Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

Sosyalist ve Komünist partilerden Kudüs tepkisi



7.12.2017 08:41:24
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesine tepkiler gelmeye devam ediyor. Türkiye’nin önde gelen sosyalist ve komünist partileri de yaptıkları açıklamalarla ABD ve İsrail’e tepki gösterdiler.


TKP: BARIŞ SOSYALİZM İLE MÜMKÜNDÜR

 Türkiye Komünist Partisi (TKP), ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail başkenti olarak tanımasının ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Barış için emperyalizme, siyonizme ve gericiliğe karşı mücadeleye... Kudüs'ün barış kenti olması bir tek sosyalizmle mümkündür" denildi.

TKP'nin açıklamasının tamamı şöyle: 

ABD Başkanı’nın Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanımasının altında bu ülkenin Filistin sorunuyla ilgili güttüğü bir strateji aramak boşuna olur. ABD emperyalizmi, Ortadoğu’da açık işgalden “ılımlı İslam”a, “Arap Baharı”ndan “terörle mücadele”ye kadar peş peşe fiyaskolar yaşadı ve zemin kaybetti. Engellenemeyen bu geri düşüşün üstüne ABD egemen güçleri içinde alenen süren kardeş kavgası eklendi. Trump’ın Kudüs adımı bir taşla iki kuş vurmayı, yani bir yandan ABD’nin bölgede yeniden inisiyatif almasını, diğer yandan da ortalığı kızıştırıp kendi paçasını kurtarmayı amaçlayan bir denemedir. 

Bu deneme yeni bir fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkumdur.

* * * 

Kudüs uluslararası anlaşmaların ve Birleşmiş Milletler belgelerinin belirlediği bir statüye sahiptir. Filistin-İsrail sorunu için öngörülen “iki devletli çözüm” Doğu Kudüs’ü bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanımlamaktadır. 

Yıllardır Amerikan-İsrail sabotajları bu yolda mesafe alınmasını engellemişti. Engellemeler çözüm yoluna bombalar yerleştirmek demekti. Şimdi o bombalar yerleştirenlerin elinde patlayacaktır. 

Birincisi, Kudüs’ün başkent olarak ilan edilmesi bu dünya konjonktüründe kabul görecek bir karar değildir. Diğer emperyalistler, küresel ve bölgesel güçler arasından bu adımı meşrulaştırmaya yetecek bir ağırlık çıkmaz.

İkincisi, barış güçleri zannedildiği kadar zayıf değildir. Geçtiğimiz yıllarda Ortadoğu’da işgale direnişi, bölgenin laik ve yurtsever birikimini hafife alan emperyalizm, yine yanlış hesap yapmaktadır. Filistin halkı direnecektir. İsrailli barış güçleri direnecektir. Bölgenin İsrail ile dost, ABD yandaşı ve piyonu devletlerinde yaşayan halklar da bu direnişin yanında olacaktır. 

Trump’ın aynı taşla çok kuş vurma fantezisi ABD emperyalizminin kendi kalesine attığı yeni bir gol olacak, İsrail devletinin gayrimeşru çizgisi ve politikaları bütün insanlığın yoğun tepkisiyle ve nefretiyle karşılaşacaktır.

* * *

Türkiye Komünist Partisi ABD Başkanı’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını protesto etmekte ve bu adımın son derece ağır bir provokasyon olduğunun altını çizmektedir. Provokasyonlar ancak halkların birleşik politik mücadelesiyle boşa düşürülebilir.

Bu mücadelede halk düşmanlarının yeri bulunmuyor. Başta AKP iktidarı olmak üzere bölgenin gerici iktidarlarının böyle bir ehliyeti de yoktur. Tayyip Erdoğan İsrail karşıtı demagojiye ilk defa bugün sarılmıyor. Erdoğan’ın efelenmesinin içi boştur. Yıllar önce Davos’ta, Gazze ablukasında olduğu gibi… 

Eski demagojilerin içinin boş olduğu, Türkiye ve İsrail arasındaki askeri işbirliğinin devam etmesiyle açığa çıktı. Emperyalizmin Suriye’ye en başta Türkiye ve İsrail’i saldırtmasıyla açığa çıktı. Bölgeyi kasıp kavuran IŞİD katliamlarının yine önce bu iki ülkenin desteğini almasıyla açığa çıktı. Gericiliğin Türkiye’de Müslüman, İsrail’de Musevi yobazlığına dayanıyor olması sonucu değiştirmedi.   

