Halk TV’nin İstanbul’daki binasına sabah saatlerinde polis ekipleri girdi. Kanalın yayınını durdurulurken, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu kanala kayyım atandığını duyurdu.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Şafak vakti Halk TV’ye kayyım atayarak ve polislerle basarak yapılan şey milyonların gözünü bağlayıp suçu gizleme operasyonudur. Ekranı gasp ederek ülkeyi açık hava hapishanesine çevirebilirsiniz ama bu halkın size karşı olan düşüncelerini değiştiremezsiniz. Bizler, aylardır hedef gösterilen Halk TV emekçilerinin, gerçeğin ve doğru haberciliğin yanındayız.”
YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Sandıkta kazanamadıkları belediyelere kayyımla çökenler, Tele 1’in ardından şimdi de Halk TV’ye kayyım atadılar… Halkın gerçekleri öğrendiği, ülkenin gerçek gündemini takip ettiği ekranları susturarak gerçekleri gizleyebileceklerini, halkın sesini bastırabileceklerini sanıyorlar.
Özgür basını baskıyla, tehditle ve kayyımla kontrol altına almaya çalışanlar, aslında ne kadar büyük bir acz içinde olduklarını gösteriyorlar. Özgür basını, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacağız. Halk TV emekçilerinin yanındayız.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek, “Demokratik bir ülkede basının susturulması, hangi gerekçeyle olursa olsun asla kabul edilemez. Bugün susan basın, yarın susan demokrasidir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Halk TV’ye kayyum atanması, sadece bir medya kuruluşuna müdahale değildir; basın özgürlüğüne açık bir müdahaledir. Demokratik bir ülkede basının susturulması, hangi gerekçeyle olursa olsun asla kabul edilemez. Bugün susan basın, yarın susan demokrasidir” ifadesini kullandı.
Türkiye Komünist Partisi Genel Sekteri Kemal Okuyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Halk TV’ye patronu nedeniyle el konmadığını herkes biliyor. Defalarca yayın yasağı getirilen, çalışanları tutuklanan bir kanaldan söz ediyoruz. İktidar dertliydi, Kılıçdaroğlu dertliydi. Partimize patron kararıyla boykot uygulanıyordu ama biz hiç dertlenmedik. ‘Kanalın tercihidir’ dedik geçtik. İktidar ise her konuda kendi tercihini dayatıyor. CHP’yi aldı, bir sürü belediyeyi aldı, en son İzmir’i aldı. Bir medya imparatorluğu kurdu, dışında kalan 2-3 kuruma da el koydu. Tele1 ve şimdi Halk TV. Nasıl bir dağılma ve nasıl bir korkuymuş bu. Bu koşullarda ‘ama patronu…’ diye söze başlayanları patronsuz Türkiye mücadelesine bekleriz.”
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Polis baskınıyla Halk TV’ye kayyım ata. Muhalif gazetecileri bir bir gözaltına al, tutukla. Muhalif siyasileri susturmak için her yolu dene. Halk TV’ye kayyım atanmasını kınıyorum. Basına baskı, gazetecilere gözdağı ve muhalefeti susturma girişimleri kabul edilemez. Tüm bunları yapıp sonra da çıkıp ‘Adaleti tesis ediyoruz, adil davranıyoruz’ yalanlarıyla kamuoyunu kandırıyorsunuz. İktidar hırsınız uğruna bu güzel ülkeye, milletimizin özgürlüklerine ve geleceğine yazık ediyorsunuz.”
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Basın özgürlüğü, siyasi mücadelemizin temel taşıdır. Halk TV başta olmak üzere hiçbir yayın kuruluşuna müdahaleyi kabul etmiyoruz. Şiddetle kınıyoruz. Ancak; yurt dışında yaşayan bir medya sahibinin; Genel Başkanımızı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Cumhuriyetimizin kurucu partisini, CHP’yi ve temsil ettiği siyasi anlayışı hedef göstermesi, en az Halk TV’ye yönelik müdahale kadar tehlikelidir. Basın özgürlüğünü de partimizin hukukunu da kararlılıkla savunacağız!”
