On yıllardır ABD’nin uyguladığı ablukaya karşı direnen, son dönemdeyse Trump tarafından saldırıyla tehdit edilen Küba için İstanbul Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde dayanışma etkinliği düzenlendi.
“Küba Kazanacak” başlıklı etkinlikte konuşan Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, “Biz bu öyküyü eskiden biliyoruz. Antikomünizm, sosyalizm düşmanlığı dünyanın en tehlikeli virüsüdür ve tedavisi yoktur. Dolayısıyla kimsenin tedavisi olmayan bir hastalığını ortadan kaldırmak için uğraşmaya niyetimiz yok ama yine de Küba’yla neden dayanıştığımızı bir hatırlamamız gerekiyor ki Küba’yla dayanışmamızı daha güçlü bir biçimde yürütelim” dedi.
“ABD EMPERYALİZMİNE KAFA TUTAN HERKESLE DAYANIŞIRIZ”
“Yanı başımızda komşu İran’a dönük siyonist İsrail ve emperyalist ABD tarafından bir saldırı düzenleniyor. Şimdilik geçici bir ateşkes var. İran’daki rejimle herhangi bir yakınlığımız yok ama burada toplanan herkes İran’ın direnişi karşısında heyecan duymadı mı? İnsanlığımız ayağa kalkmadı mı?” diyen Okuyan, “Düşünün sevmediğimiz bir toplumsal sistemin egemenliği altındaki bir ülkede bir halk ABD emperyalizmine kafa tutuyor diye heyecan duyduk. Altmış yedi yıldır kesintisiz bir biçimde ABD’nin yanı başındaki küçücük bir ada ABD’ye kafa tutacak ve biz bundan heyecanlanmayacağız öyle mi? İşte birinci neden. ABD emperyalizmine kafa tutan herkesle dayanışırız. Altın kurallar” ifadesini kullandı.
“KÜBA’YA EVET, BARBARLIĞA HAYIR”
Okuyan şöyle konuştu:
“Küba toplumu gelişkin bir toplum. Gelişkinlik ölçütleri farklı farklıdır. Kimileri gelişkinliği otomobil sayısıyla ölçer kimileri insani değerlerle ölçer. Küba devrim sayesinde, sosyalizm sayesinde gelişkin bir toplum yarattı. Neyle yarattı? Eğitimiyle yarattı. Neyle yarattı? Sağlık sistemiyle, kültürüyle, sporuyla insanıyla yarattı. Gelişkinlik budur. Ve o gelişkinliği Küba’nın maddi imkanlarını yok ederek öldürmek istiyorlar.
Yıllar önce hiç benimsemediğimiz bir teori atıldı ortaya değil mi? Medeniyetler çatışması. Onu boş verin ama Küba meselesinde medeniyetler çatışması var. Gelişkin Küba toplumuyla barbarlar arasında bir mücadele var. Biz bu mücadelede Küba’nın yani gelişkin insanlığın tarafındayız. Küba’ya evet, barbarlara hayır.”
“KÜBA GELİŞKİN AHLAKİ DEĞERLERİ SAVUNUYOR”
“Küba’nın sorunları yok mu? Var. Küba’nın sorunları ABD ablukası nedeniyle arttı, birikti ama öte yandan Küba’yı ayakta tutan değerler canlı kalmaya devam ediyor. Biz komünistler aslında ahlaktan bahsetmeyi pek sevmeyiz. Çünkü ahlak, ahlak, ahlak diye, diye diye yıllardır sömürücü sınıflar insanlığı uyuşturdular. Ama Küba’da simgelenen bizlerin sahip çıktığı ahlaki değerler biraz farklı. O ahlaki değerler insanı ezmez. İnsanı yüceltir. İşte bu yüzden de Kübalılarla dayanışıyoruz. Küba gelişkin ahlaki değerleri savunduğu için, ürettiği için, yarattığı için.
