2026 Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Medya ve Düşünce Kuruluşları Zirvesi’ne katılmak üzere 26-30 Temmuz günleri arasında, Türkiye’den gazeteci ve medya yöneticileri olarak Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teydik.
Bu yazıda, zirve ile ilgili izlenim ve değerlendirmemizi aktaracağız.
Zirvenin içeriği ile ilgili haberimizi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
Öncelikle zirveyi organize eden Çin’in Ulusal Haber Ajansı Xinhua ile Kırgızistan’ın Ulusal Haber Ajansı Kabar’a, sıcak karşılamaları, misafirperverlikleri ve emekleri için bir kez daha teşekkür etmeyi borç biliriz.
Dünyanın 26 ülkesinden 250’den fazla gazeteci, medya yöneticisi, düşünce kuruluşu temsilcisi, akademisyeni ortak bir hedef etrafında bir araya getirmek, lojistik alt yapısını oluşturmak, zengin içeriği belirlemek bakımından Xinhua’nın organizasyon gücü ve öncü rolüne vurgu yapmak gerekir. Xinhua, son yıllarda giderek artan oranda “küresel haber – bilgi ajansı” rolünü yükseltiyor. Xinhua, köklü geçmişi ile yapay zeka tabanlı yeni nesil ajans haberciliğinin birleştirerek küresel ağırlığını her geçen gün artırıyor.
Gelelim zirvenin esas içeriğine…
Zirve, “Yeni Çağda Şanghay Ruhu: Ortak Değerlerden Pratik İşbirliğine” teması ile yapıldı. Bu tema, zirvenin hedefini ve ŞİÖ’nün medya bağlamında dünyaya bakışını özetlemektedir.
Buradaki anahtar kelime, “Şanghay Ruhu”
“Şanghay Ruhu”’nun ne olduğunu anlamak için Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Eylül 2025’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi’ndeki konuşmasına bakmak gerekir.
Şöyle konuşmuştu Xi: “Şanghay İşbirliği Örgütü, kurulduğu 24 yıl önce Şanghay Ruhu’nu, yani karşılıklı güven, karşılıklı fayda, eşitlik, istişare, medeniyetler çeşitliliğine saygı ve ortak kalkınmayı hedefleme ilkelerini benimsemiştir. Üye devletler o zamandan beri bu ruhla hareket ederek fırsatları paylaşmış ve ortak kalkınmayı hedeflemiştir. ŞİÖ’nün gelişimi ve işbirliğinde çığır açan ve tarihi başarılara imza atmışlardır.”
Xi’nin Şanghay Ruhu’nu anlatırken kullandığı “karşılıklı güven”, “karşılıklı fayda”, “eşitlik”, “istişare”, “medeniyetler çeşitliliği” “saygı” ve “ortak kalkınma”; medya bağlamında Bişkek zirvesinin de hedeflerini oluşturdu.
Zirvede bu ortak değerler çerçevesinde “yeni dünya”nın gerçekleri, ihtiyaçları, fırsatları, sorunları ele alındı.
Günümüz dünyasında hem büyük fırsatlar sunan hem de sorun alanları oluşturan konuların başında Yapay Zeka gelmektedir.
Bişkek Zirvesi’nde, bilgi teknolojisi ve yapay zekanın gelişimi ve bunların kültürel etkileşim için yeni fırsatlar yaratmadaki etkisi üzerine önemli konuşmalar ve sunumlar yapıldı.
Çin’in, yapay zeka alanında ulaştığı yüksek seviye, Xinhua’nın haber, bilgi üretiminde, dolaşımında yapay zeka olanaklarını üst seviyede kullanması; Çin’in ŞİÖ’nün diğer üye ülkelerine sunacağı önemli bir fırsat, ortaklaşma alanı olarak öne çıktı.
Başta Xinhua Haber Ajansı olmak üzere Çin medya kuruluşlarının, bilgi alanında yapay zeka teknolojilerinin uygulanmasında önemli sonuçlar elde ettiğini bir kez daha görmüş olduk.
Bu bağlamda, genel olarak Çin’in ve özel olarak Xinhua’nın yapay zeka alanındaki liderliği, batının yapay zekayı kullanarak bilgi ve kültür alanında yeni bir hegemonya oluşturmasını “küresel güney” lehine dengelemektedir.
