Bizi takip edin
Bizi takip edin

Kılıçdaroğlu sarayın Türkiyesi ile halkın Türkiyesi'ni kıyasladı!

18.2.2020 19:18:23
<p><strong>Kılı&ccedil;daroğlu'nun CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşma ş&ouml;yle:&nbsp;</strong></p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Biz, hep beraber bu &uuml;lkede demokrasiyi savunacağız, hep beraber savunacağız. Her d&uuml;ş&uuml;nceye saygı g&ouml;stereceğiz. Her inanca saygı g&ouml;stereceğiz. Her kimliğe saygı g&ouml;stereceğiz. Her yaşam tarzına saygı g&ouml;stereceğiz. T&uuml;rkiye b&ouml;yle g&uuml;zel olur. Farklılıklarıyla zenginleşen bir T&uuml;rkiye'yi inşa etmek zorundayız. Siyasetteki kini, &ouml;fkeyi, intikamı bir tarafa bırakmalıyız. İntikam&hellip; Yargıyı kullanarak gen&ccedil;lerden intikam alınmaz. Yazıktır, g&uuml;nahtır. O &ccedil;ocukların tamamı bizim &ccedil;ocuklarımız. Onlar bizim evlatlarımız.</strong>&nbsp;Hapse atsan ne olur? Hapiste tutsan ne olur? Ellerine kelep&ccedil;e vursan ne olur? Sen mi kazanırsın? Yoksa gen&ccedil;leri mi kaybederiz? Gen&ccedil;lere "delikanlı" diyoruz. Bazen dozu aşabilirler kabul edelim, hepimizin gen&ccedil;lik hayatı oldu. Yanlışlarımız da olabilir ama bize d&uuml;şen gen&ccedil;liği hoşg&ouml;r&uuml;yle karşılamaktır. Gen&ccedil;lerin gen&ccedil;liğini anlayışla karşılamaktır; anneler b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, babalar b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor.<br />Bunu niye s&ouml;yl&uuml;yorum? Allah'ın bize verdiği en değerli hazine akıldır, en değerli hazine akıldır. Aklımızı kullandığımız zaman b&uuml;t&uuml;n bu sorunları aşabiliriz. Aklımızı kullandığımız zaman iyi ile k&ouml;t&uuml;y&uuml; birbirinden ayırabiliriz. Aklımızı kullandığımız zaman &ccedil;ok g&uuml;zel kentler, &ccedil;ok g&uuml;zel şehirler yaratabiliriz. Aklımızı kullandığımız zaman işsizliği &ouml;nleyebiliriz, yoksulluğu &ouml;nleyebiliriz. Aklımızı kullandığımız zaman devlette liyakati esas alırız. "Akıl akıldan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r" kavramını hayatın her alanında dile getirebiliriz. Dolayısıyla aklı kullanmak kadar g&uuml;zel bir şey yoktur. Sorunları &ccedil;&ouml;zmenin yolu aklı kullanmaktır. En değerli hazinemiz akıldır. Aklımızı birilerine kiralamayacağız. Birilerinin s&ouml;ylediğini s&uuml;rekli s&ouml;yleyerek insanoğlunu papağan durumuna d&uuml;ş&uuml;rmemeliyiz. Herkes hayatı sorgulamalı. Herkes yanlış mıdır, doğru mudur bunu oturup d&uuml;ş&uuml;nmeli ve tartışmalıyız. Ve aklımızı kullanarak bizim gibi d&uuml;ş&uuml;nmeyen insanlarla bir araya gelip &ouml;zg&uuml;rce konuşmalı ve tartışabilmeliyiz. Demokrasi dediğimiz işin &ouml;z&uuml;nde yatan budur. "<strong>Her şeyi ben bilirim. Benden daha iyi kimse d&uuml;ş&uuml;nmez. Ben asla yanlış yapmam. Ben asla hata yapmam." Bu kula &ouml;zg&uuml; bir kavram değildir. Herkesin eksiği, herkesin hatası vardır. Hele 21 inci Y&uuml;zyıl'da "ben her şeyi bilirim" demek d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k yalanıdır.&nbsp;</strong>"Ben her şeyi bilirim" demek d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k yalanıdır.<br />&Ccedil;ocuklarımızı okula g&ouml;nderiyoruz, k&acirc;inatı keşfetsinler diye; daha g&uuml;zel hayatı merak etsinler diye, meraklarını gidermeleri i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler diye. Akıllarını kullansınlar diye. Daha kaliteli, daha nitelikli sorular sorsunlar diye. Daha fazla meraklansınlar diye. &Ccedil;ocuklarımızı bunun i&ccedil;in okula g&ouml;ndeririz, daha iyi yetişsinler diye. İcatlar bunun i&ccedil;in yapılır, akıl kullanıldığı i&ccedil;in icatlar yapılır. D&uuml;nya keşfedilir. Yeni yeni keşifler akıl kullanıldığı i&ccedil;in yapılır ve hayata ge&ccedil;irilir. Hi&ccedil; kimse unutmasın aklımızı kullanırken de liyakat esastır. "Ben her şeyi bilirim" demek yanlıştır. Neden?&nbsp;<strong>Ben fizik&ccedil;i isem, fizik d&uuml;nyasını bilirim. Kimyacı isem kimya d&uuml;nyasını bilirim. Tarih&ccedil;i isem tarih d&uuml;nyasını bilirim. Edebiyat&ccedil;ıysam, edebiyat d&uuml;nyasını bilirim. Hukuk&ccedil;uysam, hukuk d&uuml;nyasını diyebilirim. &ldquo;Her şeyi ben bilirim&rdquo; olmaz.