CHP Genel Başkanı Özgür Özel, içinde bulunulan dönemde herkesin evlatlarının, anne ve babasından daha fakir olduğuna dikkati çekerek, “Herkesin evladının geleceği kendi geleceğinden daha karanlık. İşte bu karanlığı yırtıp atmak, bu umutsuzluktan gençleri kurtarmak, dünyadaki gençler nasıl umutla bakıyorsa yarınlarına, öyle bir Türkiye’yi inşa etmek, evlatlarına dünyanın öbür ucunda değil öz vatanlarında hayal kurmak için bir kez daha iktidara talibiz” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, bu hafta Engelliler Haftası, Hemşireler Günü, Eczacılık Günü ve Çiftçiler Günü olduğunu anımsatarak, geçen hafta SAHA 2026 Fuarı’nı ziyaret ettiğini belirtti. Özel, şunları kaydetti:
“Aselsan’dan Havelsan’a, TUSAŞ’ımızdan TÜBİTAK’ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendis gözleri pırıl pırıl, gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Ve elbette savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere rağmen 1973’te kurulan TUSAŞ’ı Cumhuriyet’in ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak TUSAŞ’taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği varsa katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk. Şöyle karşılaşmalar oldu 2-3 standda bir, ‘Beni tanıdın mı?’ ‘Tanıyor gibiyim.’ ‘Ben Balyoz’dan içeride yattım. Siz ziyaretimize gelmiştiniz.’ ‘Beni tanıdın mı?’ ‘Tanıyor gibiyim.’ ‘İzmir Askeri Casusluk siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan mecliste siz anlattınız. Veli Ağbaba anlattı. CHP milletvekilleri anlattı.’ ‘Ergenekon’da siz yanımızdaydınız.’ O dönemler pırıl pırıl pırıl pırıl Türkiye için çalışan Cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi subayları birileri özellikle bir başsavcının, Zekeriya Öz’ün patronajında ‘Arkanda ben varım’ diyen Tayyip Erdoğan’ın haberi, bilgisi dahilinde övüne övüne ‘Darbecileri temizliyoruz’ diye. O gün biz bu taraftaydık, doğrusunu söylüyorduk. Sayın Erdoğan öbür taraftaydı ve cellatları savunuyordu. Biz cellatların elinden Ergenekon, Balyoz ve çeşitli kumpaslarla katledilmeye çalışılanları savunduk ve kurtardık. Gün oldu o cellatlar Erdoğan’ın karşısına çıkıp darbeye karıştılar. Orada bile parlamentoyu savunduk. Yapılan zulümleri gördük ama sandığa sahip çıktık.
“BURADAN TARİHİN ÖNÜNE ŞERH DÜŞÜYORUM”
Bugün yeni cellatlar, yine Erdoğan arkasında, yine bu ülkenin yarınları için çalışmak isteyen pırıl pırıl insanlar o gün nasıl o günkü Genelkurmay Başkanı’na da, Ahmet Tatar’a da, Askeri Casusluk’taki prırıl pırıl subaylara da sahip çıkarken ne kadar eminsek aynı inançla aynı karaklılıkla o gün FETÖ’nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak bugün 19 Mart darbesi ve Akın Gürlek’in yargı çetesine karşı dimdik aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz. Biz o gün doğruları savunurken ‘Ateş olmaya yerden duman çıkmaz’ diye bağıranlar, sonra önlerine baktılar, gözlerini kaçırdılar bizden o kürsülerde. Biz bir gün gelecek ve haklılığımız ortaya çıkacak demiştik. Bugün bir daha söylüyorum bu kürsüden değil çünkü o gün bu kürsüde olmayacağız, muhalefet kürsüsünden değil ama iktidar kürsüsünden, bir kez daha sizlerin ve milletimizin karşısına çıkıp ‘Biz yine doğru tarafta durduk. Dürüst insanları savunduk. Suçsuzları savunduk. İftiracılara karşı baş eğmedik, gerekirse baş verdik ama eğilmedik’ diyeceğimiz güne kadar buradan tarihin önüne şerh düşüyorum. Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım.
