CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Aydın Kuşadası ve İzmir Selçuk’ta belediye başkanları, parti örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. Şehit aileleri ve gazilerin ekonomik ve sosyal haklarına dikkat çeken Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması ve hava savunma projelerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Aydın ve İzmir’de Kuşadası ve Selçuk ilçelerinde bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD), Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) temsilcileri ve CHP ilçe örgütleriyle bir araya gelen Bağcıoğlu, yaptığı açıklamada şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekti. Bağcıoğlu, aynı zamanda Türkiye’nin savunma politikaları, askeri sağlık sistemi ve hava savunma projelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
bağcıoğ
Bağcıoğlu, şehit aileleri ve gazilerin sorun ve taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyona ileteceklerini belirterek “Şehit aileleri ve gazilerimizin ciddi ekonomik sıkıntıları var. Gazilerin emsal maaş durumu, şehit yakınlarının; anne babalarının aldığı özlük haklarının son derece yetersiz olması. Yani açlık sınırı bile diyemeyeceğim; açlık sınırının kat be kat altında olması. İstihdam imkânlarının verilmemesi, yasal düzenleme olmasına rağmen. Ortez–protez konusunda, örneğin sağlık konusunda Ankara’ya gidip tek merkezden rapor alıp bu konuda tedavilerinin sadece Ankara’da yapılması, onları ciddi bir külfet ve zorluk altına sokuyor. Sağlık konusunda değişik uygulamalar, eğitim konusunda değişik uygulamalar… Özetle özlük ve sosyal haklarındaki bu adaletsizliklerin bir an önce giderilmesi gerekiyor. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun ev sahipliğinde İstanbul’da 2024 Haziran ayında bir çalıştay yapıldı. Bu çalıştayın sonucunda 18 kanun teklifi hazırlandı. Milletvekillerimiz bunu Meclis Millî Savunma Komisyonu’na verdiler ama hâlâ Genel Kurul’a getirilemedi. Bizim özellikle Millî Savunma Komisyonu Başkanımızdan ve üyelerinden istirhamımız, bunun bir an önce Genel Kurul’a getirilip şehit aileleri ve gazilerimizin sorunlarına yönelik çözüm aranmasıdır” dedi.
Türkiye’nin çevresinde devam eden savaş ve çatışmalara değinen Bağcıoğlu, şunları kaydetti:
“Kuzeyimizde ciddi bir savaş var. Dört yıldır devam ediyor. Güneyimizde bir savaş var devam ediyor. En başta acilen yapılması gereken askerî sağlık sisteminin ivedilikle yeniden tesis edilmeli. Böyle bir coğrafyada askerî sağlık sistemi olmayan tek devlet Türkiye Cumhuriyeti. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. Türk Silahlı Kuvvetleri fedakârca görev yapıyor. Buna en ufak bir itirazımız yok. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve askerimizin her zaman yanındayız. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitimli, tecrübeli kadrolarının silah, sistem ve donanım olarak takviye edilmeleri, iç politika saikli projelerden ziyade gerçekten harekât ihtiyacına göre projelerin realize edilmesi lazım. İşte muharip hava gücündeki zafiyet. Bu konuda Genel Başkanımız başta olmak üzere Almanya ve diğer devletlerle irtibat kurarak Eurofighter Typhoon’ların bir şekilde verilmesine ikna ettiler özellikle Alman Federal Cumhuriyeti’ni. Onun dışında hava savunma sistemleri. Hava savunma sistemlerinin önemini doksanlarda gördük biz, Irak savaşında. Ama entegre bir hava savunma sisteminin projesi 2024’te başladı. Burada da devam eden Hisar ve Siper projelerinin bir an önce, gerekirse bütün maddi ve insan kaynağının artırılarak seri üretimde çok sayıda üretilmesi lazım. Ama bu bir sistemler sistemi, bir bütünlük. Hava savunma sistemi içinde muharip uçaklar var, tanıma–tanıtma var, hava sahası kontrol ve yönetimi var. Görüyorsunuz, Kuveyt’te bir Kuveyt Hava Kuvvetleri’ne ait uçak üç tane Amerikan savaş uçağını düşürdü. Bu gerçekten bir bilim. Sadece sistem yapıp ‘bu sistemi ürettik’ demekle yetmiyor. Bunun bir hazırlığı, olgunlaşması gerekiyor. O yüzden bir an önce çok geç kaldığımız entegre hava savunma sistemine ağırlık verilmesi gerekiyor.”
S-400 SİSTEMİ NİYE KONUŞLANDIRILMADI?