</strong>&nbsp;O nedenle &uuml;niversiteler vardır. O nedenle ayrı ayrı &uuml;niversiteler, ayrı ayrı okullar, ayrı ayrı disiplinler vardır ve her seferinde yeni disiplinler ortaya &ccedil;ıkar, yeni g&ouml;r&uuml;şler ortaya &ccedil;ıkar, yeni buluşlar ortaya &ccedil;ıkar. Bu da aklı kullanırken liyakati yine esas almaktır. D&uuml;nyayı, bir kişi değil, d&uuml;nyayı, k&acirc;inatı sorgulaması demektir bu. Hep birlikte d&uuml;nyayı sorguluyoruz. Ben yıldızları sorgulayabiliyorsam, bir başka kişi toprağın altındaki solucanı sorgulayabiliyor. Birisi karıncayı sorgulayabiliyorsa, birisi bir başka kuşu sorgulayabiliyor. Birisi Antarktika'yı, orada yaşamı sorguluyorsa, bir başkası da Afrika'daki sıcak yaşamı sorguluyor.<br />Dolayısıyla insanoğlunun aklını kullanması kadar değerli bir şey yoktur ve aklımızı kullanırken de doğal olarak sıcak g&uuml;ndemi asla unutmayacağız. Bazen fizik, bazen kimya. Bunlar belki belli bir eğitim almış kişilerin sorguladıkları alanlar. Ama&nbsp;<strong>sade yurttaşların ya da bizlerin ya da hepimizin toplu olarak yaşadığımız g&uuml;nl&uuml;k sorunlar vardır, g&uuml;nl&uuml;k sıkıntılar vardır, bunları da sorgulamak zorundayız. O konuda da bazı sorular hazırladım. Vatandaşlarımız da dinlesin diye.</strong><br /><strong>Bakınız: Bu g&uuml;nk&uuml; T&uuml;rkiye'den s&ouml;z edelim.</strong><br /><strong>Vatandaş niye perişan?</strong>&nbsp;Bu soruyu sormak zorundayız. Aklımızı kullanacaksak, vatandaş niye perişan? Bu soruyu sormak zorundayız.<br /><strong>Emekli neden ge&ccedil;inemiyor?</strong>&nbsp;Hangi gerek&ccedil;eyle ge&ccedil;inemiyor? Bunu da sormak zorundayız.<br /><strong>Neden işsizlik var?</strong>&nbsp;8 milyona yaklaşan işsizlik neden var? Almanya'yla n&uuml;fusumuzu aynı aşağı yukarı; toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z de &uuml;&ccedil; aşağı beş yukarı aynı. Almanya iş&ccedil;i arıyor, bizde d&uuml;nya kadar işsiz var. Neden? Bunları sormak zorundayız?<br /><strong>Neden hapishaneler tıka basa dolu?</strong>&nbsp;Neden? T&uuml;rkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hapishaneleri neden tıka basa dolu?<br /><strong>Neden Ortadoğu bataklığından şehitlerimiz geliyor</strong>? Neden?<br /><strong>Neden sırtını saraya dayayanlar hapse girmiyor da garipler, Harp Okulu &ouml;ğrencileri hapislerde s&uuml;r&uuml;n&uuml;yor?</strong>&nbsp;Neden?<br /><strong>Parası olan dışarıya &ccedil;ıkıyor da, parası olmayan avukat dahi tutmakta zorluk &ccedil;eken neden yıllarını, aylarını hapishanelerde ge&ccedil;iriyor?</strong>&nbsp;Neden?<br /><strong>Neden g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıkladı diye &uuml;niversiteden y&uuml;zlerce akademisyen atılır?</strong>&nbsp;Y&uuml;zlerce; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıkladı diye. Bir alimin, bir bilginin kendi toplumumuz i&ccedil;in değil, d&uuml;nya i&ccedil;in ne kadar değerli olduğunun acaba farkındalar mı? Biliyorlar mı acaba şunu? "Alimin &ouml;l&uuml;m&uuml;, alemin &ouml;l&uuml;m&uuml; gibidir" der Sevgili Peygamberimiz. Bir alimin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;, bir k&acirc;inatın &ouml;l&uuml;m&uuml; ile eşdeğer tutar bilime verdiği değeri anlatmak i&ccedil;in, bilim insanına verdiği değeri anlatmak i&ccedil;in ve biz y&uuml;zlerce kişiyi alıyoruz, kapı &ouml;n&uuml;ne bırakıyoruz. Ni&ccedil;in? Benim beğenmediğim d&uuml;ş&uuml;ncelerini a&ccedil;ıkladın, ben de seni sivil &ouml;l&uuml;me mahk&ucirc;m edeceğim. Ve bu akademisyenler diyorlar ki tamamı: "&Uuml;niversitelerden bizi attığınız, g&uuml;zel; bırakın yurtdışına gidelim. Oradaki &uuml;niversiteler bizi istiyor. Gideceğim orada ders vereceğim" diyor. "Hayır &ccedil;ıkamazsın" diyorlar. Pasaportuna el koydu. E o zaman &ccedil;alışayım, hayır &ccedil;alışamazsın diyorlar. Bunu, aklını kullanan her vatandaşın, aklını kullanmak zorunda olan her vatandaşın kendi vicdanına sorması lazım "bu adaletli midir?" diye.<br /><strong>Neden 83 milyon vatandaş vergi verirken, devleti y&ouml;netenler, kendi y&ouml;nettikleri devlete vergi vermemek i&ccedil;in yasayı dolanırlar?