Bizi takip edin
Bizi takip edin
Blog

Deniz'lerin şifresi Aşık Mahzuni'nin eserinde ...



17.5.2018 12:58:50
Boşuna denmemiştir, tarihin tekeri hep ileriye döner. Geriye çevirmek isteyenler tarihin hükmü karşısında "erim erim" erimiştir. “Denizlerin Dalgası” ise insanlığın kıyılarına vurmaya devam etmiştir.


Ölüm yıldönümünde Aşık Mahsuni Şerif'e saygıyla...

 

6 Mayıs 1972… Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan (Denizler) idam edildi.  

17 Mayıs 2002… Aşık Mahzuni Şerif yaşamını yitirdi.

Denizler ile Mahzuni’nin bu yazıda buluşması elbette ki sadece “Mayıs” ayında bu dünyadan göçmüş olmaları değildir.

Mayıs vesile olsun; biz,  Pir Sultan’dan Mahzuni’ye, Mahzuni’den günümüze kadar gelen “Denizlerin Şifresi” ni anlatmaya çalışalım. 

***

Pirsultan Abdal’a; “Dönen dönsün ben dönmezem”, Şeyh Bedrettin’e; “ Yârin yanağından gayrı her şeyde”, Mustafa Kemal Atatürk’e; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”, Deniz Gezmiş’e “Yaşasın tam bağımsız Türkiye, Mahzuni’ye; “Yuh insana kıyanlara” dedirten ortak bir şifredir.

DENİZLER KİMDİR?

‘Denizler’ ifadesiyle kuşkusuz, sadece Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan kastedilmiyor.  Denizler, şair Haydar Ergülen’in anlatımıyla “68’in devrimci öğrenci yoldaşlığından gelen ve Türkiye’deki NATO ve Amerikan varlığı ile 6. Filo’ya karşı, bağımsız ve sömürüsüz bir Türkiye için anti- emperyalist direniş eylemliliği içinde olan devrimci genç kuşaklar...”

MAHZUNİ KİMDİR?

Nasıl ki Deniz Gezmiş artık bir kişi olmaktan öteye  “Denizler”e dönüşmüsse  Maraşlı Şerif Çırık da Aşık Mahzuni Şerif olmuştur. O, Hacı Bektaş’ın felsefesini, Pir Sultan’ın direnişini, Karacaoğlan’ın sevdasını Dadaloğlu’nun kavgasını 20. yüzyıla taşıyan uzun ve sağlam zincirin halkasıdır.

O’na boşuna çağımızın Pirsultan’ı denmemiştir.

Yıl 1972. Mahzuni Şerif, elinde sazı, Sivas'ın Sivrialan Köyü'ne Aşık Veysel'i ziyarete gider. Aşık Veysel'e, Mahzuni'nin geldiğini söylerler. Mahzuni içeri girince Veysel Baba ayağa kalkar.

Yanındakiler şaşırırlar. Çünkü Aşık Veysel o tarihe kadar kimseyi ayakta karşılamamıştır. Veysel Baba'ya neden Mahzuni'yi ayakta karşıladığını sorarlar. Veysel Baba'nın cevabı çok açıktır: “Gelen Pir Sultan olsa gerektir!”

ERİM ERİM ERİYESİN

1961 Anayasası, sadece Türkiye’de değil, dünyada da en demokratik, en özgürlükçü, en toplumcu anayasalar arasında sayılmaktadır. 61 Anayasası’nın sağladığı haklar,  dünyada esen özgürlük ve bağımsızlık rüzgarları ile Türkiye’nin dinamikleri birleşince muazzam bir enerji ortaya çıkmış ve 68 rüzgarını estirmişti. Bu rüzgardan korkan dış destekli Cunta, 12 Mart 1971’de bir muhtıra ile yönetimi ele aldı. Cuntanın başbakanlığa getirdiği Nihat Erim, solcu, Atatürkçü, ilerici kesime karşı “balyoz” harekatını başlattı. İlerici tüm aydınlar, bilim adamları, gençlik önderleri işkencelerden geçirildi, tutuklandı, ya da düpedüz öldürüldü. Henüz 20’li yaşlarda olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilirken Mahir Çayan vuruldu.

Öyle bir baskı ortamı vardı ki idam edilen gençlerin isimleri bile yasaklanmıştı.

İşte böyle bir ortamda Aşık Mahsuni Şerif, asırlar boyu süregelen geleneğin temsilcisi olduğunu gösterdi.

Sazını, sözünü, zekasını; cesaretini konuşturdu.

Anadolu insanı, yüzyıllar boyunca gençlere kıyanlara nasıl seslenmişse, yüreği nasıl yanmışsa Mahzuni de aynen öyle korkusuzca haykırdı. Kısa sürede yüzbinlerin dilinden düşmeyen ve yankısı günümüze kadar gelen bir türkü yakıldı:

*. *. *

“Köşkün sarayın yıkılsın

Erim erim eriyesin

Umudun suya dökülsün

Erim erim eriyesin

Çölden çöle sürünesin

 

Musa isen Tur-i Sinan

Haktan gelmiş idi İnan

Yesin seni yılan Çayan

Erim erim eriyesin

Sürüm sürüm sürünesin

 

Aslan pençesi vurulsun

Çayın Deniz’de kurusun

Gözlerin yansın çürüsün

Erim erim eriyesin

Sürüm sürüm sürünesin”

***

Türküde şifreler vardı…

Erim erim eriyesin; NİHAT ERİM’e..

