CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Şu anda herkes sevdiğinin yanında. Tayyip Bey daha önce katil dediği, doların ucunu görünce sevdiği Suudi Arabistan’a gitmiş, orada Prens’in yanında, ben de sevdiklerimin yanındayım. Hataylılarlayım… Vallahi şunu söyleyeyim: Sen geldin brandaları serdin. Gittin başka şehirlerde, parayla, panoyla algı operasyonu yaptın. Bu millet algıya, algı üzerinden yapılan hesaplara, gerçekte boş senede imza attırıp da sonra o senedi siyasi çıkar uğrunda kırdırmaya asla ve asla izin vermeyecek. Artık siyaset panoyla, parayla, brandayla değil samimiyetle yürekten yapılacak” dedi.
6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illere yaptığı ziyaretlerini sürdüren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Hatay’da Rezerv Alan Mağdurları ile bir araya geldi. Özel, 6 Şubat depreminde CHP olarak bölgede yapılanları anlatarak şöyle devam etti:
“Bir yere yapının yapılması sakıncalıysa bir daha yıkılacaksa o yapı oraya yapılmamalıdır”
“Öyle bir noktadayız ki bu haftayı tamamını deprem bölgesinde geçirmeyi uygun gördüm. Bugün burada sizlerle birlikte olmak çok mühim. Hatay milletvekillerimiz rezerv alan sorunu daha ortaya çıkarken bunu hem Meclis’te dile getirdiler. Takip ettiğiniz grup toplantılarında bu sorunu dile getirmeye çalıştık. Soru önergeleri verildi, araştırma komisyonları kurulması istendi. Her yol denendi. Ama bugün geldiğimizde birçok şehirde ama en çok da Hatay’da, 50 bin kişiye yakın vatandaşımızın mağdur olduğu, rahatsız olduğu söyleniyor. Burada beş arkadaşımızı dinledik. Onları dinleyip de her birinin sorunu birbirinden farklılıklar gösteriyor. Ama hangisine hak vermediniz? Kendinizi onların yerine koyduğunuzda benim başıma gelse haklı adam diyorsun ya da hanımefendi haklı diyorsun. Her birinin anlattığı hikayeye baktığınızda haklı. Sizden herhangi birini dinlediğimizde ya da bugün işte konteyner kentlerde gezdim, sokakta gezdim ya da sabah bir canlı yayında bir yarım saat herhalde dilim döndüğünce sorunları anlattım. Peki ne yapabiliriz? Tek başımıza hiçbirimiz hiçbir şey yapamayız. Ama devlet bireylerin çözemediği sorunları çözmek için var. Maalesef burada devlet adına karar verenler sorun çözeyim derken sorun ürettiler. Elbette şunu anlayabilirsiniz, bir yere yapının yapılması sakıncalıysa bir daha yıkılacaksa o yapı oraya yapılmamalıdır.
“Meseleye ‘Biz dediğimizi yaparız. Sen git derdini anlat’ noktasında bir yaklaşım var”
Yapı yapılacak yer aranırken en iyi yer bulunmalıdır. Ve orada birisinin arsası, tarlası, evi varsa genel kamunun menfaati için orası kamulaştırılacaksa bu da yapılmalıdır. Ama burada bir tane kural var: Devlet hak yemez ve kimsenin hakkını birbirine geçirmez. Devletin yaptığı bu işte bir kere en büyük sorun o soru işareti, o şüphe var ya diyor ki ‘Beni orada oturtmadılar. Alın teriyle çalışıp kazandığım ya da anamın ak sütü gibi helal annemden babamdan miras kalan, evimde ben oturmuyorum. Orada başkasının ışığı yanıyor. Ve burada bir haksızlık var’ diyorsa insanlar, buna dönüp bakmak lazım. Ve bana iletilen bütün raporlar, okuduklarım ve bugün dahil dinlediklerimin hepsinde özensizlik vurdumduymazlık ve meseleye ‘Biz dediğimizi yaparız. Sen git derdini anlat’ noktasında bir yaklaşım var. Bu devlet adamlığı yaklaşımı devletin doğru ve adil yönetim yaklaşımı değildir. Rezerv alan meselesinin özünün bir felaketten rant çıkarmaya dönüştüğüyle ilgili endişeler, kaygılar, söylenen sözler çok ağır sözlerdir. Ve bunun üzerine büyük titizlikle gitmek gerekiyor. Afet Kanunu kapsamında yerinde dönüşümün mümkün olmadığı durumlarda başka bir alanın belirlenmesi, burada kamulaştırma yapılması, yeni binalar yapılması buraya kadar görünüşte bir sorun yok. Ama sorun bu sistemin hakkaniyetine insanlar inanmıyor ve ‘Buradan bir rant elde ediliyor ve birilerine bu sağlanıyor’ deniyorsa burada çok büyük bir sorun var. Arazilerin, zeytinliklerin, zorla elden gittiği, ifade edildiği gibi altı, yedi, sekiz milyonluk yere üç milyon değer biçildiği kişinin 130 metrekarelik evi alınıp hem de alan arttırılıp hem de daire sayısı üç katına çıkarılıp kişiye çok daha küçük bir metrekarelik evin verildiği bir yöntem, yöntem değildir. Buna karşı yükselen itirazların haklılık payı çok yüksektir ve dinlenmesi ve çözülmesi lazım.