YENİ İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Türkiye susmayacak. Sesini, görüntüsünü yasakladıkları, kitaplaştırdığı savunmasını toplattıkları cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de tarihi savunmasını yapacağı gün, Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu ve kayyım kararı, azınlık iktidarının içinde bulunduğu korku ve acziyetin boyutunu gösteriyor. Halkın iradesiyle sahip olamadığı her yere çöken, tehdit, şantaj ve teklif yoluyla satın alamadığını, devletin gücünü istismar ederek zorbaca yöntemlerle teslim almaya çalışan, halkımıza hiçbir vaadi kalmamış bu düzen daha fazla devam edemez. İktidarını kaybetme korkusu ve telaşı içinde olanların, fon vurgununun, derin yoksulluğun, adaletsizliğin üstünü şafak operasyonlarıyla örtmesine, kurdukları muhalefetsiz Türkiye hayalini gerçek kılmalarına geçit vermeyeceğiz. Halkın sesini kısıp nefesini keserek hakikati susturamayacaksınız. Halk TV’nin ve bütün gazetecilerin yanındayız.”
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin, partisinin TBMM Grubu adına yapılan yazılı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaştı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu, muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkasıdır. Kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen el koyma işlemi, halkın haber alma özgürlüğüne ağır ve doğrudan bir darbe indirmiştir. Çalışanların potansiyel suçlu muamelesi görerek iş yerlerine girmelerinin engellenmesi ise medya tarihinin kara sayfalarına eklenecek niteliktedir.
“MEDYA KURULUŞLARI KEYFİ MÜDAHALELERE AÇIK HEDEFLER DEĞİLDİR”
Ülkeyi tek kişilik irade ve baskı rejimiyle yöneten zihniyetin artık görmesi gereken gerçek şudur: Medya kuruluşları itibar müesseseleridir; keyfi müdahalelere açık hedefler değildir. Bu nedenle; kanalın canlı yayınının engellenmesi kabul edilemez. Yayın politikası, kanalın kendi habercileri dışlanarak ve dışarıdan dayatılarak belirlenemez. Çalışanların özlük haklarının korunması, ertelenemez bir önceliktir.
Bir yayın kuruluşunun haberlerini eleştirmek, yanlış bulduğumuz yayınlara itiraz etmek ve yasal haklarımızı kullanmak, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bir kuruma ilişkin iddialar; savunma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bugün yaşanan olayın gerekçeleri ve soruşturmanın kapsamı bütün yönleriyle açıklığa kavuşmadan peşin hüküm vermek, hukuku ayaklar altına almaktır.
“BİZE SALDIRMANIN BİR MALİYETİ YOKTUR, KAYYIM ATAYANLARI ELEŞTİRMENİN İSE AÇIK BİR BEDELİ VARDIR”
Kanala kayyım atayanları eleştirmek yerine Erdoğan’ı eleştirmek yerine Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırmayı tercih edenleri de görüyoruz. Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur, kayyım atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır. Bu kolaycılığı anlıyoruz ancak bu, gerçekle yüzleşmenin yerini tutmaz. Yetkili kurumların hukuka uygun hareket etmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi zorunluluktur.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kişilere ve kurumlara göre değişmeyen bir hukuk anlayışını savunuyoruz. Eleştiri hakkı kadar sorumluluk, özgürlük kadar hukuk ve iddialar karşısında gerçeğin ortaya çıkarılması da demokratik düzenin vazgeçilmez unsurlarıdır. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren bir hukuk düzeni, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesidir. Hak, hukuk ve adalet mücadelesi çerçevesinde Halk TV sürecini dikkatle ve yakından izleyecek; halkın haber alma özgürlüğüne ve medya çalışanlarının haklarına zarar verecek her türlü adımın karşısında duracağız.”
KAYNAK: ANKA

















