DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde DİSK-AR tarafından hazırlanan Ücret Kayıpları Raporu’nu açıkladı. Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk 8 ayında enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerinde yarattığı toplam kaybın en az 1 trilyon 863 milyar lira olduğunu belirterek, “8 ayda neredeyse 2 trilyon liramız bizlerden alınıp sermayeye ve iktidara aktarılmıştır” dedi.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin basın açıklaması yaptı.
DİSK olarak hazırladıkları Ücret Kayıları Raporu’ndan veriler paylaşan Çerkezoğlu, Türkiye’nin ağır bir geçim ve bölüşüm krizi yaşadığını belirterek, işçilerin üretilen değerden ve milli gelirden aldığı payın her geçen gün azaldığını söyledi.
İktidarın “Enflasyon düştü, düşecek” diyerek ücretleri baskıladığını savunan Çerkezoğlu, son dört Orta Vadeli Program’da hedeflenen enflasyon oranlarının tutturulamadığını, 2026 yılı için yüzde 16 olarak belirlenen enflasyon hedefinin yüzde 28,4’e, 2027 yılı için yüzde 9 olan hedefin ise yüzde 21’e revize edildiğini belirtti.
Çerkezoğlu, “Bu ekonomi yönetimi bu anlayış, bu zihniyet, bu politikalar, her gün bu ülkenin işçisini, emekçisini, emeklisini açlığa ve yoksulluğa mahkum etmektedir. Kontrolden çıkmadığını söyledikleri yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretler, alım gücümüzü düşürmeye devam ediyor. Bu da yetmezmiş gibi adaletsiz vergi sistemi ile bölüşüm krizi daha da derinleşiyor. Bugün kontrolden çıkan, bu ülkedeki bölüşüm krizidir. Kontrolden çıkan, milyonlarca işçinin, emekçinin, emeklinin açlıkla, yoksullukla yüz yüze kalmasıdır” diye konuştu.
DİSK-AR’ın yaklaşık 1,5 yıldır ücretlerdeki erimeyi her ay hesapladığını, hazırlanan Ücret Kayıpları Raporu’nda yüksek enflasyon ve ağır vergi yükünün işçi ücretlerinde yarattığı kayıpların ortaya konulduğunu aktaran Çerkezoğlu, rapora ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Geçmiş dönemlerde sadece enflasyon karşısındaki kaygıyı konuşurduk. Şimdi hem yüksek enflasyon hem de ağır vergi yükünün yarattığı kayıpları, yani gerçekleri gözler önüne seriyor DİSK-AR tarafından hazırlanan Ücret Kayıpları Raporu. Rapora baktığımızda, 2026 yılının ilk 8 ayında enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerine, sadece kayıtlı işçi ücretleri üzerinden hesaplıyoruz, toplam faturası, en az 1 trilyon 863 milyar lira olmuştur. Yani 8 ayda neredeyse 2 trilyon liramız, bizlerden alınıp sermayeye ve iktidara aktarılmıştır. Yılın 8. ayında enflasyonun ve vergilerin yarattığı bu ağır kayıp, milyonlarca işçinin, emekçinin, emeklinin sofrasındaki ekmeği daha da küçültmüştür.”
“KAYBIMIZ YÜZDE 56 ARTTI”
Çerkezoğlu, işçilerin kayıplarının geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 56 arttığını belirterek, bu durumun uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olduğunu savundu. Ücretlerin yılda bir kez artırılmasına karşın fiyatların yılın her ayı ve her günü artmaya devam ettiğini belirten Çerkezoğlu, enflasyon ve vergilerin çalışanların ücretlerindeki kaybı artırdığını söyledi. Arzu Çerkezoğlu, şöyle konuştu:
“DİSK-AR’ın hesapladığı bu kayıpları geçen yılın ağustos ayıyla karşılaştırdığımızda kaybımızın yüzde 56 arttığını görüyoruz. Yani her yıl bu yoksullaşma, her yıl bu kayıplar hükûmetin bu politikaları nedeniyle daha da artıyor. Yine çok çarpıcı bir veri var, görsellerde de görüyorsunuz. Ağustos ayında sevgili arkadaşlar, yılın 8. ayında bizler; işçiler, emekçiler, bütün çalışanlar; hastanede, belediyede, fabrikada, atölyede, Türkiye’de, AVM’de, plazada, basın emekçisi arkadaşlarım, şu an bizi izleyen hepimizin, bütün emekçilerin yaşadığı bir gerçek var. Ağustos ayında yılın 14 gününü, neredeyse yarısını sadece enflasyon, vergi ve kesintiye çalıştık. Böylesi bir ücret düzeni, böylesi adaletsiz bir vergi düzeni bu tabloyu ortaya koymuştur.