“Bu acının altından birlikte kalkmamız lazım”
İktidara çağrımızdır, bu sorunların tamamı uzlaşmayla çözülmelidir. Hataylıların bu yükü daha fazla taşıyacak dermanı kalmamıştır. Eğer gerçekten samimiyetle ve meseleye yaklaşacak olurlarsa biz bu konuda milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla, uzman kadrolarımızla katkı vermeye hazırız. Gelsinler, itirazların dinleneceği hukukçuların olduğu her partiden milletvekilinin olduğu, her partinin görevlendirdiği harita mühendislerinin şehir plancılarının olduğu hakkaniyeti bir itiraz ve haklı görülen itirazlara hakkın iadesine yönelik bir komisyon oluştursunlar. Bu konuda mahkemeler bir yoldur. Ancak uzun yoldur, zor yoldur ve gönül kırıklıklarını çözen bir yol değildir. Bu işin partisi olmaz. 6 Şubat sabahı saat 04.17’de deprem, acı, facia parti ayırdı mı? Alevi Sünni mi diye baktı mı? Arap mı Türk mü Kürt mü diye baktı mı? Kimseye bakmadı. Bu acıyı birlikte yaşadık. Bu acının altından birlikte kalkmamız lazım. Bunun bir başka yolu yoktur. Hele hele insanlar kendini dininden, mezhebinden oturduğu mahalleden dolayı ötekileştirilmiş hissediyorsa… Devlet yönetimi bir ilkeler bütünüdür. Ama en sonunda vicdan işidir. Bir vatandaş çıkıp benim sorunum var diyorsa o vatandaşın sorunu vardır. Çözene kadar uğraşmak devletin sorumluluğudur. Bir art niyetli çıktı. Hadi buradan bir art niyetliyi çıkarayım, burada konuşsun. Gerçek olmayan bir sorunu anlatsa ilk önce itirazı siz edersiniz. Doğru söylemiyorsun dersiniz. Hayır burada haksızlık yaptın dersiniz. Düşünün iki takım maç yapıyor. Bir takımın kalesi 15 metre olsa, bir takımın kalesi bir metre olsa kalesi bir metre olan takımın taraftarı memnun olur mu o maçı kazandığına? Hakem takımlardan birinin formasını giymişse o takım sevilmez utanır, rezil olur. Kazandığının bir kıymeti olmaz. O yüzden hakkaniyet eşitlik ve bu zeminin korunması son derece önemli.
“Kim ne mağduriyete uğradığını söylüyorsa CHP’nin adalet getireceği iktidarında hak yerini bulacaktır”
Biz bu konuda rezerv mağduriyetinin giderilmesi için teknikse teknik, siyasiyse siyasi her katkıyı yapmaya hazırız. Ve iktidara diyoruz ki ana muhalefet olarak biz buradayız. Gelin bu sorunları dinleyelim. Tartışalım. Hakkaniyetli bir çözüm bulalım ve bu insanları rahatlatalım. Benim önerim bundan ibaret. Çözmezlerse iktidarımızın ilk ayında söz veriyorum, o itiraz komisyonunu tüm partilerden oluşan bizzat kuracağım. AK Parti kimin hakkını yediyse onu ispatlayan herkese hakkını iade edeceğim. Burada siz ben söylemeye utanıyorsunuz, çekiniyorsunuz, şu dahil şehrin en para eden yerinde evin vardı şimdi dağın başındasın. Bu evin metrekaresiyle o evin metrekaresi eşit olsa bile bu eşitlik değildir. Her eşitlik adil değildir. Burada çok değerli bir arsanın 8’de 1’i seninken orada çok daha değersiz bir arsanın 8’de 1’ini hatta 16’da 1’ini sana veriyorsa biz anlaştık olmaz. Buradan ilan ediyorum, bir evin hani amiyane deyimle şerefiye değeri dahil kim ne mağduriyete uğradığını söylüyorsa CHP’nin adalet getireceği iktidarında hak yerini bulacaktır. Size söz veriyorum.
