Bizi takip edin
Bizi takip edin
Siyaset

Erdoğan'dan Fırat'ın doğusu mesajı: Kendi yolumuzu açarız



1.10.2019 16:18:33
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de oluşturulması planlanan 'güvenli bölge' ile ilgili olarak birlikte çalışma imkanlarını zorlarız ama mümkün değilse kendi yolumuzu açarız. Nitekim şu anda açmaya başladık" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasama yılı açılışı nedeniyle konuşma yapmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) geldi.

AK Parti ve MHP'li milletvekilleri Erdoğan'ı ayakta alkışladı. İYİ Partili vekillerin sadece ayağa kalktığı, CHP ve HDP'li vekillerin ise Erdoğan'ı oturarak karşıladığı görüldü.

Vekilleri selamlayan Erdoğan, daha sonra kürsüye çıktı. Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile cumhuriyetimizin bu günlere gelmesinde emeği geçen herkese ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Şehit veya gazi olan tüm kahramanlarımızı rahmetle, milletle yad ediyorum.
  • Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Somali'de, Katar'da, Lübnan'da, Balkanlar'da ve daha birçok ülkede bayrağımızı gururla sallandıran güvenlik güçlerimize şükranlarımı iletiyorum. Bu yıl, İstiklal Harbimizin başlangıcının 100. yıl dönümü. Bu kutlu yolculuk, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışıyla yeni bir safhaya evrilmiştir. TBMM, dönemin tüm zorluklarına göğüs gererek bu kutlu yürüyüşü taçlandırmıştır. 
  • Türkiye'nin en büyük gücü birliktir. Beraberliktir, dayanışmadır. Bu öyle bir güçtür ki ne parayla, ne diğer imkanlarla kıyas kabul eder. Bu nedenle her fırsatta bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız diyorum. Bu nedenle terörle ve şiddetle arasına mesafe koyan tüm kesimleri milli meselelerde aynı ortak paydada buluşmaya, birlikte hareket etmeye çağırıyorum.
  • Demokrasilerde muhalefetin de payı olduğuna inandığımız için bu başarıyı bütün vekillere ait olarak görüyoruz. Emeği olan herkese şükranlarımızı sunuyorum. Türkiye'nin zaman zaman kesintili olsa da demokraside bugün geldiği yer hepimizin ortak zaferidir.
  • Yeni yönetim sistemi sorunlarımızı demokrasiyle çözebileceğimizin en büyük kanıtıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni sürekli güncelleyerek en büyük miras olarak gelecek nesillere bırakacağımıza inanıyorum.
  • Sınırlarımız dışındaki hiçbir faaliyetimiz işgal, istismar amaçlı değildir. Kendi güvenliğimiz adına neyin peşindeysek yakındaki ve uzaktaki tüm dostlarımız için aynı mücadeleyi veriyoruz. Birileri sınırlarından kilometrelerce uzaktaki yerleri sömürmek için gidiyor olabilir ama biz çevremize yardım etmek anlayışıyla bakıyoruz. İnsan merkezli bu anlayışın elbette bir bedeli vardır. Ne bedel olursa olsun Türk milletini diğerlerinden ayıran bu insani duruşumuzdan hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz
  • Birileri sınırlarından binlerce kilometre öteye kaynaklarını sömürmek, canileri, diktatörleri beslemek için gidiyor olabilir. Biz, çevremize yardım etmek ve birlikte kazanmak anlayışıyla bakıyoruz. İnsan merkezli bu anlayışın elbette bir bedeli var. Ne bedel ödersek ödeyelim, bu insani duruşumuzdan hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.
  • Bugün ülkemizde 5 milyon yabancı buluyor. Misafir ettiğimiz bu insanların evleri, yurtları, aileleri zaten var. Biz ülkelerinde yaşamalarını sağlayacağız.
  • Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğünden, Suriye halkının siyasi ve idari birliğinden yanadır. Biz kandan, ölümden, acı çekilmesinden yana değiliz. Hem kendimiz hem Suriye halkı için güvenli, huzurlu bir müreffeh bir gelecek istiyoruz. Suriye krizi uzadığı için, halen sınırlarımız içinde yaşayan 3 milyon 650 bin misafirimizin yol açtığı ekonomik, sosyal ve kültürel sınamaların tabii ki farkındayız Birileri sığınmacı sorunununu sırtımıza yükleyerek bize diz çöktürmeye çalışıyor. Soruyorum size, Türkiye böyle bir oyunu kabul edecek kadar aciz bir ülke midir? Türkiye masa başında yazılan senaryoların figüranlığını yapacak kadar öksüz bir ülke midir? Türkiye, geleceğini başkalarının eline teslim edecek kadar sahipsiz midir? Şayet böyle düşünen varsa milletimizi de, bizi de tanımıyor demektir. 
  • Açık ve net söylüyorum. Biz bu dayatmaya, bu senaryoya boyun eğmeyiz. Millet olarak ser veririz, istiklalimizden ve onurumuzdan kesinlikle taviz vermeyiz. Suriye konusunda karşı karşıya kaldığımız durum budur. Bu oyunun sonunun geldiğini defaatle geldiğini söylüyorum. Sabırlık davrandık, kararlılığımızı sürekli ifade ettik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları bu kararlılığımızı somut bir tezahürüdür.
  • Suriye'de kurulacak köyle ve ilçelerle ilgili ön çalışmaları yaptık, yerleri tespit ettik, maliyetleri çıkardık. Bölgeyi terör örgütünün işgalinden kurtarır kurtarmaz, uluslararası toplumdan alacağımız destekle işe başlayacağız. Birlikte çalışma imkanlarını zorlarız ama mümkün değilse kendi yolumuzu açarız. Nitekim şu anda açmaya başladık. Türkiye gelişmekte olan ülke grubunda üst kategoriye yükseldi. Ticaret savaşlarının yıkıcı sonuçları ve etkileri artmıştır.

