CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Kamu kurumlarının da ilk defa bu çizgiye gelmesi bizim açımızdan son derece önemlidir. Yani devletin bekası açısından, küresel gelişmeler açısından kamu bürokrasisinin de bu meseleye el atması çok önemlidir. Ancak sadece güvenlik ekseniyle sınırladığımızda bu süreci derinleştiremeyiz. Bu süreci daha derinden götürmeye ihtiyaç var” dedi.
Sarı, partisinin Batman İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, “Terörsüz Türkiye” sürecine değindi.
Partisinin başından beri süreci desteklediğini ifade eden Sarı, geçmişte de benzer denemelerde bulunulduğunu, kendilerinin de bu denemelerin aksaklıklarını anlattıklarını ve konu için doğru zemininin parlamento olduğunu söylediklerini kaydetti.
Sarı, “Hiçbir şey vatandaşın gözünden kaçmadan açık yüreklikle hem batıdaki seçmenlerimiz, vatandaşlarımız hem doğudaki vatandaşlarımızın günlük rızasıyla destek verebileceği zeminde, şeffaflıkta, açıklıkta yürütülmesi gerektiğini hep söyleyegeldik” dedi.
“BU SÜREÇ YAVAŞ YAVAŞ MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLIYOR”
Yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin yavaş yavaş meyvelerini de vermeye başladığını belirten Sarı, şöyle konuştu:
“Ancak biz bu süreci bir son olarak görmüyoruz, başlangıç olarak görüyoruz. Çünkü mesele sadece devletin bekası çerçevesinde ve güvenlik eksiğinin de değerlendirilemeyecek kadar geniş, çok boyutlu bir mesele. İlk defa kamu kurumlarının da bu çizgiye gelmesi bizim açımızdan son derece önemlidir. Yani devletin bekası açısından, küresel gelişmeler açısından kamu bürokrasisinin de bu meseleyi el atması çok önemlidir. Ancak sadece güvenlik ekseniyle sınırladığımızda bu süreci derinleştiremeyiz. Bu süreci daha derinden götürmeye ihtiyaç var. Kültürel boyutlarıyla, sosyal boyutlarıyla, kalkınma ve ekonomik boyutlarıyla çok boyutlu bir biçimde ele almakta fayda var. Biz bu çerçeveden bakıyoruz meseleye. Ve bu süreci desteklerken süreci akamete uğratmayacak, engellemeyecek bütün şeylerinde yanında yer alıyoruz.”
“BU KADAR ÖNEMLİ BİR KONUNUN SEÇİM MALZEMESİNE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLME İHTİMALİ”
Konuyla ilgili partisinin çalışmaları yürüttüğünü söyleyen Sarı, “Bizim burada en hassas olduğumuz konulardan biri, bu kadar önemli bir konunun seçim malzemesine dönüştürülebilme ihtimalidir. Yani birtakım ihtimaller yaratarak ama adım atmayarak seçime doğru giderken Kürt seçmenin oyunu alabilecek ama sonuçta hiçbir şey üretmeyecek bir yapı olursa Türkiye bundan çok şey kaybeder. Biz bunu süreci izliyoruz, takip ediyoruz. Bu iş artık bir politik malzeme olmaktan çıkartılmalıdır. Bir seçim malzemesi olmaktan çıkartılmalıdır. Gerçekten partiler üstü bir mesele gibi ele alınmalıdır, değerlendirilmelidir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak burada mümkün olduğunca katkıyı azami bir şekilde vermeye hazırız. Zaten bunu yapıyoruz. Bölgeye daha çok geleceğiz. Yani CHP önümüzdeki dönem siyasi açısından bu önemlidir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölgede daha iyi anlatabilecek bir zemin olduğuna da inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bölgeye ziyaretlerini artıracaklarını aktaran Sarı, “Daha sık yer alacağız burada, daha fazla etkileşim içinde olacağız. Bunu bir siyasal strateji olarak söylemiyorum. Gerçekten bunun bir siyasal strateji ayağı olabilir. En nihayetinde partiler oylarını arttırmak isterler. Ama tek başına bu motivasyonla hareket etmiyoruz. Biz bu sorunun gerçekten çözülmesini istiyoruz. Bunun için de katkı sağlamak istiyoruz. Ne türlü özveri vermemiz gerekiyorsa o özveriyi de vermeye hazırız” dedi.