“KÜBA DEVRİMİ LİDERLER YARATMIŞTIR”
“Her büyük toplumsal dönüşün kendi liderlerini yaratır. Küba devrimi öncesinden sonrasına olağanüstü bir lider yarattı. Kolay değildir. Dünyada birçok devrim gerçekleşmiştir. Ekim Devrimi çok büyük bir liderin öncülüğünde gerçekleşmiştir. Başka liderler de yaratmıştır.
Küba devrimine baktığımız zaman işte 100. yaşını kutlayacağımız Fidel’i yaratmıştır, Che’yi yaratmıştır.
Dolayısıyla biz Küba’ya baktığımız zaman aynı zamanda yaşamlarını çok soylu bir mücadeleye adamış ve hepimize örnek olmuş bazı isimleri de kutsuyoruz, yüceltiyoruz. Onlar insanlığa çok büyük hizmetlerde bulundular. Dolayısıyla biz Küba devrimiyle dayanışıyorsak bir nedeni de Küba devriminin önderlerinin attığı imzadır.”
“DEPREM OLUNCA KÜBA TÜRKİYE’YE GELDİ”
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, deprem döneminde Kübalı doktorların Türkiye’ye geldiğini anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Küba enternasyonalist bir ülkedir. Küba’nın Angola halkının ırkçılığa karşı mücadelesine nasıl destek olduğunu hepimiz biliyoruz. Binlerce kilometre ötede, hiçbir çıkar gözetmeksizin. Küba’nın çıkarları onların savunduğu değerlerdir. Gittiler Angola’da savaştılar. En değerli evlatlarını Afrika kıtasında kaybettiler. Ama bununla sınırlı değil. Nerede bir halka yardım uzatabileceklerse Küba oraya koşturdu. Bu kadar soruna rağmen buna devam ediyorlar.
Türkiye’de de yaptılar aynı şeyi. Deprem olduğunda Küba’nın en iyi doktorları deprem bölgesine geldi. Bizimle beraber halkımızın yaralarını sarmaya çalıştılar. Biz bunlara sırtımızı mı çevireceğiz? Görmezden mi geleceğiz? Efendim Küba’yla niye dayanışıyormuşuz? Çünkü Küba altmış yedi yıldır insanlığı sırtında taşıyor.”
“BU BİR SINIF KAVGASIDIR”
Yaşananların adlı adınca bir sınıf kavgası olduğuna vurgu yapan Okuyan, şöyle konuştu:
“Sınıf kavgasında biz tarafız. Küba tarafsa biz de tarafız. Bu emekçilerin, yoksulların dünyadaki çok uluslu tekerlerle ölümüne kavgasıdır. Çünkü Küba’ya karşı girişilen bu barbarca saldırının arka planında kapitalizm denen emperyalizm denen illet var, barbarlık odağı var. Burada bir mücadele sürüyorsa bizim bu dayanışmayı da sürdürmek görevimizdir.
“ABD KÜBA’YA ‘BAĞIMSIZLIĞINDAN VAZGEÇ’ DİYOR”
“ABD Küba’ya diyor ki bağımsızlığından vazgeç, egemenliğinden vazgeç ama onların da ötesinde sosyalizmden vazgeç. Başka bir toplumsal sisteme geç. Bizim dünyayı batırdığımız bütün dünyaya yoksulluk, işsizlik, savaş verdiğimiz toplumsal sisteme geç. Küba ise ben bütün sorunlarıma rağmen sosyalizmden vazgeçmem diyor. Sosyalizm bizim ülkemizde ve başka ülkelerde komünistlerin kurmak için mücadele ettiği bir toplumsal sistem. Tabii ki Küba’yla dayanışacağız. Çünkü onlar onca zor koşullar altında sosyalizmi savunmaya devam ediyorlar. Bizim için de dünyanın diğer yörelerindeki insanlar için de diğer coğrafyalarındaki insanlar için de sosyalizme sahip çıkıyorlar.”
