Bizi takip edin
Bizi takip edin
Dünya

Hong Kong'un İlk Yasama Meclisi Başkanı: Ulusal Güvenlik Yasası, Hong-Kong’un özerkliğini etkilemeyecek



29.5.2020 16:44:21
Hong Kong'un ilk Yasama Meclisi Başkanı Rita Fan Hsu Lai Tai Çin Medya Grubu'na verdiği röportajda, Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde ulusal güvenliği korumak amacıyla hukuki sistem ve icra mekanizmasının oluşturulmasına ilişkin kararın Hong Kong'un özerkliğini hiç etkilemeyeceğini belirtti.

Çin'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaklaşık 2 ay ertelenen, Çin Ulusal Halk Kongresi (ÇUHK) ve istişare organı Çin Halk Siyasi Danışma Konferansının (ÇHSDK) yıllık toplantılarıbaşkent Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda bulunan Büyük Halk Salonu'nda yapıldı.

Çin Ulusal Halk Meclisi 3. Toplantısı’nda rapor ve bölgelerin görüşülmesinin dışında iki önemli yasa kabul edildi.

Bunlardan biri  Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde ulusal güvenliğin korunmasıyla ilgili yasa tasarısı, diğeri ise Çin Halk Cumhuriyeti Medeni Kanun tasarısı…

Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde ulusal güvenliğin korunmasıyla ilgili yasanın kabul edilmesinin ardından başta ABD olmak üzere batılı ülkelerden Çin’e yönelik sert açıklamalar gelyeye başladı.

İngiltere, ABD, Avustralya ve Kanada'nın ortak açıklamasında, Çin Ulusal Halk Kongresinde  kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası'ndan derin endişe duyulduğu belirtildi.

Kabul edilen yasanın "Bir Ülke İki Sistem" ilkesini baltalayacağı ileri sürülen açıklamada, düzenlemenin Hong Kong'da siyasi suçlara ilişkin kovuşturma ihtimalini artırdığı ve bölge halkının haklarını korumaya yönelik mevcut taahhütlere zarar verdiği ifade edildi.

ABD Dıişleri Bakanı Mike Pompeo ise  Hong Kong’un artık ABD yasalarında sahip olduğu özel statü için gerekli şartları taşımadığını ileri sürdü.Pompeo, Çin’in Hong Kong’un özerkliğin temellerini yıktığını, bu nedenle şehrin finans merkezi haline gelmesinde etkili olan 1997 öncesindeki ticari statüsünün sürdürülmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Çin ise batıdan gelen eleştirilerdeki iddiaları kesin bir dille reddediyor.

Hong Kong'un ilk Yasama Meclisi Başkanı Rita Fan Hsu Lai Tai Çin Medya Grubu'na verdiği röportajda, Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde ulusal güvenliği korumak amacıyla hukuki sistem ve icra mekanizmasının oluşturulmasına ilişkin kararın Hong Kong'un özerkliğini hiç etkilemeyeceğini belirtti.

Çin Uluslararası Radyosu (CRI) ‘nda yayınlanan haber-analizde ise “Ulusal güvenliğin korunması ülkelerin kilit çıkarlarıyla ilgilidir, bu nedenle bu konuda herhangi bir pazarlık yapılamaz. ABD'de "Ulusal Güvenlik Yasası", "Casusluk Yasası", "Diplomatik Misyonlar Yasası" gibi ulusal güvenliğin korunmasına ilişkin birçok yasa mevcut. Bunun yanı sıra, ABD yönetimi durup dururken ulusal güvenlik sorunundan söz açmayı da çok seviyor. Şimdi sıra Hong Kong'un ulusal güvenliğini korumasına gelince "Pompeolar" neden sanki atalarının mezarları kazılmış kadar huzursuz oluyor?” diye soruldu.

Hong Kong yerel kamu güvenliği ile ulusal egemenliğe ciddi tehdit oluşturan terör ve şiddet eylemlerine hiçbir ülkenin  izin vermeyeceğinin belirtildiği haberde şu bilgiler verildi: “Özellikle Hong Kong muhalefeti ve kentteki bazı radikal güçler, Haziran 2019'da suçluların iadesine ilişkin yasa tasarısı üzerine başlattıkları kaostan bu yana kentte barışçıl yürüyüş adıyla birçok radikal faaliyet yürüttüler. Bu kişiler, milli bayrağa ve ulusal ambleme zarar verme, polislere ve masum Hong Kong sakinlerine saldırma gibi ürpertici terör ve şiddet eylemlerinde bulundu”

Çin'de yayınlanan Global Times gazetesine göre ise, Batılı medya ve politikacılar, Çin'in en üst yasama organından hareket etmenin, yasal değilmiş gibi göstermeye çalıştılar. Hong Kong'un özerkliğine ilişkin taahhütlerin ihlal edildiğini iddia ettiler. Bu söylemler yanıltıcıdır. Batı, kendisini Hong Kong üzerinde kendinden tayin edilmiş bir 'koruyucu' olarak tasvir etmek istiyor. Aynı zamanda Beijing'i egemen topraklar üzerinde soyutlama girişimi ile Çin-İngiliz Ortak Deklarasyonunu tek taraflı olarak ele alıyorlar.

Çin Uluslararası Radyosu(CRI) Türkçe Servisi Haber Müdürü Kamil Erdoğdu ise şu analizi yapıyor:

“Çin, 1997 yılındaki geri dönüş sırasında bölgede yaşayanların yaşam alışkanlıklarına 50 yıl müdahalede bulunmayacağını taahhüt etti. Tabii, Batı'nın bu durumu kabullenmesi kolay olmuyor. Bölge yöneticilerinin halk tarafından seçilmesi gündemde vardı. Ne de olsa bölge "demokrasiye" alışmıştı. Peki, İngiltere'nin yönettiği 100 yılı aşkın sürede Hong Kong Valisi halk tarafından mı seçildi? Demokrasi 100 yıl sonra mı akıllarına gelmişti.”



İLGİLİ HABERLER