Bildiri konut piyasasında fiyatların kontrolsüz artışı ve bu artışın vatandaşların geliriyle orantılı olmamasının ülkede “barınma krizi” yarattığının altını çizerek soruna ilişkin çözümlere dair genel bir çerçeve oluşturuyor.
Bildiride ekonomik belirsizlik, birikim sahibi insanların ne Türk Lirası ne döviz cinsinden güvenli bir yatırım aracı bulabilmesi, doğal olmayan şekilde düşük tutulan faizler, gurbetçi ve yabancıların artan kurla beraber döviz cinsinden görece ucuzlayan gayrimenkule gösterdiği ek taleple birlikte konut piyasasında fiyat artışının önüne geçilemediği ifade edildi.
İVME Hareketi bildiride konut fiyat artışlarının %189’u aştığını ve büyükşehirlerde ortalama kira bedelinin iki haneli sayıları bulduğunu, ev sahipliği oranının giderek düştüğünü, üretilen konutların hali hazırda servet sahibi olanlar veya yurtdışında yaşayanlar tarafından satın alındığını ve mevcut finansman sisteminde konut kredisinin aylık ödemesinin çalışan insanların ödeyebileceği seviyenin çok üzerinde olduğunu kaydetti.
Çalışma, kur artışı ve küresel piyasalardaki fiyatların etkisiyle inşaat maliyetlerinin de arttığını, yalnız inşaat maliyeti dahi ücretli çalışanlar için erişimin imkânsız hâle geldiği bir tabloyu doğurduğunu da gözler önüne seriyor.
İVME Hareketi bildiride barınma sorununun çözümüne ilişkin 7 maddelik genel bir çerçeve sundu:
- Barınma amacı gütmeyen konut talebinin kısılması gerekmektedir. Konut satışından elde edilen gelirler, kısa süreli alım satımda kar ile orantılı biçimde yüksek vergilere tabii tutulmalıdır. Çoklu konut sahipliğine kiraları artırmayacak şekilde vergilendirme ile sınır getirilmelidir. Konut yatırımı karşılığı vatandaşlık uygulaması yürürlükten kaldırılmalıdır. Kayıt dışı kazancın sisteme gayrimenkul sektörü üzerinden sokulması engellenmelidir.
- Konut arz ve finansman sistemi revize edilmelidir. Yapı kooperatifleri kurulmalıdır. Yerel yönetimler aracılığıyla uzmanlık paylaşımı ve müşavirlik sağlanması sonucunda yaklaşık toplam maliyetin %20’sine tekabül eden müteahhit kârını da ortadan kaldıran İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Konut Projesi örnek alınabilir. Emlak Bankası vasıtasıyla kooperatiflerin finansmanı, ipotek sigortası, sigortalı ipotekler vasıtasıyla düşük peşinatlı konut kredilerinin mümkün kılınması, enflasyona endeksli ödemeli konut kredileriyle daha uzun vadeli kredilerin oluşturulması gerekmektedir.
- Türkiye’de orta sınıfı, alt gelir grupları ve dezavantajlı grupları kapsayacak bir sosyal konut modeli kurgulanmalıdır. Farklı gelir gruplarını kapsayacak şekilde, hane halkı sayısı ve toplam geliri dikkate alınarak, gelirin belli bir yüzdesi karşılığı vadeli ödeme seçenekleri ile hane halkı talep ve ihtiyaçlarını gözeten ve buna bağlı metrekare maliyetini belirleyen konut sahipliği imkânı sunan sosyal konut üretimine gidilmelidir.
- Konut stoğu niteliği artırılarak yenilenmelidir. Deprem tehlikesi, konutun sağlamlığı, ısınma gibi unsurlar stok yenilenme sürecinde temel belirleyici gereklilikler olarak gözetilmelidir.
- İstanbul nüfusunun yeni inşaatlarla büyümesi engellenmelidir. İstanbul’un artık bir göç değil tersine göç merkezi olmasını hedefleyen ulusal düzeyde planlar hazırlanmalı, İstanbul’un mevcut konut stoğu yenilenmelidir.
- Öğrencilerin barınma sorunu aciliyetle çözülmelidir. Yurt stokunun tüm öğrencilere yeterli olabilmesi için yeni yurtların yapımına ivedilikle başlanması gerekmektedir. Hukuksuz biçimde vakıflara aktarılan yurtlar geriye yönelik soruşturması yapılarak tespit edilmeli ve boş tutulan yurtlardan başlayarak uygun şekilde kamulaştırılmalıdır.
- İklim ve ekoloji krizinin yaklaştığı dönemde, yeşil adil dönüşüm gerekliliği bağlamında kent ve barınma tasarımlarının olası risk ve felaket ihtimallerinin hesaplanarak yapılması, bu tasarımlarda ekolojik duyarlılık, uyumluluk ve yaşam kapasitelerine dönük yeni yatırımların planlanması gerekmektedir.

