“ÖNÜMÜZDE BİR GERİ DÖNÜŞ SÜRECİ OLABİLİR”
Sarı, bir gazetecinin CHP’de istifalara ilişkin soruduğu sorusu üzerine şunları söyledi:
“Bizimle temas eden her düzeyde arkadaşımız var. Bu yaz ayları CHP için tepkilerin olduğu, tepkisel yaklaşımların olduğu aylar oldu. Önümüzdeki süreçte bir geri dönüş süreci olabilir. Bununla ilgili sinyaller geliyor, görüşmeler var. Gelen arkadaşlarımız var her düzeyde. Milletvekili düzeyinde, belediye başkanı düzeyinde, örgütsel düzeyde, üyeler düzeyinde. Ama ben bunun sonbahara doğru daha da somutlaşarak devam edeceğini düşünüyorum.”
“Cumhur İttifakı’nda yer alıp alamayacaklarına” ilişkin soru üzerine Sarı, “Biz Cumhur İttifakı’na niye destek verelim? Biz CHP’yiz. Söylediklerimiz belli. Durduğumuz yer belli. Anayasa sürecinde de söylediklerimiz belli. Durduğumuz yer belli. Biz şu anda CHP olarak kendi siyasetimizi topluma hakim kılmaya çalışıyoruz. Ama seçim yaklaştığında, günü geldiğinde neticede yüzde 50 artı 1’i alacağız. Bize yakın olan, bizimle birlikte hareket edecek partiler, yani ilkelerde anlaşabildiğimiz partilerle seçim ittifakları yapabiliriz. Ama biz şu anda özde muhalefette bir partiyiz. Bütün siyasal sürecimiz AKP karşıtı bir zemine kurulmuş. Dolayısıyla AKP ile Cumhur İttifakı’nın içine niye yer alalım biz?”
“SİYASETTE HERKES ALDIĞI KARARLARIN SORUMLULUĞUNU TAŞIYACAK”
CHP’den istifalara ilişkin önceki yönetimlerin de özeleştiride bulunması gerektiğini söyleyen Sarı, şöyle devam etti:
“Biz bütün belediye başkanlarımızla iletişim kurduk. Ben zaten Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım. Hepsiyle en az dörder beşer kez konuştuk. Şimdi dolayısıyla bu arkadaşlarımız kafalarında bir siyasal yolculuk varsa ne kadar konuşursak konuşun, bu bir anlam ifade etmez. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın kendi siyasal tercihleridir. Ancak burada şunu ayırmak lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde olup da YENİ Parti’ye giden belediye başkanlarını kısmen anlayabilirim. Şu adam diyor ki, ‘Benim siyasal aidiyetim CHP’de değil. Beni bu ekip seçti. Özgür Özel ekibi seçti. Ona karşı vefa duyuyorum. Ben sizinle çalışmak istemiyorum. Mutlak butlana karşı da tepkim var. Gidiyorum’. Anlaşılabilir kısmen ancak şu anlaşılamaz; yani CHP içinde olup da ayrılıp AKP’ye gitmek hiçbir biçimde anlaşılamaz. Bu hiçbir biçimde kabul edilebilir bir şey değildir. Bu arkadaşlarımızın neden gittiğine ilişkin bir öz eleştiri yapmalıyız, değil mi? Şunun öz eleştirisini yapmalıyız. Bu giden arkadaşlarımızı suçlamak kolay. ‘Kardeşim senin altın ıslak, o yüzden gidiyorsun’ demek ya da ‘Zaten sen başka partiden gelmişsin, bir siyasal aidiyetin yok, o yüzden gidiyorsun’ demek ya da ‘Sen baskı altıdasın, seni tehdit ediyorlar, sana şantaj yapıyorlar’ demek. O yüzden gidiyorsun demek işin kolay kısmı. Ama kardeşim bu belediye başkanlarını seçenlerin hiç mi günahı yok burada? Yani bu belediye başkanlarını bu belediye meclislerini Cumhuriyet Halk Partisi’ne getirip belediye başkanı yapanların hiç mi günahı yok. Yani bunlar hiç öz eleştiri yapmayacaklar mı?