“KÜBALILAR TESLİM OLMAZ”
“Küba’yı savunmak için bir gerekçeye ihtiyacımız yok bizim” diyen Okuyan, “Kübalılar teslim olmaz. Mümkün değil teslim olmaz. Çok çalışkanlar, ülkelerini çok seviyorlar. Yaratıcılar. Büyük sorunlarla boğuşuyorlar ama kararlılar. Gülmeye devam ediyorlar. Moralleri gayet iyi. Bütün sıkıntılara rağmen. Altını çiziyor. Bütün zorluklara rağmen yaşamaya devam ediyorlar. Mücadeleyi devam ediyorlar. Dolayısıyla kimse Küba’dan böyle kolay ruhunu teslim etmesini beklemez” dedi.
Kübalı devrimcilerin mücadele etmeyi, savaşmayı çok iyi bildiklerini vurgulayan Okuyan, “Savaştan yana değiller. Ama Küba’ya doğrudan bir müdahale söz konusu olursa Küba’dan neler olacağını hepimiz biliyoruz.
Şimdi bir yandan bunu engellemek ABD emperyalizminin doğrudan müdahalesini engellemek Türkiye’de, dünyada dayanışmayı arttırmakla mümkün. ABD’ye bu işin maliyetini hatırlatmakla mümkün. Dayanışmanın bir boyutu bu” diye konuştu.

KÜBA İLE DAYANIŞMA KAMPANYASI BAŞLIYOR
Küba’ya destek için başlatılacak dayanışma kampanyasına dair de konuşan Okuyan, şu bilgileri verdi:
“Şimdi önümüzdeki birkaç gün içerisinde Jose Marti Küba Dostluk Derneği bir kampanya başlatacak. Kampanya Küba için güneş panelleri toplamayı hedefliyor. Küba’nın direnişini halkımıza anlatmak, Küba’yla dayanışmamızı anlatmak bunun yanı sıra bu kampanyaya da gücünüz olanağınız oranında destek olmaya çağırıyoruz. Henüz daha ABD emperyalizmi güneşi durdurmaya beceremedi.
Küba’nın enerjide dışa bağımlılığını büyük ölçüde ortadan kaldıracak bir enerji seferberliği var. Biz de elimizden geldiğince bu seferberliğe katkı koyacağız.”
“FİDEL KÜBA’YI DÜNYA HARİTASININ ORTASINA YERLEŞTİRDİ”
Etkinlikte konuşan Küba Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Elier Ramirez Canedo ise “Fidel’in örneği milyonlarca kişi tarafından paylaşılıyor. Fidel’in örneği çoğaldı. Şu an bu milyonlar hem Küba’da hem de bütün dünyada mücadeleye devam ediyorlar. Fidel Küba halkına gururunu ve haysiyetini kazandırdı. O yalnızca zenginliklerin daha adil dağılımını sağlayacak bir tür devrime öncülük etmedi. Aynı zamanda Küba halkı için çok derin bir kültürel, toplumsal dönüşüme imza atılan bir devrime önderlik etti. Küba’yı dünya haritasının ortasına yerleştirdi Fidel. Ve onun öncülük ettiği bağımsızlık mücadeleleri bütün dünyadaki halkların bağımsızlık ve adalet kavgasına örnek oluşturdu” dedi.
“65 YIL ÖNCE DÜNYANIN EN BÜYÜK GÜCÜNÜ YENİLGİYE UĞRATTIK”
Canedo’nun açıklamaları şöyle:
“Onun anti-emperyalist düşüncesi, sömürgecilik karşıtı düşüncesi, ırkçılık karşıtı düşüncesi, enternasyonalist ve çevreci düşüncesi dünyanın her tarafında bugün ve yarın devrimciler için birer bayrak niteliğinde olmaya devam edecek.
Tarih onu yalnızca haklı çıkarmakla kalmadı. Aynı zamanda gerisinde bir takım yıldızı gibi çok miktarda fikir bırakmasını da sağladı. Fidel yalnızca ABD emperyalizminin karşısındaki sınırlara meydan okumadı. Sadece bu sınırları yıkmadı, aynı zamanda kurumsallaşmış olan imkansızlık fikrine, dogmalara karşı da bir isyan ve yıkıcılık sergiledi. Koşullar ne kadar zorlaşırsa onun da kavga etme iradesi o kadar somut hale geliyordu.