“Yalansa Mehmet Şimşek çıksın söylesin”
Kahramanmaraş’tan bir ablam bunu her yerde anlat diye söyledi. 6 Şubat gecesine mazeretsiz bir iktidarla yakalandık. İki aylık iktidar değildiler. 21 aylık iktidar da değildiler. 21 yıllık iktidardılar. Niye mazeretleri yoktu? Geldikleri gün 1999 depreminin üstüne gelmişlerdi. Toplumsal kabul kamuoyu desteği depremle mücadele için tamdı. Acımız yeniydi. Hepimiz de diyorduk ki ‘Büyük İstanbul depremi geliyor. Deprem uzmanları İstanbul’dan sonra dönüp burayı söylüyorlardı. Bu fayı söylüyorlardı.’ Ve bizim İstanbul’u da büyük şehirleri de bu bölgeyi de depreme hazırlamamız gerektiğini biliyorduk. Mazeret yoktu. Kamuoyu desteği tamdı. Depreme dayanıksız bir evin yıkılıp yeniden yapıldığında nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili mevzuat tam ve hazırdı. Allah 21 yıl izin vermiş. Zaman da çoktu. Para, hele hele para, Cumhuriyet tarihi boyunca bütün hükümetlerin topladığında fazla, 3 trilyon dolar. Yalansa Mehmet Şimşek çıksın söylesin. Bakın 3 milyon dolar büyük paradır. 3 milyar dolar deli paradır. 3 trilyon dolar muazzam bir para. Bu kadar vergi topladılar. Yetmedi 41 milyar dolar tam olarak deprem vergisi topladılar. Yani kendilerinden önceki hükümet, iki yıllığına deprem vergisi koymuştu. İktidara geldiler. Gelirken deprem vergisini eleştiriyorlardı. O vergiyi 21 yıldır aldılar. Bugün dahi alıyor. Adına Özel Tüketim Vergisi dediler. 41 milyar dolar.
“Kimse ödeyeceği parayı bilmeden borçlandırılamaz”
Sadece bugün 10 ilde yapılan ve yapılmakta olan bütün evler bitince lazım, para, Bakan’ın hesabıyla onların söylemesiyle 40 milyar dolar. Yani ÖTV diye hepimizden 21 yılda aldıkları eski adı deprem vergisi olan vergi, bu evlerin hepsine yetiyor zaten. Vallahi bu evleri size hakkınızı yemeden bedava, karşılığında para istemeden bırak faiz vereceklerse onlara ödediğimiz bütün ÖTV’ler helali hoş olsun. Sizin olsun. Ama o kadar ÖTV’yi topla yetme, kendinden önce yapılmış kitleri sat 65milyar dolar daha topla yetmez, çürük yapılara af çıkar sekiz kere oradan 26 milyar dolar topla yetmez, halen daha bu evler paralı bir de beyefendinin dediği gibi görmeden ev satın alıyorsun. Bir de boş senede imza atıyorsun. Böyle ticaret nerede görülmüş? Bu Türk Ceza Kanunu’nda açık suç. Bunu yapana tefecilik yapıyorsun denir. Kimse ödeyeceği parayı bilmeden borçlandırılamaz. Açık kanun hükmüdür. Bugün sana anahtarı gösteriyor. Alayım dedin mi veriyor mu? Önüne sözleşmeyi itiyor, nokta nokta boş. Faiz kısmı boş. Bakın faiz kısmındaki esas sorun da şu: Afet Kanunu, deprem konutundan faiz alınmaz der ama onu rezerv alanın dışında tutuyorlar. Rezerv alana yapılanlardan almaya niyetliler. Dükkanlardan almaya niyetliler. Şu anda herkes sevdiğinin yanında. Tayyip Bey daha önce katil dediği, doların ucunu görünce sevdiği Suudi Arabistan’a gitmiş, orada Prens’in yanında, ben de sevdiklerimin yanındayım. Hataylılarlayım.