</strong>&nbsp;Bakın arkadaşlar, neden herkes vergi &ouml;derken, y&ouml;nettikleri devlete vergi vermemek i&ccedil;in aile boyu T&uuml;rkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vergi dairelerine kumpas kurup neden T&uuml;rkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vergi vermezler? Bunu da sorması lazım, her vatandaşın sorması lazım; vicdan sahibi, adalet isteyen her vatandaşımın bu soruyu sorması lazım. Eğer bu soruyu sormuyorsanız, sizin T&uuml;rkiye'yle de, insanlıkla da bir ilişkiniz yoktur. Bu kadar a&ccedil;ık, bu kadar net s&ouml;yl&uuml;yorum.<br /><strong>Milyonlarca insan işsiz iken -milyonlarca, 8 milyona dayandı- milyonlarca insan asgari &uuml;cretle ge&ccedil;inirken, milyonlarca insan asgari &uuml;cretin yarısının altında bir gelirle ge&ccedil;irilirken; y&uuml;z binlerce insan &ccedil;&ouml;p konteynırlarından beslenirken, neden saraya yakın bazıları ikişer, &uuml;&ccedil;er b&uuml;y&uuml;k maaşlar alıyorlar?</strong>&nbsp;Neden? Milletvekili maaşı alırsın, bakan maaşı alırsın, y&ouml;netim kurulu maaşı alırsın. Ya memlekette bu kadar a&ccedil;lık var, bu kadar sefalet var; &ccedil;&ouml;p konteynırlarından ge&ccedil;inenler var, oradan ge&ccedil;imini sağlayanlar var; g&ouml;z&uuml;n doymuyor, g&ouml;z&uuml;n doymuyor, gidiyorsun 4-5 yerden aylık alıyorsun!</p> <p><strong>Bakın bu tablo, T&uuml;rkiye tablosu bu tablodur arkadaşlar. T&uuml;rkiye tablosu bu tablodur. Bu tablonun arkasında milyonlarca işsiz var. Bu tablonun arkasında ge&ccedil;inemediği i&ccedil;in intihar eden vatandaşlarım var. Bu tablonun arkasında &ccedil;ocuğunu akşam yatağa a&ccedil; yatıran annenin dramı var. Bu tablo, bu karikat&uuml;r, bir T&uuml;rkiye ger&ccedil;eğini bundan daha iyi anlatamaz. Bir tarafta işsizlik var, bir tarafta &ouml;n&uuml;nde dolarlar, yedik&ccedil;e doymayan bir grup var, yedik&ccedil;e doymayan bir grup var.</strong><br /><strong>Neden hi&ccedil;bir anne &ccedil;ocuğunun eğitiminden memnun değil?&nbsp;</strong>Anneler bunu sorsun. &Ccedil;ocuğumu okula g&ouml;nderiyorum. Neden hi&ccedil;bir &ccedil;ocuk doğru d&uuml;r&uuml;st eğitim almıyor?<br /><strong>Neden on binlerce aile &ccedil;&ouml;p konteynırlarından besleniyor? Bunu da ink&acirc;r ediyorlar ama hayatın ger&ccedil;eği.</strong>&nbsp;&Ccedil;ıkın sokaklara, caddelere, pek &ccedil;ok insan g&ouml;receksiniz o &ccedil;&ouml;p konteynırlarının başında. Hepsi de fakir fukara, garip gureba dediğimiz insanlar. Neden on binlerce aile pazar atıklarından, artıklarından besleniyor?&nbsp;<strong>&ldquo;Akşam gidin pazarlara&hellip;&rdquo; Zaten o insanlar akşam gidiyorlar! Pazarcı tezg&acirc;hı toplar, artıkları atar, o fakir fukara da gelir o atıklardan yiyecek toplar. Bu ger&ccedil;eğin bilinmemesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu ger&ccedil;eğin anlatılmaması m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu ger&ccedil;eğin vicdanları yaralamaması m&uuml;mk&uuml;n değildir. Ben 21. y&uuml;zyılın T&uuml;rkiye'sinden s&ouml;z ediyorum. 17 yıldır iktidarı y&ouml;netenlerin acziyetinden s&ouml;z ediyorum.</strong><br />Ve yine sormalı vatandaşlar:&nbsp;<strong>Neden on binlerce ailenin elektriği kesilir, doğalgazı kesilir?</strong>&nbsp;Neden?<br /><strong>T&uuml;rkiye'nin bu kadar bereketli toprakları varken, &ccedil;alışkan insanı varken, yurt dışından neden saman ithal ederiz?</strong>&nbsp;Neden saman ithal ediyoruz? En son nereden saman ithal ettik biliyor musunuz? İsvi&ccedil;re'den. Evet, evet &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir rakam ama İsvi&ccedil;re'den saman ithal ettik.<br /><strong>Değerli arkadaşlarım, bizi televizyonları başında izleyen vatandaşlarım; senin artık bu gidişe dur demen lazım kardeşim. Helalinden dur demen lazım. "Yaptığınız yanlıştır" demeniz lazım. "Bu &uuml;lkeye saman ithal eden bir iktidar istemiyoruz" demen lazım. "Yozgat'ın kokulu mercimeğini d&uuml;nyaya tanıtman lazım" demen lazım senin!</strong><br />Bunları soruyorum, aklımızı kullanacağız. Ne dedim? Allah'ın verdiği en değerli hazine akıldır. Aklımızı kullanacağız, hayatı sorgulayacağız, eğriyi doğruyu bileceğiz. Yanlışı, hilekarlığa g&ouml;receğiz. Doğru nedir, eğri nedir, yanlış nedir? Bunları oturup sorgulayacağız. Bunları yapmadığınız takdirde, vatandaş olarak da g&ouml;revimizi yapmamış oluruz.