Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basılan kitabın “Eskiyen bu düzenin yerini ne alacak?” sorusundan hareketle düzenlenen buluşmasında günümüz dünyasının sorunları, kapitalizmin tıkanıklığı ve sosyalizm arayışı ele alındı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Barış Terkoğlu, söyleşi kitabının ortaya çıkış sürecini mizahi bir dille anlattı. Hazırlık sürecindeki rolünü mütevazı bir şekilde tarif eden Terkoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Çoğu zaman kitapların birinci ya da Barış Pehlivan’ı da sayarsam en iyi yardımcı erkek oyuncusu bendim. Ama bu kitap çoğunlukla senin cevaplarından oluşmuş bir kitap, senin emeğin çok. Ben o yüzden kendimi nasıl hissettiğimi şöyle anlatayım: Biz Anzer’e bal almaya gittik. Öğrenci bütçesiyle ballar çok pahalıydı, bir tanesi çok ucuzdu. ‘Bu neden ucuz?’ dedim, ‘Bu Anzer yaylasının hemen yanındaki yaylanın balı, aynı arılar oraya da gidiyorlar’ dediler. O yüzden ben bu kitapta hemen yandaki yayla rolünü oynayacağım. Asıl bal sensin, asıl arı sensin, asıl çalışan sensin. Kitabın hikayesi Kemal’in cevaplarından ve benim sorularımdan oluşuyor.”
Kitabın isminin tarihsel kaynağına da değinen Terkoğlu, eski Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a atfedilen söze gönderme yaptıklarını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yıllar önce meşhur vali Nevzat Tandoğan bir gün o dönemin komünistlerine seslendiğinde ‘Bu ülkeye bir gün komünizm lazımsa onu da biz getiririz, size ne oluyor?’ diye kızıyor. Biz de oradan alarak ‘Komünistliğin ne lüzumu var?’ diye soralım dedik ve kitabın adı da buradan çıktı.”
Kitabın ortak bir emek ürünü olduğunu belirten TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise gazetecilik ve söyleşi kitabının kurgusuna dair şu değerlendirmede bulundu:
“Gazeteci hep aslında olayın gerisindeki kişidir. Olayın önüne geçiyorsa gazeteci değildir. Ama bizim bu söyleşi kitaplarında bu iş ortaktır. Çünkü sorulara yanıt veren benim ama orada bir kurgu var. O sorular neden bir türlü formüle edildi de başka türlü edilmedi? O bir ortak emek ürünü.”
Dünyada kapitalist sistemin çöktüğünü ifade eden Okuyan, sosyalizmin neden bir ihtiyaç olduğunu yoksullaşmanın ulaştığı boyutu örnek göstererek anlattı:
“Mevcut sistemin, yani bizim kapitalizm dediğimiz sistemin tıkanmasına gelirse; tıkandı, çoktan tıkandı, çürüyor ve çöküyor. Şu anda dünya kesinlikle ve kesinlikle sosyalizmi çağırıyor. 91’de Sovyetler Birliği yıkıldı, bu 35 yıl içerisinde kapitalizm insanlığa bir gün güzel bir şey sunamadı. Türkiye’deki yurttaşlarımızın toplam kredi kartı borcu 3,5 trilyon. Bu borç yüküyle insanları tutsak alırsınız. Ama eninde sonunda insanlar ‘yeter artık’ derler. İnsanlar bilinçlenerek değil, başka çare kalmadığında yeter artık derler, isyan ederler. Eğer bu toplumsal kırılma anı doğrultusu belli bir programla buluşmazsa felaketle de buluşabilir. Hitler toplumdaki ‘yeter artık’ duygusunu sahte bir şekilde örgütleyerek Almanya’yı karanlığa götürdü. Komünistler insanlığı faşizmden kurtarma yükümlülüğüyle kaldılar. İnsanlık bir daha böyle bir faşizm deneyimiyle karşılaşmasın diye de komünizm lüzumludur.”
Gündemdeki çözüm süreci tartışmalarına değinen Okuyan, TKP’nin bu konudaki net tutumunu açıkladı:
“Bir yerde bir çatışma varsa, bir yerde bir çözümsüzlük varsa taraflar masaya oturur, bunda bir problem yok. Problemi buradan kurarsanız yanlış yaparsınız. Önemli olan o masada ne tartışıldığıdır. Masadaki taraflar ümmetçilikte, yeni Osmanlıcılıkta ve yerel demokraside buluşuyorlar. Yerelcilik dedikleri şey holdingler düzeninin ülkenin bütün hücrelerine kadar yayılmasını öngören bir proje. Türkiye’de bir Kürt sorunu vardır ama bu sorun cumhuriyetçi bir felsefeyle, emekçi halkın birliğiyle ve eşitlikçi bir düzende çözülebilir. Bunun dışındaki yaklaşımlara itiraz etmek zorundayız.”

