“Artık siyaset panoyla, parayla, brandayla değil samimiyetle yürekten yapılacak”
İnşallah Tayyp Bey’in Suudi Arabistan’daki kardeşçe temasları diğer ülkelerdeki temasları biter de memleketimize kavuşur. Tahmin ediyorum, cuma günü burada. İlk söz, bütün basından talebimiz, Özgür Özel söylüyor, Özgür Özel öneriyor. Bir, hiçbirinden faiz alınmayacağını, iki zaten insanların bu kadar evleri almış gitmiş. Alınan deprem vergileri buna yetiyor diyor Özgür Bey deyin. Bugüne kadar topladığın ÖTV borcu kapatıyormuş. Depremzededen deprem konutunun parasını almayacağını ilan et. Hesap yapıyormuş, şöyle hesap yapıyor: iki yıl ödemesiz 20 yılda bitecek, 18 yıl var ya iktidardan da gidiyor ya bunlar 16 yıl CHP’ye mi para ödesinler, bir iskonto yapalım seçime doğru para da lazım efendim ‘Gelin verin bir milyon 500 bin 800 bin bir buçuk milyon tapuyu alın helalleşelim’ deyip bir miktar para toplayıp bu para karşılığında tapu sözü verip veya tapu verip buradan da kendine bir siyasi fırsatçılık yapacak. Vallahi şunu söyleyeyim: Sen geldin brandaları serdin. Gittin başka şehirlerde, parayla, panoyla algı operasyonu yaptın. Bu millet algıya, algı üzerinden yapılan hesaplara, gerçekte boş senede imza attırıp da sonra o senedi siyasi çıkar uğrunda kırdırmaya asla ve asla izin vermeyecek. Artık siyaset panoyla, parayla, brandayla değil samimiyetle yürekten yapılacak.”
“Diyorlar ki ‘Nasıl olacak iş?’ Nasıl olacak biliyor musunuz? Bir hafta boyunca bütün illerde programınız olacak. Hatay’da sabahtan akşama programınız olacak. Antakya ilçesine sadece bir sebeple beş dakika uğrayacaksın ve esas yayınlanacak, konuşulacak konuşman bundan yarım saat önce bir başka yerde olacak. İlçeye bir fotoğraf asmaya geleceksin. Seni ilçenin önünde yolu kapatacak kadar kalabalık bekleyecek. İşte bu olursa parti iktidar olacak. Partinin iktidar olacağı sizin heyecanınızdan, sizin sevincinizden belli. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz. Bir partinin iktidar olacağı Genel Başkanı milyonlarca lira verilmiş, büyük, lüks, güzel hazırlanmış sahnelerde konuşmasından belli olmaz. Partinin Genel Başkanı iskembenin üstünden binlere konuşuyorsa parti o zaman iktidara geliyordur. Parti iktidar olacaksa Genel Başkan portakal kasasından kürsü yapar, oradan konuşur. Binlere konuşur, o zaman o parti iktidar olur.
“Atatürk resmini asmaya geldim”
Ben buraya niye geldim? Ben Antakya İlçe Başkanımızın ailesi depremde enkaz altında kalınca, biricik eşi yoğun bakımda yatarken sürekli sağlık durumlarıyla ilgilendik, takip ettik. İyi olduklarını duyduk. İlçe başkanım bana dedi ki ‘Başkanım, size bir Atatürk resmi var. İlçe binamız yıkıldı. Bu Atatürk resmini size emanet etmek istiyorum.’ Ben de dedim ki ‘O resmi alırım. Siz ne zaman Antakya ilçeye geçerseniz gelir, kendi ellerimle asarım.’ O resmi asmaya geldik. Allah bir daha Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve hiçbir partiye enkaz altında kalmış bir ilçe binası, enkazın altında kalmış bir parti tabelası göstermesin. Bir daha böyle büyük acılar görmeyelim. İnşallah binalarımızı hep dimdik ayakta, partimizi de iktidarda görelim.
“Hatay, Atatürk’ün emaneti demek”
Hatay bizim için şu demek. Hatay, Atatürk’ün vasiyeti demek. Hatay, Atatürk’ün emaneti demek. Biz bu emanete gözü gibi bakan bir partiyiz. Bundan sonra da gözümüz gibi bakacağız. Bütün Türkiye’de büyük bir başarıyı kazandığımız 31 Mart seçimlerinde sadece ve sadece elimizdeki büyükşehirlerden bir tek Hatay’ı kaybettik. Orada hiçbirimiz masum değiliz. Ama büyük bir ders aldık. Bundan sonraki süreçte Cumhuriyet Halk Partisi olarak Hatay’ı bir daha geri vermemek üzere Hatay Büyükşehir’i kazanacağız. Hiç merak etmeyin. Atatürk’ün iki büyük eseri var. Biri Cumhuriyet, biri Cumhuriyet Halk Partisi. Atatürk’ün bir tane emaneti var. O da Hatay’dır. Ona sımsıkı sarılacağız ve bir daha bırakmayacağız. Kimse moralimizi bozamaz. Bundan sonra hepinizin bildiği gibi ahlaki üstünlük bizde. Cumhuriyet Halk Partisi’ne laf edenleri nasıl Hatay insan içine çıkamaz hale getirdi, gördünüz. Psikolojik üstünlük bizde. Allah sizleri eksik etmesin. Çoğunluk enerjisi bizdedir. Hep beraber iktidara yürüyoruz.
