Rusya-Ukrayna Savaşı’nın arka planını konu edinen “Ukrayna: Pandora’nın Kutusu” belgeseli, Youtube’da yayınlandı.
Yapımcılığını Kam Film’in üstlendiği belgeselin yönetmeni “The Gulen-Bir Gladyo Projesi” belgeseli ile adını duyuran Serkan Koç.
Belgesel, 2014-2022 yıllarında Donbass’ta yaşayan Türk gazeteci Okay Deprem’in tanıklığına dayanıyor. Ukrayna’yı hem tarihsel hem sosyolojik hem de siyasal yönüyle inceleyip yazan Okay Deprem’in gördükleri ve tanık oldukları, Ukrayna’daki çatışmalarla ilgili bilinenleri ters yüz edecek nitelikte.
Belgeselde anlatılanlara göre, Alman Nazi Wehrmacht Kuvvetleri’nin Ukrayna’ya girmesi, Sovyetlerin, refahı en yüksek bölgesinin kaderini değiştirmeye başlıyor.
Nazilerin Ukrayna’daki taşeronu ırkçı Stephan Bandera liderliğinde kurulan Ukrayna Kurtuluş Ordusu (UPA)’nun başta Yahudiler ve Komünistler olmak üzere sivilleri hedef alan eylemlere imza atıyor. Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsız bir ülke olarak kurulan ancak içinde ciddi bir Rus nüfus barındıran Ukrayna’da, bu kez Ruslar Neo Nazilerin hedefi oluyor.
Okay Deprem’e göre, ülkede ilk kırılma 2004’teki Turuncu Devrimle yaşanıyor. İlk kez Batı ve NATO yanlısı bir iktidarın başa gelmesi ve Sovyet döneminin simgelerini hedef alması ülkenin güney doğusu ile orta ve batısı arasında sosyolojik ve duygusal köprülerin yıkılmasına sebep oluyor.
Okay, 2010’da “Rus yanlısı” olmakla itham edilen Victor Yanukoviç’in başbakan seçilmesiyle Neo Nazi örgütlerin, Polonya gibi ülkelerde askeri eğitim almaya başladıklarını anlatıyor. Bu grupların girişimiyle 2014’te ki sivil darbe gerçekleşiyor: “Bunlar başlarda Neo Nazi olarak gözükmüyordu, kimse onlara bu isimlerle hitap etmiyordu. Her şey son aşamada, 2014’te başladı. Siyah kırmızı bayrakları ve simgelerine bakanlar anında 2. Dünya Savaşı’ndaki Nazileri hatırlayıverdiler. Çünkü birebir aynı renk, aynı flama aynı simgelerdi. 2014 Ocak ve Şubat aylarında İçişleri Bakanlığı ve İstihbarat’a ait silah depolarını yağmayıp Kiev’e hafif silahları nakletmeleriyle birlikte meydan bunlara kaldı. İktidarı zor yoluyla ele geçirdiler.”
UKRAYNA’NIN MADIMAK’I
İşte bu sivil darbe Donbass’taki iç savaşın da başlangıcını oluşturuyor. Rus etnik nüfusunun ve Rusça konuşan kesimin yoğun olduğu bölgede, halk kitlesel olarak sokağa çıkıyor. Gösteriler, hızla bir kaç hafta içerisinde Odessa’dan Mykolayiv ve Kherson’a, Harkov’a, Donetsk ve Luhansk’a yayılıyor. 7-8 Nisan’da Donetsk ve Luhansk’ta peş peşe Halk Cumhuriyetleri ilan ediliyor ve bağımsızlık referandumu düzenleniyor. Sandıklardan ezici çoğunlukta bağımsızlık kararı çıkıyor. Bunlar yaşanırken Ukrayna’nın meşruiyeti tartışmalı vekil başbakanı, bölgeye “anti terör” operasyonu başlatıyor.
Okay’ın 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 aydın ve sanatçının yakılarak katletmesine benzettiği ve Ukrayna’nın Madımak’ı olarak nitelediği katliam Odessa’da 2 Mayıs 2014’te yaşanıyor: “Kulikova Meydanı’nda Sovyet döneminde Yürütme Komitesi’nin kullandığı Sovyet döneminden sonra Sendika federasyon binası olarak hizmet eden yapı, bir maçtan çıkan kalabalık tarafından ateşe verildi. O binanın önünde Kiev’deki iktidarı tanımayan, otonom bir Odessa eyaleti isteyen grupların çadırları vardı. Aşırı sağcı Ukraynalılar, onları düşman olarak görüyordu. Kalabalığın saldırması üzerine çadırdakiler binaya sığındı. O bina ateşe verildi. Olayda kimi kaynaklara göre 30 kimisine göre 50 civarında kişi hayatını kaybetti.”
Rusya’nın müdahalesinden önce Neo Naziler, başta Kiev olmak üzere bir çok yerde çok büyük gösteriler düzenliyor. Rusya ile ilişkili olduklarını düşündükleri resmi ya da özel kurum ya da kuruluşu yağmalamaları sıradan hale geliyor ve hiç bir yaptırımla karşılaşmıyorlar. Okay, bunun nedeninin Neo Nazi grupların Ukrayna ordusuna eklemlenmesiyle açıklıyor: “Düzenli Ukrayna Ordusu, savaşın henüz başında çok hızlı çözülmeye başladı. Pek çok şehirde ve yerleşim noktasında Rus birliklerine karşı seferberliği yürüten güçler, ağırlıklı olarak Neo Nazi yapılar. Bunların başında, Sağ Sektör, Aydar, Azov, Şhaktar Tugayları ve Donbass Taburu geliyor.”
Ukrayna ordusunun “anti terör operasyonlarının” bilançosu ise Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 14-15 bin sivil kayıp.
ADI KONMADIK İTTİFAKIN ADAYI
Bu sırada yapılan seçimlerde barışı sağlama sözüyle Zelenski iktidara geliyor: “Zelenski iktidara geldiği andan itibaren aşırı sağcıların, onların devletle ilişkili uzantılarının, kendi aralarında mücadele eden oligarkların arasında kaldı. Bu baskı, Zelenski’nin tecrübesizliğiyle de birleşince süreci bırakın kurtarmayı idare edemez duruma geldi, iplerini en baştan kaçırdı. Bu güçlerin piyonu haline geldi. Mücadele halinde olan oligarklar kendi adayları olmadığı için Zelenski’yi öne ittiler. Yani Zelenski adı konmadık ittifakın adayı olarak piyasaya sürüldü.”
(YÖN HABER)

