  • Maalesef, özellikle Fırat’ın doğusunda arzu ettiğimiz neticelerin hemen hiçbirine ulaşamadık. Türkiye'nin artık kaybedecek tek bir günü bile yoktur. Geldiğimiz noktada kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmadır. Güvenli bölgede 1 milyonu yeni yerleşim yerlerinde, 1 milyonu mevcut yerleşim yerlerinde iskan etmeyi planlıyoruz.
  • Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yaşanan 5.8 büyüklüğündeki deprem, bize neyle karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmıştır. Ülkemizin 1. veya 2. dereceden deprem bölgesi olduğu belirtiliyor. 1999'da yaşanan İstanbul, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Düzce ve Bolu illerimizde yaşananlar hafızalarımızda tüm canlılığıyla duruyor. Gölcük ve Düzce depremlerinde 2010 yılındaki araştırmaya göre 18 bin 373 canımızı kaybettik. 2011'de Van'da, 1998'de Adana'da, 1983 yılında Erzurum'da, 1976 yılında Çaldıran'da, 1977'de Bingöl'de yaşananları büyük acılar olarak hatırlıyoruz. Bu depremde on binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. 
  • Türkiye'de inşaat faaliyetleri çok uzun yıllar boyunca estetik ve diğer unsurlar değil, afet riskleri de gözetilmeden yürütülmüştür. Biz bunu iktidara gelir gelmez gündeme aldık ve depreme dayanıklı yapı stoklamaya başladık. Belediyelerimizle birlikte ülke genelinde 6.7 milyon yapının dönüşümünü hedefleyen bir sürece girdik. Projeden malzemeye, yapı denetimine kadar standartları depreme göre yeniledik, geliştirdik.
  • Bugün Türkiye’nin 17 yıl öncesine göre afetlere daha hazırlıklı olduğu bir gerçektir.
  • Deprem gibi hayati meselelerin siyaset üstü olduğuna ve bu şekilde konuşulması, tartışılması, çalışılması gerektiğine inanıyoruz. Aksi yöndeki her tavır ve beyan, hiç kimseye, ülkemize zarar vermekten başka fayda sağlamayacaktır.


İLGİLİ HABERLER