<br />Değerli arkadaşlarım; bu ve benzeri soruları soranlar var, bu ve benzeri sorunları g&uuml;ndemine almayanlar var.&nbsp;<strong>T&uuml;rkiye ikiye ayrılmış vaziyette. Bu ve benzeri soruları soran milyonlar var ama bu ve benzeri sorunlardan habersiz, kendi &ouml;zel d&uuml;nyasında yaşayan bir grup da var. Sarayın T&uuml;rkiye'si ayrı, halkın T&uuml;rkiye'si ayrı. Şimdi size 13 madde halinde sarayda yaşayanların T&uuml;rkiye'si ile halkın T&uuml;rkiye'sini kıyaslayacağım:</strong></p> <p><strong>1) Saray'da yaşayanların T&uuml;rkiye'sinde işsizlik diye bir dert yoktur.</strong><br />Onların herkesinin, 7 g&ouml;bek işi hazırdır. 7 g&ouml;bek, para, pul, dolar, avro; her şey var. İşsizlik diye bir dertleri yok, g&uuml;ndemlerinde işsizlik de yok. Arada bir mahsus "işsizliği keseceğiz, işsizliği &ouml;nleyeceğiz; paket a&ccedil;ıkladık, paket a&ccedil;ıkladık&hellip;" 17 paket oldu, 20 paket oldu, 50 paket oldu; her paketin sonunda işsizlik var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onların g&uuml;ndeminde işsizliği samimi olarak gidermek diye bir şey yok.<strong>Halkın g&uuml;ndeminde ise işsizlik var</strong>.&nbsp;<strong>Tam bir faciaya d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş durumda işsizlik.</strong></p> <p><br /><strong>2)Saray'ın g&uuml;ndeminde yoksulluk yok</strong>&nbsp;değerli arkadaşlarım; Saray'ın yaşadığı T&uuml;rkiye'de yoksulluk diye bir kavram yoktur. Saray sosyetesi yoksulluğun ne olduğunu da bilmemektedir. Yoksulluk nedir onlar bilmiyorlar. Saray sosyetesine g&ouml;re vatandaşın simitle ge&ccedil;inmesi bile bir l&uuml;tuftur.&nbsp;<strong>Arada bir 50 bin dolarlık &ccedil;antayla yoksul evlerine ziyarete gidilir</strong>. Bir daha s&ouml;yl&uuml;yorum, 50 bin dolarlık &ccedil;antayla yoksul evlerine ziyarete gidilir&nbsp;<strong>ve yoksulluk afişe edilir. Yoksulluğu &ccedil;&ouml;zecekmiş gibi, 50 bin dolarlık &ccedil;antayla gidiyorsan kusura bakma "sen yoksulla alay ediyorsun" demektir.</strong><br /><strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye'de yoksulluk var,</strong>&nbsp;az &ouml;nce s&ouml;yledim<strong>&nbsp;&ccedil;&ouml;p konteynırlarından beslenen on binler var.</strong><br />Değerli arkadaşlarım; akşam pazar atıklarından beslenen y&uuml;z binler var.&nbsp;<strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye ile Saray'ın yaşadığı T&uuml;rkiye, beyazla siyah kadar birbirinden ayrılmış durumda</strong>.</p> <p><strong>3)Saray sosyetesinin asla bir gelecek endişesi yok,</strong>&nbsp;hepsinin geleceği g&uuml;vence altında. Hi&ccedil;bir endişeleri yok. O kadar ki, sadece T&uuml;rkiye'de değil, Amerika'da, İngiltere'de bunlar geleceklerini g&uuml;vence altına aldılar. Manhattan'da g&ouml;kdelen dikenler kimler? Ben miyim? Gariban vatandaş mı? Konteynerden yiyecek toplayan kadın mı? Kim bunlar? Saray sosyetesi; yakınları, akrabaları, vakıflar ve kamunun kaynakları aktarılarak, kamunun kaynakları aktarılarak kendilerine g&ouml;kdelen dikiyorlar, ne diye? &ldquo;Efendim &ouml;ğrenci yurdu yapıyoruz&hellip;&rdquo; Metrekaresi ne kadar? Metrekaresinin kirası Manhattan'da 10 bin dolar; 10 bin dolar bir metrekare. Hangi &ouml;ğrenci kalacak burada Allah aşkına, hangi &ouml;ğrenci kalacak? Kendi d&uuml;nyalıklarını yapıyorlar.<br /><strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye'de herkesin bir gelecek endişesi var</strong>.&nbsp;<strong>Yarın sabah ne olacağını kimse bilmiyor.&nbsp;</strong>Gen&ccedil;lerimiz umudunu kestiler, kendi geleceklerini gelişmiş &uuml;lkelerde arıyorlar. Oralara gidiyorlar kendi gelecek endişelerini gidermek i&ccedil;in.</p> <p><strong>4) Sarayda hayat pahalılığından asla eser yoktur.</strong>&nbsp;Sarayda her şey g&uuml;ll&uuml;k g&uuml;listanlıktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sarayda yaşayan sosyetenin kira parası yoktur, doğalgaz parası yoktur, elektrik parası yoktur, ulaşım masrafı yoktur, eğitim masrafı yoktur, mutfak masrafı yoktur. B&uuml;t&uuml;n bu masrafların tamamını 82 milyon olarak biz karşılarız. Hi&ccedil;bir masrafı yoktur ama &ccedil;ifter &ccedil;ifter aylık alırlar; o ayrı. Hem masrafı yok, hem &ccedil;ifter &ccedil;ifter - arpalık dedik ya - aylık almaya devam ederler.