Bizi takip edin
Bizi takip edin
Medya

Uğur Dündar 'mutluluk gözyaşları' döktüğü anları anlattı



9.11.2017 12:08:35
Sözcü davasında tutuklu bulunan Gökmen Ulu'nun tahliye edilmesi üzerine duruşma salonunda büyük bir mutluluk yaşandı.

Sözcü Gazetesi Muhabiri Gökmen Ulu'nun tahliye edilmesi üzerine önce duruşma salonunda sonra da Silivri Cezaevi önünde büyük bir mutluluk tablosu oluştu. 

Duruşma salonunda tahliye kararı açıklanırken Gökmen Ulu'nun ağlayarak sarılması üzerine usta gazeteci Uğur Dündar da gözyaşlarını tutamadı. 

Yön Radyo'da yayınlanan Bizim Stüdyo programına telefon bağlantısı ile katılan ve Başak İkiz'in sorularını yanıtlayan usta gazeteci Uğur Dündar mutluluk anlarını ve Sözcü davası ile ilgili görüşlerini anlattı.

NASIL BİR ÇIĞLIK NASIL YAŞASIN ADALET SESLERİ

Gazetelere baktığımızda Gökmen Ulu’nun çocuğuyla buluşması , gözyaşları, eşi , babasının ailesinin sevinç çığlıkları ve fotoğrafları var. Biz Sizden dinleyelim istiyoruz. Dün siz de oradaydınız, tanık oldunuz o sevince,izlediniz. Önce oradaki duyguyu ve atmosferi almak istiyorum.

Biz büyük umutlarla başladık  pazartesi günü ilk duruşmanın ilk celsesine. Biliyorduk tahliye çıkması gerektiğini. Mahkeme heyeti de açıkça söylemek gerekirse Ağır Ceza Mahkemesi'nin Reisi, kendisi tanıklarla konuşurken söylediği için -yani özel bir araştırma yapmadık kendisi hakkında onu ifade edeyim-  30 yıllık bir yargı mensubu olduğunu söyledi. Bu 30 yıllık deyimi bende çok büyük bir güven duygusu yarattı. Demek ki birikimli, deneyimli bir reis ve güncel gelişmelerden, çeşitli rüzgarlardan etkilenmeyecek, hukukun gereğini yerine getirecek bir yargıç olarak bende izlenim bıraktı. Bu, salona da hakim olan bir düşünceydi.

Ben şimdi o sözcükleri aynen tekrarlamak istemiyorum çünkü çok ağır sözcükler onlar. Eski İstanbul Baro Başkanı Sayın Ümit Kocasakal’ın deyimiyle bu bir iftiraname olabilir ancak diye yorumluyordu. Biz bu çürük iddianameyi iyice çürüten iktidar yanlısı gazetecilerin tanıklıklarıyla artık Gökmen’in tahliyesinin neredeyse %99 gerçekleşeceğini  düşünmeye başladık. Son karar aşamasından önce yapılan duruşmada sayın savcı tutukluluk halinin devamını istedi. Tabi bir anda büyük umut kırıklığı oluştu. Gökmen’in eşi ağlamaya başladı. Ben onu teselli ettim. Dedim ki 'savcılar genellikle böyle bir talepte bulunurlar ama %90 bunun tersi gerçekleşir'. Dışarı çıktık. 20 dakikalık bir ara verildi. Sayın mahkeme başkanı bunun yarım saate çıkabileceğini söyledi. Bu süre uzadı 40- 45 dakikayı buldu. Tabi uzaması içeride bir tartışmanın olduğunu, önceden verilmiş bir hükmün bulunmadığını bize işaret ediyor. Biz de umutla bekleyişimizi sürdürdük.

Bu arada gerek avukatlarımız Celal Ülgen , İsmail Yılmaz ve diğerleri  hep umutlu konuştular. Sonuçta girdik ve karar açıklanınca nasıl bir çığlık, nasıl yaşasın adalet sesleri, alkışlar… O arada Gökmen geldi yaşlı gözlerle eşine, bizlere sarıldı, kucaklaştık, ağlaştık ve rüya gibi bir sonuç aldık.

