Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ergenekon ve Balyoz davalarının görüldüğü dönemde bazı savcıların "Tuğla gibi iddianame yazdık" dediğini anımsatarak, "Şimdi Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarımıza yazılan iddianameye de 'tuğla gibi' diyorlar. 'Gizli tanıklarımız var, onlara güveniyoruz' diyorlar. Dün yargılama evresi başlamıştır. Ve bu mahkeme nasıl yürüyecektir, savcı ne isteyecektir, hakim ne verecektir hep beraber göreceğiz. Ama merak etmediğim, emin olduğum, namusumdan kefil olduğum bir şey var ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir" diye konuştu.

Yayınlanma Tarihi: 10 Mart 2026 - 13:41:21
Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2026 - 15:25:55
Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ergenekon ve Balyoz davalarının görüldüğü dönemde bazı savcıların “Tuğla gibi iddianame yazdık” dediğini anımsatarak, “Şimdi Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarımıza yazılan iddianameye de ‘tuğla gibi’ diyorlar. ‘Gizli tanıklarımız var, onlara güveniyoruz’ diyorlar. Dün yargılama evresi başlamıştır. Ve bu mahkeme nasıl yürüyecektir, savcı ne isteyecektir, hakim ne verecektir hep beraber göreceğiz. Ama merak etmediğim, emin olduğum, namusumdan kefil olduğum bir şey var ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir” diye konuştu.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasında ikinci gün duruşması devam ediyor. CHP Genel Başkanı Özel, davanın ikinci gününde partisinin grup toplantısını Silivri Dayanışma Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Özel, parti tarihinde ilk kez bir grup toplantısının cezaevinin hemen yanında yapıldığını belirterek, “Bugün ülkenin kurucu partisini, son genel seçimlerin ana muhalefet partisini, son yerel seçimlerin birinci partisini, o gün birinci parti olduktan sonra 47 yıl sonra hiçbir şekilde bu pozisyonunu terk etmeyen ve hiç şüphe yok ki yapılacak ilk seçimlerde yeniden Türkiye’nin birinci partisi olup iktidara gelecek olan Cumhuriyet Halk Partisini bugün burada bu toplantıyı yapmaya mecbur bırakan AK Parti’nin kara düzenine yazıklar olsun” dedi.

“Dünyanın ve bölgemizin kritik bir eşikten geçtiği günlerdeyiz” diyen Özel, “Böyle bir ortamda ülkemiz dış tehditlerle karşı karşıyayken, devletiyle milletiyle kenetlenerek en güçlü hâlde olması gereken bir dönemden geçerken ne yazık ki bu sorumluluktan uzak olan, dünyada yaşanan kriz dönemini kendi siyasi menfaati için fırsata çevirmeye çalışan, kendi siyasi tükenmişliğine engel olmak için buradan bir fırsat çıkarmaya çalışan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız” ifadesini kullandı.

Özel, “Cumhuriyet tarihinde ilk kez meclis grubu toplantımızı bir cezaevinin hemen yanı başında yapmak durumundayız” dedi. Ancak burada bulunmalarının aynı zamanda bir kararlılık göstergesi olduğunu dile getiren Özel, “Burada hem bir mücadeleyi sürdürüyor olmanın kararlılığı, hem haklı olmanın gururu ve psikolojik üstünlüğü var” ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“Bugün sanık sandalyesinde gösterilmeye çalışanların aslında bu milletin bir faninin layık görebileceği en üst yetkide olacağı yarınları müjdelemenin gururu içindeyiz. Burası Türk siyasi tarihinde haksız tutuklamalarla, hukuksuz yargılamalarla geçen ve kumpas davalarıyla sembolleşen Silivri Cezaevi’ne 700-800 metre uzaklıkta kurulan Silivri Dayanışma Merkezi’dir. Şu anda tarihimizin en büyük siyasi davalarından birisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında ikinci gün görülen duruşmanın… Türkiye bu cezaeviyle Ergenekon, Balyoz ve nice kumpas davaları ile tanıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi, Fetullahçı terör örgütü ile kol kola girerek bu ülkenin askerlerini, aydınlarını, gazetecilerini, siyasi yetkililerini burada yargılamış, cezalandırmış, hapse koymuş ve o dönem bu yapılanların tamamını büyük bir kararlılıkla sahiplenmişti.

