Bizi takip edin
Bizi takip edin
Dünya

Neoliberalizm öldü... Trump piyasa ekonomisi masalının yıkımını hızlandırıyor



23.9.2020 22:34:13
2020'nin özelliği, küresel salgına tepki olarak hükümetlerin performanslarındaki farklılıkların, son küreselleşme dalgasında ana akım olan neoliberalizmin ölümünü ilan ediyor olmasıdır.

Genel olarak, neoliberalizm ve onun teorik sistemi 2020'de iki şokla karşılaşacak:

Birincisi, kamu yönetimi alanında, Covid-19 salgınının etkisi ve zorlukları karşısında, küresel yükselen güçlerin ve gelişmekte olan ülkelerin çok ötesinde avantajlara sahip olan Batılı gelişmiş ülkeler, üstün bir yönetişim performansı gösterememekle kalmadılar, aynı zamanda krizi tetiklediler. Ulusal bir insani felaket olarak adlandırılabilecek ender bir salgın kontrolden çıktı. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kümülatif teyit edilmiş ölüm sayısı 200.000'i aşıyor ve ölü sayısı Amerika Birleşik Devletleri tarihinde Amerikan İç Savaşı ve II.Dünya Savaşı'ndan sonra ikinci sırada yer alıyor. ABD, üstün izleme teknolojisi yeteneklerine ve çok sayıda P3 laboratuvarına sahip olmasına rağmen bulaşıcı hastalıklar konusunda oldukça endişeli. Bill Gates, Eylül 2020 itibariyle ABD'nin hala 24 saat içinde test sonucu verememesinin utanç verici olduğunu söyledi.

İkincisi, ABD Başkanı Trump, birbir ardına yaptığı girişimleriyle neoliberalizmin şekillendirdiği siyaset ile iş dünyasının ayrılması ve saf piyasa operayonu yönündeki illüzyonlar kırdı. İnsanlar, Huawei'nin küresel iletişim endüstrisi zincirindeki konumunu bastırmak için Amerika Birleşik Devletleri'nin, Huawei'ye karşı son derece nadir bir zorbalık stratejisi uygulamak için ulusal egemenliğin özel yetenek sistemini kullanarak kuralları defalarca değiştirmekte tereddüt etmediğini gördüler. Siyasi tutuklamalar ve Huawei üzerinde aşırı baskı uygulamakla, Huawei'yi esas olarak ABD gibi Batılı ülkelerden ithalat yapan ve montaja dayanan bir çağa geri döndürmeye çalışıyor. Aynı zamanda insanlar, TikTok'un Amerika Birleşik Devletleri'nde iyi iş yaptığı zamanlarda Facebook'tan Zuckerberg gibi bu pazara göz diken Amerikalı aktörlerin yağmaya girişmekte tereddüt etmediklerini de gördüler. Bunlar Çinli şirketlerin fiili gaspını ilerletmek için doğrudan lobi yaptılar.

Neoliberalizm bir süre "hükümet müdahalesini" bir kenara bırakarak mükemmel ve akılcı bir pazar yarattı, küresel iş dünyasının inandığı tek inanç haline geldi ve çok sayıda Çinli şirketin inandığı "Batı gerçeği" oldu. Neoliberalizmin idealize edilmiş ve soyut piyasa ekonomisi çalışma modu ve oyun kuralları, bazı şirketlerin ve kurumsal liderlerin değer arayışı haline bile geldi. Bu şirketlerin kurucuları, neoliberalizmin tarif ettiği masallara benzer, idealize edilmiş belirli bir ekonomik senaryoya inanma eğilimindedir: Tamamen teknolojiye, iş becerisine ve piyasa oyunlarının kurallarına (hukukun üstünlüğü) bağlı kalınarak, ticari faaliyetler adil bir şekilde yürütülebilir.

Lakin açıkçası, bu sadece Amerika Birleşik Devletleri'nin ezici hegemonyası bağlamında neoliberalizmin yarattığı bir efsanedir. Bugün 2020'de, ZTE, Huawei, TikTok ve diğer şirketler ilgili alanlarda başarılı bir gelişme kaydettiklerinde ve dünyaya yürüdüklerinde, hepsi mevcut ABD hükümeti tarafından tamamen engellendi, bastırıldı ve hatta yağmalandı. Egemen aktörlerin bu tür asimetrik baskıları karşısında, çıkarlarını makul bir şekilde koruyabilen, denizaşırı çıkarlarını sıkı bir şekilde koruyan Çin hükümetidir. Şok edici gerçekler, neoliberal ders kitaplarının şekillendirdiği masal dünyasını acımasızca delip geçti ve insanları gerçek dünyaya döndürdü.

Hiç şüphe yok ki bugünün dünyası özel bir dönemde. Çin ile ABD arasındaki stratejik oyun farklı seçimlere açık; ancak Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin Fransa'daki konuşmasında belirttiği gibi bu seçim bir sistem değil. Anlaşmazlık iktidarın devri ile ilgili değil, uluslararası sistemdeki birinci ve ikinci pozisyonlar arasındaki bir anlaşmazlık değil, çok taraflılık veya tek taraflılık konusunda ısrar etmek ve kazan-kazan işbirliğini veya sıfır toplamlı oyunu savunmakla ilgili bir yol ayrımı söz konusu. Çin-ABD ilişkilerinin karşı karşıya olduğu mevcut sorunların özü budur. Amerika Birleşik Devletleri'nin şu anda tarihin yanlış tarafında olduğunu dünyadaki tüm ülkelerin çok net gördüğüne inanıyorum.

Bu zaviyeden bakıldığında, bugün dünya "hegemonya sonrası" durumdadır. Bununla birlikte, bu Avrupalı ve Amerikalı bilim insanlarının beklentilerinin aksine, şimdi sorun, ABD'nin artık dünya düzenini koruyarak hegemonya uygulamaya istekli olmamasıdır. Bunun yerine, Birleşik Devletler, kendi önderliğindeki kuruluma karşı çıkmakta başı çekiyor, ancak başarılı olamıyor. Bu, Soğuk Savaş temettülerinin aşırı tüketimi ve finansal sermayenin aşırı genişlemesi nedeniyle bir süredir tarihin ters şeridinde ilerleyen ABD, artık makul rekabet yoluyla meşru gelir elde edemiyor, bunun yerine son derece bencil hegemonik bir yaklaşım benimsiyor.

Rakiplerini "bel altı" yollarla bastırarak, kendi asimetrik avantajlarını elde etmek ve sürdürmek istiyor. Çin hükümeti için bu, tarihin verdiği testler ve fırsatlar anlamına gelir; Çinli şirketler ve girişimciler için ise net seçimler yapmak demektir.

Tarihi gelişmenin nesnel yasasına göre daha fazla ülke tarihin doğru tarafında bulunan Çin'e yaklaşarak zayıflamakta olan hegemonyaya ortaklaşa direnecek ve tüm dünyayı daha iyi yarınlara doğru itecektir.

 

Shen Yi

Çince haber sitesi Gözlemci Ağı (Guangchazhe) köşe yazarı 



İLGİLİ HABERLER