“Hatay’da da, Türkiye’de de birinci parti olacağız”
Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi olarak Hatay’a gösterdiğimiz ilgi ve alakayı artıracağız. Elimizden geleni yapıyoruz. Bütün engellemelere rağmen devam edeceğiz. Elimizdeki belediyelerde bütün zorluklara rağmen en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Onlara büyükşehir belediyelerimizle, kardeş belediyelerimizle destek oluyoruz ve olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki seçimlerde Hatay’da da Türkiye’de de birinci parti olacağız. Hem milletvekili sayımızı artıracağız, öyle üçle, dörtle, beşle yetinmeyeceğiz. Hem büyükşehri alacağız. Hatay’ın bütün ilçeleri, Hatay’ın ve Türkiye’nin iktidarına Hatay da hazır olsun. Partimiz de hazır olsun.
“Suriye’de yaşayan bütün Kürtler de öz be öz akrabamızdır”
Ben şimdi buradan Cilvegözü’ne gidiyorum. Orada da hem soruna dikkat çekmek, hem Suriye’de yaşananlara, sizden bize hep bu talepler geldi. Biz, Suriye’de Türkmenleri de seviyoruz, Arapları da seviyoruz, Kürtleri de seviyoruz, Suriye’de Sünnileri de seviyoruz, canımız, kanımız Alevi akrabalarımızı da çok seviyoruz. Suriye’de Kürt’üyle, Türkmen’iyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Dürzi’siyle herkesi kucaklayan bir anayasa, tam bir can ve mal güvenliği ve kimsenin korkuyla yatağa girmediği, Hatay’da da kimsenin aklının Suriye’de, Lazkiye’de kalmadığı yarınlar için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Buradan ilan ederim ki; ben Manisalı, bir anneannesi Selanik’te dedesi Üsküp’te doğmuş bir evladınız olarak ilan ederim ki; Hatay’daki de Suriye’deki de bütün Arap Aleviler benim öz be öz akrabamdır. Ayrıca Hatay’da yaşayan her Sünni kardeşim de Hatay’da yaşadığı gibi Suriye’de yaşayan tüm Sünniler de, Doğu’da Güneydoğu’da yaşayan ya da Suriye’de yaşayan bütün Kürtler de özbeöz akrabamızdır. Biz barışın, kardeşliğin ve kardeşçe yaşamanın partisiyiz. Antakya’yla Defne bize öğretir ki; Hatay tüm medeniyetlerin bir arada olduğu, Hristiyan’la Müslüman’ın komşuluk yaptığı, Alevi ile Sünni’nin kardeş olduğu bir memlekettir. Hatay bütün insanlığa örnek olsun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum. Sağ olun, var olun. El yapımı defne sabunlarını da aldık, ayrıca Hatay ipeğinden kravat hediyenizi de aldık. Bana verdiğiniz tüm hediyeleri aldım ve hepinizin selamını Ankara’ya, bütün Türkiye’ye taşıyacağım. Hepinizi bütün Türkiye çok seviyor. Bütün Hatay’a selam olsun.”
“6 Şubat’tan bugüne kadar, bu millet öyle insanlar ki MTV’yi iki kere aldılar, gık demedi kimse, ÖTV’yi artırdılar, KDV’yi artırdılar, yurtdışına çıkış harcını artırdılar gerekçesi deprem olunca ne milletvekilleri bir şey dedi, ne millet öderken bir şey dedi. Toplamı 71,5 milyar TL de depremden beri ilave vergi topladılar. Yani depremden önce toplanan para da konuta yetiyor, depremden sonra toplanan da iki katıyla konutlara yetiyor. Bugüne kadar 455 bin tane konut yapılmış. Parası depremden beri zaten hepimizden toplanmış. Sana evladını patiğini yollayan adam bu konutun parasının hesabını mı yapar? Helali hoş olsun hepinize. Yeter ki düşsünler yakanızdan.