AKP iktidarı ve benzeri bölge rejimlerinin sahte tepkileri Trump’ın attığı adımı tamamlar niteliktedir. Provokasyona provokasyon eki yapılmakta ve savaş çığlıkları her yeri sarmaktadır. Gericilik iktidarını halkları birbirlerine karşı kışkırtarak sürdüreceğini zanneder.

Türkiye Komünist Partisi gericiliğin Filistin halkının ve barışın yanında olmadığını tam da bugün vurgulama ihtiyacı duymaktadır.

Kudüs’ün farklı kültür, inanç, dillerden halkların kardeşçe birlikte yaşadıkları bir merkez olması imkânsız değildir. Bu hedefin yalnızca sosyalizmde erişilebilir olduğunu hatırlamanınsa tam zamanıdır. Emperyalizm ve Siyonizmin son saldırısı barış ve sosyalizm mücadelesinin önüne başka taleplerin geçirilmesinin mazereti olamaz. Tam tersine bugüne kadar savaş tehdidinin bertaraf edilememiş olması, sosyalizm mücadelesinin ertelenmesinin ne denli derin bir yanılgı olduğunu kanıtlamaktadır.

* * * 

Türkiye Komünist Partisi Kudüs’le ilgili alınan provokatif kararın halkların iradesi karşısında geçerlilik kazanamayacağını ilan etmekte ve bu adımın derhal geri çekilmesini talep etmektedir. 

Bu vesileyle Filistin topraklarındaki işgale son verilmesini, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olmak üzere bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını, Filistin devletinin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak kabul edilmesini, İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan topraklarındaki işgale son vermesini, Gazze ablukasının koşulsuz ve derhal kaldırılmasını, Filistin topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerinin kaldırılmasını, yerleşimcilerin Filistin’i terk etmelerini, Filistin topraklarını parçalayan utanç duvarının yıkılmasını, Filistinli mültecilerin terk etmek zorunda kaldıkları yerlere geri dönebilmelerini, İsrail hapishanelerinde bütün siyasi tutsakların serbest bırakılmasını bir kez daha talep ediyoruz.

Filistin emekçi halkıyla, İsrail’in barışsever emekçi güçleriyle ve bölgemizin bütün yurtsever mazlum halklarıyla dayanışmamızı bir kez daha ilan ediyor, İsrail ve Filistin işçi sınıflarını ve emekçi halklarını, onları temsil eden devrimci, komünist, barışsever direnişçi güçleri selamlıyoruz.

 

HKP: SAFIMIZ MAZLUM FİLİSTİN HALKININ SAFIDIR

Halkın Kurtuluş Partisi'nden yapılan açıklamada Kudüs'ün israil'in başkenti yapılmasının ABD'nin Ortadoğu'daki tek stratejik müttefikinin Siyonist İsrail olduğu gerçeğini bir kez daha tescillediği belirtildi.

HKP'den yapılan açıklama şu şekilde:

Kudüs’ün Siyonist İsrail’in Başkenti yapılması ABD Emperyalistlerinin Ortadoğu’daki tek stratejik müttefikinin Siyonist İsrail olduğunun bir kez daha tescillenmesidir

ABD Emperyalistlerinin, Kudüs’ün Siyonist İsrail’in başkent kararı aynı zamanda, Selahattin Eyyubi’nin Haçlı Ordularına yenilgiyi tattırdığı, sayısal üstünlüklerine güvenin getirdiği havalarının indirildiği Hıttin Zaferi’nin de intikamıdır. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek bu karar, 11 Aralık 1917’de Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs’e giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Allenby’in, Selahaddin Eyyubi’nin mezarına ayağıyla vurarak; “Kalk Selahaddin biz yine geldik.”, zafer coşkusunun son aşamasıdır.

Modern Haçlı Seferlerinin artık kesin zaferinin tüm dünyaya ilanıdır, Kudüs’ün Bekçi Köpeğine merkez yapılması.

Bugünler için yaşama geçirildi BOP-GOP adı verilen Halk düşmanı projeler. ABD Emperyalizminin bin ülkeli bir dünya projesi için yüzbinlerce Müslüman’ın kanı döküldü Ortadoğu Coğrafyasında. Siyonist İsrail’e karşı dik duruş sergileyen, en tutarlı, en kararlı mücadeleyi yürüten Suriye işte bu günler için parçalandı. Libya’nın Yurtsever Lideri Kaddafi işte bugünler için katledildi. Ülkesi kabile kabile bölündü.