Zaman geçti. Tarih iki taraftan birini haklı çıkardı. O gün yargılananlar cezaevlerinden alnı açık, başı dik çıktılar. Kimi iki kez, üç kez ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştı. Yani idam kaldırılmamış olsa AK Parti’nin kara düzeni, Fetullahçı Terör Örgütü ile birlikte ülkenin Genelkurmay Başkanı’nı iki sefer asacaktı. Ülkenin seçilmiş milletvekillerini, MHP’den, Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilmiş milletvekillerini ikişer üçer kez asacaktı. Ülkenin bilim insanlarını, akademisyenlerini, gazetecilerini asacaktı. Ordunun şanlı, şerefli generallerini, amirallerini, albaylarını asacaktı.”

ERDOĞAN, ELLERİNİ FETÖ SABUNUYLA YIKADI VE BİR KENARA GEÇTİ

Özel, “O günlerde Recep Tayyip Erdoğan ‘Ben bu davanın savcısıyım’ diyordu. O davanın savcısının altına zırhlı Mercedes’ini, kendi Mercedes’ini veriyordu. Yere göğe koyamıyorlardı. Birlikte futbol oynuyorlardı, muteberdi. Her şeyi o yapıyordu. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunu, Tayyip Erdoğan’ın hukukunu o temsil ediyor. Sonra o şımarttıkları, o güç zehirlenmesiyle kendisine karşı darbeye girişti. O gün güya aklı başına geldi. Ellerini FETÖ sabunuyla yıkadı ve bir kenara geçti. ‘Rabbim ve milletim beni affetsin’ dedi. Affetmek Allah’a mahsustur. Bu milletin yüce gönüllülüğünden af dilenir. Ama af dilediysen bu affa layık olman için uslanman ve akıllanman lazım. Tekrarından kaçman lazım” diye konuştu.

İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ SEKTEYE UĞRATABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNENLERE KARŞI BİZ MÜCADELEDE DE VARIZ

Özel, “Öyle şeyler oluyor ki bir dava, üç hâkim karar veriyor, ikiye bir veriyorlar. Bunların işine gelmeyen, onlarla bir oy vermeyeni buradan Gaziantep’e, Samsun’a, Kahramanmaraş’a, Türkiye’deki farklı illere sürdüler. Tutuksuz yargılama esastır deyip ev hapsi verenleri, tutuksuz yargılama veren hâkimleri İcra İflas Mahkemesi’ne gönderdiler. İşte aşkın yetkilerle, olmaz yetkilerle, devletin tepesinden kayrılmayla, özel görev vermekle, onun adına gelip siyasi operasyon yürütmekle görevlendirilen birisinin başlattığı bir sürecin içinde buradayız” dedi. Özel, şunları kaydetti:

“Bizi bu çadıra getiren nedir? Arkadaşlarımızı millet hizmetle yetkilendirmişken onlara iftira atan süreç nedir? Bunları görmek, bunun bilincinde olarak hem burada haklılığımızı savunmak hem de bizi burada meşgul edip yarıştan düşüreceklerini, mücadeleden düşüreceklerini, iktidar yürüyüşümüzü sekteye uğratabileceklerini düşünenlere karşı biz mücadelede de varız, iktidar yürüyüşünden de vazgeçmeyiz. Bu kararlılığı vurgulamaya geldik bugün. Bu kararlılık bugün içeride de vurgulanmıştır. Bu burada da vurgulanacaktır.
Yarın örgütümüz tarafından 81 ilde, 973 ilçede, sokak sokak, hane hane tüm vatandaşlara hissettirilecektir. Sadece bizi iktidar yürüyüşünden alıkoymaya çalışanların oyununa gelip bu davayla meşgul olup onların istediği gibi iktidar yürüyüşünden vazgeçersek onlar kazanır. Biz iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyiz.
Sanki Türkiye’de bağımsız yargı varmış gibi arkadaşlarımızı bu vicdansızların, insafsızların eline bırakır, yalnız bırakırsak… Hiçbir imkan yokken, hastalıklar almış yürümüşken, bir tek çivi yokken, atacak bir tek kurşun yokken yeni düvele karşı kuşatmayı nasıl kırdıysak, işgali nasıl yendiysek, vatanı nasıl kurtardıysak, cumhuriyeti nasıl kurduysak onu da yapacağız, bunu da başaracağız. Bu parti milletvekilleriyle, Parti Meclisi üyeleriyle, en yeni kaydolmuş üyesiyle, ilçe ve il başkanlarıyla, genel başkanıyla, cumhurbaşkanı adayıyla ne mücadeleden, ne bu saldırgan, haksız, hukuksuz mücadeleye direnmekten ne de iktidara yürümekten vazgeçmeyecek. Kimse bizi alıp koyamayacak.