Bişkek Zirvesi’ndeki konuşmalarda yapılan şu vurgulama, özellikle yapay zeka alanında Şangay Ruhu’nu özetleyerek, bu alanda dünyaya yeni bir model sunmaktadır:
“Gelişen çok merkezli bir dünyada, bilgi altyapısı uluslararası sistemin sistemik olarak önemli bir bileşeni haline geliyor. Medya artık sadece gerçekliğin aynası değil; toplulukları birbirine bağlıyor, bilgi yayıyor, profesyonel diyalog için koşullar yaratıyor ve karşılıklı anlayışı, saygıyı ve güveni güçlendiriyor. Ulusların birlikte barış ve yenilik için küresel bir altyapı inşa ettiği anlamsal bir alan oluşturuyorlar.”
Zirvede, içinde bulunduğumuz dijital çağda “bilgi güvenliği”nin önemine de çokça dikkat çekildi.
Dijital çağın eşi benzeri görülmemiş fırsatlar ve zorluklar sunduğunu ve ülkelerin güvenli, dayanıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir uluslararası bilgi ortamı oluşturmak için birlikte çalışmaları gerektiğinin altı kalın çizgilerle çizildi.
Evet…
Bişkek Zirvesi’nde bir kez daha gördüğümüz üzere; Şanghay ruhu, dijital çağda insanlığa yeni bir model önermektedir. Ve bu model, hem bölgesel hem de küresel düzeyde giderek daha belirgin ve etkili hale gelmiştir.
Başta da belirttiğimiz gibi 2026 ŞİÖ’nün kuruluşunun 25’inci yılı ve ŞİÖ 25’inci yıl zirvesini Bişkek’te yapacak. ŞİÖ zirvesinden önce ŞİÖ Medya ve Düşünce Kuruluşları Zirvesi’nin Bişkek’te yapılmış olması 25’inci yıla atfedilen değerin önemli bir göstergesi.
Öyle anlaşılıyor ki, 25 yıl önce Şanghay’dan yola çıkan ŞİÖ, Bişkek’ten yeni bir yolculuğa başlıyor.
Zirveye katılan 250’den fazla gazeteci, medya yöneticisi, düşünce kuruluşu temsilcisinin deneyim paylaşımı ve karşılıklı öğrenme faaliyetlerine de zirvenin pratik önemi açısından mutlaka değinmek gerekiyor.
Katılımcılar, uluslararası bilgi iş birliğinin gelişimi, medya ortamının dijital dönüşümü, insani etkileşim ve küresel bilgi alanındaki güncel zorlukları ele aldılar.
Özellikle, dezenformasyon ve sahte haberlerle mücadele, bilgi güvenliğinin sağlanması, gazetecilikte yapay zeka kullanımı, yeni teknolojilerin medya alanına entegre edilmesi başlıklarında karşılıklı olarak paylaşılan deneyimlerin ufuk açıcı olduğunu belirtmek gerekir.
Üç gün süren zirvenin oluşturduğu benzersiz ortamın tam bir karşılıklı öğrenme, ufuk açma, vizyon tazeleme süreci olduğunu söyleyebiliriz.
Bu bağlamda zirveye katılmış olmaktan hem kendimiz, hem kurumumuz hem de ülkemiz adına mutluluk duyduk.
2026 Şanghay İşbirliği Örgütü Medya ve Düşünce Kuruluşları Zirvesi’ne ilişkin izlenim ve değerlendirmemi, zirvede yapılan konuşmalardan aldığım aşağıdaki alıntı ile bitirirken “Yeni Dünya’da birlikte kalkınmanın sömürüye, karşılıklı güvenin güvensizliğe, gerçeğin dezenformasyona, farklılıklarla bir arada yaşamanın kutuplaşmaya, karşılıklı saygının hegemonyaya ve nihayet barışın savaşlara galip geleceğine olan inancımızı tazelediğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim.
“Bugün, bilgi ve teknolojinin egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bilgi saniyeler içinde dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Bu nedenle, kamuoyunu şekillendirmede, güveni korumada ve ülkeler arasında güvenliği sağlamada medyanın ve düşünce kuruluşlarının sorumluluğu önemli ölçüde artmıştır. Bugün bilgi, insanların bilincini ve devletlerin geleceğini şekillendiren en etkili ve güçlü araçtır. Bu nedenle, düşünce kuruluşlarının derinlemesine bilimsel araştırmalarının, medyanın hızı, doğruluğu ve objektifliğiyle birleşmesi, çağımızın temel bir gereksinimi haline gelmiştir. Birlikte, koordineli çalışma, manipülasyona ve gerçekliğe uymayan haber seline karşı güvenilir bir kalkan olacaktır. Bu kalkan sayesinde, kamuoyuna yalnızca doğrulanmış gerçekler ve güvenilir bilgiler ulaşacaktır.”
Erdal EMRE
Yön Haber
erdalemre1975@gmail.com