“Seçim ilk Tayyip Bey’in aklına geldi”
Diğer yandan, ısrarla söylüyorum. Deprem oldu, iki gün geçti. Hiçbirimizin aklında seçim yok. Zaten seçim olsa gelip de oy bile kullanılacağı şüpheli. Çoğu kalkmış gitmiş. gelip burada mı çalışır? Vallahi bütün muhalefet partileri de geldi. Grubumuz aslanlar gibi geldi burada bir ay, 40-45 gün.. Her biri buradaydı. Bahsettiğiniz her mahallede milletvekilleri, belediye başkanlarımız vardı. Seçim ilk kimin aklına geldi? Tayyip Bey’in aklına geldi. Seçimden iki, üç gün sonra ‘aman ha, gelir buralarda bir şeyler söylerler, sakın ha seçim var, başka partiye oy verirsiniz, onlar iktidara alışana kadar bir yıl geçer. Ben bir yıl içinde evlerinizi teslim edeceğim’ dedi. Bir yılın sonunda geldik, baktık yüzde 97,5’u yapılmamıştı evlerin. 100 kişiden 98’i dışarıdaydı. İki yıl sonra geldik, yüzde 70’i yapılmamıştı. Bugün geldik yüzde 70’i yapılmış ve bununla övünüyor. Kardeşim sen 1 yılda yapacağım diye oy istedin, 3 yıl geçti.”
Özel, katılımcılardan birinin sözü üzerine, “Amcam diyor ki ‘Bizi tehdit etti. Oyu bize vermezsen hizmet etmem dedi’ diyor. A Haber, akşam şöyle verebilirdin; ‘depremzede konuşmak istedi, Özgür Özel konuşturmadı’. Bak ne konuşacakmış: Diyor ki, ‘Tayyip Erdoğan, oy vermezseniz hizmet etmem diye tehdit etti. Korktuk ondan oy verdik’ diyor. A Haber, son dakika geç” diye konuştu.
“Yağmurun, dolunun altında Hatay sel oldu aktı ve size isyanını bütün Türkiye’ye duyurdu”
Özel, konuşmalarını şöyle sürdürdü:
“Boş senetçi Murat Kurum’a söylüyorum; övünüyorsunuz, kasılıyorsunuz ya, şu Hatay’da bir prestij caddesinde fotoğraf çektiriyorsunuz ya, geldiniz branda siyasetini yaptınız, fotoğraf siyasetini yaptınız, ‘arka sokaklar çamur’ dedi milletvekillerimiz. ‘Daha yan tarafı yıkıntı’ dedi. Ama Hatay Erdoğan’ın buradaki şovundan sonra ayağa kalktı, ben de nisan sonunda yapacağım Hatay mitingini, talep üzerine öne aldım geldim ve taşımayla değil, brandayla değil; yağmurun, dolunun altında Hatay sel oldu aktı ve size isyanını bütün Türkiye’ye duyurdu.
“Geçen hafta 5 gün elektrik kesildi”
18 okul ikili öğretim yapıyor Hatay’da. Antakya’da 25’ten fazla okul halen konteynerde eğitim veriyor. Geçici dedikleri sınıfları kalıcı hale getirdiler, üçüncü yılın sonunda halen daha konteyner okullarda eğitim devam ediyor. Hastane, hekim, sağlık çalışanı sıkıntısı giderilebilmiş değil. Birinci kademe sağlık hizmetleri çökmüş. 196 aile sağlığı merkezinin 80’i halen daha konteynerde hizmet veriyor. 250 aile hekimi konteynerde hizmet veriyor. Randevu sıkıntısı büyük. Kanser hastaları tedavi için Adana’ya, Mersin’e, Ankara’ya gitmek zorunda kalıyorlar. İnşaat kaynaklı hava kirliliği yüzünden solunum yolu hastalıkları tırmanmış durumda ve daha geçen hafta 5 gün elektrik kesildi. 2-3 Şubat tarihlerinde yeniden elektrik yoktu.
“Buradaki esnafın da gözünün yaşına bakmadılar”
Mücbir sebep uygulaması Van’da 6 yıl sürmüşken, burada 2 yıl 9 ayda sona erdirildi. Defalarca muhalefetin baskısı, mücadelesi, Hatay’daki sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının Ankara’da kapı kapı gezmesiyle 2-3 kez uzatıldı, 2 yıl 9 ay sonunda bitti. Hatay esnafından SGK istiyorlar. Geçen gün gittik, adam daha konteynerde saat öğlen 15.10’da siftah yapmamıştı. Milletvekiline ‘torununa bir şeyler al. Bu esnaf siftah yapsın’. Siftahsız esnaftan Bağkur, SGK primi, vergi istiyorlar. Bütün Türkiye’de deftere tabi birinci sınıfa geçirdiler ‘bari burada yapmayın’ dedik. Buradaki esnafın da gözünün yaşına bakmadılar.”
