Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

Erdoğan ABD'den sıkıntılı dönüyor



18.5.2017 09:53:29
Amerikan tarafı şöyle planlamış: Buluşalım. El sıkışalım. Bir de yemek yiyelim. Tamam...

Tekrar merhaba.
Yurt dışındaydım.
Üzerine gripal bir durum.
Ara bir hayli uzadı.
* * *
Gündem sıkışık.
Tayyip Erdoğan-Donald Trump buluşmasıyla başlayalım (16.5.2017).
Washington'da görüştüler.
Sonuç?
Özetin özeti: Garp cephesinde yeni bir şey yok.
Tarafların pozisyonu değişmedi.
* * *
Temel sorun belliydi: PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG.
Barack Obama "kara gücü" ilan etmişti.
Trump vites yükseltti.
Hem de Erdoğan'la görüşmesine bir hafta kala.
Ağır silah verme kararnamesini imzaladı (9.5.17).
Anlamı: ABD, "koridor projesi"nde ısrarlıydı.
* * *
Bu yüzden: Görüşmede asıl dikkat Erdoğan'daydı.
Ne yapacaktı?
Hindistan-Rusya-Çin üçgenindeyken iddialıydı.
Trump masaya "YPG'ye ağır silahları" koymuştu.
Erdoğan ise, "Asya" derinliğiyle oturabilecek miydi o masaya?
Çin'e hareketinden önceki sözleri köşeliydi.
"(Trump'la) yapacağımız görüşme virgül mesabesinde değil nokta mesabesinde olacaktır" (12.5.17).
Anlamı: PYD/YPG'ye silah verirseniz köprüleri atarım.
* * *
Aslında iki şey öngörülmüyordu.
Biri: Trump'ın geri adım atması.
Diğeri: Erdoğan'ın "nokta" koyması.
Fakat: Yine de beklentiler vardı Erdoğan'dan.
Trump'ın yüzüne karşı güçlü bir ret.
Sahada anlamlı bir adım: Örneğin, İncirlik'in ABD'ye kapatılması.
* * *
Randevuya bu havada girildi.
Başbaşa görüşmenin süresi ciddiyetten uzaktı: Sadece 20 dakika.
Çeviriyle birlikte 10 dakika demekti bu.
Yani: Kişi başına 5 dakika.
Kaç cümle kurabilirsin ki?!
* * *
Durumu şöyle bir tartalım.
Taraflar ne diyor? Stratejik ittifak!
Ama ilişkiler derin krizde.
Kopuştan, "milat"tan, "nokta" koymaktan söz ediliyor. Ama medyada.
Oysa: Asıl "masa"da konuşmak gerekiyor. Fakat zaman bırakılmamış.
Amerikan tarafı şöyle planlamış: Buluşalım. El sıkışalım. Bir de yemek yiyelim. Tamam...
Türkiye razı olmamalıydı.
* * *
Erdoğan da durumun farkındaydı aslında.
Tezlerini basın önünde dillendirdi.
Trump'a söylediklerinden uzun konuştuğu kesindi.
Kurduğu en köşeli cümle şöyle oldu:
"YPG-PYD terör örgütünün hangi ülke tarafından olursa olsun muhatap olarak alınması. bu konuda küresel düzeyde varılan mutabakata kesinlikle uygun değildir."
Önceki açıklamalarına göre törpülenmişti.
Fakat: Bu bile sansürlenerek çevrildi.
* * *
Başbaşa görüşme...
Heyetlerin katıldığı 1.5 saatlik yemek.
Sonra??
Türkiye heyetinden kocaman bir sessizlik.
Resmi açıklama: İbrahim Kalın'dan "boş" bir duyuru.
Kulis: Yok.
Perde arkası sızdırma: Yok.
Övünme: Yok.
Yerinme: Yok.
Geziye katılan gazeteci: Çok.
Fakat: Bu satırların yazıldığı saat itibariyle söylüyorum.
Washington dolaylarından 12 saattir ses çıkmıyor.
Tuhaf değil mi?
* * *
Tamam: Bu tür gezilerde gazeteciler anlaşır.
Haber "atlatma" olmaz.
Ama devir değişti.
Artık sadece gazeteler yok.
Televizyonlar, internet siteleri anında devrede olmalıydı.
Nedense: Erdoğan'ın heyetinden kimsenin ağzını bıçak açmadı.
Oysa: Birazcık elle tutulur bir sonuç alsalardı... Gece boyu, gün boyu davul çalarlardı.
* * *
Anlamı: Türk tarafı sıkıntılı. Açıklama yapamıyorlar.
Çünkü: Sonuç kötü.
Giderken dediler ki: Olmazsa, "nokta" koyacağız.
Belli ki: Onu da yapmaya hazır değiller.
Tahmin: Heyetler arasında gece boyu temaslar sürmüş olabilir.
"Ara formül" bulma çabası da denebilir.
En azından görüntüyü kurtarmak için.
* * *
Soru: AKP iktidarı ne yapabilir?
Kuzey Suriye sahasındaki durum ortada.
Amerika: Kantonları birleştirip koridoru tamamlayamadı.
Türkiye: Koridoru El Bab'ta kesti. Fakat kantonları dağıtamadı.
Herkes farkında.Tarafların amacı değişmedi.
Mevcut durum böyle sürdürülemez.
Taraflar mutlaka hamle yapacaktır. İlk fırsatta ve yakın zamanda.
* * *
Aslında ABD kendi hamlesini yaptı. Ağır silah verme kararıyla.
Sıra Türkiye'de. Karşılık vermeye mecbur.
Sahada ve ABD'nin hamlesini boşa çıkaracak şekilde.
AKP, Türkiye'nin mecburiyetine uyar mı?
Tek cümle: Uymak mecburiyetinde. 

 

Rafet Ballı

Aydınlık



İLGİLİ HABERLER