Sosyalist Enternasyonal’dan yapılan açıklamada, İran savaşının gölgesinde ağır bir insani kriz yaşayan Lübnan için uluslararası topluma “sessiz kalmama” çağrısında bulunuldu. Açıklamada, Lübnan’da köylerin tamamen haritadan silindiği, köprülerin yıkılmasıyla birçok bölgenin birbirinden izole hale geldiği belirtildi.
Sosyalist Enternasyonal tarafından yapılan açıklamada, mevcut koşullarda insani yardımın “hayati önemde” olduğu belirtilirken, BM Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) dahil insani yardım çalışanları, barış gücü askerleri ve kurumların desteklenmesi ve korunması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Dünya, İran ile yaşanan savaşı nefesini tutarak takip ederken ve mevcut ateşkesin diplomatik bir çözüme yol açmasını umut ederken, Lübnan ciddi bir felaket yaşamaktadır ve sessiz kalmamalıyız. Lübnan hükümetinin önemli çabaları ve savaştan etkilenen sivil halkın çektiği acılarla dayanışma göstermek yeterli değildir. Yıllar boyunca Hizbullah’ın yol açtığı zarar ile İsrail Ordusu’nun süregelen ve tırmanan saldırıları arasında, zengin bir kültürel geleneğe ve karmaşık bir toplumsal yapıya sahip bir ülke yok edilmektedir.
Son tırmanışın 2 Mart 2026’da başlamasından bu yana, aralarında 350 bin çocuğun da bulunduğu 1,2 milyondan fazla insan evlerini terk etmek zorunda kalmış, iç göç oranı yüzde ikiden yüzde 22,6’ya yükselmiştir. Tüm köyler haritadan silinmiş, köprülerin yıkılması toplulukların bağlantısını keserek onları izole etmiştir. Lübnan hâlihazırda 1,5 milyon Suriyeli ve 23 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır, bu, dünyadaki en yüksek kişi başına düşen mülteci oranıdır.
Mevcut durumda insani yardım hayati öneme sahiptir ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) üyeleri de dahil olmak üzere kuruluşlar, barış gücü ve insani yardım personeli desteklenmeli ve korunmalıdır. Bu koşullar altında, tüm taraflara gerilimi düşürme ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 (2006) sayılı kararı çerçevesinde ateşkes anlaşmasına geri dönme çağrısında bulunuyoruz. Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmeli ve İsrail, Lübnan topraklarında herhangi bir kara operasyonundan kaçınmalıdır. Egemenlik, devletin güç kullanımı üzerindeki tekeli de dahil olmak üzere tüm Lübnan topraklarında yeniden tesis edilmelidir. Lübnan güvenlik güçleri, ülkenin egemenliğinin tek meşru garantörleri haline gelmelidir. Bunlar, bağımsız, barışçıl ve istikrarlı bir Lübnan’ın temel dayanaklarıdır.”
KAYNAK: ANKA

