“Soruyorum buradan, 5 bin liraya, 10 bin liraya, 15 bin liraya ev var mı Hatay’da”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a seslenen Özel, şunları söyledi:
“Rezerv alan bir dert, elektrik kesintileri bir dert, sokakların hali bir dert, hava kirliliği bir dert, sağlığa erişim bir dert, eğitim-öğretim bir dert, boş senede imza atma korkusu bir dert, eve girecek, tadilata verilecek para, son derece kalitesiz evler yüzünden bir dert, aidat ödemek bir dert, kiracıysan ev yok, ev tutmak istediğinde 15-20 bin liradan aşağı ev yok. Senetçi Murat Kurum, ‘deprem bölgesinde 5 bin liraya oturulacak evler var’. Soruyorum buradan, 5 bin liraya, 10 bin liraya, 15 bin liraya ev var mı Hatay’da.
“Beyefendi, bu İmralı Adası’na gidip de ‘röntgen çektiriyordum’ yalanına benzemez. Hatay böyle pişman eder adamı”
15 bin liradan aşağı Hatay’da ev yok. Diyor ki ‘5 bin liraya var’. Neden? Sıkıştı mı at yalanı dönsün saysınlar inananı. Murat Kurum, 5 bin liraya ev ne Osmaniye’de, ne Gaziantep’te, ne Kahramanmaraş’ta, ne Hatay’da var. En kötü 15 bin liraya ev bulsan, bir depozito, üç aylık da peşin istiyorlar. 60 bin lira cebine koymadan bir eve geçmek mümkün değil. Evine eşya lazım o da dünya para. Bütün bunlar varken, geldiler burada devlet memurlarını zorla çağırarak, bir kalabalık yapmaya çalışarak insanlara öyle şeyler anlattılar… Ben de geldim bu sorunu anlattım. Hatay bizim mitingten ayağa kalktı ve doğru söylediğimizi tescil etti. Ama sonra Hatay’ın milletvekilleri, hele bir tane genel başkan yardımcısı beni doğru söylememekle itham etti. Ne oldu sonra? Hatay’da sokağa çıkamaz hale geldi. Kendi il başkanı ‘ne yapıyorsun’ demiş. Öyle bir tepki aldı ki Hatay’dan, üç gün önce açıklama yaptı. Bana diyor ki ‘enkazda yoktunuz, Hatay’da yoktunuz, biz şehri ayağa kaldırdık’. Esas onun olmadığını herkes söylüyor. Öyle bir şey olmuş ki şimdi ‘muhalefet haklı, biz ilk günden iktidarıyla, muhalefetiyle tek yürek olduk, rezerv alan sorunu olabilir, şikayetler haklıdır’ deyip ilk kez insani zeminde bir şeyler yapmış. Bana bütün Hatay diyor ki; ‘iyi yaptın bunların canına okudun. Sana laf söyleyenin de biz canına okuduk’. Beyefendi, bu İmralı Adası’na gidip de ‘röntgen çektiriyordum’ yalanına benzemez. Hatay böyle pişman eder adamı.”
“Bir kere ikinci parti durumuna düştüler, yapmadıkları kalmadı”
İktidarın, depremzedelere “oy vermeyenlere hizmet yok” dediğini ifade eden Özel, konuşmalarına şöyle devam etti:
“Öyle kendi genel başkanıma yaranacağım diye depremzedenin gerçek sorununu görmezden gelen, kendi şehrinde sokağa çıkamaz hale gelir. Bunlar bunu kurumsal hale getirdiler. Geçen gün Osmaniye’de konteyner kentte bir kadın ‘kardeşim bak biberon soğuk, çocuğuma soğuk mama yaptım, içmiyor’ dedi. Niye dedim. ‘Elektriği kesmişler, çıkın buradan diyorlar’ dedi. Güya hanımefendinin kocası bir süredir sigortalı işteymiş, koca koca televizyon kanalları, gazeteler kadıncağızın yüzünü de koyarak ‘Özgür Özel’i trolledi’ bilmem ne… O haberi yapanın, yaptıran editörün, yayına verenlerin ve o televizyonun sahibinin çok değil o kadının çektiğini Allah sana çektirsin, o gün göreceğim ben seni. Deprem bitmiş, bazı yerlerde AK Parti seçimi kazanmış, 2-3 troll depremzedeye laf etmiş. Tayyip Erdoğan diyordu ki ‘CHP oy alamadı’ ne CHP’si? CHP için oy veren de vermeyen de baş üstünde. Bir parti seçimde kaybediyorsa suç millette değil, o partidedir. Biz 47 yıl seçim kazanamadık millete bir şey demedik. Bir kere ikinci parti durumuna düştüler, yapmadıkları kalmadı. Milletin seçtiklerini içeri atıyorlar, oy vermeyenlere hizmet yok diyorlar. Şimdi televizyon kanalları konteynerde oturanlara ‘yalancı’ diyor. Depremzede rehaveti varmış efendim. Ekmek elden su göldenmiş, elektrik, su parası yokmuş, o konforu bırakamıyormuş. Allah o konforu bir gün olsun inşallah sana nasip etsin.
