Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa ederek AK Parti’ye geçeceği iddiasına ilişkin “Sağ partilerden Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelen milletvekilleri ya da seçilen belediye başkanları CHP’ye gelirken çok mu kişiliklilerdi? Neye geldiler bunlar? İkbale gelmediler mi? Önlerine bazı olanaklar kondu, ona gelmediler mi? Ya da AKP’de küme düştükleri, MHP’de pek yüz verilmedikleri için başka arayışlara girmediler mi? O zaman bu insanları niye el üzerinde tuttunuz?” dedi.
soL TV’de yayınlanan Komünist Bakış programına konuk olan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Nevzat Evrim Önal’ın sorularını yanıtladı. Okuyan’ın, TKP’nin 1 Şubat’ta düzenlediği Ankara etkinliğindeki konuşmasında dile getirdiği “Ayrı bir Kürt devleti ne gerçekçidir ne de iyi bir şeydir” çıkışı da ses getirmişti. Bu çıkışa yönelik eleştirileri aktaran Nevzat Evrim Önal, “Herkesin devleti var, neden Kürtler devlet kurmasın?” sorusunu yöneltti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu dönemin dinamikleriyle bugünün şartları arasındaki farklılıklara değinen Okuyan, “Mesele ‘Herkesin hakkı var, Kürtlerin hakkı yok’ meselesi değil. Bu dönem ulus devletlere dönük saldırılar emperyalizmin saldırılarının en önemli halkası. Mesele burada. Dünyada şu anda ortaya çıkan yeni parçalanmaların, yeni devletçiklerin hiçbirisinde bir hayır yok” diye konuştu.
TKP’nin işçi sınıfı iktidarını kurmayı hedefleyen siyasetinin aslında “kadraj daraltmak” anlamına geldiği yönündeki eleştirilere yanıt veren Kemal Okuyan, emek ve sermaye arasındaki çelişkiyi her başlıkta gündeme getirmenin TKP’nin bir görevi olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“12 Eylül’den itibaren Türkiye’de işçi sınıfı sistematik bir şekilde siyasi, kültürel, ideolojik alandan dışarı ittirildi. Adalet ekseni, demokrasi ekseni, özgürlük ekseni. Buralarda ayrım yapmaya çalışıyorlar. Ama aslında bu ayrımların hepsi son derece silik ya da bu sözünü ettiğimiz ayrımlar ancak emek-sermaye çelişkisi ekseninde bir anlam kazanabilir. Çünkü bütün her şeyin temelinde o var. Bu kadın meselesinde, Kürt sorununda da geçerli. Deprem konusu, yangın konusu… Hepsi için geçerli bu. Emek-sermaye çelişkisini biz her şeyin altından çıkarmak zorundayız, göstermek zorundayız. Türkiye Komünist Partisi bıkmadan ‘bu düzen yıkılmalıdır’ demeye devam edecek. Bu düzen dediğimiz şey ise sermaye düzeni. Sadece AKP’nin düzeni, Saray düzeninden falan söz etmiyoruz.”
BİZ TOPLUMDAKİ MUHAFAZAKAR BİRİKİME DE HİTAP EDİYORUZ
Nevzat Evrim Önal, TKP’nin CHP gölgesinde siyaset yapmayacağını söyleyen Okuyan’a “CHP tabanı TKP’ye kızmıyor mu?” ve “TKP’nin hedef kitlesi CHP tabanı mıdır?” sorularını yöneltti.
Toplumsal ve sınıfsal ayrımlara göre hedef belirlemenin daha doğru olacağını kaydeden Okuyan, “Biz toplumdaki muhafazakar birikime de hitap ediyoruz. O muhafazakar birikimin bir bölümünün cumhuriyetçi olduğunu biliyoruz. Öte yandan da o muhafazakar kesimler içerisindeki yoksulları da dönüştürmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla öncelik CHP midir, muhafazakar kesimler midir sorusuna artık yanıt vermemekte yarar var” dedi.
TKP, CHP’YE AYNA TUTUYOR
TKP’nin CHP’ye bir ayna tuttuğunu söyleyen Okuyan, konuşmasına şöyle devam etti:
“TKP’ye kızanlar var ama aslında o kızgınlık kendi partilerine dönük bir kızgınlık. O aynadan rahatsız oluyorlar. Çünkü toplum o kadar örgütsüzleştirilmiş, çaresizleştirilmiş durumda ki sığındıkları limanın arızalarını görmek istemiyorlar. Biz insanların son kalan tutundukları dalı da kırarak insanlara kötülük mü ediyoruz? O dalın kopacağını ve o dala tutunurlarsa derede boğulacaklarını anlatarak iyilik yapıyoruz. Çünkü biz başka bir dal uzatıyoruz. AKP’nin ya da yandaş medyanın yaptığı gibi CHP’ye dönük belden aşağı ya da saçma şeyler ileri sürmüyoruz ki. Bundan uzak durmayı da becerebildiğimiz için farklılığımız hissedilmeye başlandı. Ama CHP’yi eleştirmemek, CHP’nin gerçek misyonunu ortaya koymamak bize yakışmaz. Buna mecburuz. Zaten eğer bunu yapmayacaksak Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılalım.”
