Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

"Dönüş yapan Bahçeli değil Erdoğan'dır"



25.05.2018 17:29:10
CHP’nin Konya Milletvekili adayı Abdüllatif Şener Artı Gerçek’e konuştu. Şener, "Burada çizgi değiştiren Sayın Bahçeli değil, çizgi değiştiren aslında Sayın Erdoğan’dır" dedi.

CHP Konya 1’inci sıra dayı, AKP kurucularından, eski Maliye Bakanı Abdüllatif Şener ekonomiyi, doların ateşinin nasıl düşeceğini, Cumhur İttifakı’nı, Erdoğan’ın seçim ve ekonomi stratejisini, CHP’nin seçim politikasını, HDP’nin baraj sorununu ve Konya için hedeflerini Artı Gerçek'e anlattı.

Konya için 4 milletvekili çıkaracaklarını söyleyen Şener, Cumhur İttifakı’nın seçimden sonraya kalmayacağını ifade etti.

"AKP EKONOMİYİ YÖNETEMİYOR"

Hergün doların rekor üzerine rekor kırdığı günlerden geçiyoruz. Bu gelişmeleri nasıl görüyorsunuz. AKP ekonomiyi yönetemiyor mu? Bu ekonomik tablonun seçimlere yansıması ne olacak?

Çok uzunca bir süredir ekonomik sorunlar var. Sorunlar her geçen gün derinleşiyor hem reel sektörde hem finans sektöründe. Ben eskiden ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısıydım. Biz devraldığımızda 1.1 TL’ye indi. Sonrasında ise dolar sürekli yükselmeye başladı. Yani milli paranın değerini 5 kat azaltan bir iktidarla karşı karşıyayız. Peki, niye milli paranın değeri azalırken, yabancı paranın değeri yükseliyor. Artık ortaya çıkan krizleri kısa dönem dengeleri ile açıklamak mümkün değil. Bu iktidar 3-4 senelik politikaları olsaydı ve bu 3-4 sene içinde aniden bazı şoklar yaşamışız, bu nedenle bunu normal karşılayalım diye değerlendirebilirdik ya da dış güçler doları yükseltiyor diye yorum yapabilirdik. Ama bu iktidar 16 yıllık bir iktidardır. Bu iktidar milli paranın değerini eritmeyecek bir ekonomik model kuramadıysa ve bazı dalgalanmalara karşı da ekonominin direnç göstereceği elinde araçları yoksa bunun tek bir anlamı vardır; bu iktidar ve Sayın Erdoğan ekonomiyi yönetmeyi bilmiyor, başarısızdır. Dış güçler diyerek bir yerlere havale etmek doğru değildir. "Sizin eliniz pancar mı doğruyor" derler. Dış güçler burada oyun oynuyorsa 15-16 yıldır iktidardasın gereken önlemleri tedbirleri neden almadın, ekonominin dayanaklılığını neden almadın. Niye günü bilirlik politikalarla ülkeyi ve ekonomiyi mahvettin diye sorarlar.

Dolayısıyla böyle bir takım senaryolar bulunuyor. Bu senaryoların bir numaralı sorumlusu iktidardır. Dış güçlerle falan bahane bulmasın.

İkincisi, ekonominin kuralları var. Sen bu kurallara uymayacaksın, emir komuta zinciri içersinde talimat vererek faizi indirmeye kalkacaksın. ‘Eyyy IMF faiz indir’ demekle olmuyor. Şimdi indir diye sesli olarak bağırıyorsun ama el altından da şu faizi yükseltin aman dolar patladı diyorsunuz. Bu samimi olmayınca da 3 puan faiz artırımı yapıyor Merkez Bankası ve doları hala zapt edemiyor. Demek ki yönteminiz de yanlış. Bir kere ekonominin sağlıklı gelişebilmesi ve piyasa dinamiklerinin harekete geçebilmesi için en önemli konulardan biri girişim özgürlüğüdür ve aynı zamanda mülkiyet hakkıdır. Siz sürekli olarak piyasadaki girişim özgürlüğüne müdahale eder, iş insanlarının ve birtakım meslek gruplarının temsil edildiği odaları ve örgütleri sürekli tehdit ederseniz ekonominin iyi olması mümkün olmaz.

İnsanlar görüyorlar her şeye, yargı, yasama, yürütme, basın, sivil toplum hepsine hükmeden biri var, o canı istediği yerlerde istediği girişimcinin malına mülküne el koyuyor. Güven kalmaz tabi. TMSF'ye devredilen iş yerlerinin bilanço değeri 50 milyar liranın üzerindedir.