Yıllardır Siyonist İsrail’i olası her türlü saldırıya karşı koruyan, kollayan, onu besleyen, semirten, şımartan, en gelişmiş silahlarla donatan, koca Arap Dünyasını Ortadoğu’daki tek müttefikine bir zarar gelmesin diye birbirine düşüren, savaştıran; bu coğrafyadaki Halkçı Liderleri alaşağı edip işbirlikçileri iktidarlara taşıyan, hiçbir Arap Ülkesinin askeri olarak gelişmesine izin vermeyen ABD Emperyalistleri ve casus örgütü CIA, kendilerinden bağımsız ve habersiz adım attırır mı Bekçi Köpeğine? Yıllardır hep söylediğimiz gibi Siyonist İsrail ABD’dir, ABD İsrail’dir.

Peki, kim karşı çıkabiliyor bu karara. Kim sesini yükseltebiliyor. Kim yiğitçe karşı durabiliyor. Kim gerçekten cepheden, netçe, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, diyebiliyor? Hangi İslam Ülkesi ben bütün ilişkilerimi Siyonist İsrail’le kesiyorum, bu Bekçi Köpeğini ben tanımıyorum diyebiliyor? Hangi Müslüman bir lider çıkıp biz Filistin Halkı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar, ABD Emperyalistleri ve Bekçi Köpeği tarafından zulme uğratılan bu halkın yanındayız, her türlü desteği sonuna kadar karşılıksız sunuyoruz diyebiliyor? Yok bir tane böyle bir önder, yok!

Tam tersine ABD Emperyalistlerine ram olmuş önderler var bu coğrafyada. Tam tersine ses çıkartan önderleri susturmak için ABD Emperyalistleri ve Siyonist İsrail’le işbirliğine girişen işbirlikçi hain önderler hakim Arap Coğrafyasına. BOP’a Eşbaşkanlık yapmasıyla övünen Ortaçağcı İrticacılar var Halklarımızı uyutmakla görevlendirilen.

Peki, ne yapıyorlar bu yerli işbirlikçiler? Sadece mızıldanıyorlar. O da Halkların tepkisini yumuşatmak için, halkın hıncını, nefretini üzerlerine çekmemek için.

ABD Emperyalistlerinin ve Siyonist İsrail’in projesiyle iktidara taşınan AKP’giller ve Reisi mi karşı koyabilecek bu karara? Bağırması, çağırması, efelenmesi hep Hülooğğcularına yönelik. Gün geçtikçe dibe doğru inen itibarını acaba biraz daha yükseltebilir miyim kaygısı.

2005 yılında İsrail’e yaptığı ziyarette, Beyrut kasabı Ariel Şaron tarafından; “Yahudi milletinin başkenti ve İsrail’in başkenti Kudüs’e hoş geldiniz” diyerek karşılanan ve bu sözlere dostça yanıt veren AKP’gillerin şefi mi karşı koyabilecek? Nasıl karşı koyabilir ABD Emperyalistlerinin bu kararına, “Kahraman ABD Askerlerinin ülkelerine dönmesi için”, duacı olan biri?

Nasıl karşı koyuş örgütleyebilir, önce “one minute” deyip, dışarı çıkınca; “tepkim Moderatöreydi”, diyen, kendini affettirebilmek için Yahudi Lobisine 67 milyon dolar para döken? Yahudi Lobisinden üstün cesaret madalyası alabilen, bunu onuruna yediren mi bu karara karşı durabilecek?

ABD Emperyalistlerini ve Ortadoğu’daki Şeriatçı Yobazları defedebilmek için Antiemperyalist-Antifeodal-Antişovenist olmak gerekir. Chavez’in mirası Maduro yoldaş gibi haykıralım biz de:

“Arap Halkı ne zaman uyanacak?..

“Ve Arap liderleri!

“Ne zaman uyanıp Filistin Halkının sesine ses vereceksiniz!..

“Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız!

“Yerin dibine batsın uluslararası protokolünüz!

“Artık harekete geçmelisiniz!

“Filistin Halkının katillerine cevap vermelisiniz, onları durdurmalısınız.”

Halkın Kurtuluş Partisi olarak safımız Mazlum Filistin Halkının safıdır. Basın açıklamalarımızla, eylemlerimizle, destek mesajlarıyla yanınızdayız. Evet, Şimdilik gücümüz buna yetiyor.

Ama ant olsun ki bu ülkede Halkın iktidarını biz kuracağız. Ve bu ülkeden ABD Emperyalistlerini de onlara ruhlarını satan Yerli Satılmışları da tarihin çöplüğüne göndereceğiz. İşte o zaman insan soyunun en büyük düşmanı bu alçaklar ve halkların düşmanlarına bekçi köpekliği yapanlar istedikleri gibi at koşturamayacaklar. Halklara zulüm edemeyecekler. Kan dökemeyecekler. Mazlum Halkların günleri başlayacak. O günler mutlaka gelecek.