SAĞ PARTİLERDEN CHP’YE NEDEN GİTTİLER?
CHP’li Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın AKP’ye geçeceği iddiasını değerlendiren Okuyan, bunun halkın iradesini gasp etmek anlamına geldiğini belirterek, “Sağ partilerden Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelen milletvekilleri ya da seçilen belediye başkanları CHP’ye gelirken çok mu kişiliklilerdi? Neye geldiler bunlar? İkbale gelmediler mi? Önlerine bazı olanaklar kondu, ona gelmediler mi? Ya da AKP’de küme düştükleri, MHP’de pek yüz verilmedikleri için başka arayışlara girmediler mi? O zaman bu insanları niye el üzerinde tuttunuz?” diye sordu.
Altılı Masa örneğini hatırlatan Okuyan, “Bu siyaset tarzı AKP’den kurtuluşun stratejisi, derin aklı olarak pazarlandı. Mesela Halk TV’deki programlarda İyi Parti’ye, Saadet Partisi’ne laf söylendiğinde mutsuz oluyorlardı. AKP’yi böyle yenilgiye uğratacağız diyorlardı. Yenilgiye uğrayan ne oldu şimdi? Ahlak gitti. Halkın iradesi gitti. İnsanların umudu gitti” dedi.
TKP MECLİS’E GİRMEK İÇİN HERHANGİ BİR İTTİFAKIN PARÇASI OLMAZ
Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun, CHP’ye, aralarında TKP’nin de yer aldığı üç partiyi Meclis’e taşıması yönündeki çağrısını aktaran Nevzat Evrim Önal, TKP’nin bu konudaki tutumunu sordu. TKP’ye yönelik daha önce de benzer yönde somut girişimlerde bulunulduğunu belirten Okuyan, şunları kaydetti:
“Biz yokuz. Başkalarına yapabilirsiniz bu teklifi. Bu TKP açısından kapanmış bir konudur. Bir nedeni ahlak meselesi. Başka bir partiye oy verenlerin oyuyla Meclis’e girmiş olacağız. O başka partiye oy verenlerin içerisinde bayağı bir kesim TKP’yi de kendi partisi gibi görüyor olabilir. Biz onların o zaman TKP’yi tercih etmelerini isteriz. Biz emek-sermaye çelişkisini öne çıkartmaya çalışıyoruz ve bunun siyasal alana yerleşmesi için uğraşıyoruz. Bunu yaparken amalar, fakatlar ve toplumda tereddüt uyandıracak yaklaşımlar bize zarar verir. Bize vereceği zarar Meclis’teki temsiliyetten daha fazladır. Türkiye Komünist Partisi Meclis’e girmek için herhangi bir partiyle siyasal işbirliğinin, ittifakın parçası olmaz. Sadece şunu söyleyeyim. Desinler ki baraj ittifakı. Çünkü biliyorsun ittifak barajdan kurtulmak için de kullanılıyor. Baraj ittifakına dahil oluruz. Bütün partiler barajı sıfırlamak için anlaşsınlar. Dolayısıyla Meclis’e giren bütün partiler, aldıkları oy oranında Meclis’te temsil edilsinler. Ona varız. Başka hiçbir siyasi formülasyonla Türkiye Komünist Partisi Meclis’e girmek için bugünkü ilkelerini ayaklar altına almaz” ifadelerini kullandı.
Son olarak “TKP’nin gündeminde ne var?” sorusu yöneltilen TKP Genel Sekreteri, şu yanıtı verdi:
“Bir yandan doğrudan emek-sermaye çelişkisinin ifadesi olan kimi başlıklara dönük daha kuvvetli çıkışlar yapmayı planlıyoruz. Toplumda emek-sermaye çelişkisinin doğrudan ifadesi olan bir mesele bir patlama noktasına doğru gidiyor. O da yoksulluk. Sürdürülebilir olmaktan çıkan bir yoksulluk var. Bir şey sürdürülemiyorsa bir yere çıkması lazım. O çıkış yolunu daha fazla işaret eden çok somut başlıklarda daha güçlü, daha etkili çalışmalar yürütmeye çalışacağız.
TÜRKİYE HALK TEMSİLCİLERİ MECLİSİ’NİN BİR YENİ TOPLANTISI OLACAK
Cumhuriyetçiler konusunda Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin bir yeni toplantısı olacak. Cumhuriyetçiler Kurultayı devam ediyor. Birtakım başlıklarda çözüm önerileri hazırladılar. Çözüm süreci denilen sürece ilişkin yaklaşımlarımızı zaman zaman toplumla paylaşıyoruz. Tabii ki bunlara devam edeceğiz. Ama Türkiye planlı çalışmak için uygun bir ülke değil. Dünya da öyle değil. Örgütlülüğün bizim açımızdan en önemli işlevi hazır olmaktır.”
KAYNAK: ANKA
