Sayın Erdoğan elindeki devlet gücüyle herkesi sindiriyor, bastırıyor, susturuyor ama görünen o ki dolar da Sayın Erdoğan'ın nefesini kesiyor seçime doğru.

İktidar doların ateşini neden sürekli yüksek tutuyor sizce? Bu da bir seçim senaryosu olabilir mi? seçime kadar doları yüksek tutalım seçimi biz alırsak düşürelim, bakın bizi seçmezseniz ekonomi bu şekilde alaşağı olur diyor, olabilir mi iktidar?

Bu senaryoya göre Sayın Erdoğan kendi kendini tehdit ediyor diye anlıyorum ben. Ekonomiyi bu kadar bozacaksınız sonra da gelip bir de vatandaştan oy isteyeceksiniz. Böyle bir şey yok. Ekonomiyi tahrip ederseniz, doları fırlatırsanız, milli paranın değerini düşürürseniz, dolar da sizi seçim sandığında eritir, bitirir. Bence Sayın Erdoğan’ın bu yönetim tarzı ekonominin bozulmasının en temel nedenidir. Dolar dış ticaret açığımızdan kaynaklı yükseliyor. Bu açığı kapatmak için bir yerden dolar bulmanız lazım. E bulamıyorsunuz. İhracatınızı arttıramıyorsunuz. İhracatınız, ithalatınıza bağımlı hale gelmiş durumda. Bunu da bir sorun olarak görmemiş hatta aksine bunu arttırmış bir iktidardan söz ediyoruz. Peki, ihracat yapabilmek için daha fazla ithalat yapabilmek zorundasınız. Hükümetin oluşturduğu yapı bu. Bu döviz açığını nerden kapatacaksınız? Ekonominin sağlıklı bir şekilde bunu kapatmasını sağlayamıyor iktidar. Sürekli borçlanıyor. Türkiye’nin dış borcunu 3’e katlamış bir iktidardan bahsediyoruz. E borçlandıkça bu borçların ödeme vadeleri geliyor. Bu sefer borç ve faiz ödemeleri de ülkenin dış yükümlülüğünü arttırıyor. Böyle olunca da piyasada dolara talep artıyor. Bir şeye talep artarsa değeri de artar dolayısıyla doların değeri yükselirken Türk lirasının değeri düşüyor.

İktidarın var olması zaten dövizleri arttıran bir olaydır. Seçimden sonra daha fazla artacak demektir bu.

“CUMHUR İTTİFAKI SEÇİMDEN SONRA DEVAM ETMEYECEK”

Bir röportajınızda “Erdoğan’ın işbirliği yaptıklarını hep terk etme özelliği vardır” demiştiniz. MHP ile yapılan ittifakın ömrü ne olacak. Seçim sonrası için bir öngörünüz var mı?

Sayın Erdoğan bir ara kiminle çok sıkı bir dostluk kurmuşsa, kiminle çok katı bir ittifak oluşturmuşsa bir süre sonra düşman olarak o eski müttefikini ilan ediyor. Yani sadece aralarının açılma ihtimalinden bahsetmiyorum aynı zamanda, en büyük düşman ilan edilme ihtimalinden de söz ediyorum.

Bu ittifakın seçim sonrasında devam etmeyeceği çok aşikârdır. Seçimlerden sonra başka ittifaklar, başka birliktelikler ortaya mutlaka çıkacaktır. Ama Sayın Bahçeli ile de kavga etmeyeceğinden kimse emin olamaz.

"ÇİZGİ DEĞİTİREN BAHÇELİ DEĞİL ERDOĞAN’DIR"

Sayın Bahçeli de hem Sayın Erdoğan’a hem de hükümete çok ağır eleştirilerde bulunmuştu. Galiba siyasetin doğasında bu var, düşman dediklerinizle gün gelir dost olursunuz.

Siyasette küskünlük olmaz derler. Onun için birbirleri için söylemiş oldukları sözleri ilelebet bir küskünlük olarak sürdürmek siyasetin doğasında yok. Ama Sayın Erdoğan ile Bahçeli’nin normal bir eleştiriyi aşan ağır sözleri olmuştu birbirlerine. Bu nedenle kamuoyu onların nasıl bir araya geldiğini sorguluyor. Doğru, bu da olur siyasette. Konu ülke ise siyasetçiler hırslarından, ihtiraslarından vazgeçmesini de bilmeliler.