ÖDP: KUDÜS İŞGALCİ İSRAİL’E BIRAKILAMAZ

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Trump'ın Kudüs'ü İsrail başkenti olarak tanımasından önce bir açıklama yayınladı.

Açıklamada Trump'ın Ortadoğu'da yeni bir saldırı hazırlığı içerisine girdiği ifade ederek, Kudüs'ün işgalci İsrail devletine bırakılamayacağını vurguladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını deklare etmesi, tek kelimeyle ateşle oynamak olarak nitelendirilebilir. Filistin Halkı’nın acılarını tazeleyecek, öfkesini kabartacak bu hamle, Filistin sorununun çözümünü iyice imkansız hale getirecek, adete aşırı sağcı Netanyahu yönetiminin faşist ve ayrımcı politikalarına “yeşil ışık" anlamına gelecektir. Bu adımla İsrail’in 1967’deki Doğu Kudüs işgali de onaylanmış ve meşrulaşmış olacaktır. Kudüs , İslamiyet-Yahudilik- Hıristiyanlık gibi üç semavi dince de kutsal olmasının yanısıra, dünya kültür mirası olarak da işgalci bir devlete bırakılamayacak kadar önemli bir yerleşimdir.

Trump , ABD’nin “ küresel liberal düzenin”, bizim ifademizle “ kolektif emperyalizmin“ liderliğinden de vazgeçme , “rıza ve iknaya “ dayalı tarzı da tamamen terketme eğilimini Filistin konusunda da göstermiştir. Paris İklim anlaşmasını tanımama, İran’la yapılan nükleer anlaşmayı tek taraflı yok sayma gibi cürümlerinin üzerine, şimdi de Kudüs konusu eklenmiştir. Artık AB’yi dahi peşinden sürükleyememektedir. Bu, İsrail ve şimdi döktüğü “timsah gözyaşlarına” karşın Suudi Arabistan ekseninde, Ortadoğu’da daha saldırgan bir politika izleyeceğini, Suriye’de Esad rejimini yıkmak planı dahil bölge halkı için daha fazla kan, daha fazla gözyaşı anlamına gelen yeni maceralara girişeceğini gösteriyor .

Bugün Trump’a ver yansın eden Tayyip Erdoğan ve AKP rejimi, anlaşılan, İsrail lobilerinden bir zamanlar ödüller aldığını, seçilmesiyle birlikte Trump’ın gözüne girmek için İsrail ile alelacele ilişkileri düzeltmeye yöneldiğini unuttuğumuzu sanıyor. Yıllarca Hamas örgütüne ev sahipliği yapmış , Filistin Kampları’na kucak açmış Suriye devletiyle Hamas’ın arasını bozmak için devreye girenin, örgütün sonra kovulacağı Katar’a taşınmasını telkin edenin Tayyip Erdoğan olduğu da unutulmadı. Hamas liderliğinin çeşitli ülkelere dağılıp zayıflamasına da bu yanlış anlayış neden oldu.

Tüm bu yaşananlara karşın, gün mazlum Filistin Halkı’yla dayanışma günüdür. ABD demokratik kamuoyunu bu kışkırtıcı hamleyi durdurmak için hareket geçmeye çağırıyoruz. ABD’nin Irak işgalinde olduğu gibi , “ savaş karşıtı hareket “ , tüm dünyada Filistin Halkı’nın yanında, bu “ işgal ve imha“ girişiminin son bulması için devreye girmelidir. BM bir an önce toplanıp, Donald Trump’ı kınamalı, bu girişimi durdurmalıdır."

 

EMEP: FİLİSTİN HALKI İLE DAYANIŞMAYA…

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ABD’nin Kudüs kararına ilişkin yaptığı açıklamada “Bölgede dinler ve halklar arasında bir çatışmanın körüklendiği süreçte, ABD’nin bu girişimi yangına benzin dökmek anlamına gelmektedir. Böylesi bir girişim bölgede Müslüman ve Yahudi çatışmasını derinleştirmek anlamına gelmektedir. Oysaki burada esas olan şey Filistin’in demokratik bir yönetim içerisinde halkların taleplerini dikkate alan gerçek bir çözüm olması gerekir. Bölgede emperyalist kutuplaşmanın ve çatışmanın bir parçası olarak İsrail’de Yahudi ve müslüman çattışmasını derinleştirmek, Bölgede yeni çatışmaların önünü açmak anlamına gelecektir. Dolayısıyla burada Filistin halklarının kendi kaderlerini tayin hakkı çerçevesinde, kendi geleceğini belirleme çerçevesinde, Filistin halkı ile dayanışma içerisinde olmak gerekiyor.

