Bizi takip edin
Bizi takip edin
Blog

Yenilmiş neo-liberallere çiçek verelim!



23.2.2018 07:56:53

Elbe Adası’nda sürgünde bulunduğu sırada Napoleon’un, olağanüstü oportünist kişiliği sayesinde siyasi tarihe “Her devrin adamı” tanımını yerleştiren Joseph Fouche hakkında şöyle dediği rivayet edilir: “Tek bir gerçek hain tanıdım: Fouche”.

Stefan Zweig da akıl almaz siyasi manevralarıyla tanınan, Fransa ve dünya tarihinde kişisel ikbal ve itibar uğruna her türlü siyasi manevrayı yapabilmenin simgesi haline gelen Fouche’nin, bir serüven romanı gibi okunan biyografisini kaleme aldığında, onun “Karaktersizlik konusunda olağanüstü inatçı biri” olduğunu belirtir.

Tarihsel analojiye başvurmak pahasına, eğer günümüzde yaşasalardı ve ülkemizdeki bazı “karakterleri” tanıma şansı bulabilselerdi, Napoleon’un ve Zweig’ın ellerinin altında, Fouche’yle ciddi rekabete girecek özelliklere sahip çok geniş bir insan malzemesi olacağını söylemek mümkün. Attila İlhan’ın da dediği gibi, haini bol bir milletiz ve Fouche’nin koşup boyunlarına sarılacağı cinsten “karakter abidelerimiz” bol miktarda mevcut. Turgut Özal döneminin, Tansu Çiller döneminin, Fethullah ve Abant toplantıları döneminin, “askeri vesayetin” üzerine yürüyen AKP döneminin, çok daha genel anlamda dünyadaki “yeni düzen-küreselleşme” ve Sorosçuluk döneminin irili ufaklı figürleri bunlar.

ACI-TATLI TEPKİLER

Murat Belge’nin “Şaireneden Şiirsele / Türkiye’de Modern Şiir” kitabı üzerine kaleme aldığı yazısıyla Enis Batur’un başlattığı (aslında bitirdiği) tartışma, Belge’nin “Risk Altındaki Akademisyenler” başlıklı tuhaf bir program dahilinde Oxford’a gideceği ve kapağı İngiltere’ye atacağının duyulmasıyla başka bir kulvara girdi. İlginç olan, diyelim ki her türlü tekkeyi-tarikatı “sivil toplum örgütlenmesi” ve “toplumun dinamik unsurları” olan görmeye bayılan bir kesimin, Murat Belge’nin bu kararına acı-tatlı tepki gösterenleri “linç”le suçlamaya kalkışmasıydı.

Yok efendim Kırmızı Kedi Yayınevi twitter’da Murat Belge’yi kafasına diktiği bir bardakla göstermiş de, insan bu kadar kin ve nefreti içinde nasıl barındırabiliyormuş da, dilin bilgiye ve kültüre olan aidiyeti hiçe sayılıyormuş ve Belge basit bir politikanın oyuncağı haline getiriliyormuş da, despotik dönemlerin değer bunalımının kurbanları ve cellatları ortaya çıkmış da, “Vurun Murat Belge’ye” kampanyası yürütülüyormuş da...

NEYZEN’E SAYGILARIMLA...

Bu işleri, “Şu b.ka b.k deme, b.klar duyar ar eyler / B.ka bir zerresi konsa b.ku mundar eder” diyen Neyzen Tevfik’ten daha iyi bilecek değiliz elbette, yani çok da uzatmaya gerek yok ama bir insanın twitter’da vs. nasıl “linç” edilebileceğini anlayabilmiş, öğrenebilmiş değilim. Balyoz-Ergenekon operasyonları dönemindeki manşetleri düşünülürse, Taraf gazetesinin sevgili yazarı Murat Belge’nin, üç beş sosyal medya mesajı ve birkaç makaleyle “linç ediliyorum” ruh haline nasıl girebilmiş olduğunu da ayrıca merak ediyorum.

Hasan Cemal, Ahmet İnsel, Oya Baydar gibi ünlü neo-liberal dostlarının yanında, diyelim ki Esra Yalazan gibi daha önemsiz “yancılar”dan, Gün Zileli gibi nicedir işi iyiden iyiye meczupluğa vurmuşlardan oluşan koro, günlerdir “Murat’ı linç ediyorlar” türküsü tutturmuş gidiyor. Oya Baydar, “Murat siyasi amaçları, siyasi eylemi olan biri değil, medyatik bir kişi hiç değil. Uluslararası planda da adı ünü bilinen bir akademisyen, muhalif, sol bir aydın” diyerek, bir tür “Daha vurmayın, adam öldü” ricasında bile bulundu!

Neyzen Tevfik’e bir kez daha saygılarımı sunarken, “romantik sürgünler” döneminin bittiğini, “risk altındaki akademisyen” gibisinden şatafatlı etiketlerin Murat Belge ve yancıları açısından, artık bir trajediye değil, komediye karşılık geldiğini vurgulamak isterim.

Yenilmiş neo-liberallere çiçek verelim!



İLGİLİ HABERLER