Ergenekon ve Balyoz döneminde kimler vardı? Poyraz, Deniz, Dokuz, Efe. Kim bunlar? Bunlar gizli tanıktı. Bunlar ‘Gördüm, oradaydım, biliyorum, söylüyorum ama yüzümü gizliyorum’ diyen, aslında var olmayan; yani bir evin bahçesini kazıp da oraya gömdükleri silahları ‘Ben gömdüm, Kemalist subaylar gördü, ben onları görmüştüm’ diyen, yüzünü gizleyip kumpaslarını gerekçelendiren, güya tanıklandıran kişilerdi. İşte o dönem FETÖ’cü savcıları Poyraz’ı, Deniz’i, Dokuz’u ve Efe’yi alet etmişlerdi. Sonradan bunların bir kısmının hiç olmadığı, bir kısmının ruh hastası, sapık, manyak, birtakım suçlular olduğu, ‘Seni içeriden kurtarırız ama bizim gizli tanığımız olacaksın’ dendiği ortaya çıktı. Bunların az bir kısmı firarda, büyük kısmı hapiste şu anda.

Şimdi bugün ne var? Bugün o gün bu gizli tanıkların olduğu gibi bu gizli tanıkların ifadeleriyle oldurulmuş, oluşturulmuş bir iddianame var. O iddianameye FETÖ’cü savcılar çıkmazdan bir gün önce ne demişti? ‘Tuğla gibi iddianame yazdık. Bakalım ne diyecekler’ Bu iddianame çıkmazdan bir gün önce bütün gazetelere ne yazdırdılar? Savcılar, ‘Tuğla gibi iddianamemiz var. Arkasındayız’ dediler.

ŞİMDİ EKREM İMAMOĞLU’NA VE ARKADAŞLARIMIZA YAZILAN İDDİANEMEYE DE ‘TUĞLA GİBİ’ DİYORLAR

O iddianamede FETÖ’cülerin ‘tuğla gibidir’ dediği, gizli tanığa dayandırdıkları iddianamede Kuddusi Okkır’a ‘örgüt kasası’ dediler. Cenazesini Silivri Belediyesi kaldırdı. Ali Tatar’a suikastçı dediler. Beylik tabancasıyla kendi canına kıydı. Amirallere suikast meselesinin FETÖ’nün kâğıt üzerindeki bir uydurma iftirası olduğu kendileri tarafından kabul edildi. İlker Başbuğ’a, ülkenin Genelkurmay Başkanı’na terörist dediler. Yıllarca onuruyla yattı, başı dik çıktı. Kurulan kumpası o deşifre etti. Türkan Saylan’a ajan dediler. İlhan Selçuk’a darbeci dediler.

Mustafa Balbay’a, Mehmet Haberal’a, Tuncay Özkan’a darbeye karıştı deyip müebbet hapis verdiler. Sonunda o tuğla gibi iddianame bomboş bir peçete gibi ortaya çıktı ve o bomboş iddianamenin arkasında duranlar, yazanlar hain iftiracılar çıktı. Arkasında duranlar ‘Vallahi milletim beni affetsin, ben de kandırıldım’ diyenler oldu. ‘Ben de kandırıldım’ dedi, aklınca işin içinden çıktı.

Şimdi Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarımıza yazılan iddianameye de ‘tuğla gibi’ diyorlar. ‘Gizli tanıklarımız var, onlara güveniyoruz’ diyorlar. Bugüne kadar milletin vicdanında masumiyetine inanma oranı yüzde 60. Bu davanın siyasi olduğuna inananlar yüzde 60. ‘Hayır, her şey hukukidir’ diyenler yüzde 25, yüzde 15 ‘Fikrim yok ya da korkarım fikrimi söyleyemem’ noktasında. Dün yargılama evresi başlamıştır. bu mahkeme nasıl yürüyecektir, savcı ne isteyecektir, hakim ne verecektir hep beraber göreceğiz. Ama merak etmediğim, emin olduğum, namusumdan kefil olduğum bir şey var ki Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir.”

