Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

Siyaset kulislerinde neler konuşuluyor? İşte son bilgiler...



7.12.2017 10:41:42
-Kılıçdaroğlu'na açılan soruşturma. -Erken seçim tartışmaları ve seçim ittifakları. -AKP içinde yeni bir oluşum iddiaları.

Yön Radyo'da yayınlanan Bizim Stüdyo programına katılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, siyaset kulislerinde konuşulan son bilgileri ve değerlendirmelerini aktardı. 

Erdem Gül'ün Başak İkiz'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle: 

Kılıçdaroğlu'na soruşturma cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla başlatılıyor.Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında Man Adası’na giden birtakım paralarla ilgili açıklamalarını yaptı.  Arkasından da yine Tayyip Erdoğan’a ilişkin açıklamalarda bulundu. Birincisi şöyle bir noktaya değinelim, siyasetin en meşru zemininden bahsediyoruz. Ana muhalefet partisi en meşru zemin olarak meclis grup toplantısını kullanacaktır. Dokunulmazlığın en kalın tarifi budur zaten. Siyasetini yapmasının en geniş alanı burasıdır. Buraya dava açılıyor bu acayip bir nokta. İkincisi 16 Nisan referandumuyla Türkiye’nin geçtiği yeni sistem..Yani AKP Genel Başkanına yönelik iddialarda bulunuyor ama karşısına başka bir zırh çıkıyor, sen cumhurbaşkanına hakaret ettin diye.Başka başka türlü bir zırhla karşı karşıya kalmış oluyor. Bu Türk siyasetinin acayip bir çelişkisi. Neredeyse ana muhalefet liderinin elinden  meşru, yapması gereken görevi, İktidarı nasıl devirebilirim" hakkı elinden almaya çalışıyorsunuz.  Ortaya çıkan çelişki bence budur esasen.

Ankara’da kulislerde neler konuşuluyor, onu da merak ediyoruz.  Erken seçim olasılığından bahsediliyor. Kulislerde ne konuşuluyor? 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan başlayarak AKP’lilere sorarsanız ağız birliği etmişçesine yerel seçimler 2019’un martında, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri de kasım ayında yapılacak diye söylüyorlar. Fakat biraz daha  bunun detayına indiğimizde açık demeç olmayan bölümlerde bir seçim beklentisi herkes tarafından hem iktidar tarafından hem de muhalefet tarafından açıkça dile getiriliyor. Birtakım belirtiler de var üstelik. Birincisi AKP’nin devam eden kongre süreci var. Bir süre önce hatırlayalım Tayyip Erdoğan bir metal yorgunluktan söz etti , belediye başkanlarının kimilerini istifa ettirdi, teşkilatında da aynı şekilde bu değişiklikleri operasyonları yaptı. Şubat gibi kongre süreci bitiyor. İkincisi; CHP’de kongre süreci var, Üçüncüsü İYİ Parti kuruldu. Dördüncüsü MHP’nin durumu var, HDP’nin zaten cezaevi meselesi var.  Ankara’daki bütün belirtiler şubat marttan itibaren Türkiye’nin bir erken seçim sürecine  gireceği  yönünde. Buna birkaç unsur daha sayalım. Taşeron meselesi örneğin, bugünlerde çok konuşuyoruz. Durdular durdular taşeron meselesinde bir adım attılar. Sanırım 800-900 bin kişiyi  belki aileleriyle  milyondan fazla kişiyi ilgilendiren bir karar. İkincisi YSK ile ilgili bir düzenleme yaptılar geçen hafta. YSK’nın yasasını oluşturdular, muhalefetin eleştirisi var onu belirtmemiz gerekir. Bir başka unsur da şu ki Tayyip Erdoğan çok uzun süredir zaten tek patron tek yetkili hatta partisinde bile kendisinden başka hiçbir karar mercii tanımayan bir sistemi istiyor. 16 nisan referandumunda da bunu yaptı. Gelinen noktada da 1.5- 2 seneyi bekleyecek bir siyasetçi değil. Ülkedeki ekonomik gidişat da zaten  çok tartışmalı. Amerika’daki Rıza Zarrab davasının ekonomiye etkileri siyasi etkileri de aynı şekilde düşünürsek Ankara’da deniyor ki 2018’in en azından yazına belki en geç sonbahara kadar bir seçim vardır... 

AKP- MHP ittifakı genişler mi?