“SANDIĞA, SEÇME HAKKINA VE SEÇTİKLERİNE SAHİP ÇIKANLARA HELAL OLSUN, SELAM OLSUN”
Cezaevinde evladından ayrılmış Onursal’ı, tarihin en büyük iftirasına kurban gitmiş Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret edersin, Balyozdakiler gibi o dönemde kendi dertlerine yanmayıp bizimkiler ‘İnfaz koruma memurlarının sorunlarını söyleyin’ der. İçeride yatmışlar çıkmışlar. Fuarda gezdik. En çok su mesajı verdiler: ‘Özgür Bey siz söyleyince etkili oluyor. Aman söyleyin. Aman tekrar edin. Askeri sağlık sistemini lağvettiler. Askeriyeleri kaldırdılar. Asker vuruluyor. Harp cerrahisi bilen kimse yok. Boşu boşuna uzuvlar kaybediliyor. Evlatlar kaybediliyor. Yarın bir savaş olur bedelini ağır öderiz. Askeri hastaneleri açsınlar. Askeri sağlık sistemini kursunlar.’ Ne diyeyim? Öylesi iyi insanlar ki, içlerinde kin değil yine bu ülke için sorumluluk biriktirmişler. Cumartesi Rize tarihinin en büyük mitinglerinden birini gerçekleştirdik. Adalet ve demokrasi için 108’inci eylemde Rize’de bulunduk. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketinde Rize’de yıllardır o boyutta dolduramadığı meydanı dolduran kendi hemşehrileri verdi. Teşekkür ediyorum Rizelilere, Karadeniz’in yiğit insanlarına. Bugünkü karşılamanız her hafta sonu bir başka şehirde eski deyimiyle AK Parti’nin ama yeni haliyle milletin kalelerinde meydan meydan demokrasi büyütenlere, dosta güven, olmayana kaygı verenlere ve Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandığa, seçme hakkına ve seçtiklerine sahip çıkanlara helal olsun, selam olsun.
“BU ENFLASYON 28 BİN LİRA OLARAK İLAN EDİLEN ASGARİ ÜCRET 4 BİN LİRAYI ALDI GÖTÜRDÜ”
Özel, CHP’nin saha çalışmalarından kesitleri grup toplantısında izleterek “Sizler sahaya gittikçe, milleti dinledikçe, millet söyledikçe onların sesini Türkiye’ye duyurmak ve onların derdini bildiğimiz gibi çözümlerini söylemek ve onlar için iktidara yürümek, iktidar olup bu haksızlıkları sona erdirmek boynumuzun borcudur. Görev bizdedir. Sorumluluğumuzun farkındayız” dedi.
Özel şöyle devam etti:
“Artık ne yazık ki vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Hatta ‘Bayram gelmiş neyime’ sözü bayramla ilgili umut söyleyen cümlelerin yerine geçmiş durumda. Yıllık enflasyon yüzde 32,4’e yükseldi. Dört ay önce 30’un biraz altındayken yıl sonunda 16’ya düşecek demişlerdi. 30’dan 16’ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu dört ayın sonunda yıllık 32,4’e getirdiler. Son dört aydaki enflasyon yüzde 14,6. Geçen sene bir miktar enflasyonda bu seneyle kıyaslandığında daha fazla düşüş olduğu için bir yıllık enflasyona yüzde 2,5 olarak yansındı. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüzde 14,6 ile bir yılda hedeflenen yüzde 16’lık enflasyonu dört ayda tüketmiş, dört ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kar topu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek maaşları daha yetersiz bir hale getirecek. Bir aylık enflasyonumuz, nisan ayı enflasyonumuz yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. ‘Enflasyon bütün dünyada sorun’ diyorlar, dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim bir ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok. Kaldı ki işsizlikte, yüksek enflasyonda, yüksek faizde, yoksullukta, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Açlık sınırının 35 bin yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede 28 bin liraya ev geçindirmeye çalışan emekçilerin, 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz. Ve bu enflasyon dört ay önce verilen emekli aylığından 20 bin liradan 3 bin lirayı aldı götürdü bile. Bu enflasyon 28 bin lira olarak ilan edilen asgari ücret 4 bin lirayı aldı götürdü bile.
