İşçi Sınıfı ve Köylülük, Vladimir İlyiç Lenin
20. yüzyılın tartışmasız en etkili devrimcisi ve Marksist kuramın teoriden pratiğe taşıyıcısı Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin Simbirski’de bugün bilinen adıyla Ulyanovski’de 22 Nisan 1870’te doğdu. Dünyanın ilk sosyalist devleti SSCB’nin kurucusu olan Lenin hayatını devrime adamıştı. Bugün onun mirası ve teorisi devrim düşüncesini işçi sınıfı aşılamaya devam ediyor.

ÇOCUKLUĞU VE GENÇLİĞİ
Lenin orta halli ve iyi eğitim görmüş bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya geldi. Babası İlya Nikolayeviç Ulyanov Çarlık Rusya’sının okullarında müfettişlik ve müdürlük görevlerinde bulundu. Çağına göre oldukça demokrat bir insandı. Birçok öğretmenin yetişmesine katkısı oldu. Annesi Maria Aleksandrovna bir doktorun kızıydı. Maddi durumlarından dolayı çocukluğunda bir eğitim alamadı ama kendisini yetiştirerek birçok dil öğrendi. Daha sonrada azim göstererek öğretmen oldu. Fakat Maria Aleksandrovna bu mesleği yapmayarak daha çok kendi çocuklarının eğitimiyle ilgilendi. Lenin’in Dünya görüşü de ilk gençlik yıllarında Çarlık rejiminin baskıcı ortamında ilerici görüşlere sahip olan ailesinin etkisiyle şekillenmeye başladı. Abisi olan Aleksander sayesinde de Marksist kitaplarla tanıştı. Babasını 16 yaşında kaybeden Lenin’in bir yıl sonra da ağabeyi Rus Çarına suikast düzenlemeye çalıştığı iddiasıyla 21 yaşında idam edildi. Bitirme sınavlarına hazırlandığı bu dönemde Lenin’i art arda gelen bu iki olay oldukça sarsmıştı. (1)

DEVRİMCİ BİR ÖNDER HALİNE GELDİ
Yaşadığı trajik olaylara rağmen Lenin yüksek notlar alarak Kazan Üniversitesi’ne hukuk okumak üzere kayıt oldu. Üniversitede ise ilk devrimci faaliyetlerini yürütmeye başladı. Her türlü örgütlenmenin yasak olduğu Çarlık Rusya’sında Lenin üniversitede devrimci çevrelerle irtibat kurmaya başladı. Burada öğrenci örgütlerinin kurulması, okuldan atılan öğrencilerin geri alınması ve baskıcı üniversite yasalarının değişmesi için yapılan bir protestoda aktif olarak yer aldığı için 1887 yılında tutuklandı. Bu onun aktif devrimci yaşamındaki diğer tutuklanmalarının ve sürgünlerinin ilkiydi. Bu tarihten sonra Lenin kendini tamamen devrimci faaliyetlere adadı. 1 yıl sürgün hayatı yaşayan Lenin tekrar Kazan’a döndü. Ama üniversiteye kabul edilmedi. Bu yıllarda da Rusya’da köleliğin kaldırılmasından sonra sanayi kapitalizmi gelişmeye başlamıştı. İşçi sınıfının da buna paralel olarak gelişmesiyle Lenin o dönem Rus solunda egemen bir biçimde yer alan popülist yaklaşımlardan sıyrılarak bilimsel sosyalizmin görüşlerini benimsemeye başladı. Tüm yasaklama girişimlerine rağmen izin almayı başaran Lenin Petersburg Hukuk Fakültesi’ni en iyi notları alan kişi olarak bitirdi. O dönemin St. Petersburg kenti işçi sınıfın oluştuğu ve birçok gizli Marksist örgüte ev sahipliği yapan bir kentti. Lenin hemen teorik bilgi birikimiyle Marksist çevrelerin ideolojik olarak önder konumuna yükseldi. Lenin önderliğinde 1895 yılında Rusya’nın ilk proleter partisinin çekirdeği olacak olan “İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği” kuruldu. Lenin ve arkadaşları tarafından kurulan ‘Mücadele Birliği’ Petersburg kentindeki işçi sınıfıyla hemen yakın bağ kurarak grevleri yönetmeye başladı. Lenin’de bu sırada grevleri ideolojik olarak yönlendiren bildiriler yazıyordu. Fakat daha sonra Lenin ve bir grup arkadaşı devrimci faaliyetlerinden dolayı 1985 yılında tutuklandılar. Lenin cezaevinde kaldığı 14 ay boyunca üretmeye ve grevleri ideolojik olarak yönetmeye devam etti. Lenin’in cezası daha sonra 3 yıl boyunca Doğu Sibirya sürgününe çevrildi. Kapitalizmin gelişimine ışık tutuk tutan eseri olan Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi’ni de bu yıllarda bitirdi. Lenin sürgün yıllarında da devrimci dostlarıyla olan bağlarını yitirmedi. Sibirya’da kendisi gibi sürgün bir devrimci olan N.K.Krupskaya ile 10 Temmuz 1898 yılında evlendi. (2)