“Erdoğan ‘2 kere 2 dört eder’ dese arkadaşlara diyorum ki ‘kontrol edin kesin bir yanlışlık var’”
Tayyip Bey ne diyordu? ‘Ey Özgür Bey sen neredesin? Bu deprem bölgesine gelir miydin?’ Tayyip Erdoğan ‘2 kere 2 dört eder’ dese arkadaşlara diyorum ki ‘kontrol edin kesin bir yanlışlık var’. Ben de sanıyorum ki o benden çok mu giti acaba. Ben Hatay’dayım, bu deprem bölgesine 53’üncü ziyaretim. Bir araba, bir şoför bu imkanlarla… Tayyip Bey de devletin 13 uçağı, polisi, jandarmanın, ormanın bütün helikopterleri, her imkan var 38 kere gelmiş. CHP’ye ‘taş üstüne taş koymadınız’ diyor. Buradan sorumlu İBB idi. Siz, İBB’yi ve Ekrem Başkanı depremden sonra burada gördünüz mü? Hatay’a 4 bin 65 araç, 14 bin 603 personel, 3 bin 246 tır, ABB’den 20 kilometre su hattı, Antalya Büyükşehir’den 800 kişilik çadır kent ve günde 5 bin ekmek, Mersin Büyükşehir’den bin 500 kişilik çadır kent, İzmir Büyükşehir’den 233 konteynerlik yaşam alanı, Muğla Büyükşehir’den 100 milyon liralık yatırımla gastronomi merkezi ve sosyal tesis, İBB 561 kişiyi enkazdan çıkarmış. Günde üç öğün, toplamda 1 milyon 625 bin porsiyon sıcak yemek dağıtmış, 745 bin 841 adet Halk Süt dağıtılmış, Orhangazi feribotu ve sahra hastanesi ile 66 bin 183 hasta tedavi edilmiş, 8 bin 769 çadır dağıtılmış. KİPTAŞ bin kişilik yaşam alanını yapmış. Samandağ sahil parkına 18 bin metrekare yaşam vadisi kurulmuş. İstanbul’a göçen 10 bin 189 hane nakit desteği alıyor, Tayyip Bey ‘taş üstüne taş koymadılar’ diyor. Bunu söyleyenin yüreğinin taştan olması lazım. Başka izahı yok.
“Siyaset ayrımı yapana yazıklar olsun, lanet olsun”
Kul hakkından korkan belediyelerimizden deprem bölgesine gelen 28 bin 521 personel en az kalanı bir hafta kaldı, 90 gün duran oldu. Depremzede çay içmeden çay içmeyen, çorba içmeden çorba içmeyen, sakalını kesmeden sakalını kesmeyen 28 bin 521 belediye emekçisine helal olsun, haklarını helal etsinler, bizim haklarımız onlardan yana helal. Açıkça söylüyorum; bu bölgede depremde bir çakıl taşını alıp kenara koyan kim varsa siyasertçiye, belediye çalışanına, temeli kazan ya da çatıya kiremiti döşeyen kim bu bögeye hizmet ettiyse Allah hepsinden razı olsun. Siyaset ayrımı yapana da yazıklar olsun, lanet olsun.
“Buradan Silivri’de yatan ve bir gün buraya cumhurbaşkanı olarak gelecek olan Ekrem İmamoğlu’na selam olsun”
Dün Mansur Yavaş Kahramanmaraş’ta yaptıklarını daha ben saymadan adını duyunca kendisine öyle bir yürekten teşekkür ettiler ki, siz de sesleniyorsunuz. Buradan Silivri’de yatan ve bir gün buraya cumhurbaşkanı olarak gelecek olan Ekrem İmamoğlu’na selam olsun. Ekrem Başkanım, yaptıklarının kıymetini bilen Hataylılar burada. Hataylı her siyasi partiden CHP’li siyasetçi olmayanlar ayağa kalksın, Ekrem Başkan sizi görecek. Ekrem Başkan sizi izliyor. Her siyasi partiden insan var ve Ekrem Başkan’a selamlarını, sevgilerini yolluyorlar.”
KAYNAK: ANKA
