O terslikleri zafere, imkansızlıkları sonsuz imkanlara dönüştürme gücüne sahipti. Onun için onur, yurtseverlik ve ilkelere, ideallere bağlılık birer ölüm kalım meselesiydi. O sosyalizmi bilimsel bir örnek, pratik olarak algılıyordu. Her bir konjonktürden geçerken taktik esneklik göstermeyi bilen ama bunu yaparken stratejik hedeften hiçbir zaman kopmamayı beceren biriydi o. Bütün konuları, bütün durumları en küçük detayına kadar dikkat ederek yönetirdi hep. Ve kuşkusuz politika yapımında, siyaset üretiminde bir ustaydı o.
Bugün 19 Nisan aynı zamanda Fidel’in önderlik ettiği çok önemli bir tarihin yıl dönümü. Çünkü 19 Nisan bin 1961’de tam 65 yıl önce Domuzlar Körfezi’nde küçücük bir halk bütün onuruyla ve bütün bilinciyle dünyanın en büyük gücünü yenilgiye uğrattı.
65 yıl önce tam da bugünkü gibi bir tarihte 19 Nisan’da ABD’nin finanse ettiği, ABD’nin desteklediği paralı askerlerin adaya gerçekleştirdiği çıkartmayı yetmiş iki saatten kısa bir süre içerisinde yenilgiye uğrattı Küba halkı.
O yüzden de bugün bu tarihte burada sizinle birlikte olmak bizim için çok büyük bir sembolik anlama da sahip. Çünkü Küba Komünist Partisi de o günlerden doğmadır. Çünkü Domuzlar Körfezi zaferinden sonra Küba artık sadece sınırlarını, sadece kıyılarını değil, sadece bağımsızlığını değil, sosyalizmini de kurmaya ve korumaya karar verdi.

“KÜBA’YI KARANLIKTA BIRAKMAYI AMAÇLAYAN BİR MÜDAHALE”
Fakat Domuzlar Körfezi aynı zamanda bizim için bugünün meselesi. Domuzlar Körfezi mücadelesini Küba halkı bugün de veriyor. Şu anda biz bütün bir Küba halkını boğmayı amaçlayan çok ağır, çok sapkınca bir ablukanın altında mücadele vermeye devam ediyoruz. Küba halkının iradesini kırmaya dönük bir ağır abluka politikası bu. Bu abluka uygulaması on yıllardır var ama bazı dönemlerde inanılmayacak ölçülerde sıkılaştırıldı. Örneğin koronavirüs zamanında, pandemi döneminde özel tedbirlerle güçlendirildi. Hastalık yaşayan yurttaşlarımıza yardım ulaşmaması için ülkeye oksijen makinelerinin girişini bile engellediler o dönemde. Fakat şimdi onu bile aşan ağırlıkta bir uygulamadan bahsediyoruz. Ülkenin tüm enerji kaynaklarını kesmeye dönük bir müdahale bu. Küba’yı karanlıkta bırakmayı amaçlayan bir müdahale. Yakıtsız bırakmayı, ülkenin işleyişini engelleyecek koşulları yaratmayı hedefleyen bir abluka.
“EMPERYALİZMİN ALT EDİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERDİK”
İşte bu yüzden yoldaşlar, dostlar, arkadaşlar, bu koşullar altında Domuzlar Körfezi’ni hatırlamak bizim için stratejik bir hafıza, stratejik bir tercihle aynı zamanda. Çünkü Domuzlar Körfezi bize emperyalizmin yenilmez olmadığını gösterdi. Domuzlar Körfezi bize bir halkın ne kadar küçük olursa olsun, saygınlığını koruyarak, bilincini koruyarak ve uygun hazırlıkları yaparak dünyanın devi olan emperyalizmi bile alt edebileceğini gösterdi.
