Bizi takip edin
Bizi takip edin
Kültür Sanat

Yurtseverliğin doruktaki bilinci: Yaşar Kemal



28.2.2017 12:52:22
Yaşar Kemal yurtdışında nice ödüller aldı ama konuşma ve tavırlarında Batı’nın Türkiye karşıtı isteklerini hiç umursamadı, aydınlanmacı tutumunu sürdürdü, ülkesinin bölünmez bütünlüğünden ödün vermedi, ulusunun sesi oldu. Büyük ustayı, iki yıl önce bugün yitirmiştik, saygıyla anıyoruz.

Cumhuriyet gazetesine emek verdiği 50 yıl boyunca ülkemizin birçok ünlü romancısı, yazarı ve şairi ile arkadaşlıkları, can dostlukları ve anıları olan sevgili Sami Karaören’in ünlü romancımız Yaşar Kemal’le de sayısız anıları var. Geçen cumartesi sabahı Sami Ağabey’den Yaşar Kemal’le birkaç anısını isteğimde unutulmayacak birçok şey anlattı. Türkçenin bu görkemli ustasının ölüm yıldönümünde, gazete sayfasının sınırları içinde bunların birkaçını okurlarla paylaşmayı gerekli gördüm.

YAŞAR KEMAL’LE TANIŞMA

Sami Karaören 1947’de İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde öğrenciyken, onu Yaşar Kemal’le Limasollu Naci tanıştırıyor. Naci o dönemde dil kursları açarak ünleniyor. O yıllarda henüz yeni yeni tanınmaya başlayan Yaşar Kemal sık sık edebiyat fakültesine geliyor, öğrencilerle arkadaşlık ediyor. 1950’de arzuhalcilik ederek yaşamını kazanmaya çalışırken komünizm propagandası yaptığı savıyla TCK’nın 142. maddesine aykırı eylemde bulunmaktan mahkûm oluyor, Kozan’da hapis yatıyor. Cezaevinden çıkınca Yaşar Kemal’in röportaj ve söyleşileri Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmaya başlıyor ve çok ilgi görüyor (1951). İnce Memed’in Cumhuriyet’te tefrikası büyük yankı yaratıyor (1953).

Lütfü Akad, Beyaz Mendil’i filme alıyor (1955).

Karaören, fakülteyi bitirince Atatürk’ün başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın Bedii Faik’in birlikte çıkardığı Dünya gazetesinde çalışmaya başlıyor. Bir süre sonra da Dünya gazetesinin yazı işleri müdürü oluyor. Dünya gazetesinde dokuz yıl çalışıyor. O arada Yaşar Kemal’le arkadaşlığı da artarak sürüyor. Çoğunlukla bir arkadaş grubu ile birlikte İstanbul Gazeteciler Cemiyeti’nin lokantasında buluşuyorlar. Edebiyat ve şiir dolu rakı sohbetleriyle...

CUMHURİYET YILLARI

27 Mayıs 1960 Devrimi Türkiye’ye yeni ufuklar açınca, 1961 Anayasasının getirdiği özgürlükler ortamında aydınlanma yolunda hızlı ve azımsanmayan gelişmeler başlıyor. Dünya gazetesinin sahibi Bedii Faik’se 27 Mayıs’ı ve onun savunucusu genç köşe yazarlarını, özellikle sola açıldıkça ilgi gören İlhan Selçuk, Çetin Altan gibi aydınları karalayıcı, aşağılayıcı yazılar yayımlamak istiyordu. Gazetenin yazı işleri müdürü Sami Karaören bu yazıların yayınlanmasını kabul etmedi. Gitgide büyüyen tartışmalar sonunda Karaören gazeteden ayrıldı.

Bir gün Yaşar Kemal, Sami Karaörenin evine telefon ederek müjdeyi verir: “Nadir Nadi seni Cumhuriyet gazetesine istiyor.” Karaören önce bunu şaka sanıyor ama sonunda buluşup birlikte Cumhuriyet gazetesinin yolunu tutup soluğu Nadir Nadi’nin kapısında alıyorlar. Geliş o geliş...