Ben burada başka bir şey görüyorum. Burada çizgi değiştiren Sayın Bahçeli değil, çizgi değiştiren aslında Sayın Erdoğan’dır. Bahçeli’nin eleştirdiği Erdoğan başbakandı. Şimdi Bahçeli’nin ittifak kuruduğu Erdoğan cumhurbaşkanıdır. Bahçeli’nin eleştirdiği Erdoğan Cemaat’le işbirliği halindeydi. Şimdi Bahçeli’nin desteklediği Erdoğan ise FETÖ olarak isimlendirdiği Gülen Cemaati’ne karşı bir düşmanlık içerisindedir. Yine Bahçeli’nin eleştirdiği Erdoğan HDP ile barış süreci içerisindeydi. Şimdi ise Bahçeli’nin ittifak kurduğu Erdoğan Bahçeli’nin tabiriyle Şırnak’ta, Nusaybin’de, Sur’da, Cizre’de, taş taş üstünde, baş baş üstünde bırakmamış bir Erdoğan’dır. Tüm bunları yan yana getirdiğinizde sanki Bahçeli dönüş yapmış gibi duruyor. Ama bence dönüş yapan, yerinde durmayan Sayın Erdoğan’dır.

"BAĞIRARAK SİYASET OLMAZ"

Peki, Erdoğan’ın siyasi dilini nasıl buluyorsunuz? Kimisi çok sert çok tehditkar buluyor, kimisi de tam bir lider gibi güçlü diyor.

Bağırıp çağırmak siyasette gücü göstermez. Bu yalnızca siyasetin ne kadar bozulduğunu gösterir. Eskiden siyasi nükte vardı. Bazı siyasetçiler de siyasi nükte ile eleştiri yaparlardı. Ama şimdi bakıyoruz ki bağırıp çağırıyorlar. Sayın Erdoğan kızıp duruyor. Kızmayla dolar düşmüyor, siz kızıyorsunuz diye ABD burnunuzun dibine kadar gelmekten vazgeçmiyor. Size sosyal problemleri kızarak, bağırıp çağırarak çözemiyor, aksine ağırlaştırıyorsunuz. Hâlbuki siyaset çözüm yeridir, bağırıp çağırma yeri değil. Hele siz iktidarsanız asla bunu yapamazsınız. Bağırarak sadece kamuoyunu yanıltmaya çalışırsınız. Bu tarz siyaset yapmak etik değildir. Onun için Sayın Erdoğan’ın üslubu da dahil siyaset tarzını doğru bulmuyorum, beğenmiyorum.

"KIRGINLIKLAR, KÜSKÜNLÜKLER OLABİLİR"

Biraz da CHP’den konuşalım. Son günlerde CHP listeleri çok tartışıldı. Sol ve ulusalcı adayların üzerinin çizildiğine ilişkin yorumlar var, bu nedenle bazı ilçe yönetimlerinden istifalar geldi. Bu sizce sandığa nasıl yansıyacak?

Parti politikalarını Genel Merkez belirler. Her seçimde de bir seçim stratejisi olur. Bu yapılan detaylı araştırmalar sonrasında karara bağlanır. Partinin kurulları vardır, buralarda tartışılır. Sonunda da karar verilip, partinin hedeflerine ve stratejilerine uygun listeler oluşturulur. Dolayısıyla ben dışarıdan bakan, ana stratejileri görmeyen birilerinin yapmış olduğu eleştirileri çok sağlıklı bulmuyorum. Parti organlarının verdiği bu kararların hem parti hem de ülke menfaatlerine uygun olduğunu düşünüyorum.

Kırgınlıklar, küskünlükler her partide olur. Ama sonrasında seçim atmosferinde yeniden kaynaşılır ve ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte hareket edilir.

Burada önemli olan Türkiye’deki bu iktidar yapısını değiştirmektir. Bunu da en iyi bilen CHP’li seçmendir.

"CHP HERKESTEN OY ALACAK"

CHP son seçimlerde muhafazakârlardan oy alamıyordu. Bu seçimlerde bu kesimden oy alabilmek için Saadet Partisi ve İyi Parti ile ittifaka girdiği konuşuluyor kulislerde. Muhafazakâr kesimin sizce oyu CHP’ye nasıl akacak?

