Bizi takip edin
Bizi takip edin
Ekonomi

Soral: Çin üretimle ekonomik başarı sağladı



30.9.2020 18:22:31
" Çin ikinci çeyrekte bu konuyu halletti. Yani Wuhan'da krizin başladığı merkezde bile sıkıntılar bitti. Dünyada ise görüyoruz halen sözde ekonomiyi kurtarmak için normalleşme ile birlikte tekrar sayılar artmaya başladı. Avrupa'nın hali de ortada."

Milyonlarca insan virüsten etkilendi, yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Etkileri halen devam eden virüs nedeniyle dünya ekonomisi de ciddi bir şekilde sarsıldı. Covid 19'un ekonomiye etkilerini, salgın sonrasını ve bu durumun üstesinden gelen Çin'in bunu nasıl başardığını Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı Türkiye Program eski müdürü ekonomist Bartu Soral Çin Uluslararası Radyosu'na (CRI) anlattı.

Covid-19 salgını dünya ekonomisini nasıl etkiledi, halen süren etkileri neler?

Bartu Soral: Bildiğiniz gibi bu yılbaşında başlayan bir olay. Çin'de başladı ilk önce. Daha sonra da dünyayı sardı. Şimdi baktığımızda tabii çok çarpıcı sonuçları oldu. Tüm Türkiye'de halkın büyük bir ilgiyle izlediği gibi, Avrupa Birliği (AB), dünya liderliğini ilan etmiş olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi ülkeler Covid-19'la birlikte sağlık hizmetlerinde ne kadar yetersiz olduklarını ve aslında dünyada gösterdikleri o etkinin biraz da algı operasyonu olduğuna şahit olduk. Çünkü koronavirüs ile birlikte Avrupa'da ve ABD'de de sağlık sistemi çöktü; bu bir. İkincisi, devletler buna müdahale etmede yetersiz kaldılar. Ciddiyetsiz kaldılar ve organizasyon yetersizliği ortaya çıktı. Üçüncü olarak iktisadi faaliyetlerde Avrupa ve Amerika'yı etkilediği; birinci çeyrekten itibaren yüzde 30 düzeyinde küçülmeler gördük. Birinci dünya krizi, yani daha doğrusu 1. Dünya Savaşı'ndan yani 1930 Büyük Krizi'nden itibaren bu, en büyük küçülme. Tabii burada Çin örneğine baktığımızda, Çin bana göre üretimden gelen disiplinle yani sanayi üretiminin toplum üzerinde yarattığı disiplinle birlikte olaya en hızlı ve cesur müdahaleyi sergileyip dünyayı sarsmaya başladığı ikinci çeyrek itibarıyla çünkü ilk çeyrekte dünyayı sarsmaya başladı, Çin ikinci çeyrekte bu konuyu halletti. Yani Wuhan'da krizin başladığı merkezde bile sıkıntılar bitti. Dünyada ise görüyoruz halen sözde ekonomiyi kurtarmak için normalleşme ile birlikte tekrar sayılar artmaya başladı. Avrupa'nın hali de ortada.

Bir miktar Çin'in ekonomideki başarısı konusuna girmiş oldunuz ama bunu biraz açmakta fayda var çünkü Covid-19 ilk kez Çin'de ortaya çıktı ve Çin son derece kalabalık bir nüfusa sahip bir ülke… Ancak buna rağmen bu salgının üstesinden ekonomik anlamda rahatlıkla geldi. Hızlı hareket etmeye ve hızlı organize olmaya da bağladınız ancak bir yandan da herhalde Çin'in öteden beri uyguladığı ekonomik politikaların bu başarının üzerinde önemli bir etkisi de var. Bu konuyu biraz açalım mı, Çin bunu nasıl başardı?

Bartu Soral: Şimdi burada vurguyu şuraya yapmakta fayda var. 'Çin'in ekonomik başarısı' derken benim vurgulamak istediğim ve koronayla mücadelede etkili olan şey Çin'in üretimle ekonomik başarıyı sağlamış olması. Burası önemli. Çünkü ülkeler son 1980'den küreselleşmeyle birlikte 90'lardan itibaren finansal oyunlarla büyüme modeline gittiler. Mesela Türkiye bunlardan biri. ABD zaten öyle. ABD'nin yurt dışına ihraç ettiği ekonomi sistemi finansal oyunlarla büyümeydi. Şimdi buradaki altı çizilecek konu şu; Çin'in yaklaşık son 20 yıldır yüzde 10 ortalama üretimle büyümesi önce üretmeyi önceleyip yani 1990'larda üretmeyi önceleyip ardından üretmeyi tam olarak kapasiteyi artırdıktan sonra kaliteli üretime geçmesi, teknoloji devrimini bu süreçte başarıp artık ileri teknoloji ürünlerini de ihraç ediyor olması ve bir süre sonra dünya ihracatında ihraç edilen ürünler içinde ülke bazında en yüksek yüksek teknolojiye dayalı ürün ihracatına gelmesi, bu başarının Covid ile mücadeledeki başarının altında yatan gerçektir. Çünkü 'üretim' dediğiniz şey insanların belli bir disipline sokar. Fabrikalar, üretim modelleri, sosyal olarak toplumları da belli bir disipline sokar ki, benzerini Almanya'da da, Avrupa'da sadece üretim üssü olan, bütün AB'nin kendisine işlediği ve aslında AB'yi Almanya'nın uygun gördüğü birlik olarak da değiştirebiliriz ismini zaten. Almanya'da da gördük. Almanya'ya dikkat edin bu hastalıkta iyi mücadele sergiledi çünkü toplum o üretim disiplinine alışmış bir toplum. Üretim ciddiyet demektir, disiplin demektir, kurallara amasız fakatsız uymak demektir. Bir örneği, ABD'de de bu olmadığı için dikkat edin korona olmasına rağmen sokaklarda, plajlarda birtakım eylemler, demokrasi istiyoruz, insan hakları, maskesiziz biz falan gibi hakikaten bir saçmalama yani ciddiyetle ilgisi olmayan bir sosyolojik durum sergileniyor. İşte bu da benim biraz önce anlattıklarıma en güzel örnektir. Ortada bir hastalık var. Bu hastalığın kontrolü insanların disiplinli davranmasından, kurallara uymasından geçiyor. O kadar. Başka bir şey yapamazsınız. Onun için çıkıp plajlarda, plajlarda 'demokrasi, insan hakları' diye saçma saçma bağırmalar işte o da ABD'nin o finansal modelle çalışmadan üretmeden büyümesinin sosyolojik örneğidir. Aslında bu çok  güzel örtüşüyor.