BÜTÜN HEYECANIYLA DEVRİMİ YÖNETTİ
Sürgün cezası biten Lenin’in Rusya’nın başkentine veya bir sanayi kentine yerleşmesi yasaklandı. Devamlı polisin ve gizli Çar rejimi ajanlarının takibi altındaydı. Rusya’da kalması artık onun için güvenli değildi. Bu koşullarda ise aklında işçi sınıfının devrimci bir gazetesini oluşturmak vardı. Fakat bu gazeteyi yurt dışında yayınlamaya karar vererek Almanya’ya gitti. lskra (Kıvılcım) adlı gazeteyi 16 Temmuz 1900 yılında çıkarmaya başladı. Daha sonra gazetenin diğer yöneticileriyle birlikte Londra’ya ardından da Cenevre’ye geçti. 1902 yılında da ‘Ne yapmalı’ adlı kitabıyla Marksist bir parti kurmak için ayrıntılı planını açıkladı. Ardından da Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (RSİP) 2. Kongresi’nde parti önderliğini liberallere bırakmayı savunan Menveşiklere karşı devrimci bir partiyi savunan Bolşeviklerin önderliğini yaptı. Bu kongrede Lenin’in devrimci programı Menşevikleri mağlup etmeyi başardı. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi artık işçi sınıfının iktidarını hedefliyordu. Rusya’da işçilerin Çar’a taleplerini içeren bir dilekçeyi sunmak için toplandıkları sırada üzerlerine kurşun yağmasıyla başlayan 1905 Devrimi sürecinde de Lenin aktif bir şekilde örgütlenme çalışmaları yaptı. 1905 Devrimi başarısızlığı da uğrasa Rusya’da artık devrimci sürecin geri dönülemez bir şekilde başladığının göstergesiydi. Çarlık rejiminin baskılarının zirve noktasına çıkmasından sonra Lenin Finlandiya’ya geçti. Bu yıllarda Bolşevikler legal ve illegal yollardan Rusya’da etkinliklerini artırmışlardı. Ülkenin en etkili politik güçlerinden birisi de artık Bolşeviklerdi. 1912 yılında Lenin’in aktif desteğiyle Rusya’da Bolşeviklerin Gazetesi Pravda(Gerçek) çıkmaya başladı. Ufukta beliren emperyalist savaşa Lenin başından beri karşı çıkıyordu. Özellikle 2. Enternasyonal’in önde gelen sosyal demokrat partilerinin milliyetçi tavır alarak kendi hükümetlerine destek vermeleri karşısında Lenin ve Rosa Lüksemburg gibi Marksist önderler barış yanlısı tutumlarından asla vazgeçmediler. 1916 yılında da Lenin sınıf çelişkilerinin en yüksek aşamaya geçtiğini ifade ettiği ve rekabetin yerini tekelciliğin aldığını vurguladığı tarihe damga vuran ‘Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Emperyalizm’ adlı kitabını yayınladı. Rusya’da 1917 yılının Şubat Ayı’nda bir burjuva devrimi patlak verdi. Bu sıralarda ise Lenin Cenevre’de bulunuyordu. Sosyalist Devrimi ön gören Lenin bin bir zorlukla da olsa Almanya üzerinden Petrograd’a varmayı başardı. Burada işçi sınıfının iktidarı almasını ön gören Nisan Tezleri’ni Bolşeviklere sundu. Lenin bu süreçte bitmez tükenmez bir heyecanla işçi ve askerleri Rusya’nın içine girdiği bunalımdan ancak bütün iktidarın Sovyetlere teslim edilmesiyle kurtulabileceğine ikna etmeyi başardı. Temmuz Ayı’nda da burjuva hükümeti Lenin için tutuklama kararı çıkardı. Fakat artık ok yaydan çıkmıştı. Lenin’in önerisiyle işçi ve asker Sovyetleri silahlı bir ayaklanmayla Rus takvimine göre 25 Ekim’de miladi takvime göre 7 Kasım’da iktidarı ele geçirmeyi başardılar. (3) Böylece bütün insanlık tarihi baştan aşağıya değişmiş oldu.

