Doruk Maden işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyüşüne izin verilmemesinin ardından, işçiler oturma eylemine geçti. Yürüyüşe izin verilmemesini eleştiren bir işçi, “Biz devlete mi saldırıyoruz, vatan haini miyiz bizim etrafımızı kuşatıyorsunuz? Gitsenize, holdinglerin etrafını kuşatsanıza. Bizim alnımızın terini çalanların etrafını kuşatsanıza” dedi.
Tazminat, maaş ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdüren ve açlık grevinin 8. gününde olan Doruk Maden işçileri, Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek istedi. Polis ekiplerinin yürüyüşe izin vermemesi üzerine işçiler, oturma eylemine başladı.
Emeklerinin karşılığını istediklerini belirten bir işçi, “Devletin, hükümetin sahip çıkmasını istiyoruz. Çok mu şey istiyoruz? Biz devlete mi saldırıyoruz, vatan haini miyiz bizim etrafımızı kuşatıyorsunuz? Gitsenize, holdinglerin etrafını kuşatsanıza. Bizim alnımızın terini çalanların etrafını kuşatsanıza” diye konuştu.
Haklarını almak için direnişi sürdüreceklerini ifade eden bir başka madenci, “Bizim çocuklarımız devlete faydalı olsunlar, hırsız, torbacı olmasınlar diye uğraşıyoruz. Biz buraya hakkımız için, düzenli huzurlu bir hayat yaşamak için geldik. Buraya gelene kadar bize başka çare bırakmadılar, çalmadık kapı kalmadı” ifadelerini kullandı.
BU KADAR ZOR MU BİZE SAHİP ÇIKMAK?
Bir başka işçi, “Bu kadar zor mu bize sahip çıkmak? Nerede çalışanın yanında olan devlet? Biz çocuklarımızı bıraktık, 16 gün yollardayız. Nerede devlet?” diye sordu.
Ücretsiz izindeyken şirketi mahkemeye verdiğini, mahkemeyi kazandığını dile getiren başka bir madenci, “1 senedir haklarımı bekliyorum. Diyeceklerim bunlar. Bu hırsızdan bunu alacağız bir şekilde” diye konuştu.
5 aydır maaş alamadığını ve sorumluların neden gelmediğini soran bir işçi, “Çocuğumu göremiyorum, 15 gündür yollardayım ben. Hakkımı savundum, hırsız değilim. Gidip Sabahattin Yıldız’ı tutuklasınlar, şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“Nerede adalet?” diyen başka bir madenci, “Kanımızı emiyorlar. Yeter bu kadar. Biz çocuğumuza para veremiyoruz. Patron bu kadar mı büyük? Patron devletten, Enerji Bakanlığı’ndan, Çalışma Bakanlığı’ndan büyük mü? Adalet sadece zengine mi geçerli, sadece fakire mi geçersiz?” diye sordu.
Yetkililerin bu sorunu çözmesi gerektiğini ifade eden bir işçi, “Madem çözülmüyor, çözüm neredeyse biz oraya gideceğiz. Ankara Büyükşehir Belediyesi 25-30 tane buraya mezar kazsın. Buradan dönüş yok. Memleketinden, Kütahya’dan gelen var buraya. Yetkili kimse çözmek zorundadır, rica etmiyoruz. Çözme zorunluluğu var” dedi.
Asıl suçlunun şirket sahibi Sabahattin Yıldız olduğunu söyleyen bir madenci, “Bu işçilerin çocukları yok mu? Sabahattin Yıldız, sen çocuğunun, torununun geleceğini düşünürsen bu işçilerin hakkını yiyemezsin. Buna hakkın yok. Sebahattin Yıldız ablukaya alınmalı, o cezalandırılmalı. Bizim suçumuz yok, devlet yetkilileri Sebahattin Yıldız’ı gözaltına almalıdır. Hakkımız ödensin, adalet yerini bulsun” diye konuştu.
“Hükümete, adalete yazıklar olsun” diyen başka bir madenci, “Ekmeğimizi verecekler gelsin buraya. Başka bir şey istemiyoruz. Adalet neyse o şekilde hakkımızı savunsunlar. Hırsız gelsin, ekmeğimizi çalan gelsin buraya” ifadelerini kullandı.
16 gündür yollarda olduklarını dile getiren bir işçi, bakanlara seslenerek “Açız. Hakkımızı verin. Adalet yok mu bu Türkiye’de? Adalet istiyoruz” diye konuştu.
Haklarını almadan bir yere gitmeyeceklerini vurgulayan bir başka işçi, “Madencinin kaderi buysa vursunlar öldürsünler. Ya cesedimiz çıkacak ya da hakkımızı alacağız” dedi.
BEN EKMEĞİMİ ALMAK İSTİYORUM, ÇOLUĞUMUN ÇOCUĞUMUN RIZKINI İSTİYORUM
Hazırladığı pazar listesini gösteren bir madenci, şöyle konuştu:
“Ben bunu alamadım. Bu kadar zor mu? Benim 3 tane çocuğum var, ayıp değil mi? Ben ekmeğimi almak istiyorum, çoluğumun çocuğumun rızkını istiyorum. Artık ülkenin duyarlı olmasını istiyorum. Bu kadar lanet bir ülkede mi yaşıyoruz? Bundan sorumlu olanlar gelsin. Ben burada 23 Nisan’ı nasıl kutladım biliyor musun? ‘Baba ben senin yatağında yattım, senin kokunu çektim’ dedi. Ben bunu duyarken gücüme gitti, ağladım ama belli etmedim. Yazıklar olsun bu devlete. Cebimizde para yok, soyuluyoruz. Biz çalıştıkça onlar büyüyor. Biz kimseyi zor durumda bırakmak istemiyoruz ama bu insanlar bizi anlamıyor. Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz. Bir insana laf anlatmak bu kadar zor değil.”
Bir an önce bu sorunun çözülmesini istediklerini dile getiren bir işçi, “Bu Bakan, bizim çaresizliğimizi neden görmüyor, bizim derdimize niye derman olmuyor? Ölmemizi mi istiyor? Çare istiyoruz. Çabuk çare istiyoruz. Dayanacak güç de kalmadı. Ekmek alacak da para kalmadı” ifadelerini kullandı.
Ölüme terk edildiklerini ifade eden bir başka işçi, “Enerji Bakanlığı’nın önüne gittik, sabaha kadar soğukta durduk. Beyefendiler rahatsız oluyor diye biz gözaltına alınıyoruz. Biz hırsız mıyız, terörist miyiz? Hakkımızı istiyoruz. Sadece alnımızın terini istiyoruz, çoluğumuzun çocuğumuzun rızkı yenmesin istiyoruz” dedi.
KAYNAK: ANKA
















