Bizi takip edin
Bizi takip edin
Yaşam

Mahmut Tuncer'den o iddiaya yanıt...



29.09.2017 18:51:21
Halk Müziği sanatçısı Mahmut Tuncer’in popçu kızı Gizem aracıyla, motosikletli Merhaz Elçi’ye çarptı, 3 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açıldı. Kazada yaralanan Elçi, olayı örtbas için belgede sahtecilik yaptığını iddia ettiği baba-kızı şikâyet ederek yargılanmalarını istedi. İddiaları reddeden Mahmut Tuncer, motosiklet sürücüsünün kendilerinden 50 bin TL istediğini iddia etti...

İstanbul Şişli Halaskargazi Caddesi’nde 3 Mart 2017’de saat 22.40 sıralarında Mahmut Tuncer’in popçu kızı Gizem Tuncer, “U” dönüşü yasağı bulunan yerden dönerken motosikletle Merhaz Elçi’ye çarptı. Yaralanan Elçi ambulansla Şişli Etfal Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine gelen trafik polisi ve hastane polisi yaralının ifadesini almadı. İddialara göre hastaneye 3 arkadaşıyla giden Gizem Tuncer, Elçi’nin motosikletinin zararını sigortayı bozmamak için haricen karşılayacağını belirtti. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan davanın iddianamesi ve savcılığa verilen şikâyet dilekçesindeki iddiaya göre, tedavisinin ardından Elçi, 50 TL eksper ücreti ödediğini Gizem Tuncer’e bildirdi.

Habertürk'an haberine göre Tuncer, motosikletin yetkili servis yerine tanıdıkları bir usta tarafından tamirini istedi. Tamirci değişecek parçaları ikinci el ve ucuzundan taktırmayı teklif edince Elçi, bu yerde yapılacak tamirattan vazgeçti. Durumu Gizem Tuncer’e anlatan Elçi’yi baba Tuncer arayıp, “Kızımı rahatsız etme bizim arabada da hasar var, onu kim ödeyecek” diyerek kendisiyle muhatap olmasını istedi. İddiasına göre Mahmut Tuncer, Merhaz Elçi’yi akrabası Sinan Kırmızı’ya yönlendirdi. Kaza tutanağını önce kendi adına düzenlemek isteyen Sinan Kırmızı, Merhaz Elçi’ye sözleşme adı altında feragatname imzalatmak istedi. Durumu fark eden Elçi, el yazısı sözleşmeyi yarıda bırakarak ayrıldı. Kırmızı da iddiaya göre yarım kalan sözleşmeyi tamamlayıp, “Sigortadan masrafımı alıyorum. Aracın sürücüsü Gizem Tuncer ve araç sahibi Mahmut Tuncer’den hiçbir yasal hak talep etmeyeceğim. Bu sözleşmeyi imzalıyorum” yazarak imzaladı. Motosikletini tamir ettiremeyen ve Adli Tıp raporunu alan Merhaz Elçi, Gizem Tuncer’den şikâyetçi oldu. Tuncer ise savcıya ifade vermeye gittiğinde soruşturma dosyasına Elçi’ye ait olduğunu ileri sürdüğü feragatnameyi sundu.

 

Savcılık Gizem Tuncer hakkında “taksirle yaralama” suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla dava açtı. Elçi, sahte feragatnameyi hazırladıkları iddiasıyla baba-kız hakkında “Özel belgede sahtecilik” suçundan yargılanmaları için avukatı Yıldız Ceren Okur aracılığıyla şikâyette bulundu.

MAHMUT TUNCER KONUŞTU

Bu iddianın ardından bugün bir açıklama yapan ünlü türkücü Mahmut Tuncer, kızı Gizem Tuncer’in otomobiliyle çarpışan motosikletin sürücüsü Merhaz Elçi’nin kendisinden önce 5 bin lira para istediğini, vermeyince de karşılıklı tutanak tuttuklarını belirterek, ardından da tutanağı kabul etmeyip 50 bin lira para istediklerini iddia etti.