Sami Karaören Yaşar Kemal’in dostlarına ve arkadaşlarına karşı çok güler yüzlü, cana yakın, şakacıdır. Arkadaşlarıyla el şakaları yapar, kucaklar, sırtına vurur. Bir keresinde Nadir Nadi’yi “Benim yiğidim” diyerek kucaklayıp havaya kaldırır. Nadir Bey ağırbaşlı, son derece ciddi bir adamdır. Böyle şakalara hiç gelmez, hiçbir el şakasından hoşlanmaz. Ancak Yaşar Kemal’e de bir şey diyemez. ‘’Yapma deli oğlan, tamam artık!’’ demekle yetinir.

Karaören, Cumhuriyet’e geçişinin 4. haftasında yazı işleri müdürlüğüne getiriliyor. Cumhuriyet’teki yazı işleri müdürlüğü 32 yıl sürüyor. Yaşar Kemal 1963’te gazeteden ayrılarak kendini emekçiler için TİP’in örgütlenmesine veriyor. 1967’de haftalık Ant dergisinin kurucuları arasında yer alıyor. Aynı yıl, Teneke, aydınların toplumsal işlevini somutlayan bir kitap olarak büyük ilgi görüyor, oyunlaştırılıyor, emekçilerin mücadelesine gönül verenlerce heyecanla karşılanıyor. Bu arada Karaören’le çok sık ve ailece görüşmeyi sürdürüyorlar, dostlukları pekişiyor..

Yaşar Kemal romanlarını basılmadan önce Karaörenlere getiriyor, kafa kafaya verip üstünde yazım ve dil düzeltmeleri yapıyorlar. Bazen Sami Karaören’e “Senin işin çoktur, biz düzeltmelerini Mehçure Hanım’la yapalım” diyerek Mehçure Karaören’in müşfik söylemini seçer. Mehçure Hanım da Edebiyat Fakültesi çıkışlı bir dil uzmanıdır. Bu buluşmalar çoğunlukla Florya’da bulunan Basınköy yazlığında oluyor. Çok iyi yüzme bilen Yaşar Kemal bir buluşmada Karaören’in oğlu Mehmet’i sırtına alarak denize açılıyor. Onlar gözden kaybolunca Sami Karaören ve eşi Mehçure Hanım derin bir kaygıya kapılıyor. Çok geçmeden Yaşar Kemal küçük Mehmet’le dönünce nasıl rahatlıyorlar.

KÜRT KÖKENLİ TÜRK YAZARI

Yaşar Kemal, 1973’te Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kurucuları arasında yer alıyor ve TYS’nin ilk genel başkanı oluyor. Karaören, Cumhuriyet gazetesinin aydınlanma işlevi gören ikinci sayfasını yönetmeye başlayınca, başta Yaşar Kemal olmak üzere yüzlerce yazarın nice yazısını yayımlıyor. Yaşar Kemal, peş peşe çıkan romanlarını imzalayarak Karaörenlere armağan ediyor, her romanı evde şenlik içinde karşılanıyor.

Yaşar Kemal varlıklı bir hanımla evlenince uzun süre eski arkadaş gurubundan kopuyor. Bu dönemde liberal sol çevrelerle de ilişkiye giren Yaşar Kemal’in Cumhuriyetçi sol siyasal görüşlerinde zamanla kimi değişmeler gözleniyor. Bununla birlikte, temel değer ve görüşlerinden sapmıyor.

Yazdığı romanlarla, yaptığı söyleşilerle Yaşar Kemal’in ünü yurt içinde ve yurtdışında da haklı bir yaygınlık kazanıyor. Yurtdışında ödüller alıyor. Ama konuşmalarında aydınlanmadan ve Türkiyenin bölünmez bütünlüğünden hiç ödün vermiyor. İsveçte yapılan bir etkinlikte gazeteciler Yaşar Kemal’e, “Siz bir Kürt romancısı mısınız?” diye soruyorlar. Yaşar Kemal’in verdiği yanıt övgüye değerdir: “Ben Kürt kökenli bir Türk yazarıyım.”  

Erol Ertuğrul

Aydınlık



İLGİLİ HABERLER