<br /><strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye'de hayat pahalılığı felaket.</strong>&nbsp;<strong>Mutfaklarda yangın var</strong>&nbsp;değerli arkadaşlarım. Az &ouml;nce s&ouml;yledim&nbsp;<strong>intiharlar, aile boyu intiharlar T&uuml;rkiye'nin g&uuml;ndemini meşgul ediyor</strong>. Hepimizin vicdanını rahatsız ediyor ve hepimiz şu soruyu soruyoruz: Bu T&uuml;rkiye ne zaman d&uuml;zelecek? Ne zaman hepimiz huzura kavuşacağız? Hi&ccedil; endişe etmeyin, T&uuml;rkiye'yi huzura kavuşturmak namuslu politikacıların g&ouml;revidir, d&uuml;r&uuml;st politikacıların g&ouml;revidir; vatandaşı arasında ayırım yapmayan politikacıların g&ouml;revidir.</p> <p><strong>5)Saray sosyetesinin bir başka &ouml;zelliği daha var. Saray sosyetesi vatandaşa hesap vermeyi doğru bulmaz, kibir egemendir,</strong>&nbsp;kibir. Vatandaşı ezilmesi gereken bir sinek gibi g&ouml;r&uuml;r bazen. Hak mı istiyorsun, tepesine biner. "Ne hesabı?" diyor. "Ben yerim, istediğim gibi yerim, hesabını da vermem" diyor.<br /><strong>Ama halkın beklediği nedir? Temiz siyaset, d&uuml;zg&uuml;n siyaset. Her kuruşun hesabını milletine veren siyaset. Halkın beklediği budur.</strong></p> <p><strong>6) Saray sosyetesi, T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi Meclisi'ni kendi &ccedil;ıkarlarına hizmet eden bir organ olarak g&ouml;r&uuml;r.</strong>&nbsp;Saray sosyetesi T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi'ni kendi &ccedil;ıkarlarına hizmet eden bir organ olarak g&ouml;r&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilir ki, T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi'ne hangi talimatı verirsem burada AK Parti ve MHP'nin oylarıyla b&uuml;t&uuml;n talepler yerine gelir.<br />Oysa vatandaşın beklediği nedir? Vatandaş, T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi'nde kendi sorunlarının &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesini ister, kendi sorunlarının dile getirilmesini ister. Bununla saray sosyetesi arasında d&uuml;nya kadar fark vardır.<br />&Ouml;nemli bir şey daha, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bundan ben de rahatsızım,&nbsp;<strong>vatandaş</strong>&nbsp;bazen sandığa gider, se&ccedil;im d&ouml;nemlerinde oy kullanır.&nbsp;<strong>Milletvekillerini se&ccedil;tiğini sanır. B&uuml;y&uuml;k bir aldatmacadır. Aslında o milletvekillerini se&ccedil;mez vatandaş. Vatandaş parti liderlerinin se&ccedil;tiği milletvekili listesine m&uuml;hr&uuml; basar sadece</strong>. Milletin vekilini, millet se&ccedil;tiği zaman demokrasi gelir bu &uuml;lkeye.</p> <p><strong>7)Saray sosyetesinde hak, hukuk, adalet diye bir kavram yoktur. Hep bana, hep bana, hep bana kavramı vardır.</strong><br /><strong>Halk ise hakkı, hukuku ve adaleti arar</strong>&nbsp;ama bunu aramanın da vatandaş i&ccedil;in ne kadar pahalı olduğunu hepimiz biliyoruz.<br /><strong>8)Saray sosyetesinin g&ouml;z&uuml;nde devlet soyulacak bir organ olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Devletten dolarla iş ve garanti alanlar, saray sosyetesi g&ouml;z&uuml;nde makbul vatandaşlardır.</strong>&nbsp;Dolarla ihale almıştır. İhale değil aslında, kendisine tahsis edilmiştir b&uuml;y&uuml;k yatırımlar dolarla; garantiler verilmiştir ona dolarla. "Sen buradan beslen, ben de besleneyim" demiştir. Bunlar vatandaşın değil sarayın g&ouml;z&uuml;nde makbul vatandaşlardır. O kadar makbuller ki bu vatandaşlar sarayın g&ouml;z&uuml;nde, milletin anasına k&uuml;f&uuml;r edecek kadar sarayın g&ouml;z&uuml;nde makbul vatandaşlardır.<br /><strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye'de ise "&ouml;dediğimiz vergiler nereye gitti" sorusunu sormak bile b&uuml;y&uuml;k bir tehlikedir</strong>. Geldiğimiz nokta budur.</p> <p><strong>9)Saray sosyetesinde vergi vermek enayiliktir</strong>. Sarayda yaşayanlar, sosyete ne vergi̇si̇? Az &ouml;nce s&ouml;yledim; kendi y&ouml;nettiğiniz &uuml;lkeye vergi vermemek i&ccedil;in aile boyu Man Adası &uuml;zerinden vergi ka&ccedil;ırırlar. Belgelerini a&ccedil;ıkladık, savcı soruşturma yaptı, "her şey doğrudur" dedi. İlgili bankanın makbuzlarına banka dahi itiraz etmedi. MASAK konuyu inceledi, "herhangi bir şey yoktur" dedi, "b&uuml;t&uuml;n rakamlar doğrudur" dedi. Mahkemeden yasak kararı getirdiler, millet doğruları &ouml;ğrenmesin diye.