“47 YIL SONRA BİR KEZ DAHA VE 100 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ CHP TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ PARTİSİ”
Ve iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Gelmeye devam ediyor. En önemli sorunlardan bir tanesi gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonuyla boğuşmak durumundayız. Bu ülkede eğer anneden ve babadan miras kalmıyorsa artık kendi emeğiyle çalışan bir gencin mesleği ne olursa olsun çok istisnai durumlar ya da yurt dışına gidenler hariç mesleği ne olursa olsun öğretmen, memur, asgari ücretli, uzman çavuş, özel sektör çalışan biri, mavi yakalı, beyaz yakalı olsun çalışan birinin çalışarak bir araba alması, bir ev alması mümkün değil. Onların anneleri, babaları ikisi de çalışıyorsa beş yılda arabayı alıyorlardı, 10 yılda bir ev, bir araba sahibi oluyorlar. Hiç olamayan emekli ikramiyesiyle alamadığı evi alıyordu, başını sıkıyordu. Öyle bir dönemdeyiz ki anneden babadan miras değilse ev hayal, araba hayal. Öyle bir dönemdeyiz ki hepimizin evlatları kendinden daha uzun boylu, babalardan daha yakışıklı annelerden daha güzel ama ilk kez yaşıyoruz ki herkesin evladı kendinden daha fakir. Herkesin evladının geleceği kendi geleceğinden daha karanlık. İşte bu karanlığı yırtıp atmak, bu umutsuzluktan gençleri kurtarmak, dünyadaki gençler nasıl umutla bakıyorsa yarınlarına, öyle bir Türkiye’yi inşa etmek, evlatlarına dünyanın öbür ucunda değil öz vatanlarında hayal kurmak için bir kez daha iktidara talibiz. 47 yıl sonra bir kez daha ve 100 yıl önce olduğu gibi CHP Türkiye’nin birinci partisi.”
Özel, şöyle konuştu:
“Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye’ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle, onunla bununla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor: 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. ‘Sepete ekle’ deyince akpden.com’dan direkt ‘Dur bakalım. Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz’ diyor. Bunda Kültür Bakanlığı’nın payı var; yüzde 1, 654 lira ona. Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var; 7 bin 900 lira. ‘Ne alaka?’ deme. Belki açıp oradan TRT’yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücreti vereceksin. Ondan sonra telefonuna geleceksin; yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira. Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha; 36 bin lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o elma, yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp kârını da ekleyip yüksek teknoloji dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira. akpden.com. Telefon 65 bin lira, AKP’den aldığınız o 133 bin lira. Gönder AKP’yi, alırsın bu fiyata.”
“CEP TELEFONUNDAKİ VERGİYE İSYANI, MİLLİ GÜVENLİĞE TEHDİT SAYIYORLAR”
“akpden.com” isimli siteye saatler içerisinde “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyleyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Girilemeyen için akp2den.com. Onu kapat. Adres inadına: akp3ten.com, akp4ten.com… Hadi engelleyin, gücünüz yetiyorsa. Şimdi girseniz 10 kişiden 9’u giremiyor. Yarın 10’uncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi; milli güvenliğe tehdit, ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar. Diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti’nin işine gelmeyen siteyi kapatırsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ses etmezsiniz. ‘Yok’ diyorlar. ‘Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bunları yapacağız’ diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyanı, milli güvenliğe tehdit sayılıyor. Yazıklar olsun sizin gibilerin milliyetçiliğine de olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenliğe de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı hâline getirilirse biz buna daha ne söyleyelim?”
“AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ YIKILMADAN HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLMEZ”
Özel, 7 ayrı kanunda değişiklik ve “varlık barışı” düzenlemesini öngören “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin de eleştirilerini sıraladı. “AK Parti ne yapıyor? Yeni bir vergi barışı getiriyor, yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? ‘Dışarıda param varsa nasıl kazandın sormadan; uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi; nasıl kazandıysan kazan. Yüzde 5’ini ver, parayı getir, Türkiye’de istediğini yap’ diyor” ifadelerini kullandı. Özgür Özel, şunları kaydetti:
“Uyuşturucu baronunu yakalamışlar, ‘Varlık Barışı’ndan yararlandım, geldim’ diyor. Öbür uyuşturucu baronu ‘Önce daire aldım’ diyor. ‘Çünkü Varlık Barışı Türk vatandaşlarına aitmiş’ diyor. Türkçe bilmiyor. ‘250 bin dolarlık daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım, parayı buraya getirdim’ diyor. Sonra o baron torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, 14-15 yaşındaki yoksul çocuğu TikTok’tan, oradan buradan yakalayıp ailesine bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip ona bir kimlik, bir silah verip örneğin Adana’nın iş insanlarını tehdit ettiriyor. Sonra birer kurşun attırıyor. Parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra 14 yaşındaki o çocuk diyor ki; ‘Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyor.’ İşte AK Parti’nin Türkiye’ye dayattığı kara düzen budur. O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. Ahmet Minguzzi’yi bıçaklayanların, annesini tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti’nin onların önünü açtığı kara düzendir. AK Parti’nin kara düzeni yıkılmadan hiçbir sorun çözülmez.”
“ASGARİ ÜCRETLİNİN ELİNDE 28 BİN LİRA VAR, KURBANLIK 45 BİN LİRA”
Kurban Bayramı yaklaşırken emekli maaşları ile kurbanlık fiyatlarını karşılaştıran Özel, AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 257 lira, iyi bir koçun ise 150 lira olduğunu söyledi. Özel, “Emekli maaşıyla 1,5 koç alıyordun. Bugün aynı yiğit koç 45 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1,5 koç alan emekli bugün yarım koç alamıyor” diye konuştu.
Asgari ücretin de kurbanlık almaya yetmediğini belirten Özel, “AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydı. Bir asgari ücret bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira” dedi.
“DİYANET İŞLERİ KESİM BEDELİNİ 21 KAT ARTIRMIŞ”
Emekli bayram ikramiyelerine ilişkin de konuşan Özel, CHP’nin 2015 seçimlerinde her emekliye bir maaş ikramiye önerdiğini hatırlatarak, “2018 seçimlerinden önceki Kurban Bayramı’nda ilk kez tutuldu. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. O zaman maaşın yüzde 66’sıydı. İşte o gün iyi bir koç da bin liraydı” ifadelerini kullandı. Özel, şöyle konuştu:
“Emekli ikramiyesi bin liraydı ve bir koç alıyordu. O gün bin lira olan emekli ikramiyesini geçen hafta duydunuz; bakan ‘Bu bayramda da artış yok’ dedi. Ramazanda vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018’de bin liraydı, şimdi 4 bin lira da artmayacak dediler. 2018’de bir koç alan bin lira, 2026’da emekliye ancak bir but aldırıyor. Bu emekli ikramiyesinde sadece 8 yıl önce CHP’nin sayesinde AK Parti’nin zorla verdiği bir koç parası vardı; ikramiye bin liraydı, koç da bin liraydı. Şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4 bin lira. Ve buradaki hesap en basit hesap. 21 kat artarken kesim bedeli… Yani koçu gidip buradan almazsan, Diyanet İşleri’nin sitesine girersen onlar da kesim bedeli kabul ediyorlar ve kurbanı onlara bırakıyorsun. 2018’de Diyanet İşleri’ndeki kurban kesim bedeli 850 liraydı, ikramiye bin liraydı. Bakın, gidip koçu alıyor ya… Diyanet İşleri de 850 liraya kesiyordu sana. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanını atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmış. 8 yılda 21 kat artan Diyanet İşleri’nin hesabı, 4 kat artan emekli ikramiyesi hesabı… Bu duruma getirdiler”
“ET VE SÜT KURUMU 14 MİLYAR KAR ELDE ETMİŞ”
Kırmızı et fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, son 5 yılda enflasyonun yüzde 653, et fiyatlarının ise yüzde bin 124 arttığını söyledi. CHP’li belediyelerin “halk et” uygulamalarını hatırlatan Özel, Et ve Süt Kurumu’nun 2024 yılında 14,3 milyar lira kar ettiğini belirterek, “Ucuz etin peşine düşen vatandaştan 14 milyar lira kar elde ederek kurumlar vergisinde 15’inci olmuşlar. Türkiye’nin en çok vergi veren 15’inci şirketi haline gelmişler. Millet ucuz et alacağız diye uğraşıyor. Senin işin kar etmek değil. Senin işin Türkiye’de ucuza et ürettirmek, ucuza kestirmek, ucuza ulaştırmak. Türkiye’nin en çok para kazanan kurumlarından biri haline gelenler bugün görevlerini yapmayanlardır. Bugün iktidarın liyakatsiz adamları sonucunda o kurumun başında olanlardır” dedi.
