Bizi takip edin
Bizi takip edin
Güncel

Laikliğin 81. yıldönümü...



5.2.2018 09:47:34
5 Şubat 1937 tarihinde anayasada yapılan değişiklikle Laiklik ilkesine Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer verildi.

İlk, Orta ve Yeni Çağlarda kurulan devletlerin tümü din temeli üzerine oturtulmuştu. Kişisel egemenliği destekleyebilmek için, hükümdarların yetkililerini dinden de alması gerekiyordu. Ancak, böylece ulusları yönetme olanağı doğuyordu. Bu nedenle dinsel kurallar, yönetimde belli başlı ilkeleri oluşturuyorlardı.

Egemenlik hakkı belirli bir dine dayandırılınca, devlet işleri yalnızca o dinin esaslarına göre yürütülmek zorundaydı.

Laiklik ilkesinin devlet temeline kesinlikle girmesi 1789 Büyük Fransız Devriminden sonra gerçekleşmiştir.

TBMM tarafından kabul edilen ilk anayasa 20 Ocak 1921’de yürürlüğe girdi. 1921 Anayasası, değişen ve gelişen ihtiyaçları karşılamaya yetmeyince, anayasanın esas prensiplerine sadık kalmak şartıyla, 20 Nisan 1924 tarihinde, 491 sayılı kanunla ikinci bir anayasa kabul edildi. Bu anayasada "Devletin dini, İslam dinidir" maddesi 10 Nisan 1928'deki değişiklikle kaldırıldı ve laiklik ilkesi 5 Şubat 1937'de anayasaya girdi.

Laikliğin Türkiye'de 81 yıl önce başlayan serüveni AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte farklı bir gidişat göstermeye başladı. En son, TBMM Başkanı AKP'li İsmail Kahraman Anayasa'da Lailkil ilkesinin olmaması gerektiğini söyleyerek Laikliğe bakış açısını ortaya koymuştu.

İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün Laiklik ile ilgili akıllara kazınması gereken sözlerinden bazıları:

- Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.

- Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.

- Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatı ile ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz.

"LAİKLİK EN ÇOK KADINLARA LAZIM"

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatörü avukat Nazan Moroğlu, yaptığı yazılı açıklamada “Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını öngören bir ilke olmasının yanında, aynı zamanda barış içinde birlikte yaşamamızın, din ve vicdan özgürlüğünün, özgür düşüncenin temelidir” dedi.

Hukuk birliğinin ve demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan laikliğin, kadının insan haklarının da güvencesi olduğunu vurgulayan Moroğlu, şöyle devam etti: “Kadınlar, ancak laik hukuk devrimi ile ailede, eğitimde, istihdamda, kamuda ve siyasette erkeklerle eşit bireyler olarak haklara sahip olmuşlardır. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği olarak, toplumun temeli olan aile başta olmak üzere, eğitimde ve sosyal yaşamda iktidarın dine dayalı bir düzen yerleştirme girişimleri karşısında laikliğin korunmasına bugün her zamandan çok ihtiyaç olduğunun farkındayız. Çocuklarımızın ve ülkemizin aydınlık geleceği için laik ve bilimsel eğitime, eşit yurttaşlık hakkının temeli olan Medeni Kanunumuza sahip çıkmamız gerektiğini kamuoyuyla paylaşıyoruz. Unutmayalım ki, laiklik ve onun sağladığı eşitlik, özgürlük ve adalet en çok biz kadınlara lazımdır. Ve yarın çok geç olabilir...”

 

 

 





İLGİLİ HABERLER