<br />Değerli arkadaşlarım; Kızılay'ın felaketini zaten hepimiz biliyoruz. Oysa saray sosyetesi vergi &ouml;demez ama&nbsp;<strong>vatandaş b&uuml;t&uuml;n vergilerini &ouml;der. Sanayicisi, serbest meslek erbabı, &ccedil;ift&ccedil;isi; herkes doğduğu andan itibaren, her vatandaş vergisini verir.</strong>&nbsp;Değerli arkadaşlarım sadece vergi mi verir vatandaş? Hayır, o garanti veriyorlardı ya, o garanti de vatandaşın sırtına yıkılır. Hem vergi, verir hem saray sosyetesinin makbul adamları olan, dolar bazında ihale ve garantiye alanların masrafları da vatandaşın sırtına y&uuml;klenir.</p> <p><strong>10)Saray sosyetesi devleti bir &ccedil;iftlik gibi g&ouml;r&uuml;r&nbsp;</strong>arkadaşlar. "Ye yiyebildiğin kadar" az &ouml;nce g&ouml;sterdim size afişi. Ye yiyebildiğin kadar.<br /><strong>Vergiler yetmezse, saray sosyetesi dışarıdan bor&ccedil; alır, i&ccedil;eriden bor&ccedil; alır, onunla da beslenir. O da b&uuml;y&uuml;k masraftır, o masrafı da vatandaşın sırtına yıkar, "sen &ouml;deyeceksin" der.</strong><br />Değerli arkadaşlarım, vatandaş &ccedil;oğu zaman bunların farkında değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; vatandaşın en b&uuml;y&uuml;k derdi aybaşını nasıl getireceğim? Nasıl taksitleri &ouml;deyeceğim, nasıl doğalgaz parasını &ouml;deyeceğim? Nasıl &ccedil;ocuğa har&ccedil;lık vereceğim, eğitim masrafını karşılayacağım? Nasıl mutfak masrafını karşılayacağım? Vatandaşın derdi budur. Saray sosyetesi de icra diye bir kavram yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; saray sosyetesi o kadar ballı bir hayat yaşıyor ki, icra bir şeyi asla d&uuml;ş&uuml;nemez. Ama vatandaşın yaşadığı T&uuml;rkiye'de 20 milyon 521 bin dosya, icra dosyası vardır. Her iki vatandaştan birisi icralıktır. Saray sosyetesinin bunlardan haberi var mı? Emin olun haberi dahi yoktur. S&ouml;ylense bile inanmazlar zaten. "Yok efendim olur mu? Şu Kılı&ccedil;daroğlu zaten hi&ccedil;bir zaman doğruları s&ouml;ylemedi" diyeceklerdir. Kendi b&uuml;rokratlarından rakamlarla bile inanmıyorlar.</p> <p><strong>11)Saray sosyetesinde asla vatan sevgisi yoktur.</strong>&nbsp;Bireysel ve sarayın &ccedil;ıkarları esastır.<br />Bunlarda vatan sevgisi yoktur.&nbsp;<strong>Neden yoktur? Tank-Palet Fabrikasını, ordunun g&ouml;zbebeği olan bir fabrikayı, bedelsiz olarak, hi&ccedil;bir para almadan Katar ordusuna peşkeş &ccedil;ekenler vatansever olamazlar.</strong>&nbsp;Saray sosyetesine Tank-Palet bağlamında destek verenler de ne milliyet&ccedil;i, ne de vatansever olamazlar.</p> <p><strong>15 Temmuz Şehitleri i&ccedil;in toplanan paraları... Ya g&ouml;z&uuml;n&uuml;z doysun ya. Ne derler "toprak doyursun" derler ya. 15 Temmuz Şehitleri i&ccedil;in toplanan paraya da g&ouml;z diktiler. Biz dile getirmesek onu da unutturacak, onu da yiyecekler. Yahu nasıl doymaz adamlarsınız siz ya?&nbsp;</strong>Nasıl doymaz adamlarsınız? Yahu sizde Allah korkusu yok mu? Kuldan utanmıyor musunuz?&nbsp;<strong>Aynı şekilde Beşiktaş&rsquo;ta hayatını kaybeden -ki &ccedil;oğu polis- onlar i&ccedil;in de para toplandı; onu da, biz dile getirmesek onu da g&ouml;t&uuml;recekler</strong>. Pes ya, vallahi pes; ben insan olarak utanıyorum, insan olarak! Devleti y&ouml;netiyorlar; ya elektrik paranı karşılıyorlar, pul paranı karşılıyorlar, u&ccedil;ak paranı karşılıyorlar, her şeyi karşılıyorlar, ya bari hi&ccedil; değilse bu şehitlerin parasına dokunma kardeşim!<br />Değerli arkadaşlarım, bir şey daha var:&nbsp;<strong>T&uuml;rkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez saray sosyetesinin emri ile bir T&uuml;rk toprağı ve bayrağı terk edilmiştir; S&uuml;leyman Şah T&uuml;rbesinin olduğu alan.</strong>&nbsp;Onların vatanseverliği s&ouml;z konusu değildir. Saray sosyetesinin, &uuml;lkenin &ccedil;ıkarlarını d&uuml;ş&uuml;nmek gibi bir derdi yoktur. Onların tek derdi "malı nasıl g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;z, malı nasıl g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;z. Nasıl zenginleşiriz?" Yedik&ccedil;e duymuyorlar, yedik&ccedil;e daha fazlasını istiyorlar.