“TARIMDA TRAKYA KADAR ALAN KAYBETTİK”
14 Mayıs Çiftçi Günü’ne değinen Özel, Türkiye’nin gıda enflasyonunda Avrupa’da birinci, dünyada beşinci olduğunu söyledi. Son 20 yılda 23 milyon dönüm tarım arazisinin kaybedildiğini belirten Özel, “Tam Trakya kadar. Trakya’yı kaybettik tarımda biz” dedi. Ortalama çiftçi yaşının 58’e çıktığını ifade eden Özel, “Üç çiftçiden ikisi ‘Asgari ücretli bir iş bulursam seneye tarlada çalışmam’ diyor” dedi. Ortalama çiftçi gelirinin 19 bin lira olduğunu belirten Özel, çiftçilerin tarımdan uzaklaştığını söyledi. Süt-yem dengesinin bozulduğunu ve hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini savunan Özel, “Çiftçi bu işin içinden nasıl çıkacağını bilemediği için ekmeyi, dikmeyi, hayvancılığı bırakıp kendini büyük şehirde bulabildiği ilk işe atmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
İktidarın ekonomi politikalarını da eleştiren Özel, “Yılın ilk 3 ayında bu iktidar faize 876 milyar lira ödedi. Çiftçisine 60 milyar lira destek verdi. Çiftçiye 60 milyar veriyor, faize 876 milyar lira veriyor. İşte AK Parti’nin kara düzenini ve Türkiye gemisini karaya oturtmasının en temel sebeplerinden biri bu” dedi. CHP’nin tarım politikalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Özel, çiftçiye gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i oranında destek verilmesini sağlayacaklarını, mazotun ÖTV’siz ve KDV’siz olacağını, çiftçi borçlarının faizlerinin silineceğini ve planlı üretime geçileceğini söyledi.
“İşte bu yeni bir hikâye ve bu iktidarın değişim umuduyla kendine enerji buluyor. 2023’teki büyük üzüntüden sonra büyük silkiniş, değişim, onun yarattığı enerji ve dört ay sonra gittiğimiz yerel seçimlerde elde edilen büyük zafer… Ege’nin bir tane ilini bile bir başka partiye bırakmadan kazanılan bir zafer. Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ini kazanan Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki hiçbir siyasi partiye AK Parti dahil nasip olmamış bir zafer. İstanbul’da, ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ diyenin, İstanbul’u kazananın Türk Türkiye’yi kazanacağını görmesi ve bu noktada başlayan Cumhuriyetin bir sonraki hükümetine mevcut hükümetince Cumhuriyetin bir sonraki cumhurbaşkanına mevcut cumhurbaşkanınca girişilen darbe girişimi. Bir yıldan fazladır her gün saldırı altındayız. Sonrasında saldırılar adayımızdan, başkanlarımızdan, bürokratlarımızdan yani Türkiye’yi yönetecek kadrolardan partimizin kurumsal kimliğine döndü ve partimize kapatma davası açacak hadsizliğe kadar ya da üstüne yapılan üç kurultaya, sıfırdan yapılan bir kurultaya rağmen açılan bir butlan davasına, mahkemenin kale almamasına rağmen istinafta diri tutulmaya çalışılan bir tehditle birlikte partiye yöneltilen bir büyük taarruzla karşı karşıyayız.