Tuncer, şöyle dedi:

 

"Mart aylarındaydı herhalde kızımız bir trafik kazası yapmıştı. 'U’ dönüşü yapılmayacak bir yerde yapmış, insanoğludur, unutabilir. O anda da bir motosiklet geliyor çarpıyor kendisine. ’Polis çağıralım’ diyor. O anda da ’Abla benim kaskım yok’ demiş. Hastaneye götürüyorlar, kızımız da yardım ediyor, hiçbir şey çıkmıyor. Bir gün sonra aramışlar kızımızı tabi bana da söylemediler evde. Bir gün sonra kızımızı arayıp para istemişler, ’Bu kadar para vereceksin’ demişler, tabi Mahmut Tuncer’in kızı olduğunu öğrenince. O zaman kızımız şöhret değildi, yeni yeni şöhret oluyor. Bunu sıkıştırmaya başlayınca kızımız da bize söyledi. Ben aradım konuştuk, benden de para istediler. Ben dedim ki kardeşim para mara vermem. Bizim arabalarımız sigortalı, bu tür durumlarda sigorta karşılıyor. Bunların tutanaklarını tutturalım, sigortaya bilgi verelim, sigorta da ödesin. ’E bizim motorumuz yeni, darbeli olduğu için fiyatı düşer. Biz dışarıda yaptıracağız. Siz bize elden para verin.’

'BEN ELDEN PARA VERMEM DEDİM'

Ben de dedim elden vermem. Yani hem motorunu yaptıracağız para vereceğiz, bir de karşılığında ayrıca yanlış hatırlamıyorsam 5 bin lira para istediler, vermedik. Arandık, aradık finalinde gelin bir rapor tutalım, karşılıklı halledelim. Benim de televizyon çekimim vardı Beşiktaş tarafından bir Kültür Merkezi’nde. Onlar da ’Ağabey biz de zaten o bölgede çalışıyoruz’ dediler. Benim yanımda da Sinan diye bir arkadaş vardı. Çekimlere gittiğimde yanımda götürürüm. Sonra bekledik gelmediler. Tam ben çekime girecekken aradılar ’Biz geliyoruz’ dediler. Ben de Sinan’ı gönderdim. Onlar 3 kişi gelmişler, Sinan da oturup karşılıklı imzalamışlar. Kağıdı aldık 2 gün sonra tekrar dediler ’Ağabey biz vazgeçtik, biz mahkemeye vereceğiz sizi ya da bize bu kadar para verin.’ Ben de dedim verin. Sonra biz de karakola gittik, ifademizi verdik, imzaladığımız kağıtları verdik."

’TELEFONUM NÖBETÇİ ECZANE GİBİ 24 SAAT AÇIKTIR’

Mahmut Tuncer, kendisine ulaşılamadığı yönündeki iddialara da tepki gösterirken, şunları kaydetti:

 "Ondan sonra Çağlayan Adliyesi’nden uzlaşmacı arkadaşlar aradı; 'Sizi anlaştırmak istiyoruz. Onlar uzlaşmaya hazır’ dediler. Peki ne istiyorlar? Dediler ki ’50 bin lira istiyorlar.’ Dedim valla ben 50 bin lira vermem. Yani bir motor çarpmasına 50 bin lira verilir mi, vermem.

'İMZA BENİM DEĞİL' DİYORMUŞ

Ondan sonra da bugünkü gazetelerde okuduk, imza benim değil diyormuş, sahte diyormuş. Şimdi sahte olan imzayı ben niye vereyim veya arkadaşım niye sahte kendi imza atıp bana verecek. Devleti mi dolandırıyoruz, insanı mı dolandırıyoruz, bankadan para mı çekiyoruz? Ben o evrakı versem ne olur, vermesem ne olur? Eğer imzalamamışsa arkadaşın niye imzalayıp bana veriyor.

Şimdi gazetelerde falan da tek taraflı yazıyor Mahmut Tuncer ile ilgili. Yani hoş bir şey de değil. Ama büyük olunca isim maalesef motoru değil karıncayı bile ezsen diyecekler ki ’Mahmut Tuncer karıncayı ezdi, haberiniz olsun.’ Benim telefonum nöbetçi eczane gibi 24 saat açıktır. Hele ben şu aralar dışarıdayım, İstanbul dışındayım ev için bile olsa 24 saat açık. İnsanlık hali evde bir şey olabilir. Onu da boş verin zaten benim telefonum sürekli açık. Şimdiye kadar da kimse beni aramadı sizin dışınızda. Siz aradınız ulaştınız. Bana ulaşamayan hanımıma ulaşır, Gizem’e ulaşır, yapımcıma ulaşır. Yani ben bunun için telefonumu kapattım? At ile deve değil ki trafik kazası bu herkesin başına gelir. Benim yüzüme 180 dikiş attılar. Ölümden döndük, uçtuk. Trafik kazasıdır dedik, Allah böyle yazmış dedik."

 



İLGİLİ HABERLER