</p> <p><strong>12)Saray sosyetesinde israf esastır&nbsp;</strong>değerli arkadaşlar. İsrafı itibar olarak g&ouml;r&uuml;rler.<br /><strong>Halkın yaşadığı T&uuml;rkiye'de ise israf haramdır,</strong>&nbsp;tasarruf esastır.<br />12 inci konu saray sosyetesine g&ouml;re devlet y&ouml;netiminde israf esastır dedik.&nbsp;<strong>&Ouml;rnek vereyim size: U&ccedil;an saraylar; 13 tane u&ccedil;ağı var, bir tane de Katar'dan, kraldan bedava alındığı s&ouml;yleniyor ama bedava mı değil mi orası biraz tartışmalı.13 tane u&ccedil;ak ya, arkadaş ne yapacaksın onu 13 u&ccedil;ağı? Bir tane yetmez mi? 2 tane yetmez mi ya? İnsan Allah'tan korkar, bu kadar israf. Yazlık sarayı var Muğla Okluk'ta. Van Ahlat'ta bir yazlık saray daha yapıyor. Kışlık sarayı var. Ya nedir bu Allah aşkına ya? </strong></p> <p><strong>Nedir bu?</strong></p> <p>Rakamlara baktım, bunu da ilk kez burada a&ccedil;ıklayayım<strong>. 2020 Cumhurbaşkanlığı B&uuml;t&ccedil;esi: Sarayların, bu sarayların yapımı ve onarımı ve ara&ccedil; kullanımı i&ccedil;in b&uuml;t&ccedil;eye konan para 610 milyon lira. Eski parayla 610 trilyon lira 2020'de para harcanacak bu saraylara. Neye bedel bu biliyor musunuz? 265 bin 217 asgari &uuml;cretlinin bir aylık aylığına bedel.</strong><br />Değerli arkadaşlar daha vahim bir şey a&ccedil;ıklayayım: Bu gayrimenkul; saraya tamir, bakım, onarım, neyse.&nbsp;<strong>Bir de menkul malların b&uuml;y&uuml;k onarım giderleri var</strong>. Menkul mal ne?&nbsp;Taşınır mal. Bunu alırsınız, odaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z, başka bir yere g&ouml;t&uuml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. İşte menkul mal dediğim bir kalemdir, dolmakalemdir, arabadır, vesaire. Taşınır mal, sabit değil, bina gibi sabit değil, taşınan mal. Bunlar i&ccedil;in ne kadar para?&nbsp;<strong>Cumhurbaşkanlığı B&uuml;t&ccedil;esine baktık, 2017 yılında 3 milyon lira menkul malların b&uuml;y&uuml;k onarımı i&ccedil;in &ouml;denek ayrılmış, 2018'de de 3 milyon lira. 2019'a gelince durum değişiyor; 100 milyon lira, eski parayla 100 trilyon lira. 100 trilyon lirayı menkul malların b&uuml;y&uuml;k onarım giderleri olarak ayırıyorlar, y&uuml;zde 3 binin &uuml;st&uuml;nde artış var. Şimdi milletim adına tekrar soruyorum: Ne oldu da 3 milyon, 100 milyona &ccedil;ıktı? Ne oldu da 3 trilyon, 100 trilyona &ccedil;ıktı? Neyin onarımı bu? Taşınan mal nedir? Bu taşınan malın onarımı nedir?</strong><br />Hadi bunu yaptın,<strong>&nbsp;2020 yılında 140 milyon; y&uuml;zde 40 bir artış daha yapılıyor, 140 trilyona &ccedil;ıkıyor. Bu nasıl bir saray ya? Ye ye bitmez bir saray ya? Nasıl bir saray Allah aşkına?&nbsp;</strong>Benim aklım almıyor, vicdanım almıyor, adalet duygum almıyor, insanlığım almıyor. Nedir Allah aşkına?<br />Bir şiir var Bahaettin Karako&ccedil;'un, onu okuyayım arkadaşlar:<br />&ldquo;Bu şaşkın d&uuml;nyada yer g&ouml;k al&ccedil;aldı,<br />Bir yağma başladı, &ccedil;alanlar &ccedil;aldı.<br />Kefenmiş, r&uuml;tbeyimiş, makammış derken<br />Ne ehli̇yet kaldı, ne mezar kaldı.&rdquo;<br />Geldiğimiz nokta bu.</p> <p><strong>Suriye politikası&hellip; &Ouml;teden beri s&ouml;yledik, &ldquo;yanlış yapıyorsunuz.&rdquo;</strong>&nbsp;&Ouml;teden beri, en baştan beri yanlış yapıyorsunuz.&nbsp;<strong>"Sizin Ortadoğu bataklığında ne işiniz var?" diye defalarca, defalarca, defalarca s&ouml;yledik. Her seferinde bizi eleştirdiler. Her seferinde, her seferinde vatan millet edebiyatı yaptılar.</strong><br />Değerli arkadaşlarım,&nbsp;<strong>Suriye bataklığının bize maliyeti bir hayli ağır oldu</strong>, bir hayli ağır oldu. Bakın&nbsp;<strong>b&ouml;lgede vekalet savaşları yapılıyor, egemen g&uuml;&ccedil;lerin taşeronluğuna saray sosyetesi soyunuyor, orduyu da kullanıyorlar. &Ouml;len bizim askerimiz, s&ouml;yledim. Sen gidiyorsun mitinglere, senin yandaşların seni karşılıyorlardı kefen bezi giymiş o yandaşların. Onları g&ouml;nder Suriye'ye, ver ellerine silahı gitsinler! Gariban Mehmet'i niye g&ouml;nderiyorsun sen?