CEBECİ HAFRİYAT VE İFTİRA İDDİALARI
Bugün yeni bir şey ortaya çıktı. Ankara’dan yeniden yollanan, hakimken bütün siyasi kararları veren ve hepsi Anayasa Mahkemesi’nde birçoğu oy birliği ile bozulan birisinin İstanbul’a gittiğindeki planı. Kişi kendinden bilir işi. Ona demişler ki; ‘billboard varsa yolsuzluk yapıyorlar, hafriyat varsa yolsuzluk yapıyorlar’. Nereden bildin; kişi kendinden bilir işi. O yüzden para alıyorlar bu paraları kasalara koyuyorlar. Kasaları akrabalarının bahçelerine gömüyorlar. Geldiler, bahçeleri kazdılar, kuyulara indiler, evleri bastılar. Hiçbir yerde hiçbir şey bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar. Ama başladıklarında, 560 milyar lira yolsuzluk diye anlattıklarında en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. İlk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki; ‘oranın bizle ne ilgisi varmış?’ Orası Enerji Bakanlığı’nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor. İddianame çıktı. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat alanına döküm yapan kişi Murat Gülibrahimoğlu AK Parti’nin seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi AK Partili bir arkadaş. Demişler ki buna; ‘bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz vermeyiz ama sen Ekrem’e bir yalan uyduracaksın.’
Adam bu sırada yurt dışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki; ‘benim CHP’yle ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim. Ne yaptıysam Ekrem’e değil AK Parti’ye yaptım’. Bugün bugün bu kıymetli Murat Gülibrahimoğlu Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret AŞ’nin sahibi. Cezaevine sokulamadığı, canıyla, malıyla, evladıyla tehdit edilemediği, yurt dışında olduğu için itirafçı yapılamamış ama kendisinin şirketindeki birisini alıp itirafçı yapmaya çalışmışlar.
MARKET KARTI VE KALYON AJANS İDDİALARI
Ekrem İmamoğlu Sayın Toruner’e soruyor. O şirkette çalışan bir muhasebeciye şirketin dökümleri çıkmış. Güya oradan bize atılacakken Ekrem Başkan yakalamış soruyor. Diyor ki; vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum. Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye tutuklu tutuyor, birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız? Çünkü bizi suçluyorlar ya rüşvet olarak aldınız diye. Yener Toruner; ‘kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere ve AK Parti teşkilatına verdik’. ‘CHP’ye verdiniz mi’ deniliyor. Ekrem Başkan’ı soruyor. Cevap; ‘Gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik hepsini AK Parti’ye verdik’.
Bitti sanmayın… Ne zaman gitmişti Akın Gürlek; Ekim 2024. Kasım 2024’te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi yani bu firma dört araç tahsis etmiş. Kime; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na. Soruyorlar, ‘bu araçları kime verdiniz’ diye, ‘Akın Gürlek’e verdik’ diyorlar. 19 Mart operasyonunda yakalama çıkardığı, hafriyat işinden Ekrem Başkan’a iftira attırmayı planladığı firmadan ‘dört araç getir bakayım’ diyor. Getiriyor. Araçların ikisini İstanbul’da kullanıyordu Akın Bey, ikisini Ankara’da. Bu plakalı araçların Ankara’da yediği cezalar var Akın Bey’i taşırken. Ceza tutanağı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı diye verilmiş. Ankara’ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş, Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet edelim.