“GERÇEKTE 21 BİN LİRAYA GERİLEYEN ASGARİ ÜCRET, EMEKÇİYE REVA GÖRÜLMEKTE”
Milyonlarca işçi 28 bin asgari ücrete mahkûm edildi. Asgari ücretteki tablo daha da vahim. Yılın ilk 8 ayında, ağustos ayı itibarıyla asgari ücretin enflasyon ve kesintiyle yaşadığı kayıp 6 bin 196 liraya ulaştı. Yani 28 bin olan asgari ücret, gerçekte 21 bine kadar gerilemiş durumda. Açlık sınırının dahi altında belirlenen bu asgari ücret erimeye devam ederken ülkeyi yöneten siyasi iktidar asgari ücreti güncelleme, artırma taleplerine kulaklarını tıkamaktadır. Açlık sınırının 37 bin lirayı geçtiği, yoksulluk sınırının 120 bin lirayı geçtiği ülkemizde 28 bin lira asgari ücret… Gerçekte de 21 bin liralara gerilemiş olan asgari ücret milyonlarca işçiye, emekçiye reva görülmektedir.”
“ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NIN GÖREVİ VE SORUMLULUĞU AÇIKTIR”
Sendikal hakların da ücretlerdeki kayıplarla bağlantılı olduğunu belirten Çerkezoğlu, örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkının ağır baskı altında olduğunu savundu. Türkiye’de sendikalı işçilerin oranının resmi rakamlara göre yüzde 14 olduğunu belirten Çerkezoğlu, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin oranının yüzde 10, özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsamının ise yüzde 4 seviyesine gerilediğini söyledi.
Çerkezoğlu, sendikalı ve toplu iş sözleşmeli işçilerin ortalama kazancının sendikasız ve toplu sözleşmesiz işçilerden yüzde 92 daha fazla olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Önünde bulunduğumuz Çalışma Bakanlığının görevi ve sorumluluğu açıktır. Bir ülkede Çalışma Bakanlığı, işçilerin sendikal haklarını kullanmasını güvence altına almalıdır. Türkiye’de sonunda Bakanlık sendika istatistiklerini açıkladı. Türkiye’de sendikalı işçilerin oranı sadece yüzde 14’tür resmi rakamlarla. Toplu sözleşme kapsamındaki işçiler ise sadece yüzde 10 düzeyindedir. Özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsamı ise yüzde 4’lere kadar gerilemiştir. Ama bir başka gerçeği daha burada sizinle paylaşalım. Bugün Türkiye’de ortalama ücretler açısından bakıldığında sendikalı, toplu iş sözleşmeli işçilerin ortalama kazancı, ortalama ücreti sendikasız, toplu sözleşmesiz işçilerden yüzde 92 daha fazladır. Yani sendikası varsa işçinin, toplu sözleşmesi varsa en az iki kat daha fazla ücret almaktadır.”
“DÜNYANIN EN ADALETSİZ VERGİ SİSTEMİ BİZDE”
Vergi sistemindeki adaletsizliğin çalışanların alım gücünü daha da düşürdüğünü belirten Çerkezoğlu, Türkiye’de işçilerin şirketlerden daha fazla vergi verdiğini savundu. Çerkezoğlu, vergi dilimlerinin düşük tutulması nedeniyle çalışanların daha üst vergi dilimlerine girdiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Ve bu süreçte sevgili arkadaşlar, alım gücümüzü gerileten, ücretlerimizi eriten bir diğer mesele de hepimizin çok iyi bildiği ve yaşadığı gibi vergideki adaletsizliktir. Dünyanın en adaletsiz vergi sistemi bizim ülkemizdedir. Hem gelir vergisi hem de dolaylı vergilerle sürekli olarak alım gücümüz gerilemektedir. Türkiye’de işçiler şirketlerden daha fazla vergi vermektedir. Ülkemiz, patronundan daha çok vergi veren işçilerin ülkesi haline getirilmiştir. Bunu nasıl yapıyorlar? Vergi dilimlerini bilerek, isteyerek düşük tutarak, daraltarak üst vergi dilimine girmemize neden oluyorlar. Bugün 9. ayda birçok işçi arkadaşımız bu düşük ücretlerle bile yüzde 27’lik, yüzde 35’lik vergi dilimlerine girdi. Enflasyon karşısında yılın ayları devam ederken ücretimizin artması gerekirken bu adaletsiz vergi sistemi nedeniyle daha da düşmektedir.”
Türkiye’de toplam vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin oranının yüzde 64’e yükseldiğini, mülkiyet üzerinden alınan vergilerin ise yüzde 1’lere gerilediğini belirten Çerkezoğlu, vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Çerkezoğlu, “Anayasamızda yazan ‘az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan’ adil bir vergi sistemi yerine bunun tam tersi yapılmaktadır ülkemizde. Çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alınmaktadır. Ülkemizde bu kara tabloyu değiştirmenin bir tane yolu vardır. O da örgütlenmektir. Örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. Örgütlü işçi sınıfı, sadece gelirde ve vergide değil, ülkede adaletin de güvencesidir. Örgütlü bir işçi sınıfı, sadece ekmeğimizin değil, demokrasinin de güvencesidir” diye konuştu.
KAYNAK: ANKA

