Peki, bu sistemin sonu mu geliyor? Yani küresel kapitalizm açısından baktığımızda zaten Covid öncesinde de aslında küresel kapitalizmin sona yaklaştığı yönünde değerlendirmeler, dile getirilmeye başlanmıştı. Covid ile beraber biraz daha yüksek sesle dile getirilir oldu. Ne dersiniz? Yani genel olarak baktığımızda küresel kapitalizmin ya da dünyanın büyük ekonomilerinin geleceği ne olacak bu salgın sonrasında?

Bartu Soral: Sonu şöyle vurgulayalım 'son' deyince ne demek son, yani iflas mı etti, bitti mi, değil. Bu sistemin artık bütün propagandalara rağmen insanlığa ve uygulandığı ülkelerde kalkınmaya hizmet etmediği anlaşıldı bir. Covid'den önce de bunlar söyleniyordu iki. Gelir dağılımını düzeltmeyi bir kenara bırakın gelişmiş ülkeleri, gelişmekte olan ülkeleri, gelişmiş ülkelere yaklaştıracağı savını bir taraf bırakın tam tersi bu sistemin zenginleri, ülke içinde zenginleri daha zenginleştirdiği, fakirleri daha fakirleştirdiği küresel anlamda da gelişmekte olan yani geri kalmış ülkelerin daha geri bıraktığı anlaşıldı. Öyle ki bütün propagandalara rağmen mızrak çuvala sığmaz oldu. Onun için sizin az önce söylediğiniz şey Covid öncesinde de konuşuluyordu. Sonu mu geldi? Şöyle diyelim; zaten hiç olmamalıydı bu bir. Bu sistem değişmeli iki. Ancak geldik üçüncü konuya. Ancak bu sistem bir finansal kapitalden yani halkın deyimiyle paradan para kazanan baronlar yarattı. Bu baronlar bir süre sonra 90'lardan itibaren güçlendikçe siyaseti de kontrol eder oldu. Bu baronlar bir süre sonra ABD başkanını da belirler oldular. Ve dünyadaki gidişatı da belirler oldular. Öyle ki artık siyaset bunların istemediği kuralları koyamaz noktaya geldi. Bu sistemin sonu geldi mi, dersek o zaman bu sistemi kontrol eden, bu sistemi yöneten, bu sistemden nemalanan baronlar kendi kendini mi öldürecek? İntihar mı edecek? Sorusu gelir akla. Çünkü toplumun aç kalması, intiharların olması, yoksulluğun artması Covid örneğinde sağlık sisteminin çökmesinden ötürü ABD'de yaşayan insanların, parkların banklarında ölmeleri bu baronları ilgilendirmiyor. Ölü sayısının artması da onları ilgilendirmiyor. Onun için bu sistemin sonu geldi mi, deyince baronlar bu sistemin sonunu kendi kendilerine getirecek değiller. Peki, o zaman toplumlar kendi haklarını artık daha ciddi bir biçimde, anarşik biçimde talep eder noktaya gelirler mi? ABD'ye baktığımızda bu sinyaller var. Yani zencilere bitmeyen katliamlar, 1950'lerde banklara oturtmuyorlardı. 60'larda barların içine sokmuyorlardı. Bu barlara zenciler giremez. Bu karşı karşıya kaldığımız toplum böyle bir toplum. İlk geldiklerinde kıtanın sahibi olan Kızılderilileri öldüren bir grup. Şimdi bahsettiğimiz medeniyet diye bizim özellikle Türkiye'de orta sınıf batı hayranları ve medyada yer kapmış olan zihniyetin beğendiği, bayıldığı hayran olduğu ABD budur. Şimdi bu bağlamda bir sokak hareketleri var. Toplum birtakım şeylere isyan ediyor. Ama toplum ne kadar gelir dağılımında daha adil olunmasını istiyoruz deyip bu sistemi sorgular, bu sistemin sonunun gelmesi sorunuz, bu sistemin sonunun gelmesi toplumların bunu ne kadar istediği ve bu konuda ne kadar talepkâr olduğuyla ilgilidir.

 

CRI



İLGİLİ HABERLER