</strong>&nbsp;Fakir fukaranın &ccedil;ocuğunu niye g&ouml;nderiyorsun ve hangi ama&ccedil;la g&ouml;nderiyorsunuz?<br />Bakın&nbsp;<strong>5 maddede Suriye'nin maliyetini anlatayım size</strong>:<br /><u></u></p> <p><strong><u>Bir:</u></strong>&nbsp;<strong>24 saatte Emev&icirc; Camii'nde namaz kılacaklardı değil mi,</strong>&nbsp;24 saatte?&nbsp;<strong>Biz hi&ccedil; gitmedik, gidemedik ama Putin gitti.</strong><br />Putin niye oraya gitti, niye oraya gitti? Sen 24 saat değil, uzun yıllar, 24 ay da ge&ccedil;ti, uzun s&uuml;reler ge&ccedil;ti.&nbsp;<strong>"Sen oraya gidemezsin ama ben oraya giderim. Sana ders veriyorum" diyor.</strong><br /><u></u></p> <p><strong><u>İki:</u></strong>&nbsp;<strong>24 saat i&ccedil;inde Emev&icirc; Camii'ne gideceklerdi, S&uuml;leyman Şah T&uuml;rbesi'ni ka&ccedil;ırmak zorunda kaldılar.</strong><br />Vicdanım kanıyor, vicdanım. Emin olun bunu anlatırken utanıyorum. Emin olun bu &uuml;lkenin tarihine, Milli Kurtuluşa, savaşa, bir kum tanesine feda edilen canlara, bu &uuml;lkede kalsın diye feda edilen canlara acıyorum.&nbsp;<strong>Kendi toprağımızdan kendi bayrağımızı indirerek, kendi b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml;n mezarını ka&ccedil;ırarak, kendi toprağımızı ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;ne teslim ederek ka&ccedil;tık.</strong><br /><u></u></p> <p><strong><u>&Uuml;&ccedil;:</u></strong>&nbsp;<strong>24 saatte Emev&icirc; Camii'ne gideceklerdi, 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi</strong>.<br />Bu resmi rakam, aslında 4 milyonun &uuml;st&uuml;nde. Bunlar gidecekti, oradan 3 milyon 600 bin kişi geldi.<br /><u></u></p> <p><strong><u>D&ouml;rt:</u></strong><strong>&nbsp;24 saatte Emevi Cami'ine gideceklerdi.</strong>&nbsp;<strong>Bunu kahramanlık olarak anlatırken, bununla ilgili edebiyat yaparken, gelen Suriyelilere fakir fukaranın sırtından 40 milyar dolar para harcadılar,&nbsp;</strong>40 milyar dolar. Suriye'nin faturası nedir, işte budur.<br /><u></u></p> <p><strong><u>Beş:</u></strong><strong>&nbsp;Emevi Cami'nde 24 saat işine gidip namaz kılacaklardı, Şimdi İdlib'ten 1 milyon kardeşimiz gelecek, hepimizin g&ouml;z&uuml; aydın.</strong><br /><strong>Bu mudur başarı! Bu mudur dış politika! Bu mudur T&uuml;rkiye'nin itibarı!&nbsp;</strong>Saray sosyetesine sormak istiyorum.<br /><strong>Devleti b&ouml;yle y&ouml;netirsen, &ccedil;ıkmaz sokaklarda kaybolur gidersin. Devlet adaletle y&ouml;netilir, devletin dini adalettir. Devlet ehliyetle y&ouml;netilir. Sen Dışişleri Bakanlığı'nı tamamen devre dışı bırakıp, sarayda bir avu&ccedil; adamla oturup dış politikayı belirlersen, T&uuml;rkiye'yi b&ouml;yle a&ccedil;maza s&uuml;r&uuml;klersin. 50 sefer s&ouml;yledim, 50 sefer s&ouml;yledim; egemen g&uuml;&ccedil;ler ateşi elleriyle tutmazlar, maşa kullanırlar. O maşalardan birisi de Erdoğan'ın kendisidir.</strong><br />Ge&ccedil;en grup toplantısında 20 soru ve 20 cevap vermiştim FET&Ouml;'yle ilgili olarak. Karşı d&uuml;nyada b&uuml;y&uuml;k yankılar uyandırdığını biliyorum. Erdoğan cephesinde b&uuml;y&uuml;k yankılar uyardığını biliyorum. Dikkat buyurunuz, 15 Temmuz'a kadar geldim, sonrasını aktarmadım. Eğer arzu ederlerse 15 Temmuz sonrasını da konuşabiliriz. 20&rsquo;nci soruyu benim sorularım oluşturuyor. 7 tane sorunun cevabını bug&uuml;ne kadar almış değilim. Milletim adına soruyorum. 251 şehit adına s&ouml;yl&uuml;yorum. 251 şehit adına soruyorum, 7 sorumun cevabını bekliyorum, 7 sorumun cevabını bekliyorum.</p> <p><br /><strong>Benimle ilgili olarak 500 bin liralık dava a&ccedil;mış, &ccedil;ok korktum. Avukatım geldi dedi ki: "Biz de dava a&ccedil;acak mıyız?" A&ccedil;acağız dedim. "Ne kadarlık a&ccedil;alım, biz de 500 binlik a&ccedil;alım mı?" dedi.&nbsp;"O kadar etmez" dedim. "Ne kadar olsun?" "Adamına g&ouml;re; beş paralık dava a&ccedil;ın" dedim.</strong>&nbsp;Beş paralık, beş paralık dava&hellip; "Beş paralık dava a&ccedil;ın" dedim.&nbsp;<strong>Avukat arkadaş dedi ki: "Vallahi beş para yok." "Ne yapalım o zaman, beş kuruşluk olsun" dedim. Dava o nedenle beş para değil maalesef, beş kuruşluk a&ccedil;tık.&nbsp;</strong>Değer biraz y&uuml;kseldi ama idare edeceğiz.<br />Hepinize saygılar sunuyorum.</p>