Musa isen Tur-i Sinan; SİNAN CEMGİL’e..

Haktan gelmiş idi İnan; HÜSEYİN İNAN’a..

Yesin seni yılan Çayan; MAHİR ÇAYAN’a..

Aslan pençesi vurulsun; YUSUF ASLAN’a..

..Ve

Çayın Deniz’de kurusun; DENİZ GEZMİŞ’e yazılmıştı..

*. *. *

SUÇUMUZ ŞEREFİMİZDİR

Türkü kitlelerin dilinde rüzgar gibi dalgalanırken Cuntacılar uzun süre şifrenin farkına varamadılar. Neden sonra uyandıklarında Aşık Mahzuni’yi tutukladılar. Ağır işkencelerden geçirilen Mahzuni’nin 10 parmağının tırnaklarını teker teker çektiler. Ancak Mahzuni “suçumuz şerefimizdir” diyerek Denizlerin arkadaşlarıyla aynı cezaevi ranzalarını paylaşmaktan geri durmadı.

“Denizler’in Dalgası” gibi kabaran halkın sevgisi  ise sel gibi akıyordu adeta..

Mahsuni ile aynı cezaevini paylaşan dönemin devrimci gençlerinden Arslan Kılıç,Mahsuni’ye olan sevginin cezaevi duvarlarını nasıl aştığını şöyle anlatıyor:

“Mahzuni’ye kısaca kendimizi tanıttık, öykümüzü anlattık. İçlerinde Afşinli, Elbistanlı polislerin de olduğu ekip, Mahzuni’nin hatırına, bize ranzaların tozunu toprağını silecek bez, sünger, altımıza serecek karton, gazete vb. verdiler. Gece yarısına geçtiği halde, Mahzuni’nin plak şirketi gözaltı polislerine o geceki üçüncü “paket kebap” servisini yaptırdı. Üçüncü servisten biz de payımızı aldık. Ayrıca kapımız sabaha kadar durmadan açılıp kapandı. O gece Emniyet Müdürlüğü’nde nöbetçi olan ve Mahzuni’nin gözaltında olduğunu birbirinden duyan Afşinli, Elbistanlı polislerin biri gidip biri geldi. Bize de sabaha kadar çay servisi yapıldı.

Sabah gün başladığında, Afşinli, Elbistanlı polis ziyaretlerine Maraşlı, Antepli polisler de katıldı. Öğleden sonra, bizi kelepçeleyerek, Mahzuni’yi kelepçesiz, Sıkıyönetim Mahkemesine götürdüler.”

***

MEMUR ÇOÇUĞU DENİZ KÖYLÜ ÇOCUĞU MAHSUNİ

Daha lise öğrencisiyken Çorum’dan yürüyüşe geçen işçileri İstanbul’da karşılayan işçi dostu Deniz, Zap Suyu üzerine köprü kurarak yoksul köylülerle iç içe olan Deniz, Dolmabahçe’de ABD’nin  6. Filo’suna karşı  “güneşin zaptı yakın” dizeleriyle kendisini en öne atan Deniz, Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü”nde yollara düşen Deniz, İsrail’e karşı Filistin halkıyla birlikte direnen Deniz, Elleri kelepçeli dönemin İçişleri bakanının karşısında, mahkemede, tek kişilik hücresinde ve darağacında bir santim bile eğilmeyen Deniz…

Cumhuriyet sevdalısı İlköğretim müfettişi Cemil Gezmiş ile ilkokul öğretmeni Mukadder Gezmiş‘in  24 yaşında korkusuzca darağacına giden oğulları Deniz ile 32 yaşında, erim remi eriyesin diyerek dönemin zalimlerinin karşısına dikilen Elbistanlı yoksul köylü Zeynel Çırık’ın oğlu Mahsuni’yi halkın gönlüne nakşeden bin yıllık bir türküdür, hiç susmayacak olan upuzun bir yol türküsü…

 Evet… Boşuna denmemiştir: "tarihin tekeri hep ileriye döner"

Geriye çevirmek isteyenler tarihin hükmü karşısında erim erim erimiştir. “Denizlerin Dalgası” ise insanlığın kıyılarına vurmaya devam etmiştir. 

“Ben bir Cumhuriyet ozanıyım. Ömrüm vefa ettikçe, bu anlayışımı ölünceye kadar koruyacağımı sanıyorum. İnsanı kıble edinmiş, gönlü kâbe olmuş olanlara, bütün halklara saygıyla bakanlara selam olsun!..'' -Aşık Mahsuni Şerif-

“Türkiye'nin  bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyorum. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum” (Deniz Gezmiş)

 

Erdal Emre

Yön Haber

 



İLGİLİ HABERLER