Özel, şunları kaydetti:

“İşte bugün aynı sandalyede oturan isim Ekrem İmamoğlu’dur. Eğer idam cezası olsa idam edecek kadar cezanın yüz katını Ekrem İmamoğlu’na istemektedirler. Ve buradan söylüyorum, büyük bir özgüvenle söylüyorum, bugün için değil iki sene sonra caps olsun diye söylüyorum, Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak. Bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacaktır. O gün yayınlarsınız. Her darbenin bir hikayesi vardır. Bizim hikayemiz bu salondakilerin hikayesi, yan salonda yargılananların hikayesi, 2023 yılında 28 Mayıs günü son seçimi kaybedip de bir daha seçim kaybetmemeye and içenlerin iktidara yürüyüş hikayesidir. Kaybetmeyi unutanların, kaybetmemeye ant içenlerin, kaybetmek üzere bir daha siyaset yapmayı artık vatana ihanet görenlerin yürüyüşü, partiyi 47 yıl sonra girdiği yerel seçimde birinci parti yapmış, İstanbul’da Türkiye’de çok büyük bir başarıyı elde etmiş ve kendini yenilmez gören, kazandığı her seçimi, ‘Geçmişimi ibra ettim yarına dönük her yetkiyi elime aldım’ diyen ve kendisindeki yetkiyi demokratik anayasal, yasal ve sınırlı denetlenebilir değil, hesap sorulamaz tövbe haşa ilahi yetkiler gibi gören bir anlayışa karşı ilk kez kazanılmış, onlara ilk kez yenilgi tattırılmış, kimyaları bozulmuş, ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

EKREM BAŞKAN’A BİR SUÇ İCAT ETMEYE ÇALIŞTILAR,HEPSİNDEN ELLERİ BOŞ DÖNDÜLER

Hesap vermeyeceklerini düşünerek iktidarda olanlar, beytülmalı tamamen kendine ait sananlar, milletin nafakasını yukarıdan bakıp küçük küçük dağıtıp aslan payını kendine, yandaşına ayıranlar milletin geleceğine el koyduğunu görünce hesap verme korkusuyla muhalefete düşünce sanki normal bir seçim kaybedilmiş biz devir teslim yapamayız, biz öyle bir iktidar olmadık, biz öyle bir iktidar görmedik, bundan sonrası varlık yokluk mücadelesidir, iktidarı devredemeyiz, devretmemek için her şeyi ama her şeyi yapacağız anlayışına bürünmüşlerdir. İşte o zaman bir kez daha geçmiş pratiklerine döndüler. Onlara bir Zekeriya Öz daha lazımdı. Yıllarca mahkeme mahkeme gezdirdikleri adaleti katlettikleri, katlettirdikleri sonra siyasetle ödüllendirdikleri birini alıp tekrar İstanbul’a bir başsavcı olarak getirdiler. Ve bunu kaybettikleri seçimden sadece yedi ay sonra, altı ay 28 gün sonra yaptılar. O süreçte CHP’nin hem özgüvenini hem alçak gönüllülüğünü kadrolarının hem başarısını, liyakatini hem milletin içinde oluşunu ve dolayısıyla görülmedik bir siyasi üstünlüğü başka türlü alt edemeyeceklerini gördüler. Ve bütün planlar, bunun üzerine kurdular. Önce 30 Ekim 2024 günü Türkiye’nin en büyük ilçesinde Ahmet Özer’i gözaltına alıp Esenyurt’a kayyum atayarak ilk provayı yaptılar, milletin gırtlağına da ilk düğümü burada attılar. Sonrasında Beşiktaş’tan devam edip esas olarak bir yandan 20 yıl öncesinden Ekrem İmamoğlu’nun siyaset öncesi döneminden daire sattığı kişileri çağırıp ‘Açıktan para verdiysen şuraya imza atarsan, buna bunu yaparsan’ deyip toplumda geçmiş zamanlarda 20-25 yıl önce en normal alışveriş biçimlerinden Ekrem Başkan’a suç icat etmeye çalıştılar. Hepsinden elleri boş döndüler.