BU DAVANIN HİÇ AÇILMAMASI GEREKİRDİ

Aslında samimi kanaatim şudur, bu davanın hiç açılmaması gerekirdi.  Sayın Burak Akbay’ın şu an Türkiye’de olması gerekirdi. Çünkü Sözcü’yü siz cezalandırmaya çalışırsanız o zaman Türkiye gerçeğinin realize edildiği düşünülür. Çünkü Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz. Sözcü çok başarılı bir gazete. Sıfırdan başlamış, bugün Türkiye’nin neredeyse en yüksel tirajlı gazetesi. Dolayısıyla siz böyle uyduruk birtakım gerekçelerle Sayın Ümit Kocasakal’ın iftiraname olarak nitelediği iddianamelerle insanları aylarca tutsak ederseniz, özgürlüklerine engel olursanız ve demoklesin kılıcı gibi gazetenin üzerinde  böyle bir suçlamayı sallandırırsanız o zaman 'Sözcü başarılı bir muhalefet yaptığı için cezalandırılıyor' şeklinde bir algı oluşur.  Bu da adaletin tecellisine olan inancı zayıflatır, yargıya duyulan güveni azaltır.

BİRGÜN HERKES ATATÜRKÇÜ OLACAK

Yarın 10 Kasım. Sizi bulmuşken 10 Kasım ile ilgili düşüncelerinizi de alalım. Bir afiş var AKP’liler Anıtkabir’e gidiyorlar. Otobüsler kaldırıyorlar. Bu da birtakım çevrelerce eleştiriliyor.  Yeni  bir yönelim mi? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Popülizm bile olsa herkesin bir gün Atatürk’ü sevecek olması gerçeği ortaya çıkıyor. Hakikaten bir gün herkes Atatürkçü olacak. Başka bir bakış açısı düşünemiyorum ben. Bizler Fenerbahçeliyiz kendi aramızda hep herkes bir gün Fenerbahçeli olacak diye bir slogan vardır onu söyleriz . Türkiye’nin yaşadığı bu acı deneylerden sonra herkesin Atatürkçü olma gününün geldiğini görüyoruz. Çünkü küresel bir saldırı var Türkiye’ye. Emperyalizm peş peşe saldırılar yapıyor. Burada bizim tutunacağımız tek dal Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet  ve onun devrimleri ile ilkeleri. Onun dışında bizi bu küresel kıskaçtan çıkarabilecek herhangi bir düşünce, herhangi bir sarılacağımız dal söz konusu değil diye düşünüyorum. AKP Cumhurbaşkanlığı seçimi için belli bir kesimin de oylarını alabileceği  düşüncesiyle böyle bir popülizm yapabilir. Yapmasını da ben bir anlamda şu sıkışık dönemde siyasetin refleksi olarak kabul ediyorum.  Önemli olan burada gerçekten samimi bir niyet varsa Atatürk’e hakaret edenlerin, sabah akşam Atatürk’e hayasızca saldıranların onun annesine bile dil uzatanların Türk Ceza Kanunu’nun gerektirdiği maddelerle cezalandırılmalarıdır. Dolayısıyla siz bir taraftan Atatürk’ü anacaksınız, Atatürk’ü sevdiğinizi ifade edeceksiniz ama öbür taraftan da bir takım meczupların sabah akşam Atatürk’e saldırmasının neredeyse spor haline geldiği bir ortam yaratacaksınız. Bu olmaz. Bunu kabul edemeyiz.

Ben Atatürkçü bir yazar olarak ve Cumhuriyet'e gönülden bağlı bir meslektaşınız olarak şunu söylerim. Atatürk’ü her zaman yazıyoruz çiziyoruz. Önemli olan dünya çapında saygın olan insanların geldiklerinde veya dünya çapında bir ödül kazandıklarında örneğin Nobel ödüllü Profesör Sancar’ın yaptığı gibi doğruca Anıtkabir’e gitmesi, ödülünü ona armağan etmesi. Şimdi Musk gelmiş biliyorsunuz dünyayı yönlendiren kişi olarak değerlendiriliyor. Bir dahi bir deha Elon Musk, o da doğruca Atatürk’e gitmiş ve Atatürk’ün aziz hatırası önünde saygı duruşunda bulunmuş.  Bunlar çok önemli göstergeler. Atatürk’ün ölümsüzlüğünü, Cumhuriyet’in de ilelebet payidar kalacağını gösteren davranışlar.

 





İLGİLİ HABERLER