Patriotlar ve S-400 sistemine ilişkin ise Bağcıoğlu, “S-400 sisteminin kesinlikle alınmasının yanlış bir karar olduğunu değerlendiriyoruz. Sadece F-35 değil; o görünen, buzdağının görünen yüzü. Diğer bileşenlerde de ciddi ambargolara maruz kaldık. Ama şu anda Patriotlar elbette gelecek. Çünkü Türkiye NATO’ya yıllardır en fazla katkı veren devletlerden biri. NATO’nun da Türkiye’ye taahhütleri var, Türkiye’nin NATO’ya taahhütleri var. Bu kapsamda Türkiye’ye hava savunma ihtiyacı olursa Patriotların gelmesinden daha doğal bir şey yok. Ama bu arada S-400 niye hangarda? Bir siyasi direktifle mi hangarda, yoksa teknik yetersizlikle mi hangarda? Biz bunu bilemiyoruz. İki, üç hafta önce devletin en yetkili makamları S-400’ün göreve, harekâta hazır dediler ama en azından o ‘stand alone’ dediğimiz, kendi başına mahallî bir savunma sağlayabilecek durumda S-400. Bu S-400 sisteminin niye konuşlandırılmadığını alımına karşı olmamıza rağmen mevcut en etkin sistemimiz olduğu açıklanmıştı bunu merak içerisindeyiz” dedi.
KEŞKE DAHA ÖNCEDEN BU SİSTEMLERE AĞIRLIK VERİLSEYDİ
Türk hava sahasına girdikten sonra Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirilen füzelere ilişkin de konuşan Bağcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu ittifak yükümlülükleri çerçevesinde NATO’nun getirdiği sistemler elbette fayda sağlayabilir, taahhütler çerçevesinde. Keşke S-400 sistemi 2017 yılında tedarik edilmeseydi. Keşke o 2,5 milyar dolar olarak bildiğimiz rakam ve insan gücü millî sistemlere aktarılsaydı. Şu anda belli bir seviyeye gelen ve gittikçe ilerleyen Hisar ve Siper sistemleriyle oluşturulmaya çalışılan Çelik Kubbe sistemi daha erken oluşturulsaydı. Önümüzde örnekler var. İşte 1990 Irak krizinden bahsettim. Suriye krizinden bahsettim. Balistik tehdidin etkisinin arttığından bahsettim. Savunma sanayindeki bahsettiğimiz öngörü eksikliği bu. Keşke daha önceden bu sistemlere ağırlık verilseydi. S-400 sistemi alındığında ‘bu çok etkin bir sistem, her türlü tehlikeye karşı koyacak’ denilen S-400 sistemi en azından kendi başına ‘stand alone’ olarak kullanılıp kritik bölgelere tesis edilebilseydi.”
BAŞKANLARIMIZIN HAKLARI, HUKUKLARI KORUNMALI
Bağcıoğlu, İBB Davası’na ilişkin de şunları söyledi:
“Artık savaşlar, millî güvenlik sadece silahlarla, topla tüfekle, gemilerle olmuyor. ‘Toplumsal dirençlilik’ denen bir kavram var. Toplumsal dirençlilik şu anda değişik devletlerin, modern silahlı kuvvetlere sahip gelişmiş devletlerin millî savunma stratejilerinde yer alıyor. Yayınlandı bir yıldır değişik devletlerin; Birleşik Krallık olabilir, Fransa olabilir, Almanya olabilir. Burada toplumsal dirençlik şu şekilde tanımlanıyor: Demokratik ve adil bir yönetim, hukukun üstünlüğü, hak ve özgürlüklerin korunması. Bu bireyleri krizlere, savaşlara, gerilimlere ve problemlere karşı dirençli hâle getiriyor. Bu toplumsal dirençliliğe sahip olmayan, bu üç temel hususun sağlanmadığı milletlerin ve devletlerin ne kadar zor duruma düştüğünü görüyoruz. Bu bir diğer tabirle iç cepheyi güçlendirmek demek. İç cepheyi de biz hukukun üstünlüğünün sağlanması olarak görüyoruz. İşte İstanbul’daki devam eden dava… Öncelikli olarak belediye başkanlarımız, ilçe belediye başkanlarımız ve çalışanlarının hukukun üstünlüğü çerçevesinde yargılanmasını ve adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Eğer toplumsal dirençlilik sağlanacaksa bu davalara gerekli özen gösterilmeli ve bizim belediye başkanlarımızın, ilçe başkanlarımızın ve çalışanlarımızın hakları, hukukları korunmalı.”
KAYNAK: ANKA

