YSK SADECE CUMHURBAŞKANI ADAYINDAN İSTİYOR

Ama o kadar kararlıydılar ki AK Parti döneminde belediyede çalışmış, Ekrem başkanla da çalışmış, halen çalışan arkadaşlarımızın liyakatli buldukları, görevini yaptığını gördükleri, bertaraf etmedikleri, bir kenara atmadıkları AK Parti döneminin bürokratlarını halen çalışan, çağırıp, savcılıkta ‘Talimat yukarıdan, bunlara bu iftirayı atacaksın’ dediklerinde o namuslu insanlar gelip bunu Ekrem Başkan’a söylediğinde neye niyetlendiklerini çoktan görmüştük. Belediyeden yaptığı hırsızlıktan ya da bir kadına karşı terbiyesiz bir tavrından atılmış bir namussuzu ‘Gel’ deyip başsavcı odalarında ağırlayap, ‘Seni atmışlar. İntikam almak ister misin’ diyerek ‘Şu ifadeyi verirsen, şunu yaparsan seni şurada işe de sokarsak şu kadar borcunu kaparsak…’ Olmadık davalardan kaç yerde birden Yargıtay’da davası bekleyen olmadık hırsızları, uğursuzları, çeteleri çağırıp savcı odalarına… Savcı odalarına gelip ‘Hadi onu söylersen ben bu işi hallederim. Oradaki mahkemeni de ben çözerim. Hepsini birden hallederim’lerle arayışların içine girdiler. Bir otur düşün adam. Bir yanda bir diploma. 35 sene önce başvurulmuş, 31 sene önce alınmış, yüzlerce kişiyle birlikte alınmış. Ne işi başsavcının?

Düşünün ki bir başsavcı tarafsız bir başsavcı neyle meşgul, 31 yıl önceden bir diploma bulmuş, ‘İptal et bunu’ diye bastırıyor, cumhurbaşkanı adayı olmasın diye parantez içinde yazıyor. Ertesi sabah saat 06.00’da binlerce polisle Ekrem İmamoğlu’na gelip bu sefer yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, bilmem ne suçlamaları için geliyorlar. Eş zamanlı aynı anda tek elden yönetilen iki farklı üç farklı beş farklı yedi farklı her birisinde gizlilik olan soruşturma olur mu kardeşim? Bu bir yerden kumanda ediliyorsa bu nasıl hukuki olacak? Bir elin bütün kuklaları yönettiği gibi, bütün savcılar, bütün hakimler, polis, rektör, yönetim kurulu aynı anda koordine ediliyorsa böyle bu koordine eden elin sahibi siyasi değil mi? Maksat siyasi değil mi? Peki yapılan bunların hepsi iftira, bu yapılanlar haysiyet cellatlığı, biri Cumhurbaşkanı kalsın diye bu kadar kul hakkına girmek neredeki Müslümanlığa sığıyor? Bana Tayyip’ten korkan değil Allah’tan korkan vicdan sahibi AK Partililerin, MHP’lilerin feraseti lazım, onlara güveniyorum.

Nasıl 31 Mart 2019’da yenip de 13 bin farkla ‘İstanbul’u ona mı vereceğiz’ deyip mazbatayı iptal ettiklerinde 45 günde 806 bin İstanbullu adaletin bozduğu teraziyi dengeye getirdiyse, bugün de onlara güveniyorum. 12 ay boyunca ne TGRT’si, ne A Haber’i dünya kadar yandaş kanalları ve tüm kanallara pompaladıkları aparatlarıyla ne yalanlar attılar. Vicdanına, insafına sığındığım bu ülkenin güzel insanları, bir yıldır dediler ki 560 milyar yolsuzluk 560 kuruş bulamadılar, iddianameye tek kanıt yazamadılar.

