Doğanın sermaye tarafından sömürüsünün telafi edilemeyecek zararlara sebebiyet verdiği vurgulanan davada, davanın neticelenmesine kadar geçecek sürede yürütmenin durdurulması da talep edildi.
Yönetmeliği çıkartan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na karşı açılan davada, ilgili yönetmeliğin Anayasaya, kanunlara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu vurgulandı. Zeytinlik alanların ekolojik sistemdeki yeri ve önemi vurgulanarak, kamusal hizmetin kaynağının sermayenin ihtiyaçları değil toplumun genelinin gereksinimleri olduğuna işaret edildi.
Zeytin sahasına 3 km mesafede, zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında bir tesisin yapılamayacağına dair emsal Danıştay kararları da vurgulanan dava dilekçesinde yönetmelikle yapılan değişikliğin kamu yararına aykırı olduğu belirtildi.
Yapılan başvuruda, Türkiye Komünist Partisinin Parti Programının 17.a maddesinin “Çevre ve kültür değerleri, ticari birer meta olmaktan kurtarılarak devlet tarafından korunur ve tüm toplumun kullanımına açılır.” Hükmüne yapılan vurgu ile TKP’nin, doğanın sömürüsüne ve talanına izin veren söz konusu yönetmeliğin iptalinde söz hakkı olduğuna işaret edildi.

