Evet kardeşim biz hata yaptık. Biz de öz eleştiri yapıyoruz. Biz aday belirlerken yanlış adamlar belirlemişiz. Bizim de burada günahımız var demeyecekler mi bu arkadaşlar? Şimdi meselenin bir boyutu da bu. Biz bir öz eleştiri yapılmasından yanayız. Bir daha aynı hataları yapmayalım. Bakın ben bu özeleştiri ben sadece Özgür Özel ve arkadaşların dönemiyle de sınırlı tutmuyorum. Benden önce bu arkadaşlardan önce belediye başkanı olmuş. Mesela Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı, değil mi? Kılıçdaroğlu, hatta Baykal döneminde belediye başkanı olmuş. Bu arkadaşımız AKP’ye geçiyor diye ben kendimi suçsuz ilan edemem. Bu öz eleştiri herkesi kapsar. Siyasette herkes aldığı kararların sorumluluğunu taşıyacak.”
“ÇEYREK ASIR DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKAN EN BÜYÜK YOLSUZLUK”
Bir gazetecinin fon soruşturmasını ilişkin sorusu üzerine Sarı, “2000 yılının başından sonraki en büyük yolsuzluk skandalı. Çeyrek asır döneminde ortaya çıkan en büyük yolsuzluk. Bunun boyutunun ne olduğunu şu anda kimse bilmiyor. Kapatıldığı gün o fonların piyasa değeri 827 milyar liraydı. Yani kabaca 18 milyar dolar. Ancak o orada mı kalacak? Nasıl tasfiye edilecek? Her gün yeni boyutları çıkıyor. Dolaylı etkileri çıkıyor. Mesela borsa aşağıya düşmesin diye Varlık Fonu 50 milyar liralık senet aldı. Bunun 50 milyar dolara mal edilecek bir iktisadi etkisi var. 50 milyar dolar Türkiye Milli Geliri’nin yüzde 3’ü. İnanılmaz bir rakam bu. Şimdi bu bunun tasfiyesi bir sorun. Burada sorumluluğu olanların tespit edilmesi ayrı bir sorun” dedi.
“MESELENİN PARASAL BOYUTU ÖTESİNDE SİYASETİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ BÜYÜK SKANDAL”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in borsadaki manipülasyona ilişkin 11 ay önce uyarıda bulunduğunu hatırlatan Sarı, buna rağmen bir şey yapılmadığını söyledi.
Sarı, “Bu manipülasyonları engellemek lazım ama hiçbir şey yapmamış ya da yapmak istemiş ama yapamamış. Yapmadıysa ayrı bir sorun. Yapmak isteyip de yapamadıysa ayrı bir sorun. Kim engellemiş bunları? Sermaye Piyasası Kurulu 11 ay boyunca niye uyumuş? On bir ay sonra ceza kesmiş. Kaç lira? 4 milyon 430 bin lira. Yani bir daire parası bile değil. Karşılığında adam 11 ay boyunca milyarları, trilyonları götürmüş. Şimdi dolayısıyla iş çok boyutlu. İş sadece bu fonları alıp satanlarla ilgili değil. Buna göz yumanlar, yolsuzluk burada. Bunun siyasi ayağıyla ilgili. Şimdi bir soruşturma yürüyor. Biz de bunu takip ediyoruz. Nereye kadar gidecek? İzleyeceğiz. Takip edeceğiz. Nereye kadar götürülebilir bu, bakacağız. Siyasi ayağı çok önemli. Bu işin siyasi ayağı ortaya çıkmadığı sürece, bu fonlara yol veren, bunlara göz yuman, bu kurumları çalıştırmayan bakanı bile çalıştırmayan eğer böyle bir şey varsa bakanı bile çalıştırmayan bu yapılara bakmak lazım.”
Sarı, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in İngiltere’deki bazı fon yöneticilerini arayıp ‘Ben buraya engel olamıyorum. Ben bir şey yapamıyorum. Bari siz yapın” dediğinin söylendiğini anlattı.
Sarı, “Bu çok büyük bir skandal. Yani meselenin parasal boyutunun ötesinde kurumsal çürümüşlük, siyasetin çürümüşlüğü büyük bir skandal. Bunun ucu nereye kadar giderse, bunun içinde Cumhuriyet Halk Partililer de varsa, YEN Partililer de varsa, AKP’liler de varsa, MHP’liler de varsa kim varsa varsın sonuna kadar gidilmeli. Biz takip edeceğiz. Bununla ilgili bir komisyon kurduk. Çünkü bugün yarın bitmeyecek, devam edecek. Yani sürekli yeni boyutlar kazanıyor” dedi.
KAYNAK: ANKA

