BİREBİR AYNI İFADELERİ KOYMUŞLAR, ALTINA MEŞE DEĞİL İLKE DİYE İMZA ATTIRMIŞLAR

Ellerinde gizli tanıkların ‘Öyle duydum, öyle gördüm, öyle sanıyorum’ diye anlattıkları iftiralardan başka hiçbir şey kalmadı. Nasıl gizli tanık arıyorlar, AK Parti’de döneminden kalmış bürokrata çirkin teklifte bulunuyorlar. İşten çıkmış namussuza, kendi ahlaki kusurlarından çıkanlara teklifte bulunuyorlar ya da daha önce suç işlemiş, Yargıtay aşamasında olanlara kurtarırız diye teklifte bulunuyorlar. İşte o tekliflere evet diyen üç tane vardı. Bunlardan en azılıları 19 Mart’ın en uzun gizli tanık beyanını veren Meşeydi. Ekrem Başkanı ve birçok arkadaşımızı Meşenin ifadeleriyle tutukladılar. Ekim ayının ortasına doğru iddianame çıktı, bir baktık Meşe yok. İlke diye yeni bir gizli tanıkla karşılaştık. İlke, Meşe’nin anlattıklarının aynısını, cümlenin düşüklüğüyle, zabıt katibinin noktalama hatası da dahil birebir aynı ifadeleri koymuşlar, altına Meşe değil İlke diye imza attırmışlar. Meşe’ye ne olmuş? Meşe’ye söz vermişler ‘Senin şu cezanı düşüreceğiz. Şunu şunu sağlayacağız’ demişler. Meşe bu dedikleri olmayınca tırmanmış Çağlayan Adliyesi’ne. Yedinci kata giremeyince sinirlenmiş, delirmiş. Nihayetinde gizli tanıklıktan çekilmiş.

Buradan ülkenin bütün vicdanlı vatandaşlarına anlatıyorum. Yargıda şahit değişikliği olur mu? Bir meseleyi gören birisi ki Meşe gibi ‘Baskı altında verdim ifademi kandım da verdim ifademi’ dedikten sonra ‘Aldatıldım’ dedikten sonra aynı ifadeyi versek biri bulunup konulursa peki ya bu bir gün senin evladına yapılırsa, bu sana, eşine yapılırsa, senin babana anana yapılırsa bu haysiyet cellatlığı? Olsun devletimin gizli tanık değiştirme hakkı vardır mı diyeceğiz? Gizli tanık değiştirme diye bir hak yoktur. Gizli tanığın ifadeleri birebir değiştirilmişse orada bir ifade değil, yazılmış yalan bir metin vardır. Bu yüzden ‘Biz Silivri’ye yargılanmaya değil, yargılamaya gidiyoruz’ derken bunu söylüyorum. Yapmadık desinler. Ekrem İmamoğlu’nu Meşe’yle tutukladık ama Meşe’yi elden kaçırdık, İlke’yle yargılıyoruz, aynı ifadeyi İlke’ye söyletmedik desinler. Anlatım bozukluğu bile aynı, virgül hatası bile aynı. Buradan kopyaladık, buraya yapıştırmadık desinler. İşte buradayım, hadi bizi mahcup etsinler. Yarın mahkeme canlı yayınlansın derken biz bunları bildiğimiz için, millet bunları görsün istediğimiz için, o taraftakinin iddia değil, iftira olduğuna bu taraftakinin de Ağrı Dağı kadar hakikat olduğuna güvendiğimiz için söylüyoruz.”

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

Sonraki İçerik

İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

İlgili İçerik

CHP’li Yavuzyılmaz’dan elektrik zammına tepki
Siyaset

CHP’li Yavuzyılmaz’dan iktidara “akaryakıt” çağrısı

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”
Siyaset

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”
Siyaset

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar
Siyaset

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar

Gökçen: “Her gün buradan bu bilgileri paylaşacağız”
Siyaset

Gökçen: “Her gün buradan bu bilgileri paylaşacağız”

TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan Küba Komünist Partisi’ne kongre mesajı
Siyaset

Okuyan: “Çin ve Rusya’nın savaşı yayma niyeti yok”

Sonraki İçerik
İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

İSİG Meclisi: "Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti"

Gündem

CHP’li Yavuzyılmaz’dan elektrik zammına tepki

CHP’li Yavuzyılmaz’dan iktidara “akaryakıt” çağrısı

İran Dışişleri Bakanı: “Egemenliğimizi savunmak için tüm seçenekler masada”

Arakçi: “ABD ve İsrail’in rejim değişikliği hedefleri başarısız oldu”

İran, dokuz hastanenin hizmet dışı olduğunu açıkladı

İran, dokuz hastanenin hizmet dışı olduğunu açıkladı

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar

Sancaktepe Belediyesi, ilçe protokolünü iftarda ağırladı

Sancaktepe Belediyesi, ilçe protokolünü iftarda ağırladı

Gökçen: “Her gün buradan bu bilgileri paylaşacağız”

Gökçen: “Her gün buradan bu bilgileri paylaşacağız”

  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist