Mahir Polat, sosyal medyada paylaştığı yazısında Sırrı Sürerya Önder için “Vicdan ve merhamet diliyle, gülüşüne ve muhabbetine hep güvendim.” dedi.
Mahir Polat’ın yazısı şöyle:
Hangi partiden, hangi görüşten, hangi milletten olursa olsun, bu topraklarda büyümüş her çocuğun “abi” diyeceği bir gülüşün sahibi, bizim toprakların demlediği bir muhabbet diline ve gönlüne sahip Sırrı Süreyya Önder…
Keşke her partiden, her zümreden, kendi zümresinin dört duvarına sıkışmadan; “öteki, beriki mahalle neymiş, biz koca bir milletiz, bir güzel ülkeyiz” diyen; ülkenin kardeşliği için çırpınan, varlığından insanlık adına güç aldığımız vicdanlı siyasetçilerin, yaralı çocukların, güzel insanların sesi daha çok duyulsa. Bu memleketin uzak düşmüş çocuklarını bir araya getirmek için, canım ülkemin tüm çocuklarını kardeş yapmak için gecesini gündüzüne katan insanlar daha çok konuşsa.
Bize geçmiş zamanların mesellerini, hikâyelerini, fıkralarını anlatıp bu ülkenin öfke ile değil, güzel sözle şifa bulacağını gösterse.
49 yaşındayım. Sırrı Süreyya Önder’i bir gün bile yakından görmedim, ortak bir masaya denk gelmedim. Gri, soğuk ve uydurulmuş siyaset dünyasının bürokrasi boyalı sıkıcı konuşmalarını, meseleleri karnından konuşan hâlini hiç sevemedim. Sırrı Süreyya, görüşü ne olursa olsun; açık, net, samimi ve öfkeli olmadan konuşmanın bereketini gösterdi herkese. O yüzden, onun partisinden olsun olmasın, milyonlarca kişi onu tanıdı, dinledi, duydu.
Vicdan ve merhamet diliyle, gülüşüne ve muhabbetine hep güvendim. Hep bu ülkeye, bu topraklara hizmet etmek için çırpındığını düşündüm. Sırrı Süreyya Önder, nice inişli çıkışlı, yorgun bitap düşürecek zor siyasi konuların içinden geçerek verdiği ömür sınavının sonunda, bu güzel ülkenin vicdan ve gönül terazisinde her partiden insanın gönlünde makam bulmuş bir güzel insan olarak aramızdan ayrılıyor.
Ne yazık ki insan olarak son vazifemiz olan cenazesine gidemiyorum. Değerli kızına ve ailesine başsağlığı diliyorum, acılarınızı paylaşıyorum. Anne baba acısı yürekte yaradır; bir günde, iki günde sökülüp gitmez. Sabır diliyorum.
Biz biraz da eksiklikler dünyasının çocuklarıydık, ne yapsak ne etsek eksik, onmamış kalacağız, nasıl yaşarsak yaşayalım birileri eksiğe, birileri fazlaya yazacak. Aynı türkülerle dertlenip, aynı dualarla ülkemizin bağrına sırlanacağız. En çok Allı Turnam türküsünü severmiş, Orada bir dizede geçiyor ya “Ne onmamış kul imişim dünyada…” belki de tam bu dize için seviyordu, çoğumuz gibi…
Mekânı cennet olsun. Gönül mektebinin ömür boyu talebesi olmuş bir sanatçımızı, toplum insanını ve ülkemizin TBMM Meclis Başkanvekili’ni kaybettik. Tüm ülkemizin başı sağ olsun.
Mekânın cennet olsun…
















