1992 yılında Hugo Chavez’in Bolivarcı devrimi ile Sosyalist ve Bağımsızlıkçı bir yönetime kavuşan Venezuela, uzun süredir ABD ve batılı ülkelerin ambargosu altındaydı. Defalarca Venezuela’da darbe girişiminde bulunan ABD, başarılı olamamıştı.
2025 yılında Donald Turump’ın ikinci kez ABD başkanı secilmesiyle birlikte Venezuela’ya karşı ABD’nin askeri operasyonları başladı. 3 Ocak 2026’da ise ABD, “uluslararası haydutluk” olarak nitelenen ve tüm uluslararası anlaşmaları yerle bir eden bir operasyon düzenledi Venezuela’ya karşı.
Haftalardır Karayip Denizi’nde büyük yığınak yapan ABD, gece yarısı başkent Karakas başta olmak üzere liman, üs ve petrol kuyularına saldırdı.
Saldırıdan saatler sonra ise ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyada paylaştığı mesajda Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdıklarını duyurdu.
Trump’ın paylaşımı şöyle:
“ABD Venezuela’ya ve başkanı Nicolas Maduro’ya karşı geniş ölçekli bir saldırıyı başarıyla yürüttü ve Maduro’yu eşiyle birlikte ele geçirip ülkeden çıkardı. Operasyon, ABD kolluk kuvvetleriyle eşgüdüm içinde yapıldı.”
Uluslararası gözlemciler, Maduro’nun kaçırılmasının, Venezuela hükümeti ve Venezuela silahlı kuvvetlerinde Maduro’ya karşı bir iç darbe sonrası ABD ile işbirliği sonucu gerçekleşmiş olabileceği ihtimalini konuşuyor.
