“SAVCI 50 MİLYONUN KALYON AJANS’A ÖDENDİĞİNİ BİLİYOR”
Ayrıca bu firma da kişi ifade verirken MASAK raporu ya da vergi inceleme raporu ya da banka ekstresi savcıya gösteriyor. ‘Onu geç, biliyoruz biz onu’ diyor savcı. Neyi geçmişler? 50 milyon lirayı Kalyon Ajansı ödendiğini biliyor. Ne zaman; 16 ve 23 Mart. Seçimlere 2 hafta ve 1 hafta kala. Murat Gülibrahimoğlu’ndan, bu firmadan Kalyon Ajansa yani Murat Kurum’un İstanbul’daki Büyükşehir kampanyasını yapan ajansa gidiyor para. Şimdi bizim bir belediye başkanımıza, aday gösterilmeden önce ilçeye verilmiş bir sesli aracı bir ay kullandı diye bunu aday olduğu, memur olmadığı günden rüşvete sokup arkadaşımızı 8-9 aydır iddianamesiz içeride tutanlara, koca bir seçim kampanyası 50 milyon TL Murat Kurum lehine Kalyon Ajansa yatırıyor. İşte o yüzden işte o yüzden ben Murat Kurum’a soruyorum ya Akın Gürlek’in 16 tane tapusu var. Burada ID numaraları var. Dördü aktif diye yani üstümde dördü 12’sini elden çıkarmış. Aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum bu ID’leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek’te olduğu belli. Ama susuyor ya söyleyemiyor ya çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Eğer bir sesli araçtan ilçeye verilmiş rüşvet çıkaranlar buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa iki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını.”
“ÖLEN FERDİ ZEYREK’E İFTİRA ATMAYA ÇALIŞTILAR”
Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in itirafçı olmasına ilişkin ise şunları söyledi:
“Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün kendisine ‘bir şey söyle’ dediler o da 4 tane üzerinde olan aktif tapuyu gösteriyor. Sonra diyor ki; ‘Özgür Özel bu tapuları açıklarken asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor bir de Muhittin Böcek itirafçı olacak daha zamanı var’ diyor. Bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek’in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Her şey Muhittin Böcek’in oraya gittiğini sonra Manisa’ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. O gün söylediği tutar 50 milyon Euro yani bir kamyonet para, çantayla taşınmış gibi anlatılıyor. ‘Benzinlikte verdim’ de imza atıp kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor hepimize bu belgeyi gösterdi. Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı. Ferdi Zeyrek’in Muhittin Beye konumu atıp burada bekliyorum ağabey deyip kendi proje ekibiyle mimarlık ofisinde oturdukları, aday olduğu için seçime çalıştıkları sonra yemek yiyip vedalaştıkları ortaya çıktı. Ferdi kardeşim öldü ya ona iftira atmaya çalışıyorlar.
“BU, KİŞİLERİN NASIL İTİRAFÇILIĞA ZORLANDIĞINI GÖSTERİYOR”
Sonra devlete emanet cep telefonundan Muhittin Bey’in oğlunun ve gelinin kaydettiği eşiyle olan mahrem görüntülerden birisini kamuoyuna verdiler. Gelinin aslında Muhittin Böcek’in sevgilisi olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftira ile bir video servis ettiler. Gökhan Böcek’in sinir krizi geçirdiği, ‘tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım’ dediği ortaya çıktı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı ‘bizim böyle bir usulümüz yok’ diyor. Sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Gökhan Böcek’e itirafçılık için bir şans verilmesini istiyorlar. Operasyon savcılarıyla bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla Antalya’dan normal bir savcı soruyor. ‘Ben gittim CHP Genel Merkezi’nin 6. katında birine parayı verdim’ diyor. Bu kadar ifade verse İstanbul’a yetecek. Savcı, ‘parayı nereden çektin’ diyor. ‘Para çekmedim, eşten dosttan topladım’ diyor. Sonra ‘uçakla gittim’ diyor. Seni kim bıraktı sorusuna ‘hatırlamıyorum’ diyor. ‘Kime verdin parayı’ diyor savcı, ‘unuttum’ diyor. Muhittin Beyin malına çöktüler, torununa iftira attılar. Muhittin Beye diyorlar ki ‘oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al’. Zuhal Böcek’in ifadesi ile de Antalya’da alınan ifadenin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Bu kişilerin nasıl itirafçılığa zorlandığına ilişkin bir örnek.”
KAYNAK: ANKA

















