo; ve &lsquo;Kanal İstanbul &Ccedil;alıştayı&rsquo;na ile bu konularda s&ouml;z&uuml; olan t&uuml;m uzmanları, &lsquo;Bu konuda benim de s&ouml;z&uuml;m var&rsquo; diyen herkesi şimdiden davet ediyorum. Ben, kimsenin titrine saygısızlık yapmam ama &Ccedil;ED raporunda bir profes&ouml;r olmaz mı akademisyenler arasında? Bu &uuml;lkenin profes&ouml;rlerine, bilim insanlarına bir şey mi oldu? Devletin kurumlarını da davet edeceğiz. Her kurumu. Bakanlıklar da dahil. Buyursun gelsinler, İstanbul halkına anlatsınlar. Anlatmak zorundasınız. Halkı bilgilendirmek zorundasınız. Nokta. Ey atanmış Bakanlar, bir kişiyi değil, halkı bilgilendirmek zorundasınız. T&uuml;m İstanbulluları ve t&uuml;m İstanbul G&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerini bu konuda inisiyatif almaya, a&ccedil;ıklanan &Ccedil;ED raporlarını okumaya, iyi anlamaya, etraflarıyla paylaşmaya davet ediyorum. Bu rapora ve raporun i&ccedil;indeki pek &ccedil;ok sorunlu detaya karşı &ccedil;ıkmaya, yasal yollardan haklarını savunmaya herkesi davet ediyorum. Bu rapora, hukuki haklarını kullanarak karşı &ccedil;ıkmaya davet ediyorum. Yasal yollardan hakkımızı, en sakin, en vakur, en haklı bi&ccedil;imde sonuna kadar aramaya herkesi davet ediyorum. Bu şehirde hi&ccedil;bir g&uuml;&ccedil;, bu şehrin ortak aklının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;emez. Bu &uuml;lkenin geleceğini riske edecek işlere, &lsquo;Ben yaptım, oldu. Benim dediğim doğru&rsquo; diyemez. Bu kadim şehir, sahipsiz değildir. Bu milletin kaynaklarının hesapsız kitapsız, sorgusuz sualsiz harcanmasına seyirci kalınmayacaktır. İstanbul, hi&ccedil; kimsenin tek başına babasının &ccedil;iftliği değildir. İstanbul, 16 milyon insanındır, 82 milyon vatansever yurttaşındır. Hatta d&uuml;nyanın bile gıptayla baktığı, d&uuml;nyanın bile hakkının olduğu g&ouml;z bebeği bir coğrafyadır. 1453&rsquo;ten beri bize emanet olan bu topraklara sahip &ccedil;ıkacağız ve asla ihanet ettirmeyeceğiz.&rdquo;</p>