“KÜBA ASLA TESLİM OLMAYACAK”
Küba ayakta, bundan hiçbir şüpheniz olmasın. Küba asla teslim olmayacak. Bütün bu deneyimler bize yurdun, ana vatanın ve fikirlerin elde silahla korunacağını ama sadece bunun yeterli olmadığını aynı zamanda fikirlerle de medya savaşlarıyla da iletişim yoluyla da bilinç yoluyla da bir ülkenin savunulabileceğini gösterdi. Fakat Fidel tek bir muharebenin lideri değildi sadece. Küba halkının bütün muharebelerinde o vardı kumandan olarak ve bugün biz diyoruz ki bugünkü muharebelerimizde de bugünkü mücadelelerimizde de Fidel bize eşlik ediyor.
O Küba’yı olağanüstü bir vizyonla dünya sahnesine yerleştirmeyi bildi. Biliyorsunuz onun dünyaya ilişkin vizyonu çok kendine özgüydü. Onun dünya görüşleri diplomasi alanındaki akademilerden doğmadı. Onun dünya görüşü doğrudan tarihe olan bilgisinden, tarih alanındaki çalışmalarından, Marti’nin öğretilerinden, dünyadaki başka ülkelerin mücadeleleriyle olan dayanışma arzusundan doğdu.
Onun vizyonuna göre Küba’nın bağımsızlığı, Küba’nın kurtuluşu, dünyanın geri kalanının kurtuluşundan bağımsız değildi. Latin Amerika’nın kurtuluşundan, Afrika’nın, Asya’nın kurtuluşundan bağımsız değildi. Fidel Küba tarihinin enternasyonalizmi en fazla destekleyen, ona en çok öne çıkaran lideri oldu. Fidel için uluslararası dayanışma dediğimiz şey bir dekor değildi, bir süsten ibaret değildi. Sadece bir retorikten de ibaret değildi.
“FİDEL REHBER OLMAYA DEVAM EDİYOR”
Geçmişte ABD hükümetleri çoğu kez Küba’yla müzakere etmeyi denediler. Bunun karşılığında da Küba’nın ilkelerinden ve bağımsızlığından vazgeçmesini beklediler. Fidel dedi ki “hiçbir şekilde ilkelerimiz müzakereye açık değil.”
Fidel dünyanın çok kötü yönetildiğine inanıyordu. Ve o birinci dünya dediğimiz kesimin aynı zamanda gezegenin geleceğini ve insan türünün geleceğini de tehdit eden bir sisteme sahip olduğunu düşünüyordu. O, medeniyet anlayışının dönüşmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu medeniyet anlayışının merkezine insanın oturması gerektiğini düşünüyordu, sermayenin değil.
Onun bu zekası, bu ışıltılı yaklaşımı hâlâ daha bütün toplumsal hareketlerin eleştirel entelektüellerin, aydınların ve neoliberalizme karşı, emperyalizme karşı direnen halkların rehberi olmaya devam ediyor.
“YA SOSYALİST KÜBA YA DA ÖLÜM!”
Küba’nın ABD tarafında bir ablukayla boğulmaya çalışıldığı, enerji kuşatması tehdidi altında olduğu, bunun yarattığı tehditlerin altında olduğu, aynı zamanda da son derece agresif saldırgan bir askeri saldırının tehdidinin altında bulunduğu bir dönemde uluslararası dayanışma bizim için temel öneme sahip.
Küba’nın mücadelesi herkesin mücadelesi aslında. Çünkü hepimiz başka bir dünyanın mümkün olduğu hayaliyle, düşüncesiyle bu mücadeleyi veriyoruz. Jose Marti’nin dediği gibi, bugün Küba için ayağa kalkan, bütün insanlık için ayağa kalkmış demektir.
O güzel Karayip ülkesinin bir evladı olarak, bir yurtsever olarak, bir dostunuz olarak sizi büyük bir kesinlikle temin ederim ki ya Sosyalist Küba ya da ölüm! Tarihsel liderimiz başkumandan Fidel Castro’nun yüzüncü yılında zaferler kazanmaya devam edeceğiz.”
Konuşmaların ardından etkinlik Yürüyen Merdiven, Gülcan Altan, An Vokal, Ayşe Tütüncü, Hakely Nakao Chavez Öztürk şarkılarıyla sona erdi.

