İLKLERİN ÖNCÜSÜ OLDU
Sosyalist Devrimin gerçekleştiği Rusya ise Avrupa’nın en geri kalmış ülkesiydi. Üstelik Çarlık rejiminin 1. Emperyalist savaşta taraf olması ülke ekonomisini yıkıma götürmüştü. Bu yüzden Lenin’in ilk önceliği de barış oldu. Rusya’nın savaştan çekilmesini sağladı. Ardından işçi ve köylülerin acil talepleri üzerine çalışmalara girişti. Ülkede köylülüğün belini büken feodal zincirleri tasfiye etti. Böylelikle toprakta büyük mülkiyet sahipliği sonlandırıldı. Çarlık Rusyası halkların hapishanesi olarak tasvir ediliyordu ve içerisinde baskıya uğrayan birçok farklı kültür bulunuyordu. Lenin sosyalist devrimin arifesinde kültürel baskıları ortadan kaldıran politikalara girişti. Ekonomik alanda da üretim araçlarında işçilerin kontrolü sağlandı ve başta bankalar olmak üzere diğer sektörlerde kamulaştırıldı. Ağır çalışma koşullarından dolayı bitkin düşen işçilere 8 saatlik çalışma süresi getirildi. Çocukların çalıştırılması da yasaklandı. Eğitim ve sağlık gibi uygulamalar da Dünya’da ilk defa bir devlet tarafından ücretsiz olarak halka sunulmaya başlandı. Kadın hakları içinde önemli adımlar atıldı. Yeni Sovyet Devleti kürtajı yasalaştıran ilk devlet oldu. İç ve dış borçların tamamı da silindi. Emperyalist devletlerin ilk sosyalist devrimi boğmak için organize ettiği Beyaz Ordu’nun Kızılordu tarafından yenilmesi sonrası Lenin ekonomiyi rahatlatmak için Yeni Ekonomi Politikaları (NEP) adı verilen iktisadi politikaları uyguladı. Yeni ekonomi politikalarına göre kısmi özel üretime izin verilerek stratejik sektörler devlet kontrolü altına alındı. Böylece ekonomin toparlanması yönünde adımlar atıldı. İlerleyen zamanlarda Lenin’in sağlığı suikast girişimlerinden aldığı yaraların etkisiyle ve stresten dolayı bozulmaya başladı. 1923 yılında Lenin felç geçirerek yatağa mahkum kaldı. 21 Ocak 1924’te de hayatını kaybetti. Naaşı ise Moskova’nın merkezindeki Kızıl Meydan’daki Lenin Mozolesi’nde her gün binlerce insan tarafından ziyaret edilmektedir.
Ulaş Üstündağ
ulasustundag.wordpress.com
Kaynakça:
1.Mete TUNÇAY (Derleyen), Marksist Düşünce Sözlüğü, İletişim Yayınları, 3.Baskı, 2002, s. 383-385
2. SBKP Merkez Komitesi Marksizm-Leninizm Enstitüsü, V.İ. Lenin Biyografi, Sorun Yayınları, Birinci Baskı, 2000, s.64
3. Fehmi Tunçalp (Çeviren), Lenin Resimli Kısa Biyografi, Konuk Yayınları, 29

