İster muhafazakâr olsun, ister modern olsun, isterse de başka özelliklere sahip olsun fark etmez. Bu ülkede yaşayan tüm insanların ortak çıkarları ortak dertleri var. Herkes ister ki bu ülkede refah düzeyi daha yüksek olsun. Evi, arabası, belirli bir ekonomik düzeyi olsun ve huzur içerisinde ailesi ile yaşasın. Bunu muhafazakârlar isterler de demokratlar istemezler mi? İşte CHP’nin bunu çok iyi çözümlemesi lazım. Mesela ülkenin birliği beraberliğine ilişkin bir huzur ortamı ister bütün yurttaşlarımız. Ya da eğitim sistemimiz o kadar güzel olsun ki Türkiye dünya da beyin göçü itibariyle çok önemli bir yerde olsun.

Bana kalırsa muhafazakarlardan da diğer vatandaşlardan da oy almanın yolu bu ortak dertlere en iyi çözümün kendilerinde olduğunu göstermektir. Bu geldiğimiz noktada illüzyonla yıllardır vatandaşı yanıltmış olan iktidarın artık büyüsü bitmiştir. Her şey allak bullak olmuştur. Dış politika yerde sürünüyor, iç güvenlik aynı şekilde, ekonomi berbat. Hele adalet, herkes bu ülkede yaşarken ister sağcı olsun ister solcu adalet sisteminin kendisine güven vermesini ister. Hukuk devleti olsun ve devlete karşı da benim güvencem olsun ister. Bunu da bitirmiş bir iktidardan söz ediyoruz. Bu kadar çok konuda vatandaşlar hükümetten rahatsız ki işte bu konulara CHP sahip çıkıyor. CHP herkesten oy alacak. Bu nedenle seçimlerde iktidar yapısı anlamında önemli değişiklikler yaşayacağımızı düşünüyorum. Yani hem parlamentodaki çoğunluğunu kaybedecek AKP hem de cumhurbaşkanlığını kaybedecek.

Yani sandıktan bir TAMAM çıkacak.

TAMAM İnşallah.

"HDP BARAJI AŞACAKTIR"

Yapılan anketler HDP’nin barajı geçeceğini söylese de baraj altında kalması sizce ne gibi sonuçlar doğurur?

Türkiye’de uzunca bir süredir HDP diye bir parti yokmuş gibi davranan siyasetçi sayısı çok fazla. Bunu da kendi seçmenlerine kabul ettirmişlerdir. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle seçim sonuçlarını belirleyecek en önemli parti HDP’dir. HDP barajı aşamazsa muhalefet mecliste çoğunluk sayısına ulaşamaz. Eğer HDP oyları ile desteklenmezse muhalefet adaylarından hiçbiri cumhurbaşkanlığını alamaz. Yani hem iktidar açısından hem de muhalefet açısından çok önem teşkil ediyor HDP oyları. Ben barajı aşacağını düşünüyorum. Mecliste de olması lazım HDP’nin. Öyle zannediyorum ki meclise girme riskleri olsa tek parti olarak seçime girmezlerdi.

"KONYA’DAN 4 MİLLETVEKİLİ"

Konya’dan aday gösterildiniz. Sizin hedefiniz nedir Konya için?

Biliyorsunuz Konya AKP’nin çok fazla oy aldığı bir il. Ama bu seçimde çok önemli bir oy kaybına uğrayacağını, oyların üçte birini kaybedeceğini düşünüyorum. Çünkü bu ekonomik kriz, adalet duygusunun ortadan kaldırılması, toplumun ayrıştırılması Konyalılar açısından da artık istenmeyen, terk edilmesi gereken bir anlayıştır.

CHP olarak da Konya’dan en yüksek oyu almak için de çaba harcayacağız ve başarıyla çıkacağız. Konya’nın önemli sorunları var ve bunlara her zaman sahip çıkacağız. Konya’ya tekrar bolluk ve bereketi getireceğiz.

Konya ovasının en önemli sorunu olan susuzluktu. Nerdeyse Konya ovası susuzluktan çölleşmeye giderken ben Mavi Tünel projesini yatırım programına almıştım 2002-2007 yılları arasında. O projeyle ortaya çıkan sulama şimdi Konya ovasına can vermiştir.

Bundan sonraki süreçte de Konya’nın imarı için, refah düzeyinin artması için elimizden geleni yapacağız.

Kaç milletvekili öngörüyorsunuz Konya’dan?

Evet en kiritik soru bu. En az 3-4 milletvekili hedefliyoruz.



İLGİLİ HABERLER