 

HTKP: ORTADOĞU’DAN ELİNİZİ ÇEKİN

"Siyasal İslam ve Yeşil Kuşak emperyalizmin Filistin direnişini teslim alma projesidir. ABD ve İsrail’in boyun eğdiremediği Filistin halkı AKP ve Hamas gibi örgütler eliyle parçalanmıştır. ABD ve müttefikleri; Kudüs'ten ve Ortadoğu'dan elinizi çekin. Yaşasın halkların kardeşliği!"

 

TKH: FİLİSTİN TOPRAKLARI FİLİSTİN HALKINA TESLİM EDİLMELİDİR

Türkiye Komünist Hareketi (TKH), ABD’nin İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıması üzerine bir açıklama yayınladı.

Yayınlanan açıklamada, İsrail’in işgalci pozisyonda olduğu belirtilerek, emperyalizmin bu hamleyle birlikte yeni askeri müdahalelere zemin oluşturmak istendiği ifade edildi.

AKP’nin ve İslamcı siyasetin, her ne kadar sözde siyonizm düşmanı olduklarını ifade etseler de, esasında siyonizmin destekçisi olarak işlev gördükleri hatırlatılan açıklamada, AKP’nin Filistin davasının bir tarafıymış gibi kendisini göstermeye çalıştığının altı çizildi.

Açıklama şöyle:

ABD emperyalizminin Kudüs’ü başkent olarak kabul etme girişimi, Ortadoğu’da bir kez daha yıkım ve kaosun önünü açacak yeni bir saldırganlık politikası olarak görülmelidir.

1967 yılında İsrail tarafından işgal edilen ve yerleşime açılan Kudüs’ün İsrail tarafından 1980 yılında gayri hukuki olarak başkent ilan edilmesinin uluslararası hukukta tanınmamasına rağmen, uluslararası hukuku bir kez daha çiğnemekte beis görmeyen ABD emperyalizminin Siyonist ve işgalci İsrail yönetiminin yanında yer alarak attığı bu adım Filistin halkına dönük bir saldırıdır.

Emperyalizmin bu adımları, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin bütünü veri alınarak değerlendirilmelidir. Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi adıyla anılan yıkım ve dengeleri değiştirme politikasının, kendileri açısından mutlak sonuca ulaşamaması, kendileri tarafından yönlendirilen cihatçı çeteler üzerinden Ortadoğu’nun şekillendirilmesi sürecinin mutlak başarıya ulaşmaması, IŞİD’in yenilmesi üzerine bölgeye dönük müdahalenin zemini kalmayınca başka argümanların devreye sokulmak istenmesi, bugünkü gelişmelerin başlıca nedeni olarak görülmelidir. Lübnan ve Filistin sorunu üzerinden provokatif girişimlerle yeni bir süreç başlatılmak, emperyalizmin ve İsrail’in müdahalelerine zemin oluşturulmak istenmektedir.

Filistin sorununun çözülmesinin yolu bellidir: İsrail, işgal ettiği Filistinlilerin topraklarını Filistin halkına teslim etmelidir.

Türkiye’nin Tel Aviv ve Kudüs’te Büyükelçi seviyesindeki elçilik ve konsolosluk temsilcilikleri bulunduğu ayrıca not düşülmelidir. AKP tarafından Kudüs konusunda yapılan açıklamalar, bir kez daha “one minute” şovunu hatırlatmaktadır. ABD emperyalizminin isteği doğrultusunda, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını üstlenip, yine İsrail, ABD, Suudi Arabistan ve Katar ortaklığıyla cihatçı çeteleri destekleyerek Ortadoğu’da emperyalist planların parçası olan AKP iktidarının bu sözleri ikiyüzlüdür.

Suriye’nin parçalanması ve İslamcı bir rejimin kurulması için son 7 yıldır başlatılan emperyalist planın bir parçası olan AKP ve İslamcı siyaset, aslında siyonizmin destekçisi olarak işlev görmüştür. Bilinmelidir ki, Suriye’nin parçalanması, zayıflatılması ve yıkıma sürüklenmesi en fazla Siyonist İsrail yönetiminin çıkarına yönelik bir gelişmeydi. AKP iktidarı işte böylesi bir planın parçası olarak, şimdi utanmadan Filistin davasının tarafıymış gibi gözükmek istemektedir.

Gerçekler halkımız tarafından net olarak bilinmeli, emperyalizmin yeni provokasyon girişimine ve iki yüzlü söylemlere karşı dikkatli olmalıdır.



İLGİLİ HABERLER