Orada da şöyle bir noktayı belki söylememiz gerekir. Gelinen noktada MHP AKP’ye mecbur bir parti haline gelmiş durumda. Devlet Bahçeli önce çıktı dedi ki barajı düşürelim sonra AKP çok sıcak yaklaşmayınca o zaman ittifakı yasal hale getirelim dedi.  Öyle anlaşılıyor ki MHP AKP’ye mecbur. İYİ Partinin de ortaya çıkmasıyla birlikte tek başına barajı aşacak güçte görünmüyor. AKP’de başka bir açıdan MHP’ye mecbur. O da şu: Cumhurbaşkanlığı seçiminde %50 +1  gerekiyor. Bir oya bile ihtiyacı var. Dolayısıyla MHP’yi yanında tutmak isteyecek. Ben 2018’in ilk döneminde bu ittifak konusunda bir gelişme ve adım atacaklarını düşünüyorum. Genişlemesi şu: 16 Nisan referandumunda BBP de evet cephesindeydi. BBP de mecburdur  bu işlere. Tek oya bile ihtiyaç olduğu için Erdoğan daha sağdaki diğer unsurları küçük küçük unsurları da yanına almak isteyecektir. Saadet Partisi’nin konumu tartışılır. Hani yüzde 1'lik oyu varsa Saadet Partisi hangi cenahta yer alacak bunun üzerine bir tartışma olur. Zaten seçime giderken de evet bloğu ve hayır bloğu aynı noktalarda kalacak mı kalmayacak mı tartışmasını biz 2018’de yine çok yapacağız.  

Başka oluşumlar olur mu o da tartışılıyor. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu gibi...  Bu konuyla ilgili öngörün ne?

AKP’deki bu bahsettiğimiz isimler Abdullah Gül, eski başbakan Ahmet Davutoğlu hadi Bülent  Arınç’ı sayabiliriz. Daha aşağı doğru saymamıza gerek yok ama tahmin ediliyor. Partiye küskün ve mesafeli duran eski kurucu, bakan  ve parti yöneticisi isimlerden bahsediyoruz. Bunların bu aşamada yeni bir oluşuma gireceklerini düşünmüyorum. Onlar da partinin ve iktidarın geldiği  yeni noktadan rahatsızlar. Bunu kendi aralarında ifade ediyorlar ama bir oluşum haline dönüşmeleri zor. Fakat bir unsurdan söz edebiliriz.Erken seçim ve Cumhurbaşkanı seçiminde bu bahsettiğimiz isimlerin nasıl bir tavır alacağı önem taşıyabilir kendi tabanları açısından. O konuda henüz  net bir şey söyleyemeyiz. Örneğin Abdullah Gül’ün 16 Nisan referandumunda evet cephesinde yer almadığını biliyoruz. Bir cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan'ın karşısında güçlü adaylar varken çıkıp ben hayır şunu destekliyorum bunu destekliyorum ya da ben adayım şeklinde bir tavrı olacak mı tabi ki onu görmemiz gerekir.  Abdullah Gül’ün AKP tabanında gücü olduğu için Cumhurbaşkanlığı seçiminde kimi destekleyip kimi desteklemeyeceğinin önemi vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son açıkladığı belgelerin çok ses getirmediğine dair açıklamalar var. Ankara’da nasıl yankı uyandırdı?

17-25 Aralık sürecini hatırlayalım. Bugün ki medya düzenine göre biraz daha yazılabiliyordu olaylar hatırlayalım. Her geçen gün Türkiye’de daha zor yazılıyor. Medya her geçen gün daha zor anlatabiliyor. Medyanın başındaki belalar yüzünden. O dönemde bu MİT raporu yani 8 ay önceden hükümetin uyarıldığına ilişkin haberler yazıldı ben hatırlıyorum. Belki şöyle bir şey diyebiliriz yani açıkladığı Man Adası belgeleri kadar güçlü bir açıklama değil bu ama zaten şunu da söylememiz gerekir.Çok büyük bir bomba, tırnak içinde bomba ifadesiyle söyleyeyim, çok büyük bir bomba olsa da Türkiye’de ne oluyor yani? Yer yerinden oynamıyor, garip bir durum var. Herhalde şöyle bir şey, medya yeterince anlatamıyor halk yeterince  bilgilenemiyor.Yani sonuçta yargı gereken hassasiyeti göstermiyor. Zaten yargı hükümete çok yaklaşmış durumda. Dolayısıyla anca bizim yazıp çizip halka bunun havale edilmesi şeklinde gelişiyor süreç